language

ustmenu

searchbar

Kurun 1934-12-08 Sayfa 10

Kurun Gazetesi, 8 Aralık 1934, Sayfa 10

 



Özet

Soyadların nasıl olmalı, nasıl olmamalı?

Türkiye Ziraat Bankası.

Para biriktiren rahat eder.

Yeni Eserler.

Istatistik.

Fiat 30 Kuruş.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

:

İ

ax bi kim nizdisa dike

sm 10 — KURUN 8 Birinci künun 1121 «—

Soyadlarımız için

Soyadlarımız nasıl
olmalı, nasıl olmamalı?”

Soy adları hakkında evvelki
sayılarımızda başlıyan bu yazı «
ların sonuncusunu veriyoruz:

Görülüyor ki, Osmanlıca ad-
ların karşılığı Türkçede tek de
değildir. Bir çok eşleri vardır.
Yerine göre bu zenginlikten de
çok kazanacağız.

Yalnız (Kâmil) adı için Te.
rama dergisinde ( (22) karştuk
vardır. İstiyen beğendiğini ala -
bilir.

Şu var ki; bu Katazeriye gi -
recek soy adları için bence yuka-
rıda yazdığım Soy, Sop, San,
(Tevin) ve (Men) ve (Man),
(Er) hele şu son Oo (Er), (Av),
Ay), gibi sözlerden birinin ek-
lenmesi gerektir. Böylece yarın
için öz adlarla soy adlarının bir-
birine karışmasına yol verilme -
miş ve binlerce yeni adlar çıkar-
ma kolaylığı bulunmuş olur.

Örnekler:

Hidayet, Bosutsay, (Metin,
Bekemsan, Muammer, Yaşar -
man. V.B.

Bir de soy adlarını çoğalt-
mak için öz ad önüne iş ve gidiş
adlarını koymak yolu da vardır.
Bu da çok işe yarayacaktır .

Örnekler:

Faruk Uzan (Şair), Abidin
Yazan (Muharrir), Yaşar Dizen
(Mürettip), oOTuğruk (Gezgen
(Seyyah).

(K.)

Gerek soy adlarının, gerek bir
deyiş, bir seziş, bir görüş, bir bu-
luş gibi ( fantazi sözlerin gerek
öz türkçede küçük adların başına
getirilecek sarı, kırmızı gibi an -
latış, övüş sözlerile de bir çok soy-
adları yapabileceğini sanıyo »
rum.

Örnekler:

Sarı Memiş — Al Dursun —
Kara Yağız.

(L.)

Soy adları"olacak deyimleri
çoğaltmak için gidilecek çeşitli
yollardan biri de ya ad koyacak
adamın soyunun içinde (yahut
doğulan, yaşanan, gezilen, sevi -
len, kendlerin ve yönlerin adla-
rının ilk veya son küçük (harf)
lerinden toplanması manası ol-
masa bile kulağa, dile hoş gele-
bilecek fantazi adlar bulmak yo-
ludur. Bu yolun da (o verimi çok
zengin olacaktır.

(M.)

Son bir sözüm daha var: O
da ad gibiah gibi baş gibicüm
((Tekmil), cüm (Kaide), cup
(Münasip), cur (Evlât), Cüp
(Çift), çag (Yaş), Çak (Tam),
çap (Derece, şan), çat (iltisak
noktası), çen (can), çit (Anah-

tar), Çin(Sadık), Çit (Kenar),
Der (Halis), Dim (Vahşet),
Din (Yol), Kam (Alım),

Nom (Kanun), sa (nehir), sag
(cenup), sav (dava), say (ha -
zır), son (gaye), söz (malâm),
sü (can), sür (can), sus (ma -
lüm), gibi tek örenli ekleri an-
lamalarının yakıştığı yerlerde
bir sözün başına veya sonuna
getirerek binlerce soy adı bulup
çıkarmak çok kolay ve çok ge -

* rekli olduğudur.

* ” *

Benim verebileceğim öğütler
Osağı yukarı bunlardır:

Ancak gidilecek bunlara ben-
ziyen daha bir çok yollar var -
dır. Başka bir yönden, bugünler-

de Devlet Şürasına verilmiş clan
ve (Yasa) da adı geçen salım da
bize bir çok kurallar öğretecek -
tir,

Hele şimdi yapacaklarımıza
benzemese bile ötedenbri soyad-
ları gibi koyduğumuz adların ö-
nünde, sonunda (zade) gibi
(yan), (of), (is), (dis), (Aki),
(mahdumu), (ibni) gibi öz
Türkçe olmıyan eklerin ve ek -
lentilerin kaldırılması gibi söz -
ler de salımın baş kurallarından
bulunmakta olduğuna göre içi -
mizdeki azlıkların da baştan ba-
şa ve yeniden soy adları bulma -
ları gereklidir.

Bunlardan başka söyliyece-
ğim bir nime (Şey) varsa o da
ad alacak yurtdaşların kendi kı-
vancı (zevki) kendi duygusu ve
gerek doğuş, bağlanış, yaşayış,
yönlerinden, gerek tarih ve öke-
nomi yönlerinden kendi tususu
(menfaat) neyi istiyorsa ona gö-
re bir seçim saymasıdır,

*»

Bu iş üstüne (o söyliyeceğim
sözlere en son bir bitimik (hate -
me) yapmam gerektir:

Bütün yurdu bu kadar derin-
den saran ve kucaklıyan ve ge-
lecek için elgüne büyük tusular
verecek olan bu işi en iyi bir kılık-

* rumlara ihtiyaç vardır.

la başarabilmek için büyücek ku -
Bence
elgün bu (3,500.000) ad kendi
kendine bulup seçebilmekte çok

güçlük çekecektir. Ve daha şim-

diden görülen savaşlar işi ne ka -
dar çok özene keteni (ihtiyacı)
olduğunu anlatıyor.

Gazete bağamlarına çarpan
duyumlardan, kendilerine bir
soyadını iki yurddaşın birden
bir gün aldıklarını öğreniyoruz.

Gazetenin alamadığı veya ya -
zamadığı duyumlar icinde de bu-
nun eşi ve eşleri olmadığmnı kim
bilir?

İş bitinceyedek: böylece ne
kadar güçlük çekileceği apaçık
anlaşılmaktadır. Bundan ötürü
de bence devlet şürasındaki salı -
mın koyduğu kurallara göre çalı -
şacaklardan başka bu işe Halkev -
lerinin büyük ve kurtarıcı ve ışık -
lar dağıtıcı el'nin de uzanması ge-
rektir. Bu yurdun bütün özlü ço -
cukları orada bu büyük savaş için
işe sarılmalı ve yerine göre her
yurttaşın ayağına giderek veya ge-
tirterek ve her türlü yayım yolları»
na baş vurarak bu yardımları ge -
nişletmeli ve bunlarla birlikte okul
(mekteb) ların, öğrenik (mual-
lim leri, öğrengenler (talebe) nin
babalarına, mahpus evleri, fabri -
kalar ve başka bunlara benzeyen
büyük kurumlar çevirgenleri bü -
tün kendi emekdaşlarına ad bula-
rak ve yel düzen öğreterek bu bü-
yük sava (davaya) yardım etmeli-
dirler.

Gazeteler bütün soyadı alanları
eksiksiz, bağlamaları üstüne geçir»
melidir.

İranda birkae yıl evvel yapılan
bu iş için okadar özenilmiştir ki
bir eyalet içinde iki kişinin bile bir
soyadı almasına alan (meydan)
bırakılmamıştır. Bundan başka da-
ha dün gördüğüm bir İran Belge
(vesika) sından anlıyorum ki ora-
da bir eyalet içindeki elgün

(halk) ün bir sıra numarası var «

dır. Bizde ise daha şimdiden yal - |

larına geçebilen düyüm (haber) ! caktır. *

lardan anlıyoruz: İki değil beş ki-
şi birbirinin çımçık (aynn - tıpkı)
eş olan adlar almışlardır. Yarın
bunları düzeltmek çok büyük bir
yorgunluk olacaktır.

Hele devlet şürasındaki salım
projesi olduğu gibi çıkar ve (yal -
nız bir — mahallede — bir soya -
dı olabilir, iki olmaz) kuralı de -
ğiştirilmezse içinde 200 den artık
(mahalle) bulunan İstanbulda
birbirine benziyen 150 - 200 soy-
adı ile karşılaşmak işten bile ol-
mıyacaktır.

İşin bu yönü,çok umarım ki
devlet şürasında göze çarpacak ve
hiç olmazsa bizde de bir (kaza)
sınırları içinde olsun bir tek soya-

dından başkası kullandırılmıya «
caktır,

1) Bunun önü alınamazsa,

2) Öz adlar ayrı bir salım (ni-
zam) la ayırd edilip onlardan s0-
vadı yapılması yasak edilmezse.

3) Her kazada nüfus kütükleri
zevirgenliklerinden (idaresinden)
başka (kaymakam) ların buyruğu
altında bir (onarım bürosu) kuru-
lup soyadı almak için geleceklere
her şeyden ön yalnız o (kaza) i -
çin sonuna kadar sıralandırılacak
bir numara verilmez, ve bir ad
için aralarında anlaşamamazlık
çıkacak yurddaşlara bu sıra nu -
marası üzerinden adlarını seçtir -
mek kuralı konulmazsa bu işten

Birkaç günlük bir denemeden
sonra göze çarpan bu ak (haki -
kat) karşısında ergeç işe gerekli
bir düzen verilecekse de sıkı bir
illiksel (resmi) bir yöndem ko -
nuncaya kadar ortaya çıkacak
karışıklığın gerek gazetelerin ge -
rek elkünün (halkın) geniş ve
karşılıklı birer yardımı gerektir,

Bence soyadı alack bütün yurd-
daşlar, ve bütün gazetelerin bu işe
ayıracağı bağımları (sütün) ve
sep (sayıfa) leri eksiksiz okumalı
ve orada başkalarının daha önce
aldıkları adları benimsemekten
çekinmeli ve bunu bir onur işi say-
malıdır.

Bir de gerek bugünkü gazete
çıkaranlar — elile mi olur, gerek
halkevlerince mi yoksa belediye -
lerce mi yapılır en çok kırk para-
ya satılabilecek ve ancak bütün
keten (ihtiyaç) lara uygun gele -
cek kılıkta yer yer gündelik ga -
zeteler çıkarılıp yayım işi geniş -
letilirse bu büyük ulusal sav (mil-
li dava) özenildiği yolda başarıl -
mış olacaktır.

Öğütlerim bitti. Sözlerimi ilk İğ

satırladaki yazılarımla bitirmek
isterim:

En iyiyi, en güzeli, en doğruyu,
yapmak için and içen Atatürkün
çocuklarmın yapamıycgı iş mi
vardır; acurda..

GALİP BİNGÖL

Z/VaRa ©
BiIRİKTİREN |
RAHAT-EDEKİ

nız İstanbul o da gazete bağam- | çok üzüntü ve yorgunluk duyula - (”

Çocukları koruy'

Kış geldi. Kışın soğu! çi
soğuğun getirdiği hastalıklar” p
suz yuttaşlarımızı korumak l
zin boynumuza borçtur. BU”, İ
demiş olmak için kul |

eski çamaşırlarımızı,
eskilerini Çocuk Esirgem?

“Himayei Etfal —/

BAR SE EA
Yeni Eserl&

Dün ve Yarın
g Terclime külliyatı

Sayı 17

Andre Liess9
Suphi Nuri



Bu sayıdaki diğer sayfalar: