Özet
Serseriler için mektep.
10 kuruşa hem yiyecek hem yatak veriliyor.
Yalnız bir şart var: iptida sinfa girerek hocanın dersini dinlemek.
Harbi umundan sonra Amerika'da hissizlik, sakavet vaktaları sayanı dikkat derecesine artmış, cinayetler oğlanmıştır.
Bunun başlıca sebebi içki kaçaklığıdır. Evvela kaçaklığına bağlayanlar bilebiliyor işi hürsizlere, sakavete dökülmektedir. Bunun için son zamanlarda Amerika'da serilerleri miktan fevkalade artmıştır.
Bunu gören Con Mey isiminde eski bir mahkeme reisi Amerika'daki serilerleri islah için bir mektebi açmıştır.
Bizim para ile günde 10 kuruş verenler bu mektebe devam edebilmektedirler. Serseri talebeleme mektepte yemek verilme ve yatak için de temiz bir yatak gösterilmektedir. Con Mey mektebinde talebele tarih,ografía, hesap, ictimiyat ve sair dersler gösterilmektedir.
Mektepte gayet salk bir disipline vardır. Talebe muayyen saatta mektebde gelme, muayyen saatta derse girmeye, muayyen saatta kalkmaga mecburdur.
Serseriler bu intizamı alınca yavas yavas serileriyle var geçiyorlar. Mektepten mezun olanlar hem islahu nefs etmekte.
Kış sporlarının son günleri.
İsviçre'de Davosta yapılan yarışlar.
İsviçre'de kış sporlarının son günleri pek parlak geçiyor. Geçen hafta Davosta büyük müsabakalar yapılmış, bunlar seyretmek üzere binlerce kişi toplanmıştır.
Davos İsviçre'nin veren sanatoryonları ile maruf bir yeri.
Buradaki hastalardan çoğu açık havada hafif olanlar ve ya iyileşmeye yüz tutanlar bazı yarışlarda da iştirak etmiştir. Atlı kuzak yarışı sanatoryondaki veremlilerden biri olarak bulunmuş, hastalıkları.
Tefrika numerolu: 48.
CASUS MEKTEBI.
M. Hüzberg, yatak odasındaki toplam masının güzelli bilizam açak birakmış. Bu güzizin içinde bir kaçı hissi romanca cski kocası hakkında yazabiliyor. O yatak odasından piykenin bütün bunları.
Her akşam bir hikaye.
Hüsrevin fikri.
Ferit, o sabah, yatağında kalkar kalkmaz öyley ile çekti. Tam saat 12 de muvazillerin: —AKŞAM! AKŞAM! 12 sakifeli AKŞAM! —diye haykardırlarının iştirince, Divan Yolundaki evinden sokakta girdi.
Bir gazete aldı.
Oh, yarabbi şükür!.. Makalesi konulmuştur. İşte, hayata da ilk defa olarak yazısı etmiştir ediyor.
Sürtünen yutar parçalarına sahne oldu. Bir defa bir daha, oğlu 10 kere okudu. Hayrandı Evet, kendisi eserine kendi de hayran kalmış.
"Acarca AKŞAMın patronlarıne mührerleri de yazımın ne fevkalayde şey olduğuunu anlayacakları mı?" diye anlamlar, yahut dikkat etmezlerse vaa bana, yazak bana!. Binaaneleyah, tedabir alamayım.. Nefisine yaplan reklam gayet meşur.».
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
nı dikkat derecede artmış,
nayetler çoğalmıştır.
Bunun başlıca sebebi içki'ka-
akçılığıdır. Evvelâ kaçakçılığa
aşlıvanlar bilâhare işi hırsızlığa,
kavete dökmektedir. Bunun için
zamanlarda Amerikada ser-
“ serilerin mıktarı fevkalâde art-
ıştır.
Bunu gören Con Mey isminde
ki bir mahkeme reisi Amerika-
nektebi açmıştır.
Bizim para ile günde 10 kuruş
erenler bu mektebe devam ede-
tepte yemek verilmekte ve
atmak için de temiz bir yatak
terilmektedir. . Con (Meyin
nektebinde (o talebeye tarih,
grafya, hesap, içtimaıyat ve
dersler gösterilmektedir.
Mektepte gayet sıkı bir disip-
vardır. Talebe muayyen saatta
1 ğa gelmeğe, muayyen saatte
e girmeğe, muayyen Saatte
İ ağa mecburdur.
rseriler bu intizama alışınca
serserilikten vaz
Mektepten mezun
ç seyret-”
mek üzere bin-
ce kişi toplan
e nin verem sana-
toryomları ile
— talardan çoğu açık havada.
karlar içinde dolaşır. Geçen hafta
“ yapılan yarışlarda sanatoryomlar-
daki hastalardan bir çoğu seyirci
larak (O bulunmuş, hastalıkları
aki serserileri ıslah için bir gece İf
mektedirler. Serseri talebelere
Serseriler için mektep
10 kuruşa hem yiyecek
hem yatak veriliyor
“ Yalnız bir şart var: iptida sınıfa
“ girerek hocanın dersini dinlemek
Harbi umumiden sopra Ame- |
kada hırsızlık, şakavet vak'aları |
Seresri mektebini açan eski
hâkim Con Mey
hemde bir iş bularak namuskâ-
rane yaşamaktadırlar. Amerikalı
serseriler bu mektebe büyük bir
rağbet (göstermektedir. (o Con
Meyin mektebinde hepsi birbi-
rinden uslu 230 serseri vardır.
Con Mey gösterilen rağbeti nazarı
dikkate alarak gelecek sene mek-
tebini tevsi edecektir.
iyileşmeğe
yarışlara da
hafif olanlar ve ya
yüz tutanlar bazı
iştirak etmiştir. Atlı kızak yarışını
sanatoryomdaki veremlilerden biri
kazanmıştır.
Her akşam
bir hikâye
ENE. o ibik; yatöğmiimi
kalkar kalkmaz öyleyi iple çekti.
Tam saat 12 de müvezzilerin;
İ AKŞAM! - diye haykırdıklarını
işitince, Divan Yolundaki evinden
sokağa fırladı.
Bir gazete aldı.
—AKŞAMI AKŞAMI 12 sakifeli|
Oh, yarabbi şükür !... Makalesi
konulmuştu... İşte, hayatında ilk
defa olarak yazısı intişar ediyor-
du. Sütunları yutar o parçalarca-
sına okudu. Bir defa, bir daha,
okudu. Belki 10 kere, belki 20
kere okudu. oHayrandı. Evet,
kendi eserine kendi de hayran
kalmıştı.
“Acaba AKŞAMın patronlarıyle
muharrirleri de yazının ne fev-
kalâde şey olduğunu anlıyacaklar
mı? - diye düşündü.- Anlamazlar,
yahut dikkat etmezlerse vaaah
bana, yazık bana!.. Binaenaleyh,
tedabir almalıyım... Nefsine yapr-
lan reklam gayet meşrudur.»
Ferit, böyle düşünerek, derhal
yazı masasının başına geçti. Şöyle
bir mektup yazmağa başladı:
Akşam ceridei feridesi
tahrir müdürlüğüne
Enis Tahsin bey efendi,
Bravo! Aşkolsun! Aferin! Çok
yaşayınl... Gazetenizi öteden beri
cidden nefis çıkarıyorsunuz! Sa-
dık bir kariinizim... Milli irfana
ettiğiniz hizmet tarihe altın harf-
lerle yazılacaktır. Lâkin, efen-
dim, bu günkü 12 sahifalı nüs-
hanızda “Ferit, imzalı o şaheser
mekale ne harıkadır, ne nefaset-
tir... Okudum okudum da par-
mağım ağzımda kaldı... Şayet
karilerinize hadim olmak ister-
seniz, çok rica ederim hu Ferit
bey kimse ona daima yazı yaz--
dırın!,
Şimdi, mesele, imza bulmağa
kalıyordu: Mehmet Ali mi demeli?
Ali Riza mı demeli? - Lâkin,
bunlar uydurma tesirini yapardı..
Binaenaleyh.. Binaenaleyh?..
Feridin aklına, birdenbire, arka-
daşı Hüsrev geldi. Arnavutköyünde
oturan bu Hüsrev kendisini son
derece kıskanırdı. Şayet, yazısı-
nın intişarını ogörecek olursa,
İ kim bilir nasıl küplere binecekti,
Ferit:
“Bari, kırk yılda bir kere işe
yara, ey Hüsrev!, diye düşündü;
ve, mektubun altına: “ Arnavıt
köyünde Tramvay caddesinde 17
nümeroda Hüsrev . diye
imza attı.
Sonra hizmetçisini çağırdı:
— Al şu mektubu, Hatice!
Derhal bir tramvaya atla! Arı-
vutköyüne gitl (Hüsrev beyn
yanında postahane vardır,
“sakin
evi
m
biliyorsun ya! İşte mektubu, ora-
dan postaya verirsin!
— Pek âlâ efendim!
Hatice mektubu aldı. Sokağa
çıkıp da Babıâli yokuşunu aşağıya
doğru inmeye başlayınca bir de
zarfa göz attı ki:
Enis Tahsin bey
“Aşam,, gazetesi tahrir müdürü
Acımusluk sokağı 13
— Babıâli caddesi
Hayretl. Ferit bey delirmiş miydi,
ne?... Hem vakit, hem de nakit
sarfettirerek, onu, Arnavutköyü-
ne kadar yolluyordu... Halbuki,
AKŞAM, işte şuracıktaydı...
Daha evelki gün, oraya gitmişti...
Gene de gidicekti; ve, tramvay
parasıyla posta ücreti ona kala-
caktı!
AKŞAMda, mektubu
beyin eline verdi.
— Bizim Ferit bey gönderdi
efendim.
Tahrir müdürü, zarfı yırttı.
Yüzünde büyük bir hayret alâmeti
belirdi. Bu yazı, hiç de Feridin
el yazısı değildi... Hem, a... İmza
başka... Oooo... Neler yapmış
bu adam bu mektuba...
— Hmmm... Bu mektubu Ferit
bey gönderdi öyle mi?
Hizmetçi, Enis beyin halinden
bir pot kırdığını sezer gibi oldu.
Kekeledi:
— Evet, efendim.. Daha doğru-
su, hem evet, kem hayır... Zira,
Enis
Ferit bey, bu mektubu size getir-
memi değil, Arnavut köyünden
postaya vermemi söylemişti...
Ben de, size getirdim... Fakat
efendim, vallahi geciktirmedim..
Vallahi geciktirmedim... Hemen
buraya geldim...
“© Ertesi sabah, Ferit bey, zarfı
“AKŞAM damgalı bir mektup,
alınca, son derece sevindi.
“ Hah! Yaşasın! - diye düşündü.
| - Mektubum, tesirini gösterdi, çok
şükür! Benden bir makale daha
istiyecekler!,,
Zarfta iki mektup vardı.
Evelâ şunu okudu:
Efendim,
Hüsrev beyin gazetemiz ve ma-
kaleniz hakkındaki fikrini bize
lütfen teblig ettiğiniz için size
müteşekkirim. Lâkin, dostunuzun
bir dediği öbür dediğine uymu-
yor. İşte, gönderdiği diger mek-
tup. Bakın, ne kadar zıt fikirde..
Bilvesile selâmlar.
Enis Tahsin
Ferit, eli titreyerek, öteki kâ-
gıdı açtı. Hüsrevin hakiki el ya-
zısını tanıdı.
Müdür bey,
Gazetenizi her gün dikkat ve
iç Nisan 192
Gökten düşen
madenler
Amerikada bir haceri
semai işletilâğek
Amerikada, Arizona civarında
bir kaç yüz bin sene evel düşen
bir haceri semavi vardır. Geçem-
lerde Filadelfiya darülfünunu
ilmi arz omuallimi M. Baringer
hükümete (müracaat ederek
bu haceri semaviyi işletmek için
ruhsat istemiştir.
Haceri . semavinin ağırlığı 10
milyon ton tahmin edilmektedir.
İçerisinde pek çok platin ve
radiyum , yüzde yedi nikel
yüzde doksan da demir olduğu
anlaşılmıştır. Madenlerde olduğu
gibi, bunun işletilmesine müsaade
edilirse yüz milyon dolarlık made
mevat çikarilacağı anlaşılmıştır.
Vaktiyle bu haceri sema arza
düştüğü zaman 1800 metro kat-
runda ve 300 metro derinliğinde
bir kuyu açmıştır.
Otomatlar
Otomat vastasıyla telsiz
dinleniyor
Avrupada halk her türlü ihti-
yacını otomatik aletlerile görüyor.
Siğarasını, limonatasını çokola-
tasinı muayyen bir parayı otomatilg
dolaba atarak tedarik ediyor.
“ Şimdi Londra otellerinden biri-
nin idaresi herkese otömatik do-
laba bir pens atılmak omükabi-
linde telsiz konseri dinletmekte-
dir.
Otelin büyük salonuna 300 ku-
laklık konulmuştur. Arzu ede
er kes otamatik dolaba bir pens
atarak kulaklığı başına gecirip
telsiz konserini dinliyor. Bu usul
gayet taammum eylediğinden 8a-
londa müşteriler nöbet bekliyor-
lar imiş.
AUD AGA AA
ehemmiyetle takip ederim; pek
beyenirim. Makaleleri, haberleri,
tefrikaları, hikâyeleri, fıkraları
nefistir. Lâkin, dünkü nüshanızda
Ferit imzalı bir yazı gördüm ki,
pek çocukça.. Bu şabı emret kim
oluyor ki, ona yazı yazdırıyor-
sunuz. Tamamile bitaraf ve hayır-
hah bir kariiniz olmak sıfatıyle
bir daha öyle acemilere makale
yazdırmamanızı rica ve bilvesile
arzı ihtiramat eylerim efendim.
Arnavutköyünde Tramvay
caddesinde 17 nümeroda sakin
Hüsrev
Feridin halini tasavvur buyurun.
Nâkili : (Hikâyeci )
Tefrika numerosu: 48
ORES OE ALİ EE SET — AE LARA
CASUS MEKTEBi
M. Hüzberg bu saf görünüşlü
a a memurunu uzaktan tetkik
- etmekle beraber ihtiyatkâr bulun-
© mak lüzumunu da idrak etmişti.
© Mamafi, genç kadın her zâman
için ihtiyatlı bulunmaktan hâli
— kalmıyordu.
o Memur bütün odaları muayene
ettikten sonra nihayet yatak 'oda-
sma gelmişti.
© Mdam Hüzberg, yatak odasın-
daki tualet masasının güzünü
bilitizam açık bırakmıştı. Bu
güzün içinde bir kaç hissi romanla
© eski kocası hakkında yazdığı bazı
© notlar ve hatıralar vardı! O,yatak
— odasından çıkarken bütün bunlara
Mis NORA DAVİS in sergüzeştleri
işaret koymuştu,
Şirket memuru yatak odasında
ki elektrik tellerini sökerek:
— Bozukluk galiba burada ...
Diye-kendi kendine söylenmişti.
M. Hüzberg, memurun meşgu-
liyetinden istifade ederek, yemek
odasında bulunan büyük masanın
üzerine memurun bırakmış
olduğu evrak çantasını açtı ve
içindeki evrakı tetkik etti.
Bu evrak hemen kâmilen şirket
abonemanlarına ait taksit, ceza
ihbarnamelerinden ibaretti. M.
Hüzbergin şüphesi zail olmuştu.
Evrak çantasını olduğu gibi eski
yerine bıraktı.
Fakat, en ufak ve ince bir t4-
cessüs vazifesini bile ihmal etmi-
yen M. Hüzberg ayağının uciyle
yatak odasının kapısına yaklaşı-
ca, hiç ümit etmediği bir marzata
karşısında kalmıştı:
Elektrik şirketi memuru bir
taraftan kulağını dışarıya vermiş,
diğer taraftan da tualet masasının
gözünü karıştırıyordu. Zeki kadın,
memura iyice tetkik ve muayene
fırsatını vermişti.
Polis memuru beceriksiz olursa.
M. Hüzberg elektrik memutu-
nun hareketini tetkik ve tecessüs
ederek güldü:
— Zavallı memur çok becerik-
sizmiş... evrakımın üstüne koydu-
gum bütün işaretleri bozdu... Ve
bu inceliklere hiç te dikkat etmedi
Madamki benden şüphe etmişler;
bari muktedir ve mütefennin bir
hafiye gönderseydiler !
M. Hüzberg ayak sesleri çıkardı
ve hızlı hızlı yürüyerek yatak
odasına girdi.
— Memur efendi! nasıl, teller-
de bir bozukluk var mı?
— Hayır madam, deminden
beri onu arıyorum!
— Demek ki aradığınızı bula-
madınız, öyle mi?
— E...v. e... t.. madam...
— Siz her halde bu işin ace-
misi olacaksınız !
— Şirketin bir
emektarıyım, fakat...
— Amiriniz sizden çok daha
becerikli bir memur gönderseydi,
elektrik tellerindeki bozukluğu belki
bulabilirdi!... Şüphe üzerine içe-
riye girip iki saat meşgul olduktan
sonra, bir şey bulamadan elleri
boş olarak geri dönmek bir
memur(!) için ne büyük mahcu-
biyettir., değil mi?
kaç senelik
— — Efendim, kablo bozulmuş; *
bu bozukluğun nerde olduğunu
muhkkak anlamak lâzımdır.
— Amiriniz o derece şiddetli
mi emir verdi?
Elektrik memuru geniş bir ne-
fes alarak güldü:
— Tabii madam! Çünki bu,
hayatı umumiye ile alâkadar, mü-
him bir meseledir.
— Pek âlâ...
Memur çantasını alarak çıktı.
M. Hüzberg, kendisinin neden
ve kimin tarafından takip edildi»
ğini anlamak istemişti. bk.
dan çıldıracak bir hale gelen
genç kadın, elini şakağına daya-
yarak bir müddet düşündü,
M. Hüzbergin polisle hiç alâka
ve münasebeti yoktu. Bütün hü-
kümet mahafilinde onu Binbaşı
Vellerin nişanlısı olarak tanımış-
lardı. ( Mabadi var )