language

ustmenu

searchbar

Anadolu 1935-05-02 Sayfa 6

 



Özet

Ölümden bile korkmadan söylüyorum Ben Buralara Gelmemeliydim.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

ölümden bile korkmadan söylüyorum

ANADEO

Anadolu'nun Tarihi Tefrikası

Tefrika No. 38

m EN

M. AYHAN

Ben Buralara Gelmemeliydim..

Kendinden geçmek üzereydi.
Bu kadin, kendisinden ne İs:
tiyordu.

Fakat tam bu sırada; elleri.
nin “üstüne sıcak birşey düşer
gibi oldu. Adetâ sıcak iki, üç
yağmur damlası. Fakat bu gü-
zel, ışıklı havada böyle şey ola
mazdı ki? Yağınur yağmsyordu.
Böyle birkuç damla yaş, nere-
den serpilecekti?

— Acaba!

Dedi ve ağır ağır başını kal.
dırdı ;

Ağlıyordu. O kadın ağlıyordu.

Birdenbire, kendine gelir gibi
oldu. Kadını bileklerinden tut-
mak istedi. Cesaret edemedi.

— Neden : ağlıyorsunuz, bu
güzel gözler niçin ağlıyorlar?

Genekadın yamıbaşına oturdu:

— Niçin mi yiğit? Çünkü
artık bu memleket, bu taç ve
biz, bir tehlike karşısındayız.

Aybeye ne zaman tehlikeden
bahsedilse, onun eli ilk defa
kılıcının kabzasına giderdi. O
dakikada da öyle yaptı.

— Acele etme yiğit, o teh-
like buralarda değil, uzaklarda,
çok uzaklarda, Fakat onvn ya-
vaş yavaş geldiğini duyuyorum.

— Kimdir ve nedir bu
tehlike?

— Siyah derililerin tehlikesi
Koca İran karşı koyamaz oldu.
Çünkü şıllardanberi onlar da
hırpalandılar. Birbirini yidiler.

Musrefe — bilişme, tanışma
(fr.) connalssance

Müuasreke — tepeleşme

Müarz — karşın, karşıtçı
(fr.) opposant

Muarra — arı, beri

Muasır, hemzaman — çağdaş
(fr.) contemporain

Muattal — batıl, işlemez (fr.)
inactif

Muattar — otırlı fr.) par
fame

Muvazaa — değiş dokuş

Muavenet etmek — yardım
etmek

Muavin — yar, yardımcı

Muavveç — iğri buğrü, eğ:
rik, dolambaç, eğim (fr.)
courbe

Muuyene — bakı (fr.) exa-
men

Muayyen — belli (€r.) deter-
mine

Musyyepiyet — bellik

Maazzam — anıtsal, ulu

Muazzez, aziz — sevgili

Mubarek — kutsal

Mucibince — gereğince, ya-
pılı

Muclb olmak —
mek
- Mucib — bulman, (fr.) in
venteur

Mucir — kiralıyan

Mucize — tans

Mudarebe — döğüş

Mudarebe etmek — döğüş
mek, (fr.) se battre

Mudhik — gülünç, ( fr. )
comigne

Muadil — çapraşık, (fr ) dif.
ficile

Mugsddi — besleyici, besinli

gerektir

nimel
gMezhep kavgam, teht kavgası
onları bitirdi. Şimdi, İslâm or.
duaları, yani Arap'lar, oraya sal
dırmış bulunuyor..

— Bundan size ne?

— Bize ne mi? Asıl hedef,
buralarıdır, bu topraklardır. As-
yanın bir zenginliği vardır. Bir
güzelliği vardır. Tanrı, bu el-
lere yaradılışta çok servet ver-
miştir. Şebirlerimizin oralarda
eşi yoktur. Bizim dokumaları:
mız, altın, gümüş İşlerimiz, bil-
mezain, nerelere kadar yayıl-
mıştır.

— Şimdi ne olacak?

— Şu olacak:

Buralarını da çiğueyip ele
geçirmek istiyeceklar,.. Görüyor-
sun ya, bizim beyliğimiz çok
küçüktür. Kuvvetimiz ezdır.
Benim, senin gibi kshrawanla-
rım yoktur. Sen, esf çelikler
gibi bir milletin yiğitlerinden
sin. Halbuki buralarda soy, kan,
istediğimiz gibi saf değildir.
Yeni, öz duygusu ve mertliği
sarsılmıştır. Çünkü buralardan
geçen felâket kasırgaları çoktur.

Delikanlı, bana bak!

Aybey, bu kadının kendi
üzerinde müdbiş bir tesir yap.
tğının farkındaydı. O, hiçbir
gün böyle bir gönül yanıklığı,
böyle bir ateş, böyle bir iç sr
zısı duymamıştı. Ona bakmağa
cesareti kalmamıştı :

— Söyleyin dedi. söyleyin!

Mugalata — şaşırtmaca, ya:
nıltmaca

Mugenni şakıyan

Teganni — çakığ

Teganni etmek — şakımak

Mugayir — nymez, karşıt,
(fr.) contraire

Mogayeret — vymazlık, kar-
gıtlık, (fr.) contradictlon

Muğber — gücenik,
fâche, contrarle

Muğlâk — çapraşık, (fr.)
obscur, compligue

Muhabbet ( aşk, sevda ) —
sevgi, aşk

Muhabere — duyuklaşma,
yazışma, (fr.) correspondance,

Muhabir — uytar (fr.) cor-
respondant

Muhaceme — üşüşme, öcüş-
me (fr.) attague

Muhsclr — göçmen

Muhadenet — dostluk

“Muhafaza etmek — göze
mek, saklamak, barımak, ko:
rumak, gözetmek (fr.) garder,
conserver, proteget

Muhafazai süküt etmek —
susub durmak, susmak

Mahafız — sakınan, bekçi,
muhafız (bak: muhafazs) (fr.)
garde, gardlen

Muhakeme — 1 ökem (fr.)

(ir)

raİsonnement 2 duruşma (fr.)
jugement
Muhakeme etmek — ökle-

mek, duruşmak '(fr.) juger
Muhakkak — besbelli, bayık
Muhal — imkânsız, olmaz
Muhalâsat (bak: hnlüs)
Muhulefet — ayrış (fr.) op-
positlon

Mubalefet etmek ayrış-

— Neden yüzüme bakmıyor:
sun yiğit?

— Çok wzak yollara pidece:
ğim. İçimde yaralar, acılar ta.
şımak İstemiyorum.

Sustular. Uznn uzun suetu-
lar. Aybeyin kaibi çerpıyordu.

Acaba darılmış mıydı, kızmış
mıydı?

— Aybey!.. Sen merd bir
gençein. Tecröbesizsin. Dağlar.
da, ovalardu yaşımışsın. İçin
oranın başı boş rüzgârları ka-
dar hiçbir şey dinlemiyor. Kal
bin, şu gök kadar temiz ve
saf! Söylediklerinizi, ba.a şim-
diye kadar hiçbir erkek söyle-
memiştir ve söyliyemez de..
Buna cür'et edenin cezası, ta-
savvur edemiyeceğin kadar oğır
olur. Fakat dedim ya, sen te-
miz bir gençsin. Toyluğuna,
tecrübesizliğine (o bağışlayorum.
Sözlerim seni incitmesin Aybey!

Eğer ben de senin obanda
doğmuş, bekâr bir kız olsaydım.

— Söylesen e, niye sustun?

— Açılan kollarına, sevine
sevine, gözlerimi yumarak atı.
lırdım. Halbuki şimdi!

Kadın içini çekti. Dumanlı,
nemli gözlerini, bir akasyaya
çevirerek durdu. Aybey, gayri
ihtiyari mırıldandı ;

— Keşki gelmeseydim.

— Neden delikanlı?

— Bilmiyorum neden? Fa
kat ben buralurdan geçmeme-

mak (fr.) sopposer
Mahalif — ayrışık (€r.) op

i pose

Muhalled — kalıt

Muhallil — eritir, (fr.) die.
selvant

Muhammin — orancı (İfr.)
expert

Muharrer — yazılı

Muharrik — elebaşı,
(fr.) promoteur, moteur

Muharrir — yazar, yazman

Sermuharrir -—— başyazar

Muharriş — tırmalayıcı, az-
dırıcı (fr.) irritant

itki

Muhasame — yağılık fr.)
hoatilite

Muhasara — kuşatma (fr.)
slege

Mabasara etmek — kuşatmak
assleger

Muhasebe — hesablaşma,
sağığ

Muhasebeci — sağışman

Muhnsede — günüleşme

Muhat — çevrili, çevrik (fr.)
entoure, encercle

Muhatab — aytıç, aytıne (fr.)
İnterlocutenr

Muhataba — aytışma (fr.)
conversatlon

Muhatara (girive) — aşt
(fr.) peril, impasse

Muhavere — konuşma

Muhayyile — sanay (fr.)
imaginatlon

örnek: muhayyilesi vâsi bir

muharrir, sanayı oOgeniş bir
yazman

Muhaeyyirül'nkul (bak: heri.
kulâde)

Mubbir — daymeç
Mubib — sevdik, dost

— Baştarafı 1 inci yüzde —
aşağıya yazıyoruz:

Bay Eren — Kükürt ihti
kârından bahsediyorsunuz? So-
nunda kabahati ziraat bonka:
sına oyükletiyorsunuz. Ziraat
bankası, kükürt! tüccarı değildir.
O yazıyı yazarken telefonla
benden sormuş olsaydınız, bu
türlü bir yazıya gazetede yer
vermemiş olurdunuz,

Eğer piyasada kükürt yoksa
ve ihtlkâr yepıliyorsa kabahat
zlraat bankasında değil, bu İşi
üzerine alan sfimerbankta ara
mak lâzımdır. Ziraat bankası,
kooperatif ortakları için ucuz
kükürt almış ve dağıtmıştır.
Bizim işlniz bu kadardır. Esa
sen ben, kükürt vaziyetini bü:
tün tafsiiâtile ikinci kânun
ayında merkeze bildirmiştim.,,

Biz, » o yazımızda, ziraat ban
kasının vaktile tedbirli davran

ması İcabettiğini söylemekle,
ulusal bir müessese olan ziraat
bankasının, bağcının kükürt
ihtiyacımı herkesten daha iyi

lidim. Cezası ne olursa olsun,
ölümden bile korkmıyarak söy-
liyorum :

Ben burslurdan geçmemeli
idim.

Kadın hıçkırdı, ayağa kalktı,
kadehleri gene doldurdu :

— İç. dedi vzak ellerin
yiğit güzeli, fç! Zannetme ki
ben keyfimden içiyorum. Ta
sem var, taseam., Tassm çok
büyük!

Ve kadehi kaldırdı, dikti:

— Kocamda bir hastalık
var,. Sık sık, kalbi duracak gibi
oluyor. Ben, belki de genç
iken yapa yalnız kalecağım.
Düşman geliyor, bayrağım, top
rağım, tacım teblikede..

Havgi hükümdar, böyle bir
günde uğlamaz delikanlı! Ben
ki, senin kadar yürek taşırım.
Ben ki, kocam hükümdar, bir
hıristiyan papaz belinde iba
detle, okumakla vakit geçirdiği

Muhik — haklı

Muhit — çeven

Mahkem — berkem

Mubnik — boğucu

Muhrik — yakıcı Ç(fr.) caus-
tigue.

Muhtaç — Muhtaç (T. Kö.)

Muhtasar — kısa, kısık (fr)
resüme

Muhtasaran (icmalen, bulâss-
tan) — kısaca (fr.) en resume

Muhtazir — can çekişen (fr.)
agonisant

Muhtelit — karma (fr.) Mixte

Muhbtefi — saklı, gizlenmiş

Muhtekir — vurguncu
Muhtel — bozuk (fr.) de-
range

Muhtelif — türlü
Muhtelişşuur — aklı bozuk

(fr.) aliene
Muhtemel — ihtimalli, olası,
olsa gerek
Muhterem — sayın
Muhteri — bulman
Muhteris — yaralı, bhıralı

(fr.) ambitleux

Muhteriz — çekingen, sakın:
gan (fr.) reserve

Muhteşem (bak: debdebeli)
görkemli (fr.) powpevx

Muhtevi — kavrıyan,
lıyan

Muhtıra — andıç

Muht — kabahatli

Muin — yardımcı

Muokaar — çukurlak

Mukabele — karşılık, kar
gılaştırma, o (fr.) reponse, conf.
rontment

Bilmakabele — karşılık (fr.)
recİpro gusment

Mukabil — karşı, (fr.) reci-

kap:

Kükürt Iltikârı Mes'elesi|

ve tam zamanında görebileceği
ve görmesi lâzımgeleceği kaa-
natine dayanmıştık. Eğer ziraat
bankası kendisini bu vazifenin
ifasile mükellef mükellef gör-
miyorsa diyeceğimiz yoktur.

Şu balde, piyasada Ihtikâr
olup olmadığını söyler misiniz?

Bay Eren — Ben kükürt
tüccarı değilim ki, piyasada
ihtikâr olub olmadığını bile
yim. Belki vardır, belki de
yoktur. İhtikâr yapılıyorsa alâ-
kadar makamlar tedbir alsınlar.
Size, kükürt flatlerinde ihti
kâr olduğunu söyliyenler kim.
dir?

Biz — Beğolar söylüyorlar,

Bay Eren — Ben buna ib
timal vetmiyorum.

Biz — Demek ihtikâr yok
tar.

Bay Eren — Bilmem. Be
pim bidiğim şudur ki, Ziraat

bankası hakkında haksız yere
yazı yazılmıştır. Biz burada
rencbere ve memlekete faydalı
olmak için çalışıyoruz.

halde dalma kılıçla, okla, atla
uğraşırım. Ve ben ki, epiyce
okumuş, dünyayı tanımış bir
kadınım, Herşeyi görüyorum,
berşeyi..

Ayheye doğru bir adım attı:

— Ve sizde, biri birinizi
yiyorsunuz. Bir yığın Bey, bir
yığın Tele, bir yığın Tekin,
bir yığın Han, Hakan çıkardı.
nız. Çin'iiler bir teraftan, Arap-
lar bir taraftan; göreceksiniz,
çok uğraşacağız. Sizler, koca
ordularsınız. Ben İse küçük bir
Beyliğim.

Anladın mı Aybey!

Sen aşkı düşünüyorsun. Çün.
kü gençsin. Kanın damarların.
da kaynıyor. Karşında bir kadın
var, Tecrüben yok ve başın,
ateş almış gibi..

Fakat bem neler düşünüyo
rum, görüyorsun yal

— Sonu var —
progüe
Mukaddem — önce
Mukadder — keskil, (fr.)
destinee

Mukadderat (ak: nasib, tali)
(fr.) destin
Mukaddes — kutsal

Mukaddeme — başlangıç,
önsöz

Mukallit — benzetici, (fr.)
imtlateur;

Mukannen — kesimli

Mukarenet — yakınlık (fr.)
rapprochemen

Mukarin — yanaşık

Mukarrib — yakın, (fr.) in.
time

prnek: mukarriblerinden biri,
yakınlarından biri

Mukaseme etmek — üleşmek
paylaşmak, bölüsmek

Mukassi — bunaltıcı, sıkıntılı

Mukatsa — kesim, (fr.) af.
fermağe

Mukatele (kıtal) —
rüşme, (fr.) twerle

Mukavele — sözleşme, &öz
bağı

Mukavemet (tahammül) —

dayanım, dayanık, (fr.) resis
tance

öldü.

Düzeltme

Kılavuzun 31 İnci sayısında
birinci yaprağıa ikinci dizisin.
de 26 incel satırında Türkçe
karşılığı (görey) olan (manzara)
sözünün o Fransızesı o olarak
(paysage) yazılacak iken yan
lışlıkla (twblenu) dizilmiştir.

Birinci dizinin 8 inci satı.
rındaki o(ralikâne) (sözünün
karşısında (yetil) den soraki
kelime şöyle

alez kanan mezi ein ümmete rl öee ülkene? izm ed imllnizim ün

kâne)

olacaktı: (mali- !

Yl 2 Mayın MAM

— Ziraat bankasının: ba # |
ri

raat işi olan kükürt ..
işini de tanzim etinesiBi
mek haksızlık tey
kanın faydalı olmak İ6 İğ
tığını da İnkâr eden yok: se i
#iraat bankası kükürt İİİ
kadar değil idise, E*9*”
tarafınızdan gazetelerö si ta,
beyanatın sebebi ne ast
bu yerinde alâkawız! £ el Xa
mâz içindir ki, ziraat b*” art | &
nın kükürt İşini ezaslı * |
tanzim etmesi jcabede©öğ. yy ay
taleasında bulunmuştuk pi ti
mütaleamız, yalaız izmir £ |
sine aid değil umumi f wi
Bay Aşkı Eren'le ke
mız burada bitiyor. Dünk nis fa
zetelerde de, kükürt Gey N
yeniden yükselmeğe pe ari İl
vilâyet makamının Keçi Ja
dan biran evel kükürt
mesi İçin yeniden veb
bulanduğu hakkında DB N
vardı. Demek oluyor” e
Aşkı Eren'in manasız V€ "© apk) *
e yere tevehhüm ettiği e b!
ortada muhtekirlerin yay DAN
değil, buğcıyı düşünü ye
kükürt ihtikârı vardır. ii”
yeniden teşebbüste bala”
da bizi teyid ediyor. “© yi fl
işini Sümerbank üzerin* bsi

olabilir. Fakat bü, Za yy

kasını kükürt İşile çünki
olmaktan menedemeZ; ie
reçberle, bağcı İle gıkı i

olan Zrast Bankasıdıf A
bunun Ziraat Cankası içi ei)
bir vazife olduğunda sre” hu
yoruz. ra

Şimdilik gelelim içi

va bozuldu. Nerede ise Y'” yla
yağacak. Piyasada kükür” iy
bugün yarın gelme28€ | gli
fenadır. Bu fena Vİ
mes'ulleri kimler olaca$

düşünüyoruz. ,

*
Manisa'dan i gelen ba çi
göre havanın yağmur"

mesi üzerine bsğcılar 4)
gatın almıya başlamışlar ©

nun için Manisa'da sa ;
kükürt kalmamıştır. a ip

İzmir piyasasına k 10
tiyacı nazik bir veziyet © yi
Sümerbanka verilmiş 9 py£
kört idbal hakkı özeri?”
kanın İtalya'ya epari$ çe”
mühim mikdarda kökü” yı
günü Tryeste'den a7” yes
gelecek ve derbal P |
arzedilecektir. yeli

Ziraat bankası İzi" o gr ,
kredi kooperatifleri or” ii ik,
nn kükürt ihtiyacı”
etmiştir.

ANADOL

!
v

Günlük Siyasal ©
Sahip ve Başyarl
Haydar Rüşdü ö
Umumi neşriyat ve yes o
müdürü; Kemal Talât
İdarehanesi: şekili
İzmir İkinci Beyler “içimi
C. Halk Fırkası bin DO
Telgraf: İzmir » ANA
Telefon: 2176 « Posta K li
ABONE ŞERAİTİ; ti)
Yıllığı 1200, Altı aylğ. Kk)
aylığı 500 kurusu” yeli? | b

Yabancı memleketler i$İ. e.
abone ücreti 27 İ“*

Heryerde 5 Ev d
.—

25 EZ

ANADOLU MATB
BASILMIŞTIR

PN
Ikinci dizinin 24 e wl
rmdak! (ipoloji) gözü” ay
gılığı göyle olacak0: A
ispoloji) yi
İkinci yaprağın üçüne e”
sinde 10 uncu satırdi g8
karşısındaki (okula) 9!” “
(mekteb T. kö.) yazıl”.



Bu sayıdaki diğer sayfalar: