Özet
Söz arasında.
Caz!
Eski ağaza yeni taam!. Darülbedayiciler, Anadolu'dan geldikten sonra toplanacaklar, görüştecekler, anlaşacaklar ve Fransızların İspanyada şato kurmaları gibi, onlar da, bir kere daha Şehremanetine cazip bir kafes imal edip, operet teşkil edeceklerim!
İşte size bir haber ki, başta Hüseyin Suat bey üstadam olmak üzere, bir çok kimseleri küplerle bindirecek. Diyecekler ki:.
— Göya tiyatroyu ihya ettiler de, şimdi bir de operet oynamaga kalkıyorlar. Hele bir kere tiyatro oynaması adamaklı öğrenenler, bizi tatmin etsinler de, ondan sonra operet oynamaya kalkışanlar.
Biz bu fikirde değiliz. Sahneyi kurtararsa, ancak operet kurtaracaktır. Darülbedayi operet teşkil ettiği gün, sahnemiz cazbanda medyona şuran kalacaktır.
Çünkü bu güne kadar tiyaretimizde caz! eden şive bozuklukları, cümle hataları, Türkçe yahışları, cazbandan gürültüsüne boğulup, kulakları trrmalamayaçaktır.
Bu güne kadar temasa, Darülbedayi sahnesinde: Ham... hum... şara-loptan ibaret. Bunun sonra da: Gum... bum... caz! dan ibaret olur ve pek isabet olur...
Fikralar.
Hanım efendi pür hiddetti. Hadit bir sesle kızmetcisini çağırdı:.
— Katina!
Katina yumuk yumuk bir rum dilberi. Hanımının karşısında durup bekledi. Hamım efendi, bir müddet kızarıp bozardıktan sonra dedi ki:.
— Kız, dün seni mutfakta, bak- kalmı kucagında otururken nasıl gördüm?
Katina düşündeden, soğuk kanlıhka cevap verdi:.
— Anahtar deliginden bakmış olacaksınız efendim!
Aynen vaki olduğunu söylüyorlar.
Bizim meşhur şair Salih Zeki, yolda ahpaplarından birine rasgelmış. Merhabadan sonra, ahpab:.
— Dün bizim hanım bir kız doğurdu.
deyince, Salih Zeki derhal:.
— Kimden?
Sualını baştırmış. Tabii ahpabi kızmış.
— Terbiyesiz, bu da sorulacak şey mi?
Koca Salih Zeki:.
— Kizma canım, demiş, ben biliyorsun zannediyordum!
**.
Avukatlarımızdan biri, bundan üç ay evvel, bir gece Bayoğlundan bir hatun kizi ile tanışmış ve geceyi beraber geçirmişler.
Dün yazılanmedeydim. Bana bir mektup gönderdi. Üç ay evvel geceyi beraber geçirdiği kadındandı.
“Sizden hamile kaldım, namuslu bir erkek sifatıyla, çocuğa tanıya- cağınazi ümid ederim.” diyordu.
Sordum:.
— Ne cevap verdin?
Cevabını da gösterdi.
“Sokakta annesine rasgelsem tanıyamam, çocuğunu nasıl tam- yum, istiyorsunuz!”.
Salon kalabalıkta. Aşkta söz açıldı. Kadını erkekli meclislerde aşkta söz açdıgı zaman, her kafadan bir ses ışık.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
a Şehremanetine
ir kafes imâl edip, operet teşkil edeceklermiş!
bir haber ki, başta Hüseyin Suat bey üstadımız. olmak
troyu ihya etiler de, şimdi bir de operet oy
Hele bir kere tiyatro oynamasını adamakıllı öğrensinler,
bini tatmin etsinler de,
ir bu fikirde değilir. Sahneyi kurtarırsa, ancak operet kurtar
caktır. Darülbedayi operet teşkil ettiği gün, sahnemiz cazbanda |
medyunu şüran kalacaktı
Çünkü bu güne kadar yüreklerimizde caz! eden şive bozuklukları,
cümle hatalar, türkçe | yan gürültüsüne boğulup,
kulakları tırmalamıyacaktır.
Bu güne kadar temaşa, Darülbedayi sal
loptan ibaretti Bunban sonra da; Gum.
olur ve pek isabet olur.
Fıkralar
Hanım efendi pür hiddetti, Ha-
cazbandın
e: Ham,
bum,
hum... şara-
dan ibaret
— Efendim!
Katina yumuk yumuk bir rum
dilberi. Hanımının karşısında dı
rap bekledi. Hanım efendi, bir
müddet kızarıp bozardıktan sonra
dün seni mutfakta, bak
kalın kucağında otururken nasıl
Katına düşünmeden,
kanlılkla cevap ver
— Anahtar deliğinden bakmış
olacaksınız efendim!
Soğuk
Ayşeyle Ahmede imreniyorum, onlar bizim
gibi deği, ikisi de mesut.
— Tabl, onlar bi
— Kimden?
Salini bastırmış. Tabii ahpabı
karmış,
— Terbiyesi
şey mi?
Koca Salih Zeki
— Kırma canım, demiş,
iyorsun zannediyordum!
bu da sorulacak
ben
Avukatlarımızdan biri, bundan
üç ay evel, bir gece Bayoğlunda
bir hatun kişi ile tanışmış ve gez
ceyi beraber geçirmişler
Dün yazıhanedeğdim. Bana bir
mektup gösterdi. Üç ay evel ge-
ceyi beraber geçirdiği kadındandı.
izden hamile kaldım, namuslu
erkek afatiyle, çocuğu tanıya:
cağınızı ümid ederim. diyordu
Sordum:
— Ne cevak verdin?
Cevabını da gösterdi.
* Sokakta annesine rasgelsem
tanıyamam, çocuğumu nasl tan
yam, istiyorsunuz 1,
Salon kalabalıktı. Aşktan söz
açıldı. Kadınlı erkekli meclislerde
aşktan söz açıldığı zaman, ber
kafadan bir ses çıkar.
O gün de böyle oldu. Her kes
bir söz söyledi ve bilhassa saf
sevişmenin tarifi yapıldı. Nihayet
bir hanım efendi dedi ki
— Saf sevişmek, sevişilmeyen
— Bir kadın için Sevmediği bir erkeği öpmekten daba feci ne olabilir?
— Artık seninle yaşamıyacağım,
annemin evine gidiyorum.
— Geç kal
annenin evine gitti
oda
— Sevdiği bir erkeği öpememek!
büyük |
— Aşkla dostluk arasında ne fark vardır?
— Geceyle gündüz farkı
Dedikodu
— Vallahi bayılırım!
Bunu söyleyen bir kadınsa, hiç, neye bayıldığını sormayınız. Bayıldığı
sey, dedikodudur.
Bir bey, bir mecliste
— Yapalım mi?
Diye sordu mu, siz yapılmasını istediği şeyin ne olduğunu sormayın:
dedikodudur.
Çekmek fili kötü bir fildir. Çekmekten bahsedildi mi, derhal:
— Allah çektirmesin!
bastırırlar. Halbuki çekiştirmek mevzubahsoldu mu, kimseden
yükselmez; ve dile düşen, didik didik edilir.
Şunu itiraf edeyim ki, dedikoduyu ben de tatlı bulurum, beanşart
eyler baştan sonuna kadar yalan olsun
Bendeniz bir ta-
nesine geçen gün imiştim. Apartmanının
üstünde oturan komşusunu aldı dile, evine izli erkek kabul ettiğine
kadar vardı; ve bir aralık: İşte, dedi, aşklarından bi
Nerden biliyorsunuz, dedim, bir şey duyulmuyor
İmalı imalı gülerek cevap vardı:
— İşte bir şey duymadığım zamanlar aşıkının geld
Nükteler
Adliye koridorlarında, biri 5
diğeri 6 yaşında iki çocuk, bir
avukatın ayakları. dibinde konu
Surlar:
Bu erkek mi acaba?
ini anlarım!
ira borç vermiyorsun ha?
en samir arkadaşıma.. Ben
demek, sen demeksin yahu,
— İşte bende bunun
miyorum ya,
— Neden?
başına
. sormazsın değil mi
— — Ne oldu?
— Ne olacak, biçare masum
kızımı iğfal ettiler. Hamile kaldi
yavrucak. İki gündür çocuğun
kimden olduğunu araştırıyorum.
— Bari buldun mu?
— Bu güne kadar 4kişi buldum.
— Kizmin gelenleri
— Oğlum, bu gün buraya
öksür bir çocuk geldi, babası
yokmuş; oyuncağını ona berdim.
— Aman ânne sizde... keşke
babamı vereydini
Mazmun avukata sorar:
—Bu dava daha ne
sürer dersiniz?
Avukat cevaj
— Benim içi
sizin için 15 senel
kadar
daha iki ayi
Hususi kâtip
—Defterde aradım,Muhsin beyini
telefon numerosunu bulamadım
Patron:
— Kolayı var,kendisini çağırıp
— Odadan çıkarken: Artık bu
hayattan bıktım, kendimi merdi-
divenlerden aşagı atacaım, dedi.
Hemen arkasından koştum; alt
katta buldum.
— Olmuş muydu?
— Yaralanmamıştı bile... Asan-
söre binmişl.,
— Tuvaletin güzel amma, çok
Yasa
— Sokaga çıktışım esvapları,
evde giydiklerim kadar uzun ol