Özet
Tebriz yollarında görülen taşma vasıtları: Deve, katar, eşek.
Ingiliz sahnesine real teyiti getiren adam: Sir Arthur Pineroro.
Ingiliz tiyatrosu, en ileri dram yazan Arthur Pineroro'yu kaybetti.
Programa göre Tebrizden Tahran'a kadar olan altı yıldır evli, kilometrekli yol iki günde gelecekti. Öğle yemeği (Meyane) de yendi. Burası İranın meşhur zenginlerinden (Fermanfam) köylerinden biridir. Burası gibi da ha yüzeylece köye sahip olan Fer manfam, buğan seksen yaşın da olduğu halde Tahranı yaşıyor.
Heyetimiz geceyi (Zincan) da Hüseyin kulu Zifikariyinin evinde geçirdi. Mübit bir ovan orta- sında otuz bin nüfuslu zengin bir kasaba olan Zincan da tamamıle Zifikariyalar aittir. İranda mutavas sit tabakaya da tesadüf edilir. Halk ya fazla zengin veya zeytine çok fazır.
Zincandan evvel dağlar bitiyor,尚书 sona bir ovanın orta- sında dümüdüz ilerliyor. Şose öze- rinde tesadüf edilen karakteristik bir şey de karpuzu sattıclardır. Da ha uzaktan görürsünüz, yolların- kenarında birisi, öksürer ki ka- din, cocaman bir karpuzu ellerle başını istime alırdım, dik bir heykel gibi duruyor. Bir kaç direk- gin üstünü ağaç dallarına örterek bir çardak yapmış, gelip geçen otomobillerden bir müstere bekliyor.
Kurşun Yarası.
Burhan Cahit Köroğlu.
Onuzlararından doladığını gördüm. Benim için koku, renk, işık, her şey senin...
İste benim bu keriç duvarları yer- odaşında gezen hayatımın bütün saadeti. Bu öyle bir saadet ki, bütün (Havay) dâlanları, bütün Pa- ris kokuları ve bütün İstanbul egi- nceleri onu bana veremez.
Kaymakam misafirleri de- dili mi?
Evet, ne güzel seyler...
Cevap vermedi. Tek kolunu.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
Ma Gigi
—— 6 — KURUN 3 Birine! Kinun 1034
İRANDAN:
Tebriz yollarında görülen taşıma
vasıtaları: Deve, katır, eşek
Tahran 22—10—34
Heyetimiz Biriniciteşrinin 17
nci Çarşamba günü Tebrizden ay-
rıldı. Dokuz otomobil ve iki kam-
yondan mürekkep olan kafile bü-
yük bir kervan teşkil ediyor. En
önde giden kılavuz otomobilini
bizzat Cihanbani Hazretleri kul-
lanıyor.Şose fevkalâde. Tebrizden
ayrıldıktan az sonra geniş viraj -
larla bir dağı tırmanıyor, ayni mü
kemmel virajlar sizi münbit ve su-
lak bir ovaya indiriyor. Yollarda
bir tek arabaya tesadüf edemezsi-
niz. Yolların bozulmamasının â-
millerinden biri de budur. Otomo-
bil ve muazzam dörder beşer ton -
luk kamyonlardan sonra buranm
nakliye vasıtası develer, katırlar
ve bilhassa eşeklerdir. Eşek sürü-
lerine otomobillerin süratle ilerle-
melerine mâni olacak derecede
sık tesadüf ediliyor. Herşey onlar-
la naklediliyor. Sırtlarma yerlere
sürtecek kadar çâlr çırpı, odun
yüklemişler, zahire çuvalları, mey
va sepetleri, halı denkleri bağla-
mışlar, bütün İranın en mühim
transit merkezi olan Tebrize taşı -
yorlar.
Programa göre Tebrizden Tah-
rana kadar olan altı yüz elli kilo-
metrelik yol iki günde gidilecekti.
Öğle yemeği (Meyane) de yenil-
di. Burası İranm meşhur zengin -
lerinden (Fermanferman) ım köy-
lerinden birisidir, Burası gibi da -
ha yüzlerce köye sahip olan Fer -
man ferman bugün seksen yaşın -
da olduğu halde Tahranda yaşı-
yor.”
Heyetimiz geceyi (Zincan) da
Hüseyin kulu Zülfikarinin evinde
geçirdi. Münbit bir ovanın orta -
sında otuz bin nüfuslu zengin bir
kasaba olan Zincan da tamamile
Zülfikariye aittir, İranda mutavas
sıt tabakaya az tesadüf ediliyor.
Halk ya fazla zengin veyahutta
çok fakir.
Zincandan evvel dağlar biti -
yor, şose sonsuz bir ovanın orta -
smda dümdüz ilerliyor. Şose üze -
rinde tesadüf edilen karakteristik
bir şey de karpuz satıcılarıdır. Da
ha uzaktan görüyorsunuz, yolün
kenarında birisi, ekseriya bir ka -
dın, kocaman bir karpuzu ellerile
başımın üstüne kaldırmış, dik bir
heykel gibi duruyor. Bir kaç dire-
ğin üstünü ağaç dallarile örterek
bir çardak yapmış, gelip geçen o - | riciye Vezaretinin
|
Tahrandan kırk beş kilometre
evel (Karaş) mevkiinde maslahat
güzarımız Salâhattin ve ataşemi-
literimiz Necati Beyler heyetimizi
karşıladılar. Otomobiller Tahrana
girdiği zaman hava kararmıştı.
Doğru belediyenin yeni yaptırmış
olduğu gazinoya inildi. Bir bölük
asker resmi selâmı ifa etti. İstik -
bale gelenlerin arasında Harbiye
Veziri Ferik (Muhammet Han
Han Nahcivan), erkânı harbiyei
umumiye reisi ferik (Azizullah
Zerhami) hariciye vezareti vekili
Süheyli, valii devlet şahi, sabık An
kara ataşemiliteri Sadık Han Ko-
pal Hazeratı ve sefaretimiz erkânı
da bulunuyordu. “Kisa bir istira-
hatten sonra heyetimiz Grand Ho-
telde kendilerine tahsis edilen da-
ireye çekildi. Akşam yemeği hu-
susi olarak Köprülü Zade Fuat
Beyefendinin de iştirakile otelde
yenildi ve müteakıben tiyatroya
gidilerek Firdevsinin şahnamesin-
den musikili üç tablo seyredildi.
Bizzat orkestrayı idare eden genç
mülâzım Minbaşyan cidden çok
mükemmel bir eser yaratmış.
Ertesi günü öğleden evvel gü-
zel parlâmento binası, yanındaki
mescidi Sipehsalâr gezildi. Öğle
yemeğine İran klübünde Harbiye
veziri davet etmişti. Vezir Hazret-
lerinin bir polo oyunu seyredildi.
sonra Fahrettin Paşa da uzun bir
mukabelede bulundular, Buradan
hep beraber Tahran civarındaki
bir meydana gidilerek İran zabit -
lerinin bir pulu oyunu seyredildi.
'Esasen esk; ve milli bir oyunumuz
olan bu güzel sporun bizim zabit -
lerimiz arasında da taammümünü
bütün kalbimle dilerim. Ayni ar -
zuyu heyetimizin bütün âzasımdan
işittim. Gece belediye çok mükel-
İef bir ziyafet verdi.
Cumartesi günü öğle yemeğine
Tahran sefaretimizde toplanıldı.
Davetliler arasında Köprülü Zade
Fuat Beyefendi, Efgan sefiri Ce-
napları ve Rus ataşemiliteri Ab -
düsselâm yoldaş ta bulunuyorlar-
dı. Öğleden evvel Harbiye Veza -
retini, askeri esliha imalâthanesi-
ni ziyaret etmiş olan Fahrettin Pa-
şa öğleden sonra da kışlaları gez -
di. İranın esasen bütün kışlaları
gibi burasını da son derece mun -
tazam ve temiz bulan Fahrettin
Paşa zabitanı takdir etti, Gece Ha
ziyafetinden
tomobillerden bir müşteri bekli - | sonra Tahranm en meşhur mugan-
yor.
am kam
KURUN'un Milli Romanı: 35
niyesi Melük Hanım muhtelif
Burhan Cahit Köroğlu
Bunu inkâr oetmeğene lüzum | omuzlarından dolaştığını gördüm.
var. Bu İstanbul kokusu.. Şu eğ-
lencelerini, âlemlerini, romanlar -
da ve gazetelerde binbir gece ma-
salları gibi okuduğumuz İstanbul
— Benim için koku, renk, ışık,
her şey sensin!..
İşte benim bu kerpiç duvarlı yer
odasında geçen hayatımın bütün
ii e ete .. | saadeti.. Bu öyle bir saadet ki, bü-
Ergin yüzünü ekşitti ove içeri | tün (Havay) dansları, bütün Pa-
döndü: ris kokuları ve bütün İstanbul eğ -
— Kaymakamın misafirleri de- | lenceleri onu bana veremezler.
gil mi?, Kimbilir, yanımda bana sönmi-
yen sevgisinin bütün ateşini veren
beni anlayan bir erkeğim olmasa
— Evet, ne güzel şeyler..
Cevap vermedi.. Tek kolunun
şarkılar söyledi ve çok alkışlandı.
Pazar günü heyetimiz için pek
müstesna bir gün oldu. Öğle ye -
meğine belediye (Şemran) a da -
vet etmişti, Burası Tahranın say -
fiye yeridir. Yüksek bir dağın ete-
ğinde, suyu bol, ağaçlık ve bahçe-
lik çok güzel ufak bir köy olan
Şemran bilhassa yazları bütün
İran zenginlerini toplıyan bir yer-
dir. Şehinşah Hazretleri (o buraya
hususi bir kıymet vermiş ve imarı
için çalışmıştır. Zatı Şahanenin
Sadabat Kasrı şüphesiz buranın
en güzel binasıdır. Bir orman de-
nilecek kadar çok ve büyük ağaçlı
bir bahçe içinde bulunan kasırdan
bütün Tahran görünmektedir. Se-
faretimizin de burada bir yazlık
binası vardır ki bahçesi Şem -
rânın en büyük ve güzel bahçele-
rinden biridir. Tahrana avdette
buradaki Gülüstan sarayı ziyaret e
dildi. Eski hanedan zamanında
büyük masraflarla yapılmış olan
sarayın muazzam ve musanna sa-
lonu bugün bir müze halindedir.
Salonun nihayetinde meşhur tah-
titavus ve onun önünde şahın
Hindistandan alıp getirdiği ikinci
bir taht bulunuyor. Riza Şah Peh-
levi Hazretleri de bu salonda Şe -
hinşah ilân olunmuştur. Sarayın
bir salonunda heyetimize çay ik -
ram edildi.
Gece belediye gazinosunda er-
kânr harbiye riyaseti tarafından
heyetimiz şerefine bir balo tertip
edilmişti. Baloda açık tuvaletleri»
le bir çok İranlı hanımlar da geç
vakite kadar dams vo ağlanrea icin im “canlandırmıya yardım “etti; Ti-
de çok samimi've zevkli bir gece
geçirildi.
Tahrandaki imar faaliyeti der-
hal göze çarpıyor. Hertarafta fev-
kalâde inşaat var. Geniş, asfalt
caddeler açılıyor. Burada otomo -
biller ve arabalar caddelerin ke-
narlarında değil, tam ortasında
duruyor ve bekliyorlar. Sokaklar
da geniş olduğu için sağdan ve
soldan otomobiller sühuletle işli -
yebiliyor ve bu suretle duran ara -
balar seyrisefere mâni olmamış o-
luyorlar. Belediye binası yeni bit-
miş, çok büyük ve güzel bir bina,
Posta işlerinde de mektup ve tel-
| San'at Alemi İ
İngiliz sahnesine re2i
teyi getiren adam»
e
ingiliz tiyatrosu, en ileri dram ya”
Arthur Pinero'yu kaybetti in
verimli, canlı bir yazıcı” lg
yordu. 4'0g
Arthur Pinero PU ii | li)
dr. Bu kurtarıcılığı ved Mo
disinin önceden aktör” Püz
etti (03
/ Di
he
Ü
hş
Te
h-
Birkaç gün önce, İngilterenin
en ileri dram yazıcısı sayılan Sir
Arthur Pinero öldü. İngiliz tari-
hinde uzun bir ömür sürecek olan
bu yazıcı, İngiliz sahnesine rea-
liteyi getiren san'at adamı olmak-| olması ona çok yardım
la tanınmıştı. Onun yazı yazma-
sıralarda, İngiliz
ratıcı kafası, hünerli
işi, büsbütün kolayla$
Pinero'nun yaptığı
likler, bugün herkesi”
şeyler sırasına girdi,
herkedin Betiimsediği ©
bir aralık bir inkılâpi”
ta derin izler bırakan:
koparan bir ilerleme ii
nun için Pinero
çokları, belki de ölür, &i
ha önceki oruklar için
O sırada İngilizlerin K
yer tutan meseleleri ileri
tü. Fakat İngiliz ti
bu adamın e
mıyacaktır. )
Pinero yetmiş Me |
ölmüştür. Şaheseri sa
secand Mrs langu
ğa başladığı
Sır Arthur Pinero
tiyatrosu, Fransızcadan çevri-
len piyeslerle geçiniyordu. Pine-
ronun ortaya çıkmasiyle, İngil-
terede bu devir âdeta kapandı, | ( İkinci oOmadam
sahne bugnünü sosyal meseleleri- 1893 te oynadığı zam
ni düşünen, bu günün soysal dert. | Ji sayılacak derecede
mıştı. Halbuki bugün |
anılmıyor bile. Dedi
onun asıl adını yaşatac?”
yâtro tarihindeki mev kil
disi tiyatroya tam altı”
yıl hizmet etmiştir.
Komited
Dokuz yılda / :
Ölümden kurtulmak için, ö- adam öldürme”
rünmek isteğini anlıyan ve an-
latan, tiyatro tekniğini de bilen
lerini ortaya döken, onlara çare
arıyan bir mektep oldu.
Ortalık bu değişikliği bekledi-
ği için, yeniyi yadırgamadı. Bel-
ki bu yenilik tiyatroyu yeniden
“yatro, “yaşayışm” "gözgüsü “ölma-
dıktan sonra, neye yarar. Onun
için İngiliz tiyatrosu ölüm acıları
geçiriyor.
Sofyadan bildirildi.
Posledni Novosti gazeli
donya komitecilerini" ;
nesindenberi yaptıklar!
bir listesini basıyor.
komitenin zulmüne k
rın şimdilik bilinen
üzü bulmaktadır.
mi ü federal ii |
Protogerovistlere,
yettedir. Görülüyor ki muntazam
bir program dahilinde ve azimkâr
bir disiplin idaresinde Tahran pek
yakmlarda şarkın en güzel ve en
konforlu şehirlerinden biri olacak-
tır.
Heyetimiz bugün Efgan sefare-
tine öğle yemeğine davetlidir. Ye-
graf servisleri birbirinden ayrıl-
mış, her birini ayrı temiz ve mun»
tazam bir binaya yerleştirmişler.
Yeni bir harbiye vezareti binası,
milli banka, çok büyük bir opera
ve bir otel ve üniversite binaları-
nm inşaatı hayli ilerlemiş bir vazi-
bende göreneğe kapılacağım..
Bunun aksini iddia edemem..
Çünkü Akhisarın gergef o işliyen
örgü örgü saçları (o bellerini aşan
tütüncü kızları bile sonya diye fı-
yıl fırıl dönüyor ve bağ dönüşü
kasaba delikanlıları ile flört yapı
yorlar...
Hattâ buranın eski yerlilerin -
den ve zenginlerinden bir genç ha-
nım dans öğrenmek için İstanbula
kadar gitti..
Gitti ve hâlâ gelmiyor.. Kimbi-
Bir, belki daha öğreneceği bir çok
şeyler var...
Mahmurenin İstanbulda tanı -
dıklarr çok. Sık sık mektuplaşıyor-
lar. Evlendikten sonra da iki ay
için kocasiyle İstanbula gitmişler-
di. Onlar şimdi Manisadadırlar.
Fakat her hafta bir mektup alıyo-
rum. İstanbul havadislerini ga
zetelerden sonra ondan öğreniyo-
vistlere mensuptur:
mekten sonra Mazandiran vilâye- Bunlardan başk?
tine hareket edilecektir. Şehinşah | Köstendil taraflarına? ©
Hazretleri Mazandiranın merkezi Bulgar öldürülmüştür:
olan (Babul) de bulunmaktadır - Gün geçtikçe
lar, dehşet verici bir ye
TAHİR tadır.
— Burada ne
zik, ne sinema!.
yirmi fokstrot, on
mazsak hasta oluru” ,
Zavallı yanık Mari
rum. Tabii onunkiler daha ince, |
daha gizli havadisler..
Son mektubunda bana İstanbul-
dan misafirleri geldiğini yazıyor -
du. .
Bunlarm kimler olduklarını
bilmiyorum. Fakat İstanbullu -
ların boyuna bağlık, bahçelik, on-
lara göre köylük yerlerde nasıl
eğlendiklerini merak ediyorum.
Kaymakam beyin misafirleri iki
gün kalmadan İzmire indiler, Ne
onlar bizden, ne biz onlardan bir
şey anlayamadık. i
Bir hafta sonra Mahmurenin
uzun bir mektubu beni meraktan
kurtardı. Bunlar İstanbulda Ni -
$antaşında tanışdıkları zengin bir
karı koca ile hanımın kız kardeş-
leri imiş. Sırf bir değişiklik ol -
sun diye Manisaya gelmişler.
Daha geldiklerinin akşamı sı »
kılmışlar:
rı yanık Mahmuresi» çor i
lendirmek için gra” pi
'mekten kolu tutulu?” i
saatlerce dans etmi$
Mahmurelerin £öZ
ne giden bağları
zengin bağlarıdır.
oralarını gezdirme
— Bizim de Er€ -
#rmız, köşkümüz var
kirava verdik!
Demişler.
Büyük kız kardes? ek
lık Mahmurenin
iş! 7
yilan Barada vin em
vallahi, Hiç bir es
mu? demiş.