language

ustmenu

searchbar

Anadolu 1935-05-06 Sayfa 6

 



Özet

Anadolu'nun Tarihi Tefrikası.

Hatun Hakan.

Tefrika No. 40.

M. Ayhan.

Biz Yigitler Ocağında "Yıldırım," Diye Bir Bahadır Adı Duymadık...

6. Sayfa.

Yalnız.

6. Mayı.

Anadolu.

Eczacı B. K. Kamil Söyliyor.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

Anadolu'nun Tarihi Tefrikası

M. AYHAN

“Biz Yiğitler Orağında “Yıldırım,, Diye

Bir Bahadır Adı Duymadık..

Aybey, gösterdiği çılgınlığın

, ne kadar İleri gitmiş olduğunu

o dakikada anlamıştı. Halbuki

o kadın İsteseydi, kendisini

mükemmelen öldürtebilirdi. Gay

ri ihtiyari sordu :

- © — Ben size karşı çok fena
©. davrandım. Beni öldörmelerine
| neden müsaade etmediniz ve et-

miyorsunuz?

O, omuzlarım ellikti :

— Bundan ne çıkar? Bile.
rek bir hata işlemiş değilsin
— kl yiğir.. Hem ben, merd olan-
» . ları korumağı severim. Bugün-
i lerde ise benim senin gibilere
ihtiyacım var. Bana; Buhara'da
birini methettiler. Diyorlar ki:

Kılıç oynamakta, ok atmak
ta, döğüşmekte onun eşi bu.
İunmazmış.

Bu sözler Aybeyin gururuna
? dokunur gibi oldu :
| — Belki buralarda öyledir.
| Fakat başka yerlerde onu top.
| « rağın İçine çakacak bahadınlar
İ $ vardır.

i Kadın, onun ne demek is.
> < tediğini anlamıştı :
i — Onunla bir deneşir misin?

Aybey yerinden fırladı :

ö — Hemen şimdi,

i — Fakat o kadar aceleye lü.
i zum yok. O, bu akşam gelecek,
İstersen yarın olsun!

— Nasıl İisterseniz..

ği ç Ve, bir nevi kıskançlık, Ay-
i © beyin kalbini sikar gibi oldu :

© EMEA TÜY MY YE AE PA e MALABADİ

1 —pâ, pay — ayak
i pâbend — ayakbağı
pâk — ak, temiz
i pâkdamen — namuslu
i . o pâkize — lekesiz, tertemiz
pâmal — çiğnenmiş
..w panik — ürkü
a papyubüvar — sünger kâğıdı
paş — serpen
pâyan — son, uç
pâye (bak: mesned, mertebe)
aşama (fr.) grade |
« opâyidar (bak: baki — süreli,
süregen (fr.) constant, durable
pâyıtaht — başşehir
. ç paymal olmak — çiğnenmek,
syak altında kalmak, (fr.) Etre
, Foule.
pedal — Ayaklık, basarlık.
peder — baba, eta.

i
sam

A ği

A

Kayınpeder — kaynata.

pejmürde — Eskipüskü, yır
tıkpırtık, örselenmiş, (fr. ehif.
fonne.

pelâspâre — çul, çulçuval,
paçavra, (fr.) hillon.

pelenk — kaplan.

penah — 1 sığınak (bak; mel
ce), (fr.) refüge 2 Arka — (fr.)
Apput.

pend — öğüd.

per — kanat.

perakende — 1: Dağınık, (ir)
disperse.

2 — parça ( Ticaret terimi),
(fr.) En detail.

örnek: I — bu perakende
ç kitabları toplayınız, bu dağınık
© kitabları toplayınız.
3 Ke Kn

K

m e VE ML e a

#

Bu ildir Sidi methedilen ve bu
dilber kadının da gizli bir tak.
dirle bahsettiği yiğit kimdi?
Belki onun kalbini de kazana.
bilirdi.

— Adı neymiş?

Diye surdu..

— Yıldırım!,

— Biz, yiğitler ocağında
böyle ad duymadık. Hele bir
göreyim..

Kadın düşünür gibi oldu.

— Ne düşündünüz, İnanma-
dınız mı yoksa!

— İnandım. Ve benim dü:
şündüğüm o değil.

— Sorması ayıp amma ne
düşündünüz?

— O bahadır otuz ;aşların
da imiş. Sen ise çok gençsin.
Onun tecrübesi her halde sen.
den fazla olacak! Korkuyorum,
başına bir iş gelir. Sen ki, ile.
ride yurduna çok hizmetler
edecek ve çok ün salacak bir
kahramansın.

Aybey, bu sözlerdeki takdir.
lere rağmen, yüzüne bir tokat
inmiş gibi kızardı. Sesi yük.
seldi. Gözleri kararır gibi oldu.

— Evvelâ dene, ondan son-
ra söyle.. Henüz ağırlığını tat.
madığın bir İnsan İçin söz söy-
leme, At üstünde herşey anla.
şılır.. Bana İzin ver de gideyim,

— Peki delikanlı, peki! Şu-
nu bil ki, benim karşımda şim-
diye kadar hiçbir kimse böyle

perende — takla

perendebuz — taklabaz

* perest — tapan, tapınan

perestiş — tapınç

perestiş (taabbüd) etmek —
tapınmak, tabmak

peri — peri (t. kö.)

perişan — darmadağın, da-
ğınık

perran — uçan, uçucu

pertev — işık, pırıltı

pertevsuz — büyüteç

perva — korku, çekin

Biperva — çekinsiz

pervaz — uçma

- pervaz — uçan, uçucu

* perver — besliyen, bes.
leylci, sever, yetiştiren, elmen,
cil,

örnek: 1 — fırkaperver —
yoksul besliyen

2 — vatanperver — yurd.
sever

3 — bayırperver — Ha.
yırcil

4 — amileperver — evcimen

perverde — besleme; 2
tirme

perverişyap olmak — ie
mek

pes — geri, arka

pes — imdi

* pesent — beğenir, beğe:
nen

örnek: omüşkülpesend, güç
beğenir, müşkülpesendlik, güç
beğenirlik

pesendide — beğenilmiş, be
genik

pest — alçak, aşağı, yavaş

pesmande — artık, artmış,

geri kalmış

yüksekten konuşmamıştır. Akıllı

hir gençsen bunu ve sebebini
anlarsın.. Yarın gene görüşelim.
Sabahleyin seni gün doğarken
şu havuzun yanında bekliyece-
ğim. Tanrı selâmet versin.

Ve bunları söyledikten sonra
ellerini çırptı. Ayni saniye İçin.
de kapının perdesinin arkasın.
dan iki kişi göründü. Bunlar
baştan aşağı ellâhlıydılar.

— Misafirimiz gitmek istiyor.
Yolu gösterin.

Muhafızlar baş eğdiler.
bey, dilber kadına baktı, İçi
yanıyordu. Birşey söyliyecek
oldu. Yapamadı. O dı sıcak,
gülen ve ışıklı bir bakışla ona
bakıyordu.

Aybey nihayet şunu söyliye-
bildi :

— Elbiselerimi ietiyecektim.
Bunların içinde rahat değilim.

Kadın güldü :

— Nasıl fstersen.. Fakat ya
rınki denemede zırhını, kılıcını,
tolganı ben vereceğim. Çünkü
sizin zırhlarınız ince olur. Gö.
çebe zırhı incedir diye duy-
muştum.

— Öyledir, . fakat lüzumu
yok. ş
Genç kadın
vurdu :

— Lüzumu var!
öyle istiyorum.

Ve bunu söylerken ciddileş.
miş, âmirane bir tsvır takın

ayağını yere

.dedi- ben

pey — larka, ardı, iz (fr.)
derrlere
pey akçesi — pey akçesi
peyam — haber, duyuk
peyapey, peyderpey — birbiri
ardınca, birbiri arkasından
peyda etmek — çıkarmak,
ortaya koymak
peyda olmak — görünmek,
belirmek, çıkmak, türemek
peyda oluvermek — görünü:
vermek, çıkıvermek, çıkagelmek
peydayı karabet etmek —
hısımlaşmak
peydayı sıhriyet etmek —
dünürleşmek, dünür olmak
peyderpey — arka arkaya,
birbiri ardınca
peygamber — yalvac
peygân — temren
peyk — ardaç
peyker — yüz, çehre (T. kö.)
surat (T. kö.)
peyman — and
peymane — kadeh
peyrev — İzdmen
peyvent — ulaşma
peyveste — ulaşmış, ulaşma,
ulaşık
pezir — alan, bulan
pinhan — gizli, saklı
pir — koca, ihtiyar
pirâ — bezeyen, donatan
pirahen, pirehen — gömlek
piramen — etek
piraye — süs, donatı
pister — döşek
piş — ön, ileri
pişdar — öncü
pişkeş — armağan
pişva — önder
piyade — yaya

ii

Dm. Da K

ÜYE | emer mam mann maa vam umman

# TN.

e

6 Mayın e

—Fozazı Bi K.Kâmil Söylüyol

— Başı 1 inci sabifede —

Desem,

— İç yahu, gönül kolon
yası İç!,

Deyivereceğini ossmyorum...
Gassonun eserlerini, hafız gibi,
ezberlemiş., Sam'atta ve İşte
yeni bir felsefe ile düşünüyor.
Anketimden bahse başladığım
dakikada korkmadığımı söyler-
sem yalan olur. Kendi kendime;

İstermisin - Dedim - başla.
sın kolonyalardan, o esanstan,
balık yağlarının nefase'inden?.

Bereket versin, öyle yapmadı;

— Hayatta pgeçirdiğiniz en
büyük korku nedir?

Deyince sanki evvelden ha
zırlanmış gibi bir çırpıda cevab
verdi;

— Yemende idik. Ben bi-
rinci mülâzımdım. O tarihe ka:
dar hiç asker geçmemiş bir
arazide vahşi bir kabile ara-
sından geçiyorduk. Bize (Mavi
sarıklı, mavi fıtalı, kısa tüfekli)
olarak karşılaşacağımız İnsan.
ların, düşmanımız olduklarını

mıştı,, Fakat gözlerinde gene
kadınlığın tatlı parıltısı vardı.

Aybey, onun ne demek iste-
diğini anlamıştı. Gurura ben.
ziyen mest olmağa benziyen
bir his içine damladı.

— Peki, naml istersen. Di
lersen beni, senin kshramanı-
Bin karşısına çıplak çıkar, gö-
zümü kırparsam bana da Ay.
bey demesinler.

Kadın, bu sözleri gözlerini
yere dikerek dinledi ve sonra
uzun boyunu, vücudunun gü
zel hatlarını canlandıran bir
yürüyüşle, köşedeki kapıdan
kayboldu, gitti.

Aybey, saraydan ve bahçeden
nasıl çıktığını bilmiyordu. Sa:
lağı müdbiş bir merak ve en-
dişe içinde buldu.

Zavallı Salak, onu ne kadar
aramıştı. Düşünmüş, taşınmıştı.
Hiçbir makul sebeb bulamıyor

postahane — pastaevi
profil — yanal

proje — tasar

puhte — pişmiş, pişkin
püş — giyen, giyinmiş
puşide — örtü

Poyan — dolmuş, koşan
Pür — dolu

pürgü — şakrak, konuşkan
püser — oğul, çocuk, oğlan
püşte — bayır, tepe

R

Rabıta — bağ, bağlılık, (fr.)
ilen

Rabıtalı — düzgün, tutumlu
tavrı yerinde, (fr.) comme İle
favt

Rabtetmek — bağlamak

Rabtiyea — bağlaç

Râci (bak: aid)

Racih — üstün, yeğ, yeğin

Recil — yaya

Râd — gök gürlemesi, gök-
gür

Radde — kerte, derece

Rağbet — 1 - İstek, beğeni

2 - (bak: revaç)
Rağmen — sldırmadan, al.
dırmıyarak, bakmıyarak, bu-
nunla beraber
Rahat — rahat (T. Kö.)
Rahib — papas
Rahibe — papas kadın
Rahim (Müşfik) — sevecen,
sevegen
Rahne — gedik, yarık
Râl — çoban
Râyetmek — gütmek, otlet
mak
Rakaba — boyun
Rakam — rakam (T. Kö)

çekik e sönüeleşifA bon; anime geçimli.

daha evvelinden haber vermiş:
lerdi. Girld'li bir basta nefer
vardı, Onu, ata bindirdim. Ya-
vaş gitmek mecburiyetinde idik.
Bu sebeble taburdan biraz geri
kaldık. Kısa ağaçlı bir ormana
girmiştik.. Biraz ötede yolu
kaybettik. tamamile
düşman mahiti idi. Bir aralık
ne göreyim:

Karşımızdaki o uğaçtan, kol
kalınlığında iri bir yılan iniyor.
Hava da sıcak mı sicak... Yı
lan bize doğra iniyordu. Atın
üstündeki hasta asker, kımıldı

yacak vaziyette değil... Tam bu
sırada, kısa tüfekli, mavi fıtalı,

Huruğı

mavi sarıklı dört arab belir.
mesin mi?
Biran oOiçinde (düşürdüm.

Kendi kendime;

— E Kemal Kâmil -Dedim-
oldu olacak.. Hiç korku göster-
memek lâzım..

Nefere yavaşça (fısıldadım,
haber verdim.. Başımda Enve-
riye (0 tarihte zabitlerin giydiği
serpuş) vardı, gözlerimde de,

du. “ann Fakat gözlerinde gene | du. Nereye gidebilirdi?. Olm gidebilirdi? o Olsa
olsa, bir hata işlemiş ve bu
şebirlilerin askerlerinin ellerine
düşmüştü. Bu takdirde ne ya
pacaktı?

Neden sonra Aybey gelince,
sevincinden külâhını fırlatımış,
boğazına sarılıp şapır şupur öp-
müş, sonra bir saygazlık yap-
tığını sanarak ;

— Bir uşak Beyini böyle
öpmez amma sevincimden unu-
tuvermiğiro!

Demişti.. Aybey İse;

— Defalarca söyledim, sen
koca kefelı ve iyi yürekli bir
#damsın ve benim at uşağım
değil, arkadaşım, silâh arkada-
şım gibi hareket etmelisin, de-
dim, bâlâ anlataraadım. Şimdi
bırak ta ben söyliyeyim!

Diye cevap vermiş ve anlat:
mağa başlamıştı,

— Sonu var —

currant

Rakabet etmek — önüdeşmek

Rakld — durgun (fr) stag-
Dant

Rakkas — salıngaç

Ram — (bak: münkad)

Randıman — verim (fr.)
rendement

Rasad — göyüm

Rasadhane — göyet

Rasıd — göymen

Tarassud etmek — göylemek

Rasin (Muhkem) — beken

Raşan — titrek, ürpek

Raşe — Ürre, ürperme —
(fr.) frleson

Ratbü yabis — yaş, kuru

Ratib — yaşak (fr.) humide
Yabis — kurak (fr.) sec
Rayet — bayrak, tuğ
Rayiç — geçer (fr.) courant

Rayiha — koku

Raz — giz, sır

Razı olmak — onamuk, gö.
nülsemek, gönlü olmak, kabul
etmek (fr.) consentir

Rızayı tarafeya — onaşma,
(fr.) consentemeni reciprogue

Rebi — beher

Reca — rica (T. Kö.)

Recm — taşlama, (€r.) La
pidation

Recmetmek —
şa tutmak

Düzeltme

Dünkü suyımızdaki birkaç
yanlışı şöyle düzeltiyoruz:

1 — (Müteezzi) karşılığı (ez
gin) olacak

2 — (Müttehid) sözünün
karşışındaki “birleşit,, kelimesi
kalkacaktır. ve kılavuzda bu

taşlamak, ta-

iz

———
Çölaebden) yk

yz (eğ

büyük şoför gözlükleri
bir gözlük.. Karydan "
sarışın, çelimsiz bir adan"
gam belli olmuyordu.
tüfekleri omuzlarından
ler. Av bulmuş vaziyetini e 7
dılar. Ben kendilerin& (gö
— Esselâmü aleyküm ?
Dedim ve bu sözlerde” 4
derhal başımı geriye © i
biraz ötede yaklaşmakt*
bir ordu varmış gib "4 Gi,
bir işaret yaptım.. Ms** iii
muvaffak olmuştum. © ğu
benim bu hateketimi 8 iliş
hemen fırladılar “9 b
sarktığı ağacın arkası0i ”
dılar.. Orada durmak artk
likeliydi. Hasta nefer” o
verdim ve o da zateP
dan dirilmişti. Hayvso”
aşağı mahmuzladık. E9”
en korkulu ânı İşt€
esnasında geçirdim. ir
Arkamdan bir 8€8 bek dj
dum. Bir silâh sesi. 0
— Bir kurşun beri |»
devirecek ve sonra Ar
cenbiyelerinin altındi
receğim, |
Diyordum.. Müthiş İ
ku idi o, çok müthiş!
— Hayatta ençok ”*
sevindiniz? 0
— Yemen'den t© ha
ve İzmir'in istirdadındi” yi
— Saadet nedir, 09” |

Sn

telâkki edersiniz? fl eş
— Sandet, (Mesudun) ka
bilmektedir. Ben sand?” “i
gekilde, her zaruan (B*” I
dum) diye halder ”.. |
ld senli lek

olmakta bulurum. i
paradadır, ne sıhhattel ( Ni
mesud insanlar vardi” nl
me.ud İnsanlar oldi |
Bazı öyle manyak, ey
talar vardır ki, Diner | iy
saadet içindedirler. Bi9* İyte
(Ben iyiyim), (8en © Ml
diyen, hakikaten e İm
— Yalanı ençok Eİ iğ
erkek mi, kadın mi? peer a
— Yalan söylenik
dızlığa ve erkekliğe ?gş
Yulan kafada bir g1,
liği işaret eder. Yalni$ * k
Kadınlara yaşları"!
nuz vakit alacağını? w ei ”
landır, Erkeklere gelir
larda en ziyade gör
de yalan söylerler.
Bay Kemal Kâmil,
lerken, bilmiyorum.
beye mi istinad sy la
lana lözum yok: «
Hepimiz bu noktadi
rekiz. Sevginin yalan

oluyor. ,
— Peki, hayatts »İ

v4 > #

a

An

zım bir şey midir?
— Yalan, hayav”
dan değildir, fakst
de söylenir..
Azkalsin bir s3!
caktım:
— Reklâmda da sö)
Bay Kemal Kâmi':
Eminim ki, nos
Bayır, kat'iyen,
ö et, bir ie bahs”
yas al) olacaktı.

“a

ve

KİFEZİEİİĞİ

ör.

pe ei
Bıçak Taşıyo”
Yeni müzayede b* rel
amele Hasan'da, T€
man oğlu Ahmed. ayi'de
Arif ve İhsan oğlu
bıçak bulunmuştur: |

Ke

AİIE
karşılıkları (birlikte *
rak) şeklinde düzele* yek
A (alutavassıt)



Bu sayıdaki diğer sayfalar: