language

ustmenu

searchbar

Anadolu 1935-05-03 Sayfa 6

 



Özet

Anadolu'nun Tarihi Tefrikası.

Hatun Hakan.

Tefrika No. 39.

M. Ayhan.

öyle ya! Sana Söyledim Sanıyorum. Çoçuğumun Adı Da Tuğşad...

...



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

tm kisi

öyle yal m Söyledim Sanıyorum. Ço-

Tefrika No. 39

Anadolu'nun Tarihi Tefrikası

M. AYHAN

cuğumun Adı Da Tuğşad..

Aybey, yaz günü bir ağır
yük altında kalmış gibi terle-
diğini duydu. Sarhoşluğu arta.
cağıva ayılıyordu.

— Bileydim.

Dedi, fakat devam edemedi.

— Söyle delikanlı, söyle!

— Ne söyliyeyim? Göçebeli-
ğime bağışla! Hem kusur yalnız
benim göçebeliğimde değil, se-
Din güzelliğinde, Kendimi kay.
bediyorum. Ah, ne olurdu?

— Niye :sustun?

— Boş lğf!,

— Olsun, söylel. Senin se-
sin bana çok tatlı geliyor. Se-
nin yüzün, bana biraz bayatı
hatırlatıyor, Söyle yiğit, göylel

— Ne olurdu, diyecektim,
sen bizim ellerde olsaydın! Fa.
kat böyle Han, Hakan değil,
bir çadırın kızı olsaydın.. De.
dim ya, bep boş lâkırdı. Seni
unutürsam ne mutlu banz?

Genç kadının yüzünde hazin
bir gülüş titredi :

— Unntursun delikanlı! Ben
şimdiye kadar çok yiğitleri din-
ledim.

— Dinledin, fakat hepsi de
senin tacına, tahtına vorguun-
dular. Ben değilim. Bana dün-
yada böyle şeyler lâzım değil..

— Ne güzel söyliyorsun Ay-
bey! Fakat ne çare? İçelim mi
birer tane daha)

Aybey ayağa kalktı ;

— Bana izin verin de gide-

mila;
Müdhiş — korkunç, yavuz
Müdür — direktör
Müdiranı umur — yönet.
menler
Müdrike — anlak
Müeddeb — edebli, uslu
Müessese — kurum (fr.) ine
titation
© Müessif — esefli
Müessir — dokunaklı, etkin
(fr.) touchant efficace
Müessirat — etkinler
Mües'is — kurucu (İfr.) fon.
dateur
Müeyyide (kuvvei) — ber.
kite (fr.) sanetlon
örnek: bu kanunun kuvvel
“ müeyyidesi. Bu kanunun ber.
kitesi, (bergitge'den)
Teyid etmek — berkitmek,
sağlamak (fr.) altirmer
© Müfarekat — ayrılma
Müfettiş - İspekter
Müfit, nâfi — faydalı, aağl
Müflis — batkın
Müfred — Tekil
.Müfrez — bölek
Müfrit — aşkın, aşırı (fr.)
exagere, extranagant
Müfelt — (münafık) arabo.
(£r.) perturbateur
Müfsitlik, münafık — bozat-

* çuluk, arabozanlık

Müfterişs — yırtıcı
Müheyya — hazır

Mühim — önemli
Mühimmat — cebe

Mühlet — önel (fr.) delal
Mühmel — savuk, yüzüstü

(fr.) negtige

Mühtedi, mürted — dönme
Mühür — Mühür.

bee ye iy,

yim, Çünkü arkad arkadaşım var,
beni aramağa başlar. Gideceğim
yollur da çok uzak..

Genç kadın onu kolundan
tuttu :

— Sen benim bir iki gün
misafirimsin. Seni bir daha
deneyeceğim. Hergeyden evvel
bana şunu söyle :

Birgün gelir, seni ararsam
nerede bulurum?

Aybey kederli bir sesle ;

— Beni arayacaksınız ha?
Ummam!. Hem ben bir göçe-
beyim. Siz İse..

Diye mırıldandı..

Güzel Hakan yanına yaklaştı:

— Katdır başını!

Dedi, Aybey doğruldu.
tun Hakan, iri, siyah,
gözlerini (OAybeyin (gözlerine
dikti :

— Söyle,
söyle!

Aybey başını eğdi ve cevab
verdi..

— Seni aradığım vakit bana
elini uzatır mısın!

— Elimi değil, canımı da
uzatırım. Fakat bir şartla :

Bayrağıma, Hakanıma hıya.
net edemem, onlardan ayrı.
lamam!.

Ve bunları söylerken, gayri
ihtiyari bir hareket yaptı, ka-
dını kollarından ftuttu ve göğ'
süne çekti.

Duadaklarının buluştuğu yerde

Ha.

alevli

atalar oyurdunu

Müjde (beşaret) — Muştu,
müjde

Mükâfat — öden, öndül

Mükâfat görmek — öden.
lenmek

Mükâfat vermek
lemek

Mükâleme — konuşu, konuş-
ma (fr.) oonversatlon

Mükâleme odası — konuşma
odası (fr.) parloir

Mükedder — gamlı (fr.) triste

öden:

Mükedder olmak — gam.
lanmak
Mükellef — ağır, yüklü,

yökümlü (fr.) impose charge
Mükellefiyet — yüküm (fr.)
impositlon, charge
Mükemmel — tükel
Müktesebat — edinçler
Mülâhaza — düşün
Mülâhham — şişman, etleç
Mülâkât — görüşme (fr)
entrevue
Mülâki olmak (telâkki et.
mek) — buluşmak, kavuşmak
Mülâsık — bitişik, yapışık
Mülâtafle — şakalaşma (fr.)
piaisanterie
Mülâyemet — yumuşaklık
Mülâyim — uygun, yumuşak
Mülâzlim (ikinci mülâzln an-
lamıra) — asteğmen
Mülâzimi evvel — teğmen
Mülemma — bulaşık
Mülevven — boyalı, boyanık
Mülevves — pis wundar
Müleyyin — yumuşatıcı, (fr.)
laxatif, emollient
Mülga — kaldırılmış
Mülhak — ulama, eklenik,

, bağlı, (fr.) annexe

örnek; mülbak büdeeler, ala:

2. e 1, ALA

de bir aralık olsaydı, muhak.
kak ki, bir kıvılcım çıkacaktı.

Dilber kadın birdenbire bir
yay gibi gerildi ;

— Aybey, Aybey! Kendine
gel! Bu yaptığın çok fena, Söz
ver, bunu unutacaksın değil mi?

Delikanlı bir sedire otur.
muşta.

Başı, ateşten bir topaç gibi
oturmuştu.

Başı, ateşten bir topaç gibi
durmadan dönüyordu.

Yanına (yaklaştı. Ellerini,
onun uzun, enselerline dökül.
müş, dalgalı saçlarına götürdü:

— Bu bir delilikti. Söz ver,
unutacaksın bunu değil mi?
Bunu senden istiyorum. İmkân
olsaydı, seni burada..

Aybey başını doğrulttu. Ona
tekrar yakaladı, O da bir ka.
dındı, Güzel, dinç, gürbüz bir
erkeğin kollarının arasında ma.
kavemet edemiyecek bir halde
idi..

Fakat dilber kadın, bir ham.
lede ayağa kalktı, Pençereye
gitti. Göğsü şiddetle inip kal-
kıyordu. Yüzü pembeleşmişti.
Ve o dakikada onun öyls bir
güzelliği vardı ki..

— İmkân olsaydı yiğit, seni
bu ellere Hakan yapardım.

Aybey başını eğmişti.

— Nereye düştüm buraya?
Bu kadını ben artık nasıl unu.
tacağım! İçimde bir yangın var

ma büdceler

Mülhakat — bağlantı, (fr.)
dependances

Mülhem — esinli, (fr.) inepire

Mülhem olmak — esinmek

Mühim — esin veren

Mülh — mülk (T. kö.) (fr.)
la propriete

Mülkiyet — mülkiyet, (fr.)
la proprlete

Mülteci — sığımk, (fr.) re.
fugie

Mülteka — kavuşak, fr.)
çonfluent

Mültem:s — arkalı, kayırık,
(€r.) sollicit

Mümanaat ve muhalefet et:
mek — dayatmak

Mümaselet — benzerlik eşlik

Mümesil — benzer, eş, (fr.)
semblable

Mümeyyiz — ayırtwan

Mümkün — imkânlı

Mümkün kılmak — imkân.
laştırmak

Gayrimümkün — İmkânsız

Mümesik — sıkı, eli sıkı

Mümtaz (asli) — özgül, (fr.)
original

Mümtaz (müntehab güzide)
— özgünlük, (fr.) originalite

Mümtaziyet (güzidelik) —
seğkinlik, (fr.) distinetlon

Mümteni — imkânsız

Mümteziç — uyuşkan, (fr.)
accomodant

Münacat — yakarış

Münadi — ündeci

Müneferet sevişmezlik,
soğukluk, (fr.) froldevr

Müvafık, müfsit — arabo-
zan j

Münefıklık, müfsitlik

İusik? nın Değerli , Artistleri Geldili ii

— Baştarafı l inci yüzde —
Sovyet Rusya şehrimiz konso
losu buy Trentiyef ve madamı,
müdürlüğü namına
bay Yaşar Albaraz, Türk öğ-
retmen bayan ve baylarından
bir heyet ve gazeteclerle daha
birçok zevat (karşılamışlardır.
Vilâyet, Helk partisi, belediye
ve Halkevi ile öğretmenler na:
mına artitlere yirmiden fazla
büket takdim edilmiştir.

Bu fstikbalden çok memnüu
kalan san'atkârlar; gerdan Çı:
karlarken dışarıda kendilerini
karşılamak ve görmek için top:
lanmış olan yüzlerce halk ta
rafından herâretle alkışlanmığ:
lar ve kendileri için hazırlan:
mış Olan otomobilleris misafir
kalacakları Ege palasa gitmiş
lerdir. Şehrimize gelen san'at.
kârlar onüçtür. Üçü Bayandır.
Şehrimize gelen artistler şan
lardır:

Moskova akademik büyük
tlyatrosu şefi bay Steinberg,

Moskova skademik büyük ti.

yatrosu ikinci
———ğ—E
sanki,.

Anazın, gözlerinin önünde

emniyet

bir kadeh daha belirdi :

— İç yiğit, dedim ya, set
sevilecek bir merdsin. Fakat
ben, evli bir kadini. Çöcu.
gum da var,

— Çocuğun mu?

— Öyle yal, Sana söyledim
sabıyorum, Çocuğumun Adı da
Tuğşad..

Aybey;

— Toğşad, Toğşad!

Diye mırıldandı. (1)

— Sonu var —

4) Kerllerim, bu kadını ve
çocuğu Tuğşadı hayali birer
vak'a kahramanı sanmasınlar.,
Bu kadın ve çocuğu birer ha-
kikattirler. Neşraki tarihi ve
bazı Türk tarihleri, kendilerin-
den kısaca bahsederler. İleride

daha izahat verecegim, M, A.
arabozanlık

Münakasa — eketitim, (fr.)
adjudicatlon

Münukaşa — çatışma,
ma, (fr.) discusslon

atış-

Mün'akis — yansıt, (fr.)
ref lete
Müm'akit — bağıtb, bağıt-

lanmış, (fr.) conclu contracte

Münakkah — arığ

Münasafaten — yarıyarıya

Münasebet — 1... uyarlık,
uygunluk (fr.) necessite 2 ilgi
(£r.) relation, repport 3 sira,
yer (fr.) tour.

örnek; 1 bu teklifin burada
biç münasebet! yok, bu öner-
genin burada hiç uyarlığı (uy.
gunluğu) yok.

2 — Beynelmilel münasebat
noktal mazarından, arsıulusal
ilgiler bakımından.

3 — Münasebeti gelince bu
rleasnızı söylerim, sırası (yeri)
gelince bu dileğinizi söylerim.

Münasebet etmek — sırası
gelmek, yakışık almak, uygun
düşmek, elvermek

Münasebetli münasebetsiz —
yerli yersiz, sıralı sırasız, uyar
uymaz (fr.) a tout propos

Katı münasebet etmek —
bozuşmak, ilgi kesmek, rompre
les relationt

Münasib, muvafık — uygun,
yetinde

Münssebet getirmek — sıra
sını düşürmek, sırasını getirmek

Münasebetile — dolayısile,
.. den ötürü (fr.) a propos

Müpasib surette — yolu ile
(fr.) dune fsçon convenable

hemekile — sıralaşma Re

direktörü bay

seçkin
ve

Arkanov, Basir
artistleri bayan Barsova
Maksukovs, Leningrad opera.
sında balet artisti bayan Du-
dinskaye, piyanist bay Makarov,
keman artisti bay Aystrak,
piyano profesörü bay Oborin,
kompozltor ve piyanist bay
Şostakoviç, Moskova akademik
büyük tiyatrosu ( artistlerinden
bay Jadan ve Norteov, cumu:
riyet seçkin attistlerinden bey
Piregov ve Messerer'dir.

Dost Söyet Rusya'nın yük-
sek san'atkârları (o şebrimizde
kaldıkları günler içinde dört
konser vereceklerdir, Konser.
lerden birinclai bu akşam saat
21,30 da Halkevi salonlarında
verilecektir, Diğer üç konserin
birinci kon-
serden sonra kerarlaştırılacaktır.

Halkevinin salonları ve dış
kımı dost Rusya ve Türk
bayraklarile donatılmış, süslen.
miştir. Sahnedeki hazırlıklar
ve dekorasyon dün akşıma
kadar tamamlanmıştır.

Dün de yazdığımız gibi de,
gerli san'atkârların verecekleri
konserler için Halkevi daveti.
yeler bastırmıştır. Bu davetiye
ler düğıtılmıştır. İlk könsere
şehrin — İleriğelenleri, O ecnebi
könsolösları ve matbuat erkânı
davet edilmiştir. Konsere bu
davetiyelerle gidilmek lâzımdır.
« Armulusal şöhreti haiz olan
bu değerli san'atkârlar beledi.
yemizin misafirleridir. Egepa-
lasta kendileri için ayrılan hu-
susi dairelerde kalacaklardır.

Bugün belediye tarafından
şehir gazinosunda misafir san.
atkârlar şerefine bir öğle zi.
yafeti (o verilecektir. Ziyafete
Vali General Kâzım Dirik,
Cümhuriyet Haik Partisi vilâ-
yet başkanı Yozgat saylavı bay
Avni Doğan ve belediyö baş-
kanı doktor bay Behçet Uz,
Sovyet Rusya konsolosu, gaze-

nerede verileceği,

alternatlon

Münavebeten — era ile (fr.)
a tour de role

Münazaa, niza — Kara, (ir.)
dispute

Münazaa etmek —
etmek, (fr.) se disputer

Münbit, mahsnldar — bitek,
(fr.) fertile

Gayrlmünbit — çerek, (fr.)
improduetif, sterlle

Müncemid — donmuş

Müncer olmak — varmak

Mündericat — içindekiler

Münebbih uyatıç

Münecelm — yıldızbakan

Münevver — aydın, (fr.)
eclefre

Münezzeh — arı, beri

Münfall olmak — kösmek

Münfek — kopmuş, ayrılmış

Münferid — tek, ayrı, yal
nız, (fr.) isole

Münferiden — ayrı, ayrı,
birer birer, kendi başına bek

kavga

başına, yalnızca, teker teker,
(fr.) isolement
Münhal, münhalât — açık,
(fr.) vacant, vacances
Münhal, münbalât, erirler,

(fr.) solubles

Gayrlmünhalât — erimezler,
(fr.) imaolubles

Münhani — eğriç

Münhasıran (hasren) — salt
(fr.) exclusivement

Münhat — ingiz, çökek,
basık

Münhedim — yıkılmış

Müuhezim — bozgun (fr.)
mise en deroute

Münhezim etmek — bozgu-
na uğratmak, bozmak fr.)

.

11) 3 Mayıs tl

teciler ve daba bazı pe
vet edilmişlerdir.
San'atkârlar bugün #
spor snhasında ( yapıl
şenliklerini ( görecekler
leden sonra Kızılçallu Kk
alanında yapılacak at
larını Oda seyredecö”
Koşu (o yerinde y
tarafından misafir sı n'at#”
bir çay ziyafeti verilece”..
Bütün İzmirliler;
sam'atkârların verecekle
gerleri sabırsızlıkla be$”
tedir. Herkes tarafında”
mevzuu edilmekte olan
gerleri dinliyenler un9*
dakikalar yaşıyacaklardı”” il
İzmir ve bavalisl Asli
muhibleri cemiyeti; #2.
ve neğrettiği eserleri see
lara takdim için hazır i
Değerli san'atkârların 4€'
de ve civarda yaşmak
cekleri ziyaretler ve £©
arzularına bırakılmıştır.
Bütün helk; areralusf! ”
retli san'atkârların İZ |
yaretlerinden çok büyük ©
duymuştur. Gazetemi#
Rusya hükümetinin d
yüksek san'atkârlarıni #9
ve kendilerine höşgel
re mr

Düzeltme

Dünkü sayıdaki O Y8”
şöyle düyeltiyoruz: 4
1 — ( Mizan ) karaf.
olacaktır: (Tartaç, te
2 — (Teganni ermek)
şılığına (sayramak) gözü
tılacaktır. z
3 — ( Maganni ) ©
(sayran) sözü de konaesk' in
4 — ( Tegenni) k
(sayra) da katılacaktır.
5 — ( Mezak )
(zevk) a de kk di
6 — (Minval) sözünün. 1
gısına ( Bak: vecih,
lacaktır.

N

vali

mettre en derou'8
Münhezim olmak —
mak, bozguna uğramak
Münkad (bak: inkıysö)
Münkazi olmak —
günü gelmek

Münkesir — kırgı il
(fr.) afflize, brise (ir N
Müntahab — seçki? sal ,
elu, choisi fr A
Müntahib — som” |,
electeur N
Müntakil — geçe» :
(fr.) transmis İn
Münteha — uç PAN
Müntehi olmak — ” |,
çıkmak N

Si

Müntehir — ölür
Müntekim — öçala”
Müntesib - — çatkın
Münteşir — yayg'9 o
Müphem örtün

vague b
Müphemiyet — önasil

Müptedi — acımı pl )

Möptelâ düşkü”
epria

Müptelâ olmak —
olmak, uğramak, Y*
(fr.) Etre eprle.

Mübtezel — Ortam
gılık.

Müracuat etmek — (6)
resser,

Mürafan — Duruşm””

Mürahik — Erişik.

Müral (Riyakâr) — İ#”
(£r.) Hypoerlte.

Mürnilik (riya, iyi
ikiyüzlülük, (#r.) HyP9”

Mürebbi — Egitmef

3
ve

2

a» > 2 —

> —- —



Bu sayıdaki diğer sayfalar: