Özet
Asım İsmet Kültür Söylüyor.
Denizcilik Kulübü Faaliyeti.
Almanya'da 1 Mayıs Nümayişleri.
Bay Hitler, 7 Dakikalık Nutkunda Ne Söyledi?
Olimpiyakos Geldi. Yarın Maç Var.
Fransız Donanması İtalyaya Gidecek.
Kamutay, 10 Gün Tatil Yapacaktır.
Fransız - Rus Anlaşması'nın İmzalanması.
Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu No. 33.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
İNN) 3 Mayıs İ
>— Başı 1 inci yüzde —
İtin kuruluşu, çocuğa bir ilk
ektep vazifesini görebiliyordu.
um İsmet, bunları söyler.
| i saçları dökülmüş kafası,
» kapağı sarkık ve derin ba:
samimiliği Ove
n lı gözleri,
İİ “öden kopan harareti ile ha
| ten kendini o günlerin, o
tarihin yaprakları arasına
bi) vermiş gibi idi. Biz, her
beraberiz.fFikirlerimizde
kerre birleşiriz. (Arasıra
ia kızdırdığım da vakidir.
ie) m idealin, maddi hayata
Yadığını söylerim, cemiyetin
j | at misaller alırım.
Mİ © dakikalarda asabileşir:
| — Neden .diye sorar» neden
ge”) e olsun? Neden insanlık,
li Pİs mideye, bir hayvanlık
| ına bağlanıb kalsın.. Duy-
| muz ıztırab, zaten Obeb
| si doğmuyor mu?
gene başlar anlatmağa..
| va kü konuşmamda nihayet
konuşma mevzuunu, anketime
Mİ “Ürdim ve ilk suali sordum:
el > Asm, hayatta geçirdi.
İ en büyük korkuyu hatır.
DE musun?
ef yl) pe şukağına dayadı. Göz
boş boş, etrafa bakındı:
Hatırlamaz olur muyum? -dedi.
N de çok korkunç birşeydi.
ye) nn ricatinde Dürzü köy-
beş gün aç kaldıktan
si Da elimde bir gümüş meci-
ı ai olduğu halde bir Dürzü
İ na © girdim. Bunlar, . ssl
> Ma İyette idiler. Fakat açlık,
| vi ne de ateş tanıyor. Dar
lardan birinde açık ka-
bir evin önünd eçi-
İk evin önünden geç
İnn Ansızın, kuvvetli ve
al bir arab, kuduz bir kö-
| Elbi fırladı, karşıma dikil.
PU ag, Sahn doğrultarak nişar
a |
y Mbancam belimdeydi. Fakat
İİ yede silâha davranamaz-
Birden, içimde bir şimşek
! yeme etmek — da:
m (fr.) resister
ty vim, mütehsmmil —
| Marmlı, dayanıklı (fr.) re:
gi yes — eğmel, kavleli
w ,ç erbe
wl ee Makayyj — kuvvetlendirici
ş dani ;
a küyese — deneştirme (fr.)
tasyon
İN etmek — deneş
kıyaslamak £ (fr.) com:
g5? RAK
ii. — bağlı (ie)
i“ — gözde (fr.) favori
w — çalışkan
İğ olmak (sakin olmak,
01 :
tmek) — kalmak
gi vi — kanıtkan fr.)
gö” mai
çi Mu Mktezi gerekli, lüzumlu
A e tazl olmak — gerek
yn My dir — erkmen
yi tel — 7, tutunlu,
M,, * 2. ekonomist
Mygtefar — dermeç
N ımca — gereğince
“a — ayrık
vü >— Alışık, insancıl, ca-
ül olmak (Inkita etmek),
May olmak — dökülmek.
KN * — Hakcıl, (fr.) Egu-
ik — Uyuk, (fr.) Ef.
t,
zam — Düzenli,
çaktı. Gözüm kararır gibi oldu.
Adeta gayri tabii denebilecek
bir sesle bağırdım.. Çünkü öl
dürülüyordum. Tesadüfe bak ki,
bir binbaşı, tam o saniyede Ara-
bın durduğu köşeden göründü
ve Arab'a, arkasından şiddetli
bir darbe vurdu.. Arab yuvar.
landı, ellâhı, iki metre uzağa
düştü. Yüzü taşa çarpmış, bir
dişi kırılmıştı.. Gürültü üzerine
diğer Arsb'lar sokak araların-
dan görünmeğe başladılar. Bu
sefer, bizde de hayat arzusu
açlığa galib geldi, var kuvveti:
mizle uzaklaştık.. O dakikayı
hiç unutamam..
Asım İsmet Kültür, banları
söylerken hâlâ, o hatıranın
tesiri altında idi..
— Peki, hayatta ençok se-
vindiğin dakika?
— Baaaa, o sevinç dakikam
da Seydibeşir'de esirlerler ka
rargâhından çıkarak vapura bin.
diğim dakika oldu. Düşün ar.
kada;
İki yıl yalnız güneşin sabah
gelib ; akşam bizden ayrıldığı
telörgüleri içinde dinliyerek
yaşadıktan ve allene, yurduna
sid, her gün yabancı dillerle
çıkan gazetelerde zehir saçan
bavadisler (oOokuduktan sonra
serbestiye kavuşmak ne de-
mektir? Bu öyle bir duygudur
ki, anlaşılamaz. Hayat yolunda
büyük, değerli ve bize görül
hazzı veren bütün mefhumlar,
haddı zatında hiçbir kıymeti
haiz değildirler. Istırab olmazsa
hazzın ne kiymeti vardır? Hsa.
ret elmazsa hürriyet de man&-
sızdır ve mefhumun aksi ne
kadar kuvvetli ve tesirli (İse,
o derece ve hattâ daba büyük
ölçüde hayat, hürriyet, weş'e,
mavaf fakiyet İnsanın gönlünde
canlı bir şekil alıyor.
— Sandeti
edersin?
— Saadet; uslında mevcud
nasıl
Muntazar — Beklenen, ( fr.)
Attendu.
Muntazır — Bekliyen.
Munzam — Üstev, (fr.) Sup:
plementaire.
Murahhas — Salgıt,
delege-
Murakabe — Tef tiş, kontrol
Murdia (murzina) —. südne,
Musab ( Düçar, giriftar) —
tutulmuş, yakalanmış— ( fr. )
Attelnt.
Musab olmak (düçar olmak,
girif tar olmak) — tutulmak, ya-
kalanmak, .
Musaddak — Onaylı,
Musafaha — Elsikışma,
Musaffâ — Süzülük, duru.
Musahhih — Düzeltiç.
Musalâha, sulh — barış.
Musallat —Yapışkan, asılgan.
Musanna — Uydurma, düzme,
Musaraa — güleşme
Musattah — düz, yüzeyli
dileğe,
Kürel musattaha — yüzey:
küre
Kürel mücesseme — yuvar.
küre
Mesahal sathiye — yüzölçü
Sath — yüzey, üzer
Musibet — yıkım, yıkın (fe.)
malheur, flesü
Musih — yerinde, doğru
Musir (bak: ızrar)
Maslih — srabulan, barıştı-
ran (fr.) conciliatevr
Müşikâf — kılyaran, ttz
(fr.) minuticux, metleulux
Muşat — yumruk
Mutabakat — uyuşma (fr.)
Asım İsmet Kültür Söylüyor.
olmıyan birşey!. Yalnız insan
uzvi ıstırablar ve gönül acısı
içinde bulunduğu zaman bun-
lardan sıyrılmak için iç ve
dıştan büyük bir savaşa giriyor.
Bu ıstırablardan üzak kaldığı:
mz ve ruhumuzla varlığımız
arasında bir ahenk duyduğumuz
zamandırki normal bayat şart
larına kavuşmuğuz demektir.
Buna, saadet, diyebiliriz.
— En fazla yalanı kim söy-
ler, kadın mı erkek mi?
Asım, bir kahkaka attı. To
parlandı, notlarıma bakmağa
başladı;
— Hayat öyle birşeydir ki
dedi. insanın İçyözünü söyle.
mesine hiç imkân yoktur. Eğer
ber insan İnptibalarnnı ve İçin.
den geçenleri dalma olduğu
gibi söylerse hayat muhakak
ki dayanılmaz bir şekli alır.
İşin komik ciheti şu ki, insan.
cemiyet içinde bep yalan
söyliyerek o yaşıyorlar. Esas bu
olunca bunun büyüğünü, kü
çüğünü veyahut en fazla kimin
tarafından söylenildiğini tayin
etmek güç birşeydir. İnsan İşi
ırakıp daima bununla meşyul
olmak lâzımdır ki bir hüküm
verebilsin.
— Bir eval daha Asım!.
— İyi amma, bakıyorum ki
ses karıştırmağa başladın. Bun.
lar insanın başına gaile çıkarır
vallahi?
— O kadar mühim bir sual
değil canım! Şunu soracaktım;
En çok yalan nerede söylenir,
lar
Asım kahkahalarla gülüyordu;
— Muhakkak ki, evde!
Dedi ve benim not aldığım
görünce;
.Dedi.
Bu
— Yazma, yazma
başıma iş çıkaracaksın...
kısmı şöyle yaz:
Asım'a sordum, Muhakkak ki,
telâkki |dedi, ve arkasını söylemedi.. An-
ladın mı, başka şey yazmel..
Herkes evinde yalan söylese
conformite
Ademi mutabakat — uyuş
mazlık (fr.) ponconformite
Mutabık — uygun (fr.) con
forme
Mutad — belli, alışılmış
Mutavsat (bak: inkıyai)
Mutavassıt — aracı (fr.) in.
termediaire
Muteber — sayılı,
İlerigelen, geçer
Muteberon ( vücuh, eşraf,
âyân ) — İlerigelenler, İlerig-
lirler
Muütedil — orta, ılıman, si-
nemli, (fr.) modere, tempere
Mutekid — inanlı
Mutemed, emin — İnal
Mutlak — saltık, (fr.) absolu
Mutlaka — üzkes, İlle, (fr.)
absolument
Mutmain — diniz, (fr.) con-
vaincu
Mutriıb — çalgıcı
Mubdi, halik — yaratıcı,
yaratan, (fr.) createur
Müttarid — biteviye
Muttasil — bitişik,
züye
Muvafakat etmek (razı olmak)
— oydaşmak, (fr.) consentir
Muvaffakıyet — başarık,
(fr.) succes
Muvaf fak olmak — beşarmak
(fr.) renssir
Muvafık — oydaşık, onay,
yerinde, uygun (fr.) conforme
sayılır,
birdü.
Muvafıkı hakikat — haki.
kata uygun
Muvakkat — süreksiz, geçi-
——emm
bile ben söylemem zaten...
Denizcilik
Kulübü Faaliyeti
—amiğ * $ i Br - ——
Dün Bir
Toplantı Yapıldı
Şehrimizde bir ( Denizcilik
kulübü ) kurulacağını ve bu.
nun İçin teşebbüslere girişildi.
ğini yazmıştık. Kulübün tesisi
için çalışan müteşebbis komi-
te dün vali General Kâzım
Dirik'in başkanlığında ilk ola-
rak toplanmış ve kulübün ça-
Uuşma sahasını tesbit etmiştir.
Bu yaz; denizcilik kulübü aza-
mi faaliyet göstermek İçin ted-
bir alacaktır, Birinci Kordonda
eski rıhtım banyoları binası;
milli emlâk İdaresinden alına-
cak ve denizcilik kulubünün
çalışmasına tahsis olunacaktır.
Kulübün tesisinden Oomaksad
gençliğin yüzücülük, yelken-
cilik ve kürekçilik sahalarında
çalışmalarını temindir. Kulübe
her Türk genci girebilecektir.
Hangi federe kulübe tescil
edilmiş olursa olsun her genç
kayıdsız ve şartsız bu kulübe
yazılabilir. Resmi mım'aka bi-
rincilik Oo müsabakulanında da
mensub olduğu kulübü temsil
edebilirler,
Adapazarı Belediyesi
Adapazarı 1 (A.A) — Bele.
diye meclisi 1935 yılı büdce-
sini 80,895 lira olarak onamış
ve toplantısına son vermiştir.
Sinop'ta Elektirik
Sinop 1 (A.A) — Elektirik
tesisatının omontajı bitmiştir.
Sinop yakında ışığa kavuşa-
caktır.
Sil,
sli onları, hem getir bir kere
oşunları okuyayim!..
Görülüyor dü'ki, Asım - İs.
met Kültür, beni “yalancılığa
sevketmek, söylediklerini başka
türlü yazdırtmak istiyor.. Fakat
ben yapamadım; hepsini aynen
yazıverdim.,
3
ci, gelib aa vakitsel, eğreti
(bak: mevkut)
Muvakkaten — şimdi ik, bir
zaman için, bir vakit için
Muvasalat (vusul) — ulaşma
Muvasalat etmek (vasıl ol.
mak) — ulaşmak
Muvaöale hatları — ulaştır.
ma kolları
Maazebet (bak: devam)
Muvazene — denklik, denge
(bak: mukayese) (fr.) epnilibre
örnek: I — muvazenesini
kaubederek düştü, dengesini
kaybederek düştü.
2 — Aralarında muvszene
var, aralarında denlik var,
Tevazün ettirmek — denk.
leştirmek, dengeştirmek, (fr.)
egulliber
Muveç — büksül
Muvazaaf — iki kat, (fr.)
double
Muzaffer — yener, utkan
Muzaharet etmek — arkala-
mak, (fr.) aesister
Muzahir (hami) — arka, (fr)
appul
Muzayaka — darlık, sıkıntı
bun, (fr.) gene
Muzi — ışın, (fe.) lumineux
Muzir — zararlı
Muzlim — karanlık, fr.)
obscuı
Muzmehil (medhuşü münhe-
zim) — sıngın
Muzmer — güdge
Muztar (bak: mecbur) —
darda, sıkışık, (fr.) contralt
Muztar kalmak — zora gel
Almanya'da 1 Vlayıs Nümayişleri
Bay Hitler, 7 Dakikalık |
Nutkunda Ne Söyledi?
Berlin, 1 (A.A) — Resmi
tahminler bilâfına olarak bay
Bitler saat 8,30 da 1 mayıs
bayramının başlangıcında hazır
bulunmuş ve 7 dakika kadar
boguk bir sesle nutuk söyle.
miştir. Mumaileyh demiştir ki;
— Büyük bir devrin tecrü-
Bu devir
Almanya'nın yeniden doğuşudur
ve bn tecrübe Almanya'nın ec-
besini yapıyorsdnuz.
nebi memleketler (karşısında
vaziyetini tahkim ve tarsin için
bir şarttır.
Yakın bir istikbalde Alman:
yayı bir takım fırtına ve bu-
latlar sarabilir, faket bütün
bunlar bizi şaşırtmıyacaktır. Siz
Almanya'nın istikbal ve emni-
yetinin zeminleri olacaksınız.
Ben sizlerde iş, sulh ve aynl
zamanda cesaret timesli oolan
Almanya'yı selâmlıyorum.
Ibnissuudun Oğlu Ankaraya Geliyor
Ankara 2 (Hususi) — Hicez kralı İbnfesaudun oğlu, yakında
Ankarayı ziyaret edecektir.
Olimpiyakos Geldi. Yarın Maç Var
İstanbul 2 (Hususi) — Sporcularımızla maç yapacak olan
Olimpiyakos takımı bugün buraya geldi ve sporcularımız tarafın.
dan karşılandı, Olimpiyakos, yarın
yapacaktır.
ilk maçı Fenerbahçe İle
Fransız Donanması Italyaya Gidecek
İstanbul,
2 (Hususi) — Harb gemilerinden mürekkep bir
Fransız filüsu, yakında İtalya'yı ziyaret edecek ve filo amiralı,
Kral Viktor Emanoel tarafından kabul olunacaktır.
Kamutay, 10 Gün Tatil Yapacaktır
Ankara, 2 (Hususi) — Kamutay, Pazartesi gününden itibaren
10 gün tatil yapacaktır.
Fransız -- Rus Andlaşma-
sının İmzalanması.
Paris,
temkin Fransız. Sovyet andlaş-
etmek özere dün
akşam saat 9,30da harlelye
nezaretinde B, Laval ile bu-
luşmuştur. Andlaşmanın metni
dost devletlere tebliğ edildikten
24 saat sonra neşredilecektir.
Paris, 2 (A.A) — Fransız
Sovyet mudlaşması imza edil.
el Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu No. 33
mek, (fr.) etre contralnt
Muztarib — göynülü, göy-
nük, (fr.) ingueil
Muztarlb olmak — göynü.
mek
Mübadele — değiş, (fr.) ec.
hange
Mübaderet — davranmak
Mübadil — değişmen
Mübahase etmek — aytış
mak, çatışmak, (fr.) discuter
Mübahi (bak: müftehir) —
övüner, övünçlü
Mübaleğa etmek — abart.
mak obarmak
Mübalât
( bak: itina), —
saygı :
Mübalâtsız — saygısız
Lâübeli — senli benli,
gısız
Mübareze etmek —
mak, (fr.) se battre
Mübayeat — satınalım
Mübayenet — İ ayrılık, (fr.)
difference.
2 — tutmazlık, (fr.) contraste
Müberrid — soğutma;
Mübeşşer — müjdelenmiş
Mübeşşir — müjdeleyici
Mübtedi — toy, scamı
Mübteni (bak: müstenid)
Mücadele, cidal — uğraş (fr.)
lotte
Mücadil — uğraşıcı, uğraşkan
Mücahede — dürüşme, cete-
leşme
Mücavir — komşu
Mücedded — yeni
Müceddid — yenileştiren
Bay-
vuruş
Mücerreb — denenmiş (ie)
—— — — — em
2 (AA) — B. Po
memiştir. Sovyet elçisi harlelye
nezaretinden çıkarken, bhükü.
metimle bir kere deha temas
edeceğim demiştir.
Paris, 2 (A.A) — Ras Fran
sı3 İki taraflı yardım end-
laşmasının Fransız ve Sovyet
metinleri dün Laval : Poiemt*'n
müzakeresi (oesnssında tetkik
edilmiştir.
eprouve
Mücerred — soyut
Mücesem — Il som, 2 c.
slmlenmiş, şahıslanmış ;».
Mücrim — suçlu
Mücrimiyet kararı — süçlen-
| dırme kararı
Müctehid — ayman
Müçtemi — toplanık
Müçtenib — kaçıngan
Müdafaa — müdafan (T.Kö.)
savgat
Müdafaa etmek — suvgamak
Tedafüi — savgal, savgalık
Müdahale — karışmak (fr)
İpterventlon
Müdahale etmek — karışmak
(fr.) İntervenir
Müdâra — 1 yüzegelme (fr.)
cajolerle
(Bak: Minnet) (fr.)
rekonnalssance
Müdavat — emdeme, bakım
Müdavelei efkâr (Tastil ef.
kâr) — oylaşma '(fr.) ecbange
d'idees
Müddet (imtidat, temadi) —
süre, uzar, vakit, zaman
Müdekkik, mütetebbi — İr.
delmen
Müderris, muallim — öğ-
retmen
Müdevven — dergin
Örnek: Şemseddin Sami'nin
kamus müdevveratı çok kıymet-
Hidir, Şemseddin Sami'nin ka-
mus derginleri çok değerlidir.
Müdevver, I — Yuvürlsak
(fr.) vond
2 — Devrolunmuş (fr.) trans-