Özet
B. M. Meclisinde müzakerat.
240 milyon liralık Nafia tahsisatı kabul edildi.
Ajanslar kongresi.
Haydarpaşa şimdiferlik mektebinden bu zene 54 efendi mezun oldu.
Et nakliyatında dönen dalavere.
Darülfünunda ders sonu.
Maliye Müsteşarı geldi.
Ankara palas (ANKARA).
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
” 80 Mayıs 1999
ği
B. M. Meclisinde müzakerat
| 240 milyo
: İahsisalı
|
> 00
n tiralık Nafia
kabul edildi
| aranın 140 milyonu şimendifer, ve limanlara 100 milyonu
1. Ünkara 29 (Hu. MujJ— B.M.
İı, sinde buğün 240 milyon iira-
© Şimendifer tahsisatı lâyihası
| âkere edildi.
Nafia Vekilinin nutku
İk Bunun üzerine Nafia Vekili
| “ep Bey söz alarak dedi ki:
İİ — Efendiler,
Bu talısisatın sureti sariı hak-
da heyeti celilenize izahat ver-
istyorum.
İı, <Zkür paranın 140 milyon lirası
ci kısım demir yolu ve liman-
İ İM öroğramına, 100 milyon lirası
İ N Su siyasetine sarfedilecektir.
İ Simendifer ve limanlar
1, Tahsisat yekünu on iki sene-
İİ Sarfedİlecektir. 930 senesinde
İ Menditerlerimiz Sivasa varacak
«İ, 931 senesinde merkzi Anadolu
Mison ve Mersine bağlanmış ola-
“Aktır.
l 0 senesinde ayni zamanda Er-
i üm istikametinde haylı ilerlie-
< <ekiir.
/ Bu paradan 95 milyon ra ile
| Vas - Erzurum ve Adapazarı -
| ü- Bayındır ve Kılıyurdan kö-
İİ havzasını katederek Ereğliye
7 Mdeçek üç hat yapılacaktır.
« İâ0 milyonun mütebaki 45 mil-
a Samson, Mersin, Freğli lWi-
a, Yarına sariedilecek, Trabzon-
bir dalgakıran yapılacak, İne-
ik»
“W Amasra dalgakıranları
“ edilecektir.
mür istihsalimiz artacak
İÜ, Teğli imamı ile demiryolu yapı-
bir milyona yaklaşan kömür
Miks ağımız 3 milyon tona çıka-
| “tar,
Su siyasetimiz
| Memiektimizde su siyasetinin
| ikm eti izahtan müstağnidir.
| kümetimizin tasavvuru sulama
"
Yerli w alları koruma
“İzmir modası,, isminde
*r biçim intihap edildi
göni 29 (AAJ — — Bir
1 * gün evvel toplanmış olan
“Mir mıntakası dahilindeki ti-
N t ve sanayi odaları kongre-
müzakeratı bitmiştir.'Bu mü-
<#sebetle İzmir ticaret odası
Murahhaslar şerefine bir ziya-
| “ vermiştir. Şarapçılık, zeytin-
ii“ ve üzümcülüğün ihya ve
a -“işafıria hakkında kongre mü-
WR kararlar ittihaz etmiştir.
| &li mallarını koruma cemiyeti
*lik İzmir modası namile
ii kumaşlardan bir biçim
a Map ve kabul etmiştir. Mo-
Ya göre yapılacak yerli elbi-
gün ceket ve gömleği 7,5 lira-
i fazla olmiyacaktır. Bu mo-
Ya memurlarımız, : tüccarları-
a veher genç münevver ta-
..mdan hahişle kabul edildi-
ağ kısa bir zamanda te-
umü tahmin olunmaktadır.
j eynelmile! parlâmentolar
tenieransına iştirak ediyoruz
*y Ankara 29 (Hu. Mu) — B.M.
'd, “isinde bugün, eylülde Berlin-
İk Oplanacak beynelmilel parlâ-
üpltolar ticaret konferansına Va-
(İzmir), Süreyya (Tokat), Sü-
Şevket (Ankara) Şükrü
a) Beylerin murahhas olarak
Mına karar verildi.
a
—Müve edebi tefrikamız : 21
Bâğrı yanık
Omer
Tir: Mahmut Yesari.
Anam, ne vakit gelir ki, Hafız?
fiz, Bakır efeden emir aldığı,
ila olduğu için, hep kaçamaklı'
Myra Ömerin sorgularını ağzına
Srdy-
e
Ni N #keli ağaları bırakmıyorlar... A-
* bu, İZ gelecek... Sen, tasalama,
1 Yün aşaki konâktan şenlikli...
v Sarı iti vardı ya. İşte o, yavru-
Ni Güzel, yumuk yumuk encikleri
b. Mali en bayılırsın.... istersen bi-'
Ömeeliş biz büyütürüz...
* €vde, anasi'yamı ndariken keği
|
A Zİ
Yunanistan bahriyesin
: ile, kedilerle oynamağı severdi. Bozbu- |
—sisati
LU
LALA
zl
g.
»
5
:
ii
8
©
—
-
—
KL
lerin evrakı müddei umumilikçe
sulama işine sarfedilecektir. 7 ve 8 inci memur .
dereceleri tevhit olunmuştur
.—.....
işlerine 20 senede 250 milyon tira
|
sarietmektir.
Bu siyaset ve faaliyet netice-
sinde 25,000,000 dönüm arazi su-
lanabilecektir. İlk kisim proğram
on iki senede 100 milyon lira sar-
file temin ve tatbik olunacaktır.,,
Vekil Beyin nutkunu müteakip
kanun müzakere ve alkışlar içinde
kabul edilmiştir.
Ölen, yaralanan inzibat memur-
larına tazminat
Hazarda ve seferde emniyeti,
asayişi muhafaza uğrunda yara-
lanacak veya vefat edecek jan-
re verilecek tazminat hakkında
hazirlanan lâyiha da müzakere ve
kabul edilmiştir.
Tedavül kanunu iezyil edildi
Badehu tedavül kanununa tez-
yil eğilecek maddelet müzakere
edilerek kabul olunmuştur. Bü
maddelere göre cetveldeki 7 ve
sekizinci dereceler tevhit, bumların
ve askeri memurların 7 inci derg-
cedeki maaşı asliyeleri 55 lira
olarak tesbit olunmuştur.
Bu tevhit Şube müdiranı ard-
sındaki teadülü daha ziyade te-
min için yapılmıştır. Eskiden 7 inci
derecenin maaşı 60, ve 8 inci de-
receninki 50 lira idi. Şimdi bun-
ların vasaftisi almarak tevhit olu-
nan dereceye 55 lira maaş tesbit
edilmiştir.
Müteferrik lâyıhalar
Şehir ve köy yatı mektepleri 929
bütçesi, sabik Genç Valisi İsmail
Hakkı B. yin affı lâyihası, inşa
edilecek Nafia Vekâleti binası tah- |
kabul edilerek celse tatil
olunmuştur. Yarın müzakere yok-
tur.
Yunanlılarla itilaf
Yunanistan henüz son
cevabını bildirmedi
Ankara 29 | Hu. Mu. | —
ürk-Yunan müzakeratı etra-
ında bir itilâfa vasıl olunmak
üzere olduğu bildirilmişti.
Mes'ele esas itibariyle tama-
men halledilmiş ve teferrüat
üzerinde bazı küçük noktalar
kalmıştır. Yunan murahhas-
ları mes'eleyi telgrafla Atina-
Henüz Yu-
nan hükümeti son cevabını
biidirmemiştir.
poe
A CA AAA aya
MIM
A DA A OY ER A SM BAR Dİ. Zİ rl
El
takviye ediyor
Atina 29 | hususi | — Yunan
hükümeti sipariş etmeğe karar
verdiği iki torpito muhribinden
başka vaktile Almanyaya sipariş
edilmiş ve araya umumi harbin
girmesile şimdiye kadar tesellüm
edilmemiş olan “ Salâmin,, zırhlı-
sının tesellimüne karar vermiştir.
İzmirde komünistler
davası
İzmir 29 (Hu. Mu) — Komünist
mütale deilmektedir,
darma, kitaat, zabit, polis memur
ve amirlerine ve yardımcı siville-
AKACAK
ralarından birini teşkil edecektir. .
Ajanslar |
( Birinci sahifeden mabait |
ümidini ilâve ederek müttefik
Ajanslar dördüncü kongresinin
mesaisine nihayet veririm.,,
Celsenin “hitamında ecnebi
murahhaslar tarafından matbuat
müdiriyetile Anadolu Ajansı
erkânı şerefine hususi bir ziya- |
fet çekilmiştir. M. Meynot, Türk
refiklerine hitaben beliğ bir
teşekkür nutku irat etmiş ve
yeni türkiyenin şeref ve refa-
hına ref'i akdah eylemiştir.
Ruşen Eşref Bey, arkadaşları
namına, cevap vererek M. Mey-
nota müttefik Ajanslar murah-
hasları namına söylemiş olduğu
mültefit sözlerden dolayı teşek-
kür etmiştir.
İtalyan murahhasının İtalya
amelesi Merkezindeki nutku
İstanbul 29 (A.A.) — İstefani
Ajansı müdürü M. Manlio Mor-
gagni, dün akşam İtalya ame-
lesi merkezinde ve İtalya sefiri ©
ile Italyan muteberanından bazı-
larının huzurunda pek çek al-
kışlanan beliğ bir nutuk irat
ederek ecnebi memleketlerde
sakin İtalyan tebaasına rehberi
hareket olması lâzımgelen kaide
ve düsturlardan uzun uzadıya
bahsettikten sonra bunların şan
ve şeref ve milli kabiliyet ve
kudret an'anesini muhafaza ile
mükellef olduklarını ve vatan-
larına olan imanlarını daima
takviye eylmeğe ve atilerini
hazırlamağa mecbur bulunduk-
larını söylemiş ve “Benito mus-
solini ,, hükümeti ile pek har
münasebat idame eden ve tek-
rar dirilen bir milletin milli
duygusunu canlandıran Gazi
Mustafa kemal hükümetinin ida-
resi altnda bulunan bu asil
memlekette bu istikbalin her
halde semerebahş bir şekil ala-
cağını ilâve eylemiştir.
Ankaraya gidecek
murahhaslar
Murahhaslardan bir kısmı
bugün Ankaraya, “bir kısmı da
memleketlerine #idecektir.
Ankaraya gideceklerin adedi-
35 tır.
İzmir vapurundaki balo
Evvelki akşam ajans -miümes-
silleri şerefine “ İzmir , vapu-
runda verilen balo cidden çok
gözel oclmuştur. Seyrisefain
idaresi misafirlerin eğlence ve
istirahatı için ne lâzımsa en
küçük teferruatına kadar ihmal
etmemişti. Davetliler, çok mür-
kellef iki büfede izaz edilmişler
ve geç vakte kadar dans etmiş-
lerdir.
Seyrisefain edaresinin gös-
terdiği yüksek ve kibar misafir-
perverlik şayanı takdirdir.
Ajans Havas mümessilinin .
İntibaiları
Konferans - reisi . ve Havas
ajansı meclisi idare azasından
M. Meynot İzmir vapurunun
hatıra - defterine şu satırları
yazmıştır.
“İstanbuldan geçen bir Fran-
sız Türk ticareti bahriyesini
ihya etmiş olan bu vapur sü-
varisi ile Seyrisefain umumi
müdürüne memnuniyet ve tebrik-
lerimi beyan etmekle bahtiyardır.
Teşkilât mükemmel, hizmet her
noktadan Şşayanı dikkat, verilen
müsamere pek lâtiftir. Bu ce-
velâr hayatımın en büyük hatı-
nar çifiliğine geldiğinden beri kediye
köpeğe, hayvanlara düşman olmuştu.
Bu, Ömerin de hoşuna gidiyor:
Hacı Hafızın teklifine, omuzlarını kal- iyordu...
dırdı:
— İtin encikleri senin olsun,
Hacı Hafız, uysallaşıveriyordu:
malardan biri gösterdi.
Bu olmazsa o,
lence, bir avuntu bulup çıkarıyordu.
, bir yere gidecek olsa:
— Hafız, diyordu, gel, bak, şuna...
— Hafız, beni dinle...
mem
z *
' e $
“— ,
e zi ö: ğ , # i
| p Mae . ” i
e tı A . ie wi
— Sana, demeği unuttum, bağ yolun-
.da bir kaynak var, suyu içerken adamın
ağzını donduruyor... Bana da, yanaş-
o da olmazsa öteki,
her halde Ömerin aklını çelecek bir eğ-
Ömerle ahbaplığı ilerleten Hacı Ha-
fız, ona da; Hafız demeğe başlamıştı,
oruya gidelim, Hani sazlıklıİçağıracak, bir şey gösterecek, söyliye-
— Hafız, ben gelene kadar, bekle
Hacı Hafıza bir şey merak olmuştu.
Ömer, bir iki defa sorduktan sonra ar-|
tık: |
— Anam nerede? .Ne vakit gelir ki?
Demekten vaz geçmişti.
Acaba Omer, bu yeni yaşayışa alış-
| miş, annesini unutmuşta mı sormuyor-
du? Yoksa ne babasından, ne de Hacı
Hafızdan doğru cevap âlmıyacağını aklı
kestiği, küçük, çocuk akliyle bunu duy-
duğu için mi susuyordu..
Bu noktayı kurcalamak Hacı Hafızın
işine gelmiyordu. Lâkin aslını anlamak
için de beynini kurtlar gemiriyor, delik İyun etmek
deşik ediyordu.
“e
.......
Bakır efeden ayrılıp ta iç
bahçeye çıktığı zaman, çitlenbik dalı-
i Haydarmaşa şimendifercilik mektebinden hu | |
, sene 9 efendi mezun Oldu
kuruş kabul edildi,, diyor ki bu
da her sahada olduğu gibi, bu
— Olur, Hafız...
Mektepten mezun olan efendilerden bir kismı ve muallimleri
| Dün Haydarpaşa şimendifer hareket | Türk şimendiferciliğinin muhterem
ve mürakılât mektebinin 14 üncü devre | hamisi Ismet Pş. Hz. ni hürmetle se-
mezunlarına diploma
simi yapılmıştır.
Merasimde Anadolu hattı
tevzii mora- |lâmlamıştır.
Müteakiben hareket müdürü Zihni
Bey de bir nutuk söylemiş ve mezunlara
işletme
müdürü Yasfi, hareket reisi Zihni, yol
dairesi müdürü Kâmil, işletme müdürü
müavini Apdullah,
umuru hukukiye
müdürü Muammer ve muhasebe mü-
dürü Salih Beylerle idare erkânından
bir çok zevat hazır bulunmuşlardır.
Evvelâ mektepten mezun olan Efen-
diler salona alınmış ve birer birer isim-
leri okunarak #tasdiknameleri
edilmiştir.
tevzi
Bundan sonra mezunlardan Muhittin
Efendi hararetli bir nutuk irat ederek
Türkderin şimendifercilikte büyük te-
rakkiler gösterdiğini izah etmiştir.
Bundan sonra mezunlardan Seyfet-
tin Efendi de bir nütuk irat etmiş ve
Et nakliyatında
dönen dalavere
E Birinci sahifeden mabaat |
Vaziyet budur. Ortada ne mü-
samaha vardır ve ne de müsaade,
efendim.,,
Görülüyor ki mezbaha idare-
side bizim iddiamızı teyit
ederek okkada bir kuruştan
fazla alınmasının mukavele hi-
lâfında olduğunu tasdik ediyor,
fakat kasaplar tröstünün dün
bir refikimize gönderdiği cevap
gibi “ tartı yüzünden etlerinin
örseleneceği ve nakliyatın te-
ahhür edeceği endişesile vasati
bir fiat vermeğe razı olanlara
müessese nasıl mümanaat ede-
bitir?,, diyor ki katiyyen doğru
değildir. Mademki nakliye
ücreti iki tarafın muvafakat ve
rızasiyle istenildiği kadar artı-
rılabiliyor, o halde Emanetle
Şirketin) mukavele yapmasına
ne Jüzum vardı? ş
Şayet etlerin ayrı ayrı tartıl-
ması bir külfet ve onun nefase-
tini ihlâl etmiş olsaydı hiç bir
kasap koyun ve kuzuyu tartarak
almaz ve tartarak satmazdı.
Halbuki ekseri kasaplar koyun
ve kuzuyu. tartarak alır, ona
göre bedelini hesap eder ve
sıkleti de
malüm
esasen bu esnada
olurdu. Kamyonlara
ve motörlere doldurulan koyun-
lar (o örsenmiyor da - tartıldığı
zaman mı örseleniyor.
Sonra tröst “koyun ve kuzu-
nun okkası tesbit edilerek beher!
koyun için 22 ve kuzu için 10
işte de, tröstün nalıncı keseri
kullandığını ispat eder. Acaba
Karaağaç müessesesi de beher
koyunun 22 ve beher kuzunun
10 okka geldiğine mi kaildir?
Ortada mademki resmi bir
mukavele vardır, her ne olursa
olsun bu mukavele hilâfına bir
santim dahi alinmaz, alındığı
ve alınabildiği takdirde muka-
velenin hükmü yoktur, hüküm-
söz bir mukavele teatisine ise
ne lüzum vardı?
Kasaplar tröstünün dün bir
muvaffakiyet temenni etmiştir.
Zihni Beyin izahatına göre istas-
yonlarda mektep vagonları ile memur-
lara konferanslar verilecek ve Avrupa-
dan getirilen şimendifeciliğe ait filim-
ler gösterilecektir.
Zihni Beyin nutkundan sonra hazı-
runa bir çay verilmiştir.
“Bu sene mektepten 34 ü hareket ve
20 si katar kısmından olmak üzere 54
Efendi mezun olmuştur. Hareket kıs-
mından birinci gelen Muhtar, katarcı-
cılardan birinci gelen Muhittin Efen-
dilere gümüş ve ikinci olan Murat ve
Nedim Efendilere de nikel saatler
verilmiştir.
na LE
Darülfünunda
. ders sonu
J Birinei sahHfeden' mdbaat 1
Tıp Fakülteleri tarafından açılan
tekâmül derslerinin iyi neticeler
verdiğini ve Torbalı zölzelesi hak-
kında arziyat noktai nazarından
esaslı tatkikat yapıldığını, ayrıca,
Sapanca havalisirde ilmi hayva-
nat,Ankara civarında da “Jeoloji,,
tetkikleri yapıldığını ve derslere
mustazaman devam edilerek umum
Fakültelere ait olmak üzere 7, 8
adet kılasik kitap tab ve neşre-
dildiğini ve Fakülte mecmualarının
da muntazaman neşredildiğini be-
yan etmiştir.
Bilâhere Neşet Ömer B. zik-
rettiği ihsai malümat arasında
edebiyata 64, Hukuka 205, Fen
fakültesine 38, aynı Fakliltenin
P. S. N. sınıtına 105 talabe kayt
ve kabul edildigini söylemiştir.
Darülfünun Emini Beyin devam
eden izahatında , muhtelif Fakül-
telerden muhtelif kongralara, ez-
cümle Tıp Fakültesinden Kahirede
inikat eden sıcak memleketler
hastalıkları kongrasına, Ed. Fa-
kültesinden İsveçte im'ikat eden
tarih ve Londrada im'ikat eden
mtüsteşrikler (o kongralarına, Fen
Fakültesinden Romada toplanat
ulumu riyaziye ve Tıp Fakültesin-
de de Viyanada in'ikat eden
“ teşrihi marazi ,, kongralarına
delekeler gönderilmek suretile iş-
tirak edildiği beyan edilmiştir.
Neşet Ömer B.; nutkuna yeni
sene mesaisinde daha parlak
neticeler (o idraki temenniyatile
nihayet vermiş ve şiddetle alkış-
lanmıştır. |
Pek samimi ve tatlı bir toplan-
mayı mucip olan bu ziyafetten,
hazırun pek mütehassis ve mem-
nun olarak ayrılmışlardır.
refikimizde çıkan tezkeresi ise
okadar sarih zırva bir tevildir
ki üzerinde fazla tavakkufa bi-
le değmez.
Et nakliyatının inhisar şeklin-
de olmadığı noktasına gelince
“ Şeraitine tevfikan ,, tabirinin
altında gizlenen incelikleri ve
başkalarının niçin bu “ şeraite
tevfikan ,, bu işi yapamadıkla-
rını alâkadarlar ve erbabı bilir.
Bu hususta ve bu hususlarda
bizimde bir hayli bildiğimiz
vardır ki onları da hem alâka-
darlara, hem de halkımıza birer
birer bildireceğiz.
gaçlara baktı, göremedi. Ömer, görü-
nürlerde yoktu.
Seslendi, cevap alamadı.
— Eve girmiş olmalı.
Diye düşündü. Lâkin Ömer, ya son-
durma tarafından geçerek, yahut bah-
çeye açılan büyük kapıyı açarak eve
girecekti.
Sondurmadan geçmemişti, Hacı Ha-
fiz, şimdi oradan geliyordu. Art büyük
kapı açık değildi Ömerin, kapının
mandalını açmak için boyu yetişmezdi.
'ede idi? Nereye gitmişti?
Jafızı aldatmak, ona o-
in bir tarafa saklanmıştı.
biraz daha
Belki, Haci
Bekledi, #£ seslendi,
bekledi.
Çoçuk nereye gitmiş olabilirdi?
Son bir ihtimal vardı... İç bahçeden,
na kurduğu salıncakta Ömeri aradı, bu-
lIamadı. Çitlenbik ağacının sağındaki,
— Peki, Hafız... Beklerim, Hafız, di- |solundaki, ilerisindeki, gerisindeki a-
yan koruya geçilen çitin atasından çı-
MIHINA
İzmir vapurunda
jansiar kongresine iştirak
edem azanın şerefine, ev-
velki gece, İzmir vapurunda muh-
teşem bir balo verildi.
Seyriseiain “ İdaresi Müdürü,
Sadullah Beyin bu balonun tertibi
ile bizzat meşgul olduğu, her şe-
yin mükemmel olmasından belli
idi.
Ajans mümessillerinden biri
tertemiz ve süslü geminin Türk
vapuru olduğuna ihtimal verme-
miş olacak ki, vapurun bayrağını
ve kumpanyasını bana sordu.
izmir vapurunun bir Türk gemisi,
Seyrisefain »daresinin bir Türk
müessesesi, geminin bütün mürette-
batı Türk, musikasının Türk,
hizmet eden kamarot ve garson-
larm Türk, o enfes büfeyi tertip
ve ihzar edenlerin
olduklarını o söylediğim zaman,
hayreite kaldı, ve Sadullah Beyi
tebrik ve takdir gitti,
Halbuki ne İzmir vapurunda,
ne büfesinde - bir harikulâdelik
yoktu; yalnız her şey temiz,
muntazam, güzeldi.. Adamcağızın
hayreti bizi tanımamasından, Tür-
kiyede, tamamen Avrupai bir
müessese, bir vapur, bir bilfe ve -
servis göreceğini hatır ve haya-
line getirmemesinden ileri geli-
yordu. Onu şaşırtan bu idi.
3iraz sonra gene mümessiller-
den birinin refikası ile görüşiyor-
dum. Parisli zarif kadın, Türkiye-
de gördüğü şeylerden hayretler
içinde idi:
— Neler tahayyil etmiştim, neler
gördüm ve hâlâ'da görüyorami
Şu danseden birbirinden şık ve
hepsi Parisin en zarif kadınları
kadar bedii bir zevkle giyinmiş
muhteşem kadınların birer Türk
hanımı ve bu centilmen kavâlye-
lerin birer Türk erkeği olduklarını
düşündükçe adeta gözlerime inan-
muıyorum.
Kendim! Bogaziçinde bir Türk
vapurunda değil, bir Avrupa li-
manında ve bir Avrupa gemisinde
sanıyorum. Hem bütün bu hanım-
lar ve efendiler benim kadar se-
lis Fransızca konuşuyorlar ; üste
İngilizce, Almanca bilenleri de
var ! Hayretler içindeyim !
Düne gelinciye kadar bizi hiç
tanımıyan, yahut ta pek fena
tanıyan bu insanlar, Kongrenin
İstanbulda toplanmış olması mü-
nasebetile Türkiyeyi ve Türkleri
yakından görüp tanımak, anlamak
fırsatını buldular. Yarın memle-
ketlerine dönünce gördiiklerini,
herkese söyliyecekler... :
İşte propaganda !
57
————
Maliye Müsteşarı geldi
Maliye Müsteşarı Ali Riza
Bey, Ankaradan şehrimize gel-
miştir.
Ali Rıza Beyin şehrimizdeki
bazı mali müessesat ile Maliye
tasiiyei hesabat komisyonunda da
tetkikatta bulunması muhtemeldir.
Eski Osmanlı hükümetinin borç-
Jarımı tetkik ile meşgul olan
Maliye tetkik ve tasfiyei hesabat
komisyonu Oo hazirandan sonra
lâgvedilecektir.
İneyölde caniler
yakalandı
İnegöl 29 (Hu. MujJ— İnegöl
cinayetleri failleri yakalanmiştır.
On iki adadaki Yunanlılar
hep Türk .
, Atina 29 ( Hususi ) — M. Venizelos
Italyanların on iki adada ahaliye
yaptıkları eziyetlerden dolayı İtalyan
sefirine dostane bir surette şikâyette
bulunmuştur.
Ankara palas
( ANKARA 9
Bütün odalarda telefon, sıcak
suyu, kalörileri vardır.
Hususi banyolu apartımanlar
Odaların fiatı: 6-8-10 ve 192 lira-
dır. Amerikan barı, orkestra, er-
kek ve kadınlara mahsus peru-
kâr salonu, çamaşırhane, garaj,
tenis, kütüphane, yataklı vagön-
lar şirketinin aecntalığı.
kup gitmiş olması mümkündü.
Çocuk aklı, kim bilir, ne görmüş, ne
esmişti? Hacı Hafız, sik adımlarla cite
gitti, atladı. Körudaki kaynağın o ba-
şında Ömere rastlayacağını umuyordu.
Fakat kaynak başında da kimseler yok-
tu. Hacı Hafız ev tarafına döndü, uzun
uzun baktı, Ömer, olsa olsa, buralarda,
bu civarda olacaktı.
Köru, büyük değildi. Sık yürüyüşlerle
bir kaç dakikanın içinde arayıp tara-
yabilirdi.
Hacı Hafız, korunun içinde dört dön-
'düğü halde Ömerin izini bulamamıştı.
Korudan bağa yol iniyordu. Hacı Hafız,
yüreği bin bir korku üzüntüleri içinde
bağ yolunu tutmuştu.Koruda fazla koş-
tuğundan yorulmuştu, soluk soluğa idi,
ağır, bitik adımlarla yürüyordu.
Fakat heradım atışında etrafa göz
kulak oluyor, Ömerin sesini, gölgesini
arıyordu.
Yol, sağa kıvrılırken Hacı Hafız biraz
dinlenmek istedi. Yorgunluğunu kay-
detmiyordu. Çocuğu yalnız bıraktığı
için kendi kendine kızıyor, Efeyi sora-
cağım, bulacağım diye iki dakikada bir
İaviluya uğrayıp, Ömeri unutuvermesi-
ni hiç affetmiyordu. Daha, beşi içinde
çocuk, bir başına yalnız bırakılır mıdı?
Koru olsun, bağ olsun, fazla korkulu
yerler değildi, Fakat çocuğun bir çuku-
ra düşmesi, bir hendeğe yuvarlanması
da pek mümkündü.
Hacı Hafız, bağa kadar ümüini kes-
miyordu. Ömerle, buralarda bir çok do-
laşmışlardı, ne kadar çocuk olsa, gene
Ömerin aklında, hatırında kalmış ola-
caktı. Bu ihtimal, Hacı Hafizın bula-
nan, darlaşan yüreğine hafif hafif se-
rin sular serpiyordu.
| Mabadi var| İ