language

ustmenu

searchbar

Akşam 1929-04-16 Sayfa 6

Akşam Gazetesi, 16 Nisan 1929, Sayfa 6

 



Özet

Adnan Arif beyle berber esnafindan Sireyya, sulh hakiminin huzuruna çıkırlar. Berber, Adnan beyden 150 kurşu para istiyor. Berber, Adnan beyden 50 kurşu, bir köpek aslan biçimi kräfti için; 100 kurşu da, işinden gücünden alındılar. Berber, bu kadar getirildiğine inanıyor.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

14

|

Gil 4

Di ği

#

5

rr iğ

>.

“şeklinde

e m

e

e 1 ak

Ğİ zi a e İN,

Akşam

bir hikâye

Adnan Arif beyle berber esna-

MN Birimi köpek

)
)

— Köpek neden benim

fından Süreyya, sulh hakiminin | oluyormuş? Benim değil ki...

huzuruna çıktılar.

Berber, Adnan beyden
kuruş para istiyordu:
50 kuruş, bir köpeği aslan biçimi
kırktığı için; 100 kuruş da, işinden
gücünden alıkonulup (buralara
“kadar getirildiği için...

Hakimin emri üzerine, berber,
vakayı şu suretle anlattı.

150

— “Efendim, bizim dükkân,
Beyoğlundadır. Malümya, Beyoğ-
lunda, tıraş olan yalnız beylerle
hanımlar değil... Pek çok madam-
ların, mösyölerin köpekleri var.
Onları da kırktırmak istiyorlar.
işte efendime söyliyeyim, ben,
dükkânımda yalnız adamları tıraş
la kalmam. Köpekleri de kırkarım.
Amma, tabii, başka makine ile...
Adam müşterilerimin o saçlarını
kestiğim ile değil...

Bundan bir hafta evvel, hani,

havalar iyi gitti ya... İskemle
atmış; dükkânımın önünde
oturuyordum... Bu Adnan Arif

bey (kendisini o zamana kadar
tanımazdım) yanında tüylü tüylü,
yumuk yumuk, fakat bakımsız
bir köpek ile, geldi; dükkânımın
önünde durdu. Camekândaki ka-
dın mankenine bakmıya başladı.

“— Beyfendi!" Şu köpeği aslan
kırkayım mı? - diye
sordum. »

— “Aslan şeklinde mi?

— “Evet, aslan şeklinde... Ya-
ni, tüyler, yalnız ön tarafında
salkım, yele gibi kalacak... Arka
kısmı tamamen kırkılacak... Bir
de kuyruğunun ucunda bir topuz
ve dört ayağında top top tüyler
bırakılacak... ği

“Adnan bey, kahkahayla güldü:

“ — Hah, hah, hah, hah...
Amma da tuhaf, amma da tuhaf
ha... Gören, bayılacak...
© “Bunun üzerine, köpeği, aslan
biçimi kırktım.” Adnan bey baş
ucumda durdu ve benim nasıl
çalıştığımı seyretti: İş bittikten
sonra:

“—Eeee... Şimdi haspayı
nasıl buluyorsunuz? - diye sordum.

“— Çok yakıştı kârataya!- dedi

“— Ben köpekleri 50 kuruşa
.kırkarım.

“— Pahalı değil.

“Bunun üzerine yürümeye baş-
ladı. Köpeği de arkasından...
Öyle memnundu ki, ucu top kuy-
ruğunu iki yana sallıyordu. Adnan
beye seslendim:

“ — Efendi,
bizim 50 kuruş?

“ — Nasıl 50 kuruş?

“ —Canım, Köpeğinizi kırkma-
dın mı?

efendi! | Hani

Adanan — ( Hakime ) Evet
efendim... Köpek benim değil...

Yoldâ peşime takılmış geliyordu. |

Pis köpeğin birisi.. Şafi köpeği.

Hakim — Niçin sizin olmadı-
ğını söylemediniz de bu zavallı
berberi nafile yere çalıştırdınız
öyleyse?

Adnan — Söyledim.

Hakim — Evet, söylediniz! Söy-

lediniz amma iş bittikten sonra... |

Berber, devam etti:

—“Sonra, efendiciğime, anlatayım:
“Adnan beyi yakasından yaka-
ladım... O bana, ben ona, o bana,

ben ona... Atıştık.. Polisler
eldi:;.. “Bize posta etli...
Haydi karakola... köpek de

peşimizden geliyordu... Daha doğ-
rusu sahibinin, yani Adnan beyin
peşinden.. Polisler bile buna şa-
hittiler. İçlerinden biri: "köpek si-
zin olduğu anlaşılıyor. Haydi ezi-
yet etmeyin! Verin şu adamın
parsını!,, dedi.

Adnan — Peki orası doğru
amma, köpeğin bana ait bulun-
madığını
var: Hele polis efendiler söylesin-
ler. Ardım sıra gelen kelbe:

“ Hoşşt! Defol! , demedin mi?
Şayet benim olsaydı, kovar mıy-
dım?

Reis — Ne de olsa, zavallı ber-
bere oyun oynamış, onu beyhude
çalıştırmışsınız. 50 kuruş kırkma
parası, 100 kuruş da işinden alı-
koyma parası vereceksiniz.

Adnan, — Öyle amma...

Reis — Amması, mammması
yok... Cezayı naktiyi kabul etmi-
yor musunuz ? kabul etmezseniz
söyleyin: Ona göre davranalım.

Adnan, düşündü, taşındı 1,5
lirayı sonmaktak gayrı çare bu-
lamadı.

Köpeğin bundan sonraki mace-
rası en garibidir: Asıl sahibine
gitti. Asıl sahibi, onu görünce;

“ —Vay köpogluuuu!... - diye
haykırdı. - Berbere verecek parayı
nerede buldun, ulan?,,

Nâkili : (Va-Nü)
Hisap hocası makine

İngiliz gazeteleri banka idare-
lerinde büyük inkılap (Oo vucuda
getirecek bir hisap makinesinin
icat edildiğini haber veriyorlar .
Bu makine o kadar mükemmeldir
ki hisap profesörü dinilecek olsa
hata edilmiş olmaz.

Makine bankalarda hisabatı
esasiye defteri ile hisabı carı
defterine hacet birakmamaktadır.
İlk defa bu makine İngilterenin
en büyük bankalarından biri olan

Tefrika numerosu: 61

Midland Bankta tatbik edilmiştir.

CASUS MEKTEBİ

Mis NORA DAVİS in sergüzeştleri

— Haaa... sana “söylemeğe
unuttum! İşte, hastahanede bana
merakla sorduğun ENVER PAŞA
budur. Bir az terlemiş... Kayserin
huzurundan yeni çıkmış olacak.
« — Yakışıklı bir adam...

— Kendisi aynı zamanda Türk
sarayına mensup damatlardan
biridir. Galiba, bir kaç gün sonra
yapılacak olan umumi taaruz gü-
nüne kadar Berlinde kalacak...

Madam Hüzberg muhaverenin
mevzuunu değiştirdi. Beş on
dakika kadar davetlilerin tua -
letlerinden bahsettiler.

— Dans başlamıştı.

Veller
dönüyordu.

Enver paşa, kenardaki maro-
ken koltuklardan birinde bir Al-
man ceneralile beraber oturmuş
konuşuyordu.

Madam Hüzberg Alman zabitile
tam Enver Paşanın önünden geçi-
yordu.

Genç kadın bu esnada Türkiye
harbiye nazırıle tanışmak için bir
çare bulmuştu, Yavaşca elindeki
ipekli mendilini Paşanın önünde
yere düşürdü.

Enver Paşa ipekli mendili yer-
den aldı.

nişanlısı ile beraber

isbat edecek delâilim |

Timsah haşlaması

| Sarhoş hizmetçi

| beş timsahı da

i haşladı!

| yortuları münasibetile bir canbaz
| heyeti gitmiş ve bir kaç müsa-
, mere vermiştir. Canbazhanenir en
! şayan dikkat numerolarından biri
beş koca Timsahın icra ettikleri
danslarmış !...

Bu senenin soğukları pek fazla
olduğundan timsahların bulunduk-
ları büyük kazanların suyu | ılık

olması için altlarında ateş yakıl-
maktadır.

Timsahlara bakan hademe yortu

kazanların altına fazla kömür at-
mış. Akşam timsahlaçın danset-
mek -sırası geldiği vakit kazanlar
açılmış fakat içinden hayvanların
yerine kesif bir bukar çıkmıştır.
Merakla kazanların başına koşan-
lar kazanlarda canlı timsah yerine
timsah - haşlaması bulunduğunu
görmüşlerdir. İ

Zonguldakta ete narh
Zonguldak belediyesi bir etlere
narh koymuştu. kasaplar
eti narh üzerinden satmak için
fena hayvan kestiklerinden bele-
diye narhını kaldırmıştır.

Halk sütunu
Bir teşekkür

İki yaşındaki ikiz; kızlatımdan birisi

raret içinde yatıyordu. “Doktor bulmak
ve çağırmak imkânı" yoktu. Validesinin
feryadı üzerine lesadüfen komşumuzda
ınisafir bulunan doktor Veliyettin Lâmi
bey imdadımıza yelişti ve yavrumuzu
ölümden kurtardı, Kendisine alenen
teşekkürü bir vazife bilirim.
Samatyada : İstanbul Telgraf baş
memurlarından Saip

Bir mürebbiye iş arıyor
Her gün sabahları öğleye kadar aile
nezdinde çocuklarla meşgul olmak üzere
Türkçe ve Fransızca: lisanlarına aşına
bir ecnebi mürebbiyesi iş arıyor.
Adres: Akşam vasıtasıyle Melle A. R.

- Bir kariimize cevap
- Cevat beye -

Adresini öğrenmek istediğiniz zat
Kalarmıştaki Fenerbahçe yolundaki ha-
“ nesinde ikamet etmektedir.

,
Iş arıyorum
Makinedrn anlar, muhtelif fabrikalar-
da çalışmış, aynı zamanda Okuma yaz-
ması yerinde 20 yaşlarında bir genç,
iş arıyor. Her türlü ayak işlerinde de
çalışabilir.
Adres : Akşam matbaası vasıtasiyle
M. Namık

kokusu Paşanın hoşuna gitmişti.

Yanındaki Alman ceneralı ile
aralarında şu muhavere cereyan
etti:

— Uzaklaştılar...

— Zahmet (etmeyiniz (Paşa
hazretleri! Şimdi yine geçerler...
— Genç ve güzel bir çift...
— Evet... Yeni nişanlıdırlar.

— Belli.. çehrelerinden de ne
kadar çok mesut oldukları anla-
şılıyor.

— Çok fedakâr bir kadındır.

— Bu yakışıklı binbaşı kimdir?
— Erkânı harbiyede istihbarat
dairesi şefi..

— İsmi?

— Veller..

— Geçenlerde gazetelerde es-
rarengiz bir surette yaraladığını
okudğum zabit acaba bü mudur?

— Evet. kendisi bu hadise

Fransada Lımoj şehrine paskalya

günü fazla şarap içmiş, sarhoşlukla

geçen akşam hastalaarak 40 derece ha-

Gümrükler umum müdürlüğünden:

1 — 9Kânunusani929 tarihinden itibaren münakasaya konulan İzmi
Gümrük anbarları tamiratının ihalesi tahsisat temin edilmemesinden
tehir olunmuştur. i

2 — Tamiratı mezküre | Nisan 929 dan 20 Nisan 929 tarihine
kadar yirmi gün müddetle şartnamenin bazı maddeleri tadil edilmek
suretile yeniden kapalı zarfla münakasaya konnlmuştur.

3— Bedeli keşfi (71400) yetmiş birbin dört yüz liradır.

4 — Bedeli ihalesinin sülüsü 20 bin lirayı geçmemek üzere teminat
mektubu mukabilinde berveçhi peşin verilecektir.

5 —Muaddel şartnamenin alınması için Ankarada levazım müdür-
lüğüne İstanbul ve İzmirde gümrük baş müdürlüklerine müracaat edil-
mesi.

6 — Taliplerin evelki ilânda gösterilen maddeler dahilnde müddeti
muayyenesinden evel gümrükler umum müdürlüğüne müracaatları ve
teminatı muvakkatesinin tediyesi.

Münakasaya Ankarada umum Gümrükler
929P azargünü saat İ4tedir.

müdürlüğünde 21 Nisam

Kereste münakasası

Tütün inhisarı umumi müdürlüğünden:
13/4/929 tarihinde pazarlık suretile alınacağı ilân edilen 1500 metre
mikabı kerestenin ihalesi 18/4/929 Perşembe gününe kaldığı ilân

olunur.
umumi id

Devlt Demir yolları ve Limanları wnwni i

Fevzi paşa - Diyarbekir hattının 150 - 222 - 000 - 238 etüt kilometre-
lerile işaret edileu noktaları arasında bulunan on üçüncü kısmın tes-
viyei iürabiye ve imalâtı sınaiyesi 28/3/9429 tarihinden 16/4/929 tari-
hine müsadif salı günü saat on dört buçüğa kadar kapalı zarf usulile
mevkii müuakasaya vaz olunmuştur. Teklifnameler vaktı mezküre
kadar Ankarada Devlet demir yolları ve limanları idarei umumiyesi
kâtibi umumıliğince alınacaktır. Talip olanlar mezkür kısma ait muka-
vele, şartname ve vahidi kıyasii fiat cedveli ile evrakı fenniye takımını
kırk lira mukabilinde olmak üzere Ankarada Devlet demir yolları ve

limanları idarei umumiyesi maliye ve muhasebe işleri riyasetine mura-
caat eylemeleri lüzumu ilân olunur.

Devlet demiryolları ve Limanları
Umumi idaresinden:

İdaremize lüzumu olan yüz bin ton maden kömürünün münakasası
6 Mayıs 929 pazartesi günü saat (16) da Ankarada Umumi idare
binasında icra edilecektir.

Münakasaya iştirâk edeceklerin teklif mektuplarını ve teminatı mu-
vakkatelerini yevmi mezkürda saat (15,30) a kadar Umumi idare yazı
işleri müdürlüğüne vermeleri lâzımdır.

Talipler münakasa şartnamelerini (250) kuruş mukabilinde Ankara-
da malzeme dairesinden Haydar Paşada mubayaat komisyonundan
tedarik edebilirler.

Umumi

Devlet demir yolları ve limanları imi.

326 adet vagon sustası münakasası 4 Mayıs 929 cumartesi günü
saat (16) da Ankarada Bolu palasta malzeme dairesinde icra edilecek-
tir. Münakasaya iştirak edeceklerin teklif mektuplarını (550) liralık
teminatı muvakkatelerini yevmi mezkürde saat (15,30)a kadar Umumi
İdare yazı işleri müdürlüğüne vermeleri lâzımdır. Talipler münakasa
şartnamelerini (200) kuruş mukabilinde Ankara da malzeme dairesin-
den, Haydarpaşada mubayaat komisyonnn dantedarik edebilirler.

Devlet Demir yolları ve limanları

umumi idaresinden:

Devlet Demir yolları ve Limanları idaresi demir yoluna ait biletle-
rin satışı ve bagaj muamelâti ile iştigal etmek üzere yataklı vagon
şirketile Galatada köprü başında bir acente tesisi hakkında bir mu-
kavele aktetmiştir. Bu mukavele mucibince Anadoluya gidip gelecek
yolcuların bagajları mezkür acentada teslim ve tesellüm olunacaktır.

Acenta bundan maada paket muamelâtı ile de iştigal edecektir.
Fazla fafsilât için istasyonlar ve acenta yazıbanelerine talik olunan
ilânlara müracaat edilmelidir. Umumi idare

16 Nisan 1929
ni

“ Mendildeki keskin bir lavanta

üzerine terfi etmiş ve binbaşı
olmuştur.

— O hadisenin iç yüzünü bi-
liyor musunız?

— Hudutta bir casus kendi-
sinin yaralamış.
— Besbelli

için...

— Fakat binbaşı Veller ölme-
diği için, hainin izini buldu. Ca-
susun omeydana çıkarılmasında
nişanlısının da büyük fedakârlığı
görülmüştür.

— Casusu ne yaptılar?

— Derhaleidam...

— Ne millettandi?

— İngiliz.

Bu esnada muzik durmuştu.

Salonda her kes birbirlerile
görüşmeğe başlamışlardı.

Madam Hüzberg uzaktan Enver
paşanın kendisile meşgul oldu-
ğunu ve arada sırada, yanındaki

izini (o kaybetmek

ceneralla konuşurken elindeki

ipekli mendili kokladığım görüyor-*

du.

Genç kadın, nişanlısının koluna
girmişti; gayrı ibtiyari olarak
Enver paşanın bulunduğu köşeye
kadar yürümüşlerdi.

Binbaşı Veller:

— Yavrum! dedi, sola sapalım,
önümüzde cenerallar oturuyor.

— Neiyi.. bende şu Türk ce-
neralını yakından görmüş olurum.

— Canım ısrar etme! Bak, be-
nim eski ordü kumandanım da
onun yanında... Şimdi tamamile
önlerinden geçersek bizim ku-
mandan bizi lâfa tutar.

Fakat bir emri vaki bu kısa
muhavereyi birden , kesmelerine
sebep oldu.

Alman Ceneralı uzaktan güle-
lerek, bu mesut çifti yanlarına
çağırmıştı. ( Mabadi var )



Bu sayıdaki diğer sayfalar: