Özet
1. Patron.
Adamın biri, bir vazocu dukkanına girdi.
2. Rahip.
Bir karı-koca, yolda giderlerken, fakir ve pis bir rahibe rastladılar.
3. Tülüm.
Bir adam pek sevdiği karısı ölmüştü. Büyüklere para yedirdi.
4. Casus Mektebi.
Mis Nora Davis'in sergüzəştəri muvaffaqiyətlerin temin etme başlamışları.
5. Mata Hari.
Hayatının ve ölümünün esrarı.
6. Afganıstanda General Nadir Kabile bir heyet gönderdi.
7. Amerika karşı Avrupanın birleşmesi isteniyor.
8. Domuzlara balık yağı içiriliyor.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
Sahife 6
ke m ayla
Aşakm
C Japon tuhaflıkları
1 - Patron
Adamın “biri, bir vazocu dük-
kânına girdi.
— Bu vazo kaça? - diye sordu.
— Efendimiz, bu vazo, mükem-
mel vazodur; Bizen porselenin-
dendir. Size, onu 500 nön'a tak:
dim edebilirim.
— Amma 'daettiniz“ha.: Çok.
pahalı, yahul... Bir az tenzilât
yapın bakalım... iğ
— İmkânı yok... Bir mon aşağı.
ine
m halde patronu buraya
rica ederim. Eminim ki,
o, “bana enli bulunur. Siz,
nafile, bu işi beceremiyeceksiniz.
— Ne diyorsunuz, kuzum? Pat-
ron ben im. LE
— Haydi, haydi... Uydurmıyınl
Patron siz değilsiniz! Aksi tak-
tirde, 200 mon luk vazoya, 500
demezdiniz... Muhakkak ki patron
değilsiniz! -
— Ben mi patron değilim?...
Ben ha?.. Tekrar ediyorum: pat-
ronum ben, patron!
— Ne münasebet, efendim, ne
münasebet?
Dükkân sabibi, fena halde öf-
kelendi. Vazoyu yakaladığı gibi
yere çaldı; tuzla buz etti:
— Patron olduğumu şimdi an-
Jadınız mı?
2 - Rahip
Bir karı-koca, yolda giderler-
ken, fakir ve pis bir rahibe
rastladılar.
Kadın:
— Kocacığım, Kocacığım !
- dedi. - Aman, şu rahibe de
bak! Ne pis, ne mülevves şey...
Kocası cevap verdi:
— Rahipler (hakkında öyle
tefevvühatta bulunma... Zira, bu
&on de, hazreti Köbö
—& Hızır Aleyhisselâmı)
rahip şeklinde tebdil çıkmış
dize bir lâf dolaşıyor... Eccee,
kim “bilir, belki “bu rahip Köbö- |
dur. RAE Seni,
şefaatinden mahtum Bakar
Rahip, bu sözler üzerine:
— Eyvah... Tanındı
İlan a vurdu.
ının kocası kızdı: ii
- — Şu şarlatan rahibe de bakı pi
hele... Kobö olması ihtimalini
ağzımdan kaçıracak oldum. Aklı
sıra bundan : istifade - edecek...
“Tanındım!,, diyor. Şarlatan!
Rahip, başını önüne ydi; ve,
mırıldandı;
— Gene tanındım! *
3- Tılısım
Bir adamm pek sevdiği karısı
ölmüştü. Büyücülere para yedirdi.
nimetinden ve b bir
Büyücüler de, ona, bir usul öy-
rettiler. Dediler ki:
Filânca dağın
miktar çalı
getirir, «bize
— eteğinden
toplarsın.
okutursun;
falanca
Bunu,
sonra, karının mezarı önünde
yakarsih. O esnada mezar titrer;
içinden karın çıkar; okendisile
görüşürsün.
Adam, büyücülerin o dediğini
harfiyen (yaptı. Hakikaten de,
tılısımlı, çalıların tam yandığı es-
olduğu yerde, tiril
zıngır titredi Lâkin,
çalılar yanp tükendiği. halde,
mezardan kadın filân çıkmadı.
Bu mükemmel. surette * başlı-
yan, fakat, nibayeti gelmiyen
mucizenin tekrarlaması için, adâm,
gene mahbut dağıdan çalı topladı;
bunları: yüklenip gene para yedir-
mek üzere büyücülere gidiyordu
ki, önüne anası çıktı:
nada, mezar,
tiril, zıngır
— Seni merak ettim, yâvrum!-
dedi..- Deminki zelzelede nere-
deydin?
Mütercimi: ( Hikâyeci )
Sulh ceneralı
Amerikaya karşı
Avrupanın birleş-
mesi isteniyor
Berlinden bildirliyor :
Sulh cemiyeti tarafından Al-
manya başvekiline gönderilen bir
mektupta Amerikanın iktisadi
tazyikatına mukavemet etmek için
bir Avrupa birliğinin vücuda ge-
lebilmesi maksadiyle Almanyanın
terki teslihatta ön ayak olması
tavsiye edilmiştir.
Cemiyetin reisi (o imektubunda
bu işin. nasıl başlıyacağın.
süretle izah ediyor :
Avrupanın: birliği eski. ösüldeki
giye eşkilâtının nümayişkârane
ir. tte “ilgasiyle kabildir.
Almanya Versay muahedesinin
kendisine terkeylediği: “Rayhsver
Şu
| ordusunuda feda etmektedir.
Bu: suretle “Avrupa Amerikaya"
karşı mukavemet eylemeğe imkân
bulacaktır Sulhü müsalemetin.
esaslı. bir surette temihi iğin
Almanya *başvekiline*'müküm bir
yol gösterenizat Almah impera-
torlük ordusunda
danı “olan
Şönuaihdir.
Vaktile: meşhur bir harp cene-
ralı olan bu sulh
hassa kuman-
ceneral o baron fon
zata şimdi
Tefrika numerosu: 72
amm mma EN
ceneralı namı verilmiştir.
Mganistanda
Ceneral Nadır
Kâbile bir heyet
gönderdi
Afganistandaki son vaziye hal
kında Deyli Telgrafin Peşaver
muhabiri
şu malumat gönder
miştir: ;
Yeni aldığım gayet mevsuk
haberlere nazaran Kâbilde Baha
Sakanın hakimiyet ve idaresi
nihayet bulmuştur. “Kra! vücuda
getirici,, lakabını baiz olan Nadır
Han sahneye kat'i surette çıkmak
üzeredir.
Afganistan ordusu sabık baş
kumandanı ve harbiye nazır
Tonisten Peşaver tarikiyle Afga-
nistana girdikten sonra bir çok
yerleri dolaşmış, kabile rüesasıyla
içtimalar akteylemiş ve bu faali-
yetten aldığı netice üzerine Kâbile
Baka Saka ile gürüşmek için
ülemadan mürekkep bir beyet
göndermiştir,
Bu heyet sabık çete reisini
Afganistan tahtında oturmakta
ısrar eylememeğe ve kâbili : der-
hal terkeylemeğe ikmale çalışacak
ve bu takdirde selâmet ve bayatı
hakkında teminat verilecektir.
Baha Sakanın. rüssadan en ziyade
korktuğu adamın Nadir
olduğuna şüphe yoktur.
Baha Saka heyetin talebini ka-
bul eylediği takdirde Nadir Han
Kâbil üzerine ilerliyecek ve bu-
rada muvakkaten hükümete vaz'ı-
yet edecektir.
Nadir Han, kral hanedanı aza-
sından birine tahtı teklif edecek -
tir. Lâkin tahtın teklif olunacağı
zat ne Emanullab, ne de İnaye-
tullah olmiyacaktır . Emanullah
hükümdarlıktan vaz geçecek ve |
ihtimal heyeti nuzzara kabul olu-
nacaktır.
Nadir Hana, şimdi Gazne ci-
varında bulunan biraderi Haşim
Hanın iltihak eylemesi muhtemel-
dir. Haşim Han Gilzai kabilesi-
nin merkezi olduğundan.
girmemiştir. Nadir
dasındaki asker
buzulup ta yağm
olurlarsa o zamai
harbi dahilinin zi
kaktır. | e
Gi yzliri Ek
yağı içirtiliyor!...
Avrupada “dömuzları az zâman
Zarfında semizlendirmek için yeni
bir usul keşfedilmiştir : Sabahları
domuzlara balik yâğı içirmek!
Günde 15 gram balık yağı
verilen domuzlar gayet çabuk
yağlanmakta ve etleri çok leziz
olmakta imiş !..
Hawın
kuman-
inzibatı
apacak
CASUS MEKTEBİ
aaa
Mis NORA DAVİS in. sergüzeştleri
Polis ve mahkeme heyeti, po-
lis müdurünün bizzat şahit olduğu *
son cinayet sahnesi karşısında
dudak bükerek, mecruh ve teca-
vüze uğrayan kadının beraetinden
başka bir ibtimal tasavvur edemi-
yorlardı.
ii
AGE:
Umumi taarruz başlamıştı
Aradan on beş gün gemişti.
Bütün düşman cephesinde umumi
taarruz başlamıstı.
Alman ordularının sağ ve sol
cenahları, Fransız ve Ruslara
karşı, daha ilk hamlede büyük
muvaffakıyetler
başlamışlardı.
Madam Hüzberg © gün hasta-
haneden çıkacaktı.
Genç kadının yaralı kolu iyileş-
mişti. İki günde bir defa basta-
haneye gelip kolunu pansuman
yaptırmakla ayakta da tedavi
ettirmek mümkündü.
Sabahlayin saat 9 da Binbaşı
Veller kendisini almağa gelecekti.
Bekliyordu..
Mühim bir haber; iki fırka
Fransız askeri esir!
Bu esnada hastahanede genç
temin etmeğe
“ kadının bulunduğu odaya, şives-
Tefrika numerosu: 29
iz m A a TA m O
27 Nisân'1929
27 Ni Nisan san 1929
MATTA HARİ
Hayatının ve ölümünün esrarı
— O halde nasıl o isterseniz
öyle olsün cevabımı verdim,
Kadın bir az düşündü, ve ondan
sonra ; kat'i o karar o vermişlere
mahsus bir süratle elbiselerini
çıkardı. Ovakıt tahminimde yanıl-
madığım,. anladım, gayet güzel
omuzlarını, kollarını, ensesini ve
ber tarafından daha güzel olan
bâcaklarını tamaşa ettim ve yanıma
model olarak aldım ondan sonraki
bayatını da anlatır mısınız.
— Efendiler, bu kadının ber
hal ve tavrı bir sırdır, tabiatı,
bayatı, işleri, jestleri, hisleri,
sözleri, hülâsa her şeyi bir sırdır,
anlaşılmaz bir muammadır. Beş
altı lisanı mükemmelen konuşur.
fakat bütün sözleri, dansları
gibi yilan şeklindedir. Dolaşık ve
çapraşık, bütün sâir faaliyeti iki
şeye münhasırdır: Cezpetmek ve
meşbur olmak.
Ben çok korkuyorum ki bu
Fransız vatanı aleyhindeki hare-
ketlerini de bilmiyerek ve bu
hırslarına alet olarak yapmıştır.
Dansöz hakkında bildiklerim bun-
dan ibarettir.
Ressam Frans Namur ise onu
şöyle anlattı ;
— Yanıma wodel olarak aldım
bazen gelir ve saatlerce hiç kıpır-
damadan iskemlesi üzerinde otu-
rurdu, fakat bazen de felâket
olurdu, bir dakika yerinde dura-
mazdı, bir gün kızdım ve bağırdım.
— Madam modeller hareketsiz
dururlar. Eğer cevval ve hareketli
iş arıyorsanız dansöz olunuz. Bu
ihtarım üzerine düşünmeğe baş-
ladı ve bana:
— Mösyö Namur dansözlükte
muvaffak olabilir miyim diye sordu.
-—— Neden muvaffak olmayacak-
sınız ? Harikulâde güzel sndamı-
nız ve bacaklarınız var,
kâfi derecede çeviksiniz.
Ben, başka bir şey söylemeden
o ateliyenin içerisinde dansa baş-
ladı, fakat bu benim bildiğim bir
sonra
dans değildi, apayrı bir oyun
bir hint raksı idi mamafi
üzerimde çok. iyi bir tesir
yaptı ve tiyatroculuk ile alâkadar
arkadaşlarımdan birisine gönder-
dim. bir kaç ay soura bu kadın
meşhur Mata Hari olmuştu.
— Casusluğuna dair bir şey
biliyor musunuz ve ya bundadan
hiç şüphe etmediniz mi?
— Asla, son zemanlarına ka-
dar temas ederdim, hiç bir şiiphe
hisselmedim.
Bu iki ressama mükabil Paris
matbuatının meşhur bir siması
olan muharrir (Paul Olivier) nin
terlerden biri telaşla girerek :
— Bakınız Madam! İki fıransız
askerini esir almışız...
Diye gazeteyi sevinçle uzattı.
Madam Hüzberg istemiyerek
güldü ve gazeteyi alarak okudu.
Şivester memnuniyetinden bir
yerde duramıyordu.
— Şu Fransızların mağlup ol-
manı o kadar çok arzu ediyo-
rum ki, madam.. bilmezsiniz! Ah,
bu muzafferiyetlere her gün
tevali etse.. Ordularım “Paris, e
girse, Allahım sen bize o mesut
günü gösterecek misin?
— Yalnız Franızların mı mağ-
lup olduğunu istiyorsun?
— Düşmanlarımızın (o hepsinin
mağlup olduğunu isterim.. fakat
bilhassa Fransızların...
— Niçin...?
— - Çünkü onlar harbin uzama-
sını istediler ve bizi böyle umumi
bir taaruz hazırlığına sevkettiler...
Madam Hüzberg gülerek:
— Erkânı harbiye reisi gibi
konuşuyor sunu”
Dedi.
Şivester ciddiyetini muhafaza
ediyordu:
— Erkânı harbiye reisi deği-
lim, fakat onun bütün işlerini
bilirim!
— Nasıl?
— Kardeşim bir ay evelisine
kadar kendisinin perde çavuşu
idi. Ceneral kendisini çok severdi.
— Şimdi ne oldu?
Şivester içini çekerek
verdi :
— Ah,
cevap
sormayınız . madam,
- sormayınız! Kardeşim bir iftiraya
uğradı...
Nakleden: M- Şevki
beyanatı şayanı dikkat bir hayli
noktaları cami idi.
— Ben dansözü 1912 sene-
sinde tanıdım ve 6 tarihten sonra
sık sık temaslarda bulundum. Beni
Nenillydeki. Villasına davet eder-
di, onunla beraber bulunmaktan
ve konuşmaktan büyük zevk aldı-
ğım için ben de vazifemin müsa-
adesi nisbitinde buraya giderdim.
Oda beni Paristeki yazıhanemde
Ziyarete eglirdi.
— Halinden şüphe etmez mi,
idiniz,
— O vakitler pek şüphe etmezdim
amma bu suretle hata ettiğimi
şimdi anlıyorum. Çünkü dansözde
bizim matbuatın iç yüzünü anla-
mak için büyük bir merak vardı,
bilhassa (gazetelerin istihbarat
hizmetleri hakkındaki sualleriyle
beni âdeta tazip ederdi.
Ben bunları tabii yalınız merak
saikasile zannetmiştim, o mamalfi
ne de olsa bildiklerimi kadın dedi
kodusu haline sokmamak için
bir şey söylememiştim hatta bir
defasında bana bizim gazetelerden |
birisinin Berlin muhabiri hakkında
da uzun boylu sualler sormuştu,
esasen kendim de bu zatı pek
tanımadığım için bu sualleri de
cevapsız brakmıştım, bundan sonra
bir müddet beni ziyaret etmez
oldu, ben de hastalık hasebile
cenuba gittim ve kendisile gö-
rüşemedim.
— Neuillydeki villasında ken-
disini müteaddit defalar ziyaret
ettiğinizi (o söylemiştiniz, burada
da şüpbeli bir halini görmediniz
mi?
bu kadın kendi vil-
gider gitmez bam başka
bir şahsiyet kesilir, O artık ne
gazetecilik (o esrarını öğrenmeğe
meraklı bir mütecessis, ine de
beni tahrir müdürlüğü odasında
rahatsız eden kimsedir. Oraya git-
tiğimiz günler ekseriya mehtaplı
zamanlara tesadüf eder ve Rek-:
kasenin.. bütün. zevki . mehtabin
sarı ve 'bülyalı ziyası altında çırıl
çıplak soyunarak peretişkârlarını
danslarile gaşyetmekti.
( Mabadı var )
— Hayır,
lasına
Arteziyen' kuyuları alâtı
İdarei''Hususiye ' riamına Avru-
padan getirtilmiş olan arteziyen"
kuyuları açmağa . mahsus alât ve
edevatın. İzmirde tecrübeleri yaz
pılmıştır.
Yapılan tecrübe muvaffakıyetle
neticelenmiş, aletler mükemmel |
surette işlemiştir. Derinlere inmiş.
fakat kayaya tesadüf etmiştir.
— Ne gibi .?
— Bir gün Ceneralin evrak
çantasından bir kâğat kaybolmuş..
— Kardeşin mi almış?
— Hayır., O ne cesaretle cene-
ralın çantasına el uzatabilir?
— Ya, nsıl olmuş?
— Kim bilir! bu bir sır halinde
kaldı.. İç yüzü anlaşılmadı.
— Peki ama, bu çok garip bir
mesele.. Ceneral buna müsamaha
mı etti ?
— Kabil mi? Dünya alt üst
oldu...
— Kaybolan kâğat o yer
mühim mi idi?
— Ceneralın, ordu kumandan-
ları hakkında bazı hususi muta-
laalarını hâvi imiş...
— Bulunmadı mı?
— Nerden bulunacak...
(Mabadı var )