language

ustmenu

searchbar

Cumhuriyet 1929-04-29 Sayfa 5

 



Özet

Cumhuriyet gazetesinin 1929-04-29 tarihli sayısının 5. sayfasıdır.

Çocuk hastalıkları.

Muharriri: Dr. Osman Şerafettin.

Cocuklara karşı bir mücadele başlatıldı.

Övey anne elinde hastalanan bir çocuk feci sergüzeştini anlatıyor.

Beyaz boylu bir çocuğun annesi, hastalığın etkisine maruz kalmıştı. Çocuk, annesinin yanında, bir hava dolu, genel bir atmosferde oynuyordu.

Çocuk ölümlü ile mücadele.

Günlük gazete haberlerinde, fakir çocukların ölümcül durumları ele alındı. Her zaman, bu çocuklar için yardım aranıyordu.

Sihhatsiz bir çocuk.

Memleketin istikbalini fakir çocuklara bağladı.

Amerikalı muharrir Mehmet Fuat, "Bol Leycey" adlı romanında, bu durumu ele aldı. Amerikalılar, bu durumun etkisini belirtti.

Dilenen çocuk.

İsteriz!

Çocukların yarısı.

İşte bir örnek.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

san 1999 29 Nisan 1999 m

KONİK NR NR NK
00 00000
akşamı

v j
— —
| —

t KORDA |
e son İilimidirğğ &
eee e iğ

MAyışg ——

eli Çatalcada çocuk bayramına ait bir intiba
sAlSE e
çarşambd Çatalcada milli bayram ve çocuk bayramı fevkalâde tezahü-
t edilmiş, şehir baştan aşağı bayraklarla donanmıştır.

, a Li
akşamı tes'i

—— — — —

ELİZABE hi. VE gece muhtelif müsamereler tertip olunmuştur. Çocuk

BERGERİ|
ve

KONRAT
VAYT

| Crea *
FLORAN-İ “Ve insa,

SALI KE-İ ur.

küçükten du-

MANCI | — görülen : bazı
| tın sebebi yeremdir.
” Pb asilleri ciğerde bir ya-
emada İ Ri getirdikten sonra; en
1 enfa bezini (gişirirler.

üztaban BastırMra k ERİ

ana karışırlar

ve gayri
Yyen,

liğe haftalarca devam

umma teylit ederler,
- bu hümma. esasında
oda bezin zarına yerle-
ki iltihabını mucip olurlar.
ihtülâr için elinizde hiç bir
“tedavi yaktnn; Bikat ek-
a ve müddet mürur
DEN W zafiyet neticesi ci-
€ iş lenfa bezlerinde “uyur
, gl an mikroplar gene tek-
icarları 17-4 faaliyay, gecer, İşle o za-

müzayedeY Sli:
Kl ciğer ves

ri Sdat râ

kkal dükkân“ sebepten Ee
ede 1 mayfffrem mi ü çocuklarınızı
muz, Pp; 9Plarından Ookoru-
tozlarda, topraklar.

Yuvarj
eYiniz. rına müsaade

i altında No. üzeler ka MU
tefterdarlıkte ilme Ynatılarak tâkim

halli

.—

ade mahalle*
iradır, müzât

, Ssütleri bu yavrucuk-
SEMEYiiz.

a a
dışarı,

N Pai
i altnda No

efterdarlıktâ Münasip zaman

bahçelere çikara-

niz ve temizhava
€ttriniz,

Ke
6s ilâ lur ve ileride'on
İd. Yaşında bir gen
aristo soka* “dızı Veremden imei
rinin vergi Müthiş bir İclâkete duçar
nüzayedey& yaktan kurtu gi
Smd ursunuz,
79-1-9.3 NO:
en 21 güfüğ
ul vilâyetiğ

)teli altındağ
9da Defter“

i altında
efierdarlı

U Rğg Kızıl Aşısı

in alık dahi gün-
ngünete 7 8
alihazırd, İm etmektedir.

de 178 No, iepotekok, »...

i İdiğ i .
3 sofa birg'ağgı UMUMİYyey “7
alas ) oteli ktedir, © kabul edil-

alâ 2 solaBir def. amil

ün 1404 defa emir keştedilin.
(603) | lg

2. tahlisiyeğ,

branik' vasi

k temingt$

ıl Defter-!

Serli»

vahim ieşem-

Mu vardır. Evelce

üme mahki,
9 TİAkii edi
i edilen
Um

en bedeli"
ta yapıla-!

| cukları bu ser

ak kabildir.
wdanbaşka hastalığın sir

Me'mani olmak için bir 7
Mkeşfohnmuştur. Gi

ile kurtar.

Muhammen
kıymeri

: -46 |

arihinden

ıalesi icra

rd
i İlşk yak kabildir.
il çok genç yavruları-

AN: üz, öldü

a kargı N bu müthiş hasta-

| Muvaffak; “cadele edecek ve

29-4-929 Bsnjte mali temin eyliyecek
in yevmi si

emi). y
kA astalığı

& Yni tezahüratla devam etmektedir.

Çocuk hastalıkları

Muharriri: Dr. Osman Şerafettin

bsebepten pek ziyade dikkat edi-
taharri edil. | -

Aştile kızıl salgınlarıni |

Çelimsiz, zayif, kuvvetsiz in-
san husüle gelinesinde en mü-
' him âmil, çocukken hasıl olan
| kemik hastalığıdır.

Buna tıp lisanında, «rahitis
derler, i

Bu hastalık yalnız çocuğun
iskeletini bozmakla, göğsünü
şişirmek, bacaklarını kıvır.

makla kalmaz. Aynı zamanda
böyle hasta çocuklar boronşit,
gırip, öâshal ilâhire.. Gibima-
razlara karşı, mukavim olma-
dıklarından, hayatlarımı dahi
tehlikeye düçar eder. Bu mara-
zan sebebi, «vitamin» azlığı ve
güneşsizliktir.

“«Oltre viyole» şuaati ile 'bu
çocuklar kolayea tedavi edilir,
Bu sebepten kemik hastalığı
bol olan İngiltere gibi şimali
memleketlerde hasta çocukları
tedavi etmek için hususi mü-
Bundan başka «yitamin» i bol
bir madde dahi mevkii ticarete
konmuştur. Bunun ismine
«irradie» derler. Almanlar da-.
hi «vigantol» namı ile gene
aynı maddei müessiri havi bir
ilâç keşfetmişlerdir. Bu sayede
evvelce “pek korkulan kemik
hastalığını muvaffakiyetle te-
davi etmek kabil olmuştur,

Bağırsak “İltihabi

Çocuklarım en müthiş dastü-
lıklarından biride, bağırsak
iltihabıdır. Hemen ekseriyetle
bu hastalik ölmelerine sebep
olur.

Halbuki bağırsak iltihabı bir
az dikkat ve ihtiyat ile koruna-
cak bir hastalıktır. Yaz geliyor,

lıkla ishale duçar olurlar. Ta-
kim edilmemiş ve yahut uzun-
ca bir müddet kalarak bozul-
mağa yüz tulmuş; fazla'yenilen
yaş yemişler, mülevves gıdalar,
bunun başlıca sebebidir.
“Çocuklarımızın yemişine bu

niz. Yaz esnasında, kendilerini
mugaddi, taze pişmiş yemek-
lerle besleyiniz,

Ççocuga meyve lâzımdır. Zira
yaş meyvede “ vitamin ” bol.
dur. Fakat midesini odoldura-
rak bagırsaklarını tahriş ede-
cek kadar yedirilirse, neticesi
bir ishal olur..

Bundan başka çocuklara di.
zanteri dahi gelir ki, bu hasta-
talığın nevini teyin etmek sure-
tü ile tedavisi icra edilir.

suklarınızı bagırsak has-
tahıklarından, ne kadar korur-
samz, kuvvet ve sıhhatlerini de
o nisbette temin etmiş olursu-
nuz.

Dr. Osman Şerafettin
!

——

/) Zan süt bulamamak gibi hallerde

| (| eriterek kullanırlar.

|
|

iğ) unlarının pek çoğu hileli, zarar- fi

Bu mevsimde çocuklar kolay»)

i Çocukları
i koruyalım
& Cumhuriyet , im
çocuk bakımı

pr Er

e

öğütleri i
hek ...

Avrupadan gelme kutu süt-
lerine bel bağlamayınız. Bunlar
yalnız uzum yolculuk, kışın ba-

kullanılabilirler.

Koyulaştırılmış ve şekerlen-
j miş inek sütünden ibaret olan
| kutu. sütleri bir fincana dört (|
beş fincan ılık su karıştırılarak
sulandırılmalıdır.

Süt tozu denilen kurutulmuş (
süt, koyulaştırılmış kutu sütle- ()
rinden daha iyidir. Onu da kay- (j
natılmış alıklaştırılmış su içinde (fi

(| Kutular içinde satılan hazır (/)
(| sütlü unları veya diğer hazır (fi
(( bulamaçlık “unları Oçocuklara (İ
(| mümkün olduğu kadar az veri-
| niz. Vermek lâzım gelince mem- (/
(| Jeketimizde yapılan kutu unla- (/
| rını tercih ediniz! /
il Avrupa fabrikalarından bir
(| çoklarının yabancı memleketler- (
|-de satmak için yaptıkları kutu

gl, hiç değilse faydasızdır!
—28 — |
| Çocuk sihhatçe iyi ise süt
i kesimine yedinci, sekizinci aya
() doğru başlamalıdır. Şunu unut», y
© mamalı ki sütten memeden
(| kesme demek artik hiç süt ji
( vermemek 'değil, yavaş yavaş İ
(( başka yiyeceklere alıştırmak
(/ demektir,
Çocuk Doğduktan nihayet 7
(3-4 ay sonra çiçeğe aşılan-
İİ malıdır. Bazan “anadan kalma)
) aşı ileilk aşı tutmıyabilir. O j
| takdirde aşı #utuncıya kadat |
/ sik sik, hiç olmazsa üç ayda )
(| bir tekratlanmalıdır!
Dr. Reşit Gâlip |
Memleketin ii; i
fakir çocuklara bağlıdır

Amerikalı muharrir Mösyö “Pol ——
ter Ford, taralından yazılmış olan “İhe
Honorable Feter Stirling, unvanlı bir hi-
Kâyeden: Amerikalı fakir bir çocuk için

yazilmiş olan, fakat her memleketin fakir
çocuğuna uyan atideki parçayı Himayei-
etial cemiyetinin ne büyük ihtiyaçlara
tekabül ettiğini göstermesi itibarile şu
kısa “parçayı maklediyoruz:

“Bu memleketin istikbali ,
fakir çocuklara bağlıdır. Onlar
için herşey iyi yapılırsa hasta-
lıklardan , cehaletten ve her
türlü ahlâksızlıklardan kurtulurlar.

Onların'en evvel iyi gıdaya,
temiz havaya ihtiyaçları vardır.
Bu sayede sağlam bir vücuda
malik olurlar. Sağlam vücutlu
olanların noksan cihetleri olsa
bile hayat onlara daha şanslı
gelir. ,,

Dilenen çocuk

Resimde gördüğünüz bu yav-
ru da Türktür, elini uzatmış dile-
niyor, gelen geçenden sadaka is-
tiyor. Bu çocuk dilenmek için mi
dünyaya geldi, bu çocuk dilendi-
rilmek ve sabahtan akşama kadar
toplayabildiği beş on kuruşu an-
nesine, babasına vermek için mi
doğdu? Çocukların küçük yaşta,
tahsil çağında para kazanmak
için çalıştırılması bile caiz görül-
miyen bu asırda, İstanbul sokak-
larında maatteessiif böyle dilenen
binlerce yavru vardır. Himayeiet-
fal bunları elinden geldiği kadar
kurtarmağa uğraşa dursun, hüikü-
met te ciğerparelerini sokakta
dilendiren, onu bir ticaret metal
gibi kullanan ebeveyni şiddetle

tecziye etmelidir,

Cumhuriyet *

rde inliyen sıhhatsiz çocukları da

| züme uyku girmiyordu...

(Övey anne elinde has-

düşüneli

a

amma

talanan bir çocuk feci

sergüzeştini anlatıyor

Gürbüz bir çocuk bahçede kedisiyle oynuyor

Beyaz boyalı kapı açılınca, insanın
genzine ilâçla meşbu bir hava dolu-
yor... İki tarafta sıra sıra küçücük
karyolalar var...

“Bunların -içinde beyaz entarili,
dağnık ve yumuşak saçlı yavrular
yatıyor... »

Içeri kimin girdiğinden bile haber- |

leri yok.. Hepsi beyaz, - patiska
yastıklarının içine gömülmüş, dalgın
bir istirahat halinde...

Kimisinin başı sarılmış... Kimisinin /
mini mini, körpecik bacakları algılar

içinde büyümüş... Kimi inliyor... Ve

kimi de yalnız derin derin nefes

alıyor...
Bunlar hastanedeki, ”sihhatsız za-
vallı çocuklardır...

Yatağının içinde biraz doğrulabilen
maviş bakışlı başak "saçlı,
mumya gibi benizli bit çocukla onu-

ları inci gibi dişleri arasında geveliye-
rek cevap veriyor;

nım ağrıyor... Başıma ateşler de ge-

— Senin anafi baban yok mu?..,


“i.e

Çocuk mavi gözlerini, harargtiği

çapaklanmış iri kirpiklerile örttü...
Göz yaşlarını damla damla sıktı.
Sonra hafifce mırıldanarak deği ki”
— Annem geçen sene çok ama pek

çok hastalanmıştı... Öksüre öksüre

|

> m a

ve

şuyorum... O sorduğum sualere “ri”. “

— Şey oldu da... hastalandım da !
onun için buraya geldim... Acık kar- i

liyor... Orun için buraya getirdiler... |

|

boğuluyordu... Aylarca yataktan çık- .

madı... Bir sürü döktorlar geldi...

Baktılar hep Kocaman şişelerle ilâçlar
verdiler... Hep bileklerini tuttular..;
Bir gün hava çok güzeldi. Bahçede
güneş vardı... Hem öyle bir güneş ki
cehennem gibi bir güneş.., :

> Sen cehennemi nereden biliyor-
son?... |

— Haminnem söyledi:.. Cehennem- Aman ne kadar da çok gülüyordu...

de de öyle büyük İlrınlar varmış.

İçinde bu dünya kadar büyük ateşler |

yakılırmış...

..
İİİ elk İLİ YE e EE “...... grinin

İşte böyle bir günde... Bahçedeki

Kirazlar kıp kırmızı iri iri olmuşlardı,

Ben bahçeye - içıktım. Çenber çeviri-
yordum...

Oynadım. Oynadım. Oynadım...
Çok yoruldumdu...

Kimseden “habersiz gizlice 'doğtu

kiraz ağaçlarına koştum... Dalların
arasına saklandım... Yedim kirazları,
yedim kirazları...

Bu esnada bizim evden korkunç .
sesler geldi...

Bağrışıyorlar... Ağlıyorlardı...

Ne vardı bilmiyordum...

Hemen ağaçtan aşağı atladım., Eve
doğru koştum...

Tam kapıdan içeri girdiğim sırada
bir komşu kadın beni tuttu...

7 Gel, gel-dedi... Bize gidelim...

Yüzüne baktım: Ağlıyordu...

. Gözlerinin etrafı hep Kip kırmızı
olmuştu...

Durdum!Sönra*

"— Hadi dedim size gidelim...

O günü orada geçirdim. Komşu ha-
nım beni gece de salıvermedi...

— Otur, dedi Bak Neclânm bebek-
lerine... Onunla oynarsın...

Neclânın oyuncakları çok güzeldi...
Hele ben çok bayılıyordum. Ama O
güne kadar “Kırarsın” diye hiç elime
vermemişlerdi.

Yemeği o gece orada yedim. Sonra
da hep Neclânın bebeklerile : oyna-
dım. Hiç uykum gelmemişti... Aman
ne hoş bebeklerdi onlar... Hep onlara
güzel güzel yataklar yaptım... Hasta
annem gibi büyük taş bebeği yatağa
yatırdım... Öteki bebeklerden dok-
torlar yaptım... Oynadım. Heb oyna-
dım...

Nihayet beni yatırdılar... Ama gö-
Nihayet
uyumuşum. ;.

Gece hep rüyamda yatakta yatan
bebeği gördüm... Annemi gördüm...
Bebekle annemi karıştırdım...

Ertesi günü beni eve getirdiler...
Babam içeride oturmuş boyuna siga-
ra içiyardu. Beni hiç sevmedi...

Annem nerede diye sordum,

Sıhhatlı bir çocuk

— Annen... Hastaneye gitti. Diye
söylendi...
*

Bir Kkç gün sonra evde başka bir
kadın gördüm.

Zaham hep * oturuyor ve
AXŞAM “nce beni yukarı yatmağa
yolluyordu...

O hep bu Kadınla beraberdi. Hatta
bazan ona rakı bile içiriyor, ut caldı-
rıyordu... ğ

Bu kadını evvelce hiç görmemiştim,

Teri

Ağzında iki tane altın diş vardı...
Bir gün onlar oturup raki içerken.
-— Baba dedim, annem ne zaman

gelecek... ; p
Birdenbire kızdı... Gözlerini actı?
— Gelir elbette.diye suratıma ba»

gırdı...

Annemi görmiyeli bir ay iki ay
kadar olmuştu...

Hep bu kadından azar işidiyordum.
Sabah akşam olmadık şeye kızarak
beni dövüyordu...

Bir gün gene beş parmağı suratım-
da kalırcasına dövdü... Hastalandım.
Ben de annem gibi yatağa düşmüş-
tüm... Alnım çayır çayır yanıyordu...

Akşam babam geldi. O kadın baba-
ma ne dedi biliyor musunuz?

— Ben bu yumurcağa bakacak
değilim. Ne yaparsan yap! dedi..;

Ertesi günü beni bir sediyeye koy-
dular ve buraya getirdiler...

Çocuk susmuştu... Alt dudağının
kavlamış derisini ısırarak bana
bakıyordu... Mini mini elini tuttum:

— Peki dedim. Baban seni hiç
görmeğe gelmiyor mu?...

— 'Niçin?...

— Bilmeni ki..,

Bu esnada dışardan trampeteler ve
borularla sokağı inleten izciler geçi-
yordu...

Çocuk kulaklarını kabarttı...
vinçle onları dinliyordu:

— Bakın bakın izciler geçiyor...
dedi... Ah bir iyi olsam da onlari
rap, rap, rap yürürken görsem!...

Sonra hararetten başı yastığın so-
ğuk patiskası üzerine düştü...

Uzun uzun ağlıyordu...

Mümtaz Faik

Kimsesiz çocuklar yurdu

Şehremaneti kimsesiz ve yer-
siz yurtsuz çocukları barındırmak
için bir yurt açacaktır. Bunun için
idarei Hususiyeden Ayasofya med-
resesi istenmiştir. Bu medrese 1s-
lah ediledikten sonra bir yurt hali-

Se-

, me ifrag olunacaktır, X

dik —————
m map e a e a m a m

isteriz !..
Çocuklardan aldığı -
mız mektuplar
Her çocuğa gıdada, büyüme-
de, tahsilde müsavi hak isteriz.
Biz doğan her çocuğu bu vata-
nın çucuğu olarak tanıyoruz.
Bu toprağın her çocuğunun bu
topraktaki hakkı birdir. Zengin
çocuğu neden her gıdayı alsında
fakir çocuk aclıktan ölsün ?...
Zengin çocuk niçin okusunda
fakir. çocuk hamal olsun, cahil
kalsın ? Fakir çocuklardan çok
büyük - adamlar yetişmiş, bu

memlekete çok büyük hizmetler
etmişler.

Her çocuğa mektep isteriz.
Her çocuğa büyümede müsavi

hak isteriz.. Yaşamak her ço-
cuğun hakkıdır. Bunun için her

çoçuğa süt ve gıda isteriz... Siz

bize ne verirseniz bizde size
onu vereceğiz.
Türk Ocağının bir haftalık
umumü kâtibi .

Sevim

- Çocuk ölümü

ile mücadele

Doğum, ölüm, nüfus işleri ile uğraşan
alimlerden “coğu IPr. Büden: Pr. Nobe-
court, Pr. Courmont, Pr, İchok, Sehre-
iber, Bertillon, Prevel, Varriot, Bourde-
an, Lüling....I doğumu artırmanın Zor
luğunda ve ona nisbelle ölümü azali-
manın kolaylığında, sadeliğinde Ve
netice itibarile katiliğinde ittifak et-
mişlerdir.

Çocuk için en korkunç ölüm konağı
ilk yaz, ilk yaşın en korkulu sıraları da
ilk ay! dır. Prof. Budin (Büdenj) in bir

istatis İne göre bir yaşına: gelmeden
ölen ( “85) çocuktan (8,538) i ilk ayda,
(938) - ikinci ayda, (490) ı üçüncü ayda

ve geri Kalânı da üçüncü aydan bir yaşı
na gelinceye Kadar olan zamanda topra-
“Sa geşmişlerâir. Bu bize hangi devrede
çocuğun hastalıklardan korunmasına
daha fazla dikkat lâzım geldiğini gös-
terir. 1
Gündelik bir gazete makalesinde bü-
tün yaşlara ait ölüm istatistiklerini en
kücük hulâsa halinde dahi sayıp döke-
"bilmeğe imkân yöktür. Umumi olarak
'beş yaşını geçen çocuğun yüzde “seksen
Kerdini kurtarmış Olacağını < bilmek
yeter. ,
Bu sözümüzden -daha ilri yaşlardaki
çocukların himaye ve ihtimamdan mah-
«rum. tutulmaları caiz olduğu (manası
çıkarılmamalıdır, Yavrunun her yılı bif
'çok ümit doldürduğu gibi bir cok ta
emek ve masrafa mal olduğundan içti-
mai noktai nazardan ileri yaştaki ço-
cuğun daha kıymetli sayilması ve üze-
rinde ayni ihtimamın idame edilmesi
tabiidir. ,
Çocukların en ziyade ilk yaşlarda öl-
düklerini söyledikten sonra buna baş»
Uca ölüm sebeplerini de ilâve eğecek
olursak mücâdele sahası, mevzuu ve
devresi tamamlanmış olur. Yeni doğ-
muş ve daha ilk yaşı gecememiş yayru-
ların en Zalim ölüm tırpanı barsak hâs-
talıklarıdır. Ondan sonra gününden
evvel doğmaktan ve cılız, düşkün kal-
maktan ileri gelen ölümler, İrengili ana-
dan doğmuş ölmaktan gelen hastalık
halleri, verem v.s sayılır. Fakat daima
en başta barsak (hastalıkları vardır.
Bazı müellifler diğer sebeplere nazaran
bunun verdiği ölüm nisbetini 9440, 9550
ye hatta bir kısmı da 9663 e kadar çıka-
rıyorlar.
Mütaleamıza tam bir vuzuh verebil-
mek için biz de bu çeşit hastalıklar ve
bu nisbetler üzerinde yürüyelim:

Bizim memleketimize göre, doğüm ço-

cuklardan 9430 unun ilk yaşta öldüğünü
farzedelim. Bundan evvelki yazımızda
söylediğimiz gibi bunun yılda tutacağı
yekün 150,000 olur. Bu ölümün “40 he-

sabı ile barsak hastalıklarından ileri
15040005240
gelen miktari pe — 60,000 eder,

Çocuklarda barsak hastalıkları amil-
lerinin çok defa gayet basit olmasına
ve hemen hepsi denebilecek büyük kis-
mınm gilelerin en iptidai çocuk pesle-
me kaideleri etrafındaki bilgisizliğinden
ileri gelmesine göre demek oluyor ki
bütün memlekette çocuk barsak hasta-
lıklarına karşı bir mücadele acarak bu
yüzden ileri gelen ölüm misbetini 646
tan: 4,10 a indirebilecek olursak hel
sene 45,000 yavru kazanmış olacağız
İşin hesap kısmı bundan ibarettir.

Bu cidale anadan, yani gebelik anın-
dan başlayarak çocuğun sağlam doğma-
sını temine doğru yürür ve mesaimizi
frengi, verem, zayıf doğum v.s. sahaları-
na da teşmil edecek olursak yalnız ilk
yaştaki (oçocuk ölümlerinden en 47
(80,000) kadarının önüne geçebileceği-
miz kabul kr isi

#*
Memleketimizdeki çocuk ölüm derece-
sinin mahiyeti bir kaç gün evvel de söy-
ilediğimiz gibi bu işin Devlet işleri ara-
sında mühim bir yer tutmasını kat'i bir
zaruret halinde işaret etmektedir.
“Himayei Etfal” cemiyetimizin #am
bir tedrici tekâmül içinde yıllardan beri
memleketin her tarafında inkişaf ede-
gelen mesaisi şüphesiz cok kıymetlidir.
Cemiyetin muhterem Reisi D; Fust
Beyin o yorgunluk bilmiyen sakin ve
müstemir faaliyeti ile eldeki o vesaite
göre alman faide azami imkân merte-
besine varmaktadır. (o Ancak < vaziyeti
zorlayarak istilzam ettiği geniş ölçüler,
tedbirler için Devlet kudretine, Devlet
anasır ve teşkilâtına ihtiyac vardır. |
Sıtma ile, frengi ile, trahomla nasi)
Devlet teşkilâtı halinde carpışıyorsak,
çocuk ölümüne karşı da öylece bir Döv-

-



Bu sayıdaki diğer sayfalar: