language

ustmenu

searchbar

Kurun 1934-12-08 Sayfa 8

Kurun Gazetesi, 8 Aralık 1934, Sayfa 8

 



Özet

Hayat Yoldaşı.

Yazar: Anton Čehof.

Yazan: Gerhard Hauptmann.

Yazan: W. Şekspir.

Yazan: Ferdi Güllü.

Yazan: Selma Muhtar.

Yazan: Muhlis Sabahat.

Yazan: İsmail Dinli.

Yazan: Cemal ve Ekrem.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

lll

—s — KURUN 5 Birinci kânun 1454

HAYAT YOLDAŞI

Yazan: Anton Çehof

Nikolay Yevgrafiç hiddetle
dedi kiz

— Masamı düzeltmemeni sana
tenbih etmişdim. Temizlik yap -
dın mr, artık aradığını bulabilir -
sen bul. Telgraf nerede? Bunu
nereye attın? Rica ederim ara da
bal. Dünkü tarihle (KAZAN)
dan gelen telgraf.

Solgun benizli, lâkayd tavırlı,
çok ince yapılı olan hizmetçi ma-
sanım altındaki kâğrd sebetin
ginden birçok telgraflar çık
yak, hiç birşey söylemeksi
doktora uzattı. Fakat bunlar hep
hastalardan gelen telgraflardı.
Bir kerre de misafir salonuna ve
Olga Dimitriyevna'nın odasına
bakdılar.

Vakit gece yarısını geçiyordu.
Nikolay Yevgrafiç karısının saat
beşden evvel gelmiyeceğini bili -
yordu. Ona itimadı yokdu. Geç
kaldığı zamanlar biş türlü uyuya:
maz, buysuzlanır, aynı zamanda
karısını tel'in eder, yatağına, ay-
nasma, hergün şundan bundan
gelen şeker kutulara, bütün evi
çiçekçi mağazasının bayıltıcı ko-
kularile kokutan çiçek demetle -
rine lânetler yağdırıyordu. Karı -
sının geç kaldığı geceler asabile -
heşesi kaçar ve huysuzlanmdı.
İşte sene başı tebrikinden başka
bir şey ihtiva etmiyen ve karde
şinden gelen talgrafı, çok lüzum-
lu imiş gibi böyle ciddiyetle ara.
mast, karısını geç kalmasından
mütevellid akabiyetinden ileri ge-
Tiyordu.

Karısının odasındaki masa -
nun üstünde, kâğrd kutusunun al-
tında bir telgraf buldu. Dikkatle
muayene etti. Anmesi | vasıtasile
karısının ismine Monte Karlo'dan
geliyor ve Mişel imzasını taşıyor.
du.. Doktor bunun bir kelimesini
bile anlıyamadı. Çünkü bir ecne-
bi lsanile, ağlebi ihtimal İngiliz.
ce yazılmışdı. Bu Mişel de kim o-
Tuyordu? Karısının Monte Karlo
ie ne alâkası vardı? Neden anme-
sinin vasıtasile geliyordu?

Yedi senelik evlilik hayatında
daima şüphe etmeğe, tahminlerde
bulunmaya, ip ucu yakalamağa
© kadar alışmışdı ki evde yaptığı
bu tecrübeler onu mükemmel bir
polis hafiyesinde bus nan bütün
meziyetlerle teçhiz etmişdi. Ça -
lışma odasına gitti. Karısile bir -
likde bir buçuk sene evvel Peters
burg'a gittikleri zaman eski bir
mekteb arkadaşile, bir mühendis-
le, nasıl yemek yediklerini, bu
mühendisin kendisine ve karısına

ismi Mihail İvanoviç ve kendi adı
da « çok tühaf ve kısa bir isim -
Riss olan genci takdim ettiğini
düşünmeğe başladı. İki ay sonra

doktor bu gencin, üstünde Fran-
sıca yazılmış
#“Bugünün hatırasına hürmet
olarak ve istikbal için ümidler
besliyerek..,,

İbaresi yazılı fotoğrafını karı-
som albümü içinde görmüşdü.

Bir müddet sonra da ona kayın - |

validesinin evinde rast gelmişdi.
© Bu vaka, karısının. evden sıksık

tozayyüb ettiği, sabaha karşı saat

dördde, beyde gelmeğe başladığı
onda bir seyahata çık »
mak için kendisine pasaport al -
masmı mütemadiyen teklif et

Çeviren: Süreyya Samizade
ve onunda bu talebi muntazaman
reddetdiği, kendisini hizmetci -
lerin yüzüne bakmakdan utandı -
racak derecede evde hırgür oldur
ğu bir zamana tesadüf etmişdi.

Altay evvel meslekdaşları
teverrüm tiğine karar vermişler
ve her şeyi bırakarak Kırma git-
mesini ona tavsiye etmişlerdi. Ka-
rısı Olga Dimitiriyevna bunü işit.
zaman çok telâş etmiş, alâka
göstermiş, Karım
soğuk olduğunu, Nis'e gitmesi de
ha doğru olacağını, kendisinin de
ona refakat ederek orada ona
bakacağını söylemiydi.

Karısının Nis diye israr etme
sindeki sebebi şimdi. anlıyordus
Günkü sevgili Mişel'i Monte Kar-
oda yaşıyordu.

İngilizce bir lügat kitabı aldı,
kelimeleri biret birer tercüme et-
ti ve aşağıdaki cümle meydana
çıkdır

“Sevgilimin sıhhatına içer, mi-
ni mini ayaklarını bin kerre & -
per, sabırsızlıkla gelmesini bekle-

muvafakat etmiş olsaydı ne acı -
nacak gülünç bir vaziyete düşmüş
bulunacağını zihnen tasavvur et-
ti. Bu, ona okadar dokundu ki
neredeyse gözlerinden seller dö-

ginde evin bütün odalarını bir a-
şağı bir yukarı dolaşmağa başla-
dı. Gururu, izzeti mesfi ihtilâl et-
mişti. Yumruklarını sıkarak ken-
disi gibi papaz mektebinde yetiş-
miş, saf, doğru, mesleği de dok -
torluk olan bir köy papazı oğlu -
'nun böyle aldatılmağa, iradesi
zayıf, ahlâkı bozuk, kıymetsiz,
bayağı bir mahlâkun elinde oyun-
cak olmağa müsaade edemiyece-
Gini düşünüyordu.

Telgrafı tekrar gözden geçire-
rek kendi kendine:

— Mü ayak! diye murıl.
dandı, minimini ayak!

Ona işik olup evlenmek tek -
ifinde bulunduğu zamanı ve bi
likte yaşadığı yedi seneyi düş
dükçe hatırasında uzun, güzel sa-
Gi, o bir yığın yumuşak bürümcü -
ğü ile minimini, hakikaten mini »
mini, zarif ayaklarından başka bi
sey yoktu.

Şimdi bile o eski kucaklama -
lardan ellerinde ve yüzünde bü -
rümcük ve ipek hissediyordu. İşte
o kadar... Sinirlilik nöbetleri, çığ -
lıklar, azarlar, tehdiletler ve ya -
lanlar, o hainane, aldatıcı yalan -
lar bittabi hesaba dahil deği
Köyde, babasının evinde iken ba-
zan bir kuşun yanılarak dışardan
içeri girdiğini “ve can havliyie
kendini pencere camlarına nasıl
çarpıp çırpındığını ve her şeyi
hatırladı. İşte bu ka

dın da ken.
sınıftan © uçup gelerek hayatma
girmiş ve onu altüst etmişti. Ha

yatının en güzel seneleri cehen *

nem azapları içinde geçmiş, saa”

det ümitleri birer b'rer sönmü
sıhhatı bozulmuş, evinde bir ko -

leden köydeki annesine on ruble
bile göndermeğe
madıktan maada
mikterr elli bini

külecekdi. Büyük bir heyecan'Pr

kot evi havası esmeğe başlamış|
ve her sene kazandığı on bin rub- |

TAKVİM

Camiini | Pasa

Ki 84 ci Kânan | v6 Kamusl
amatan |2 Rümaza
Gn doğaya Yi pri
çat 16
nos İİ ios
se oi
Akşam samanı | ea) ia
Yak saman iii

suyun
ISTANBUL

18 den 18,30 4 kadar Franatzca ders,
18,30 dan 18,50 ye kadar Jimnastik (Ba
yan Azade) 18,50 den 19305 kadar
Plil, dans musikisi ve meşeli musiki
19,30 dan 19,40 » kadar Dünya habörle-
ri, 18,40 dan 20 ye kadar Teganmi: Meh:
med Münür, Bariton, 20 den 20,30 a ka:
dar Spor kluşması, Eşref Şefik, 2030
dan 21,15 e kadar Macar havaları, 21,8
den 21,30 & kadar Anadolu ajans, bör.
salar, 21,30 dan 22 ye kadar Türkçe töz
lar Bayan Bedriye Rasim. NOT,
(Efa şarkıları), 22 den itibaren radyo,

ye, 18 baberlr, 2425 kahvehane Kase
308 Ke. VARŞOVA, 1818 m
18 Dana müstkil 1550 konferan,

diet rl piyano ek
lar 200 Kantara 2030 hammr 3048
ör, paper emi orka Koma
4 habar 23 Selamı sn 38
id, 2 yz ka, TE A A0
yil he dar ler 20 ker
4 dl m

48 Ki BUDAPEŞTE, 80 10.

a8 konmmrataranan hak âşk,
2039 hş re, 24 arıya Lt et,
2240 uyar. yaba, 21 Perl çin o
ara, 2040 pat mama km tra
inan ann
görünüyordu ki, eğer evinde bir
eşkiya çetesi yaşamış olsaydı, bu.
adımın vekdiği bri b
betle, hayatı bu derece ümitsiz ve
perişan olmıyacaktı.

Öksürmeğe başladı. Yatağa gi-
rip ısmması lâzımdı, fakat yapa--
mıyordu. Odalarda dolaşmasına
devam ediyor, yahut masanın ba-
şına geçerek © bir kâğıdın üstüne
kurşun kalemiyle sinirli sir
şeyler karalıyordu:

“Kalem tercübe
Mnim'ni bir ayak.

Saat beşe geldiği zaman artık
yorulmuş ve bütün kabahati ken-
dinde bulmıya başlamıştı. Öyle
ya, Olga Dimitirievna eğer üze
rinde iyi bir tesir uyandıracak

? — belki de sadık
olurdu. Ken:
tçı idi, kadın kalbine dair
hiç bir şey bilmiyordu. Aynı 2
manda kaba idi, hoşlanılır tipler.
den değildi. Kendi kendine;

“ — Zaten çok yaşıyacak dei
Timi, diye düşündü, ben ölmüş bir
adamım, Yaşıyanların yaşamala -
rına mani olmamalıyım. Hak tale-
binde ssrar etmek artık tuhaf ve
İ manasız bir şey olur. Onunla

evdiği adaria
Kabahati de
kendi. üzerime alırım., ©
Giri

Olga Dimitriyevna | nihayet
geldi. Çalışma odasina girerek ar-
kasında boyaz kürk, ayaklarında
İâstik'er, bir sandalyaya gömül -
dü. Sık dık nefes alıp
| se

doğrusu
İ Ben buna tahammül edemem. Kat
tiyyen tahammül edemem.

Kocası, ona doğru giderek:

— Nedir, ne oldu?

Diye sordu:

Kadınlar Adası!

rhi

Hauptm

Gençlik taşkınlı
gidiyordu.

Bu muhteşem ressam kızı, şa-
hane adımlar ve atlayışlarla hur-
ma ve pisang ağaçlarının teşkil
ettiği cennet bahçesinden hızla
geçerek, arara kümelerini ürki
terek gidiyordu. Onu bir Avru”
palı görmüş olsaydı. Rubensin
tablolarında görüldüğü gibi etek-
lerini kaldırmış ve olimpik bir a-
teşle tutuşmuş olan bir Ârtemise
rastgeldiğini | sanırdı.. Ms Lau-
rence öyle bir arzuya tutulmuştu
ki bunu ölüm derecesinde susa -
yan yorgun bir yolcunun ateşiyle

içinde boğulup.

bu arzusu bir dolup taşma esi
idi. Güneş, toprak ki
çek ve meyve zenginliğini, hur-
ma ve baharat ağaçlarını sıcak
wsarelerini yaratıyor, ovaları ve
tepeleri mukaddes tütsü bulutlar
riyle kaplıyordu. Mis Laurence-
de de nadide bir çiçek, olgun bir
hale gelen kayst gibi o arzüyu 2-

raber ondan dolayi bir saadet te
duyan güzel Miş Laurence kendi
kendine diyordu

— İşte kibirlliğin, azamet -
füruşluğun neticesi böyle olur.
Kendimi soğuk kanlı, her şe,
hakeme eden Pallas Atheneye
benzetmenin akibetini on misli 0-
larak çekiyorum. Kendimi müda -
faadan büsbütün #ciz bir halde
görüyorum. Şayet kendimi bu
kadar aziskâr, bu Kadar teçeli;
ağaçları kökü'ile söküp çıkarazik”|
kadar kuvvetli hissetmeseydim
bu halimi bir boyunduruk altına
girmek, yahut tam bir bitaplık gi-
bi telikki ederdim.

Mis Laurence, bir aralık Mis
War: hatırladı. Fakat esrarengiz
bulutun muhakkak merkezinde
bulunup ta ezeli kuvvetle izdiva-
ca götürülürken Mis Warın ne e-
hemmiyeti olabilirdi? Mie Law-

Yenceinin bütün hatıraları değiş -
mişti, Gördüğü, işit
ettiği, kokladığı şeyler sanki o

zamana kadar görülmemiş, işitil-
memiş, temas edilmemiş ve kok-
lanmamış gibi geliyordu.

Ya Tavus? Bu iç açıcı Eros
birdenbire çalılıklar. arasından
karşısına çıkınca da Mis Lauren
ce onu dajlk defa görüyormuş

ibi oldu. Güzel ressam kızı o-
nu itaat altıma alacaktı, şüphesiz.
alacaktı. Hattâ on bin defada
ha güzel, on bin defa daha baş
döndürücü bir Eros dahi olsa...

Güzel Laurence, Mass Müller -
in cihanşümul din hakkındaki fik-
rine iştirak ettiği adada tesis e-

kendisine vekalet

dikmiş olan Netre - Dame des mâ -
met kilisesine yavaş yavaş Helen.
Hint unsurları karıştırıyordu. Bir
vapurun adaya yalaşarak kendi
lerini kurtaracağı ümidi ün
kavbolduktan sonra Mis Lauren -
cedeki bu meyil günden güne ar-
tayordu.

Buu kurtuluş ümidi parlayıp,
söndükten bir kaç ay sönra Mis
Leurence tarafından kadınlar da-
ğinım simal taraflarındak! sonun -
da muazzam bir sahil uçurumu ü-
zerinde yeni bir madet kuruldu.
Oradaki arazi tabil bir parkın en

(Yarm bitecek)

söçme çeşitlerine malik bulunu -

Düne çeviren: A,

38

yordu. Adanın binlerce sent

vel mesküzi olduğuna delâlet

mabet harabesi de orada
Asıl Laurence o zaman?

olduğu gibi artık “iyi ümit

8, nr dn sek sile ziyaret © e

ve gariptir, kurtuluş kei 4

layıp söndüğü gündenbe'i

sun derslerine de bakm”

Diyordu ki:

derin ve muayyen bi
bına sokulmazsa iyi olur. dili

© fikir kalıbına bizzat i
mağlup oluyatı, o
at Mis Wara ri “
miyor ve onun yerine #iİ iht
barte Kalbın geçmesinde. öf iii
memnun görünmüyordu My ii
Mis Laurence'in meden, © ft.
tedrisata dı miele
yabilmek için beyhude
İM mma yn
diği izahattan Fazla bir 49 ği
mek istömiyordu.. Hattâ Sg iz
Mis Warden da uzaklaş" yiğidi,
Even aval ve vaz
nu icap ettiriyordu.. Yeni !
kurulalıdanberi Mis Las"
civardan ekseriya “ayrılın.
Evvelâ haftada iki defa fi

şehrine okadar iniyord”
kat sonralarriki haftsii il,
iyordu. Nihayet kadınlf
ni bir defa ziyaret edişi 4
bir ziyaret oldu.

Çünkü Mis Leurence
altı ay mezuniyet
.zarfında kilisede Juliane

di. Miş Laürence'i
olunan yeni vekil için

merasimde güzel rahibe #*
söyledi: E

İR TIYATRO
vi EMSİLLER'
Bu gece sent 20
HAMLET pa
5 perde ŞehirTüği
ei | 0
ya UM
maria Nİ im 5 İş

Eski Fransız sare N

Bu gece saat 20 Ç

su BiR
RÜYADIR

eşi |

Besteliyen: F.
Yazan:
Selma Muhtar
Son haftasi
Pek yakında
arel Del



Bu sayıdaki diğer sayfalar: