language

ustmenu

searchbar

Cumhuriyet 1929-05-21 Sayfa 3

 



Özet

Müs ü Rikofun nutku Türkiye-Rusya münasebatı şarkta Sulh'un tahkimini noktai nazardan da samimi bir dostluk içindedir.

Soyvet hükümeti bu mecliste dahil olmakla birlikte, Sovyet ileki iliklerini ve ilişkilerini daha fazla güçlendirmek için çeşitli adımlar atıyor. Bu adımlar arasında, Sovyet ileki ilişkilerin artması ve daha güçlü bir işbirliği kurulması yer alıyor.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

24 Mayıs 1929'e

“Müs; ü“Rikofun nutku
| Türkiye - Rusya münasehalı şarkta Sulhun

| © tahkimi noktai nazarından da samimi
| O bir dostluk içindedir

2. sipir

2. : k, Pskova 22 (A.A)— M. Rikoff Sovyetler
MEresinde okuduğu Tapotda iki sene
ya, İle ticari münasebafın :munkati

asının <İngillere oikfisadiyatına
Blaise har

ve

ici ticaretine azim zararı ol-

ri vin ğunu kaydederek. bu hususta İngiliz
l *Yetinin Rusyaya muvasaletinde M. Pi-
g Mtkoy tarafmdan dermiyan ediler imü-

alı tekrar etmiş ve siyasi münasebat

kisa

etmeksizin iktisadi münasebatın in-
ha edebileceğini iddia eden Ingiliz mu-
az

akâr liderlerini tenkit “ eylemiştir.
Rikoft müteakiben Amerika ile olan

inni münasebattar bahsederek,

bu

ie son seneler zarfında mutta-
€n inkişaf ettiğini ve bir sıra fenni teş-
missaiye ait mukaveleler imza edildi-

İni Söylemiştir. M, Rikoff bilâhere muh-

teli £

devletlerle olan münasebattan bah-

İŞ ve Türkiye ile ölan mütekabil mü-

Dasebata gecerek demiştir Ki:

“Türkiye ile olan münasebat yalnız bu
Ünasehatın takviyesi noktai nazarından
eğil, ayni zamanda yakın şarkta sulhun

İmi noktai nazarınıdan da samimi

- Türk - Fransız
.müzakeratı

Bayram olmasına rağman
. devam atmektedir

Ankara 24 ( Hu. Mu ) — Bay-

tam olmasına rağmen Tevfik
üştü Beyle Fransız sefiri
ârasında sık sık mükalemeler
“lmaktadır. Fransız Ssefirinin
aristen beklediği talimatı al-

dığı söyleniyor

| Müzakeresine başlıyacaktır.
ağ Tütk - Bulgar muahedesi

soya 21 (AA) — Hükümet Ankarada
Kiğgilen 'Türk-Bulsar bitaraflık ve ha-
Gri muahedesini meclisin tasdikine

Yunan âyan riyaseti

B. M. Meclisi yarın toplanacak

Ankara 24 ( Hu. Mu. ) —
Büyük Millet Meclisi “cumarte-
Siye toplanıp gümrük tarifesinin

m m e mm mmm bn mma ml

Atina 21 (A A)—. M. Zaimis âyan mec-

isi rTeisliğine intihap edilmiştir.
Meksika isyanının neticesi
e

iko 23 (A A.) — Memlekete 11 mil-

hili harpte 4000 Kişi ölmüş, 11000 kişi

dha
hn a

nmıştır.
© Bahri Muhiti gececek tayyareciler

Ardorehard, (Maine) 23 (A A)— Atlasi

0k

Assolandın' tayyare meydanının

ğanosunu geçmek niyetinde bulunan !
tayyareci gurupunun Oo buradan ayni |
anda hareket etmeleri mümkündür.
Tabsız tayyarecileri “Lotti ile Lefevre
ça-

ZN İngiliz lirasına malolmuş olan —i

İ
i
|
!
,
t
i

u olmasına binaen Rosevltfildi m
© Greenflash tayyaresinde seyahat için |
ant bir havaya intizar etmekte olan |
Mn tayyarecilere iltihak eylemeğe
v. vermiş oldukları bugün: bildirilmiş-

Zeplinin avdeti

e: m” 22 (A.A) — Bahriye nezareti
nin hareketi icin lüzumu görülen
Ok, ellidilmayı vermistir. Balonun hare-

500asker gönderilecektir.

leceği zannolunuyor.
A Kücük İtilâf konferansı

tine yardım etmek üzere bu gece Gu-
epin ancak yarın saat yarımda uça-

Belgrat 23 (A.A) — Kücük İtilâf konre-

dar konferansa iştirak etmiş olan üç
İCİye nazırı memleketlerini alâkadar
€N bütün mes'elerde noktai nazarları-

a mesaisine hitanı vermiştir.
Ayvalığa gelen tayyare filosu

birbirine mutabık müşahede ettikten |

| Yi Kralı 23 (Hususi) — Bugün sabahle-
Mirg beş tayyareden ibaret bir filomuz İz-
a den Ayvalığa geldi. Büyük tezahürat
iy pr sahile inen binlerce halk ikinci

,Sayram yaptı.

ar

lı“ Macit

ağ Mini. ve edebi teirikamız : 15

Lt Bağrı yanık
Omer

Muharriri; Mahmut Yesari

| Mi seadem ağacının yaprakları

Eminenin,
Tanlıkların işimde bir
Yan hdü kendini yatağa

T cıvıldaşıyor, daldan

saran zifiri ka-
$imşek çakmıştı,

attı, yorganı actı,
#stıkları kaldırdı, Pr ei 5

yordu... Bulmak, ele geçirmek hırsiy-

çu ge
“ oğlunu, biricik yavrusunu a-

diğ
geni çiftliğine gelmiş “olabilirdi,
ilirdi... Ama, gece yatısına gider-

Ban Omerciğini, evde bırakır mıydı?

bilir miydi hiç?

| yar kt sofaya çıktı...

iğ ka < Gilgını bile korkutacak bir atılış-
© Kik, Piya atıldı; mandalı sökecekmiş

hn
ği eği kapısı önünde çömelmiş
ği an vücudüne ayağı takılmıştı.

bir dostluk ve teşriki mesai havası içinde
daima inkişaf etmektedir. Sovyet hükü-
meti ve Sovyet Rusya efkârı umumiyesi
Türkiyenin Moskova protokoluna iştira-
kini Türk hükümetinin bu teşebbüsünde
Sovyet Rusya hakkında yeni bir dostluk
tezahürü görerek heraretle alkışlamıslar-
dır. Genç Türkiye Cumhuriyeti mevtu-
diyetinin başlangıcında bile Sovyet itti-!
hadını bir dost ve sulhun idamesinde bir

şeriki mesai olarak bulmuşytur. M. Rikofi,//

Efganistandan bahsederek, demiştir ki:
“Sovyet hükümeti bu memleketin dahili
işlerine kat'iyyen müdahele etmiyecektir.

Basmacı çetelerinin Sovyet toprağında /*

görünmesi, hükümeti sbunları dağıtmak
için icap eden tekmil tedbirlerin ittihazı-
na mecbur etmiştir.”

M. Rikoff, sözünü bitirirken, Sovyet
hükümetinin istikbalde dahi sulh ve mü-
salemet siyaseti takip edeceğini; fakat
bazı devletlerin Sovyet Rusya Oo hâkkın-
daki hasmane temayülâtını nazari dikka-
te alrak memleket müdafaasının takviyesi
hususunda katiyyen ihmal edilmemesi
lâzım geldigini beyan etmiştir.

*d0* çö > 1
/ Yağmur devam ediyor

i

— os —.m—ı.

Konyada kuraklık tehlikesi
izaliyer

Ankara 24 ( Hu. Mu. )—
Gelen malümata göre Konyada
yağmursuzluk yüzünden ıztırap
çeken çiftçiler dün beş saat
fasılasız devam eden yağmur-
dan dolayı pek sevinmişlerdir.
Konya ve havalisine 26 mili-
metre yağmur yağmıştır .

Dün Ankaraya 10, Rizeye 8,
Boluya 5, Polatlıya, Eskişehire
2, Yozgada 5, Çoruma 6, Kü-
tahyaya 9, Uşaka 20, Aiyonal6,
Çankırıya, Kastamoniye 2 mili-

metre yağmur yağmış ve bu
suretle Anadoluda yağmur yağ-
eya mıntaka kalmamıştır.

———-—— 2 mta 6

Matbuat Cemiyetinin
deniz te; ezzühü

Bir azda kendimizi
tenkit edelim

—.—

Matbuat Cemiyetinin mutat
senelik tenezzühü bayramın i-
kinci günü (Heybeliada) vapu-
riyle yapılmıştır.

Vapur saat 1,30 te köprüden
hareket etmiş, Kadıköy, Üskü-
dar ve Beşiktaş iskelelerine
uğrayıp davetli ve davetsiz,
tanıdık ve yabancı, bildik ve
bilmedik bir çok yolcu aldıktan
sonra boğaz içine doğru açıl-
mıştır .

Boğaz mıntakasına kadar
giden ve gidişte rumeli, dönüşte
anadolu sahilini takip eden
vapur Bebek koyunde iki saat
kadar tevekkuf etmiştir .

Akşam üzeri saat (7,30) da
vapur köprüye uğrayarak geç
kalanları almış, saat (8) de ada-
lar istikametine açılmıştır. Bü-

yük adadaki bir saatlik tevek-: |

kuften istifade eden mütenezzi-
hin adaya çıkmışlar ve mehtapta
bir gezinti yapmışlardır. Vabu-

Sendeledi, eliyle duvara tutundu, kısık

kısık haykırdı:

— Ömer? Ömer, nerede?

Gülsüm abla, hanımının uyanmasını
beklerken, kapı önünde içi geçmiş, u-
yuklıyordu. Can havliyle bağıracaktı,
Lâkin Eminenin hâlinden korkmuştu,
dili tutuldu, anlaşılmaz kekelemelerle
olduğu yerde büzülü kaldı:

— Ne... Ne ölüyorsun ki?... Ödüm

koptu...

Emine, sofanın loşluğunu yırtan bir
bakışla, Gülsüm ablaya iğildi:

— Söyle,.. Ömer nerede?... Ömerim
nerede?... Karı, susma... Ömeri ne
yaptın?

Gülsüm abla taş gibi duruyordu. Ne
cevap verecekti? Ne söyliyecekti? Ve-
recek cevabı, söyliyecek sözü de olsa,
gene ağzını açmiıyordu. Dişleri kısılmış,
çeneleri birbirin& kinetlenmişti. Boğazı
da kuru kuru yanıyordu. Bağırmağa
değil, mırıldamağa bile sesi güç çıka-
caktı..

Emine, daha iğildi, gerik, sinirli par-
maklariyle, onu entarisinin yakasın-

i

İöikin İ E İle,

(30)u gazeteci idi. Halbuki

Doğru eğil mi?
“ Halkın ş şefkatini
“Sul istimal

Senenin muayyen günlerinde j
bazı cemiyetler, halka rozet
tevzi ederek iane toplarlar.
( Meselâ Hilâliahmer, Himayeiet-
ial, Darüşşafaka, Verem müca-
dele cemiyeti gibi hayır mü-

| esseseleri bu meyandadır. Halk
Hilâliahmer için, Himayeietial
için, Darüşşafaka için, Verem
mücadele cemiyeti için verdiği
paranın merelere sariedildiğini
ve edileceğini bilir ve bu ianeye
elinden geldiği kadar seve seve,
pamir gile iştirak eder,
Fakat “son senelerde bazı
) cemiyetlerin de rozet tevzii (
suretile halktan para toplamağa
başladıklarını görüyoruz. Ezcüm- 4
le bunlardan birisi O“ Kadın (

) Birliği , dir ki Kurban bayramı-
wn ikinci gününü kendisine

) tahsis etmiş, tertip ettiği rozeti (|

her rastgeldiğinin göğsüne taka-

rak iane cemine başlamıştır.

Kadın Birliğine bu şekilde.iane
) dercine nasıl ve kimin tarafından
) müsaade edildiğini bilmiyoruz ?

Muhakkak olan bir şey varsa /
) bu şekil ve surette iane toplan-
) ması için böyle Kadın Birliği
) gibi önüne gelen cemiyete

müsaade verildiği takdirde sene- 4
) min 360 küsur gününde göğsümüz

) lardaü ellerinde birer sepet,
birer kutu ile dolaşan mektep
yavrularından geçilmiyecektir. . (

Halk taciz edilmemeli ve (
onun merhamet, şefkat hisleri (
$ni istimale uğratılmamalıdır.

Biz, yukarıda yazdığımız Hi-
laliahmer,Himayeicetfal, Darüşşa- (
faka, Verem mücadele cemiyeti (
gibi hayır müesseseleri miis-
tesna olmak şartile hiç bir cemi-
yete, hiç bir teşekküle bu tarzda
iane cemi ve dercine misaade (
edilmemelidir; diyoruz.

Doğru deail mi?

run sevku idaresi ile işletme
müdürü Bürhanittin B. bizzat
meşgul olmuş, Seyrisefain ida-
resi bu suretle gâzetecilere kar-
şı bir cemile daha göstermiştir.
Şu iki büyük kusur olmamış
olsaydı bizim nenezzühün tenkit
edileck tarafı kâlmıyacaktı:

I — Tenczzühe iştirak eden-
lerden ancak yüzde 20, nihayet

tenezzühte gazeteciler” Matba-
çılar ve kitapçılar ğibi matbu-
atla alâkadar kimselerden baş-

kası bulunmıyacaktı. Mütenzzi-
hini temaşa eden Vakit refikı-
mızın meşhur (Toplu iğne) si-
nin şu sözleri ne güzel: K

“Arada matbuat cemiyetinin
bir ei azası var, insicamı bo-
zeyor!..., |

2 — Bir çok ark adaşların
aileleriyle davet ve o suretle
iştirak ettikleri tenezzühe, bir
çok ta münasebetsiz kadınlar
getirilmişti.

Bu çirkin vaziyet bir çok
ailelerin vapur 7,3O0da köprüye
yanaştığı zaman tenezzühü ter-
ketmelerini mucip oldu.

. Vapurda tenezzühün iyi keç-
mesi için en küçük teferrüatla
dahi bizzat meşgul olan Cem-
iyet reisi Hakkı Tarık Beyin de
bu iki noktadan müteessir ol-
duğuna eminiz.

dan kıskaç gibi yakaladı, sarstı, tartak-
ladı:

— Susma... Ömer, nerede? Ne yap-
tn Omeri?...

Gülsüm abla, yayla ağır ağır kaldı-
ran bir cisim gibi ayağa kalkmıştı. E-
mineye, bakacak oldu, o zaman baka-
madı; onun göz bebeklerinin alevinden
gözleri yanmıştı.

“ Kapının pervazına kyk yüreği
korkudan sıkışmış; nefesi daralmıştı...

Gözlerini yumdu, damarlarında ür-
pertiler dolaşıyordu... Boğuk boğuk:

— Efe bilir, kadınım... Benim bir
bildiğim yok ki... Diyebildi,

Emine, çıldırıyor miydi?.. Gülsüm ab-
rTakmıyordu:

— Hangi efe?

“ Emine, çıldıryor mıydı?.. Gülsüm ab-
Ta, büsbütün afallamıştı: :

- — Hangi efe olacak ki... Bakir efe...
— Bakır ete mi?...

«Emine, Gülsüm Aablahın gözlerine
diktiği alevli gözlerini bir saniye kır-
pıştırdı, durdu, kirpiklerini oynattı.
parmaklarını gevşetti. Ellerini geri çek-

(|

(|
rozetsiz kalmıyacak ve sokak- (|

ji

|

.. 2 A umhuryot sma

“7 “Cumhuriyet, ucuzluk kuponu
mukabilinde tenzilât YARAN.

:
i

mağazalar

Vedinci liste

Foskolo Birahane ve Lokantası
Galata, Banka Komerçiyale Karşısında
No 113
Her nevi meşrubat V is?

Lokanta alakart
“Ferah” Tiyatro ve Sinemasi
İstanbul, Sehzadebaşı, Direkler pen
Localar üzerine P
Diğer mevkiler üzörine 15
J. Rosel, İstanbul şubesi
Beyoğlu; Tonel meydanı No 1?
İ Her 'nevi elastik kemerler, elastik

/ | Soraplar, elastik kasıkbağları. elaş-

tik göğüsbağları “5. 3
ş “ilortensia” mağazası (Şnarz)
Beyoğlu, İstiklâl caddesi No 390-393

Her nevi el çantası, her nevi yol

çantası, tıraş edevadtı ve sabun Sb 5
fer nevi kolonya 3
“Emniyet” mahrukat deposu; (Lui San-

gurski, Altınoğlu ve Koasoy)
Fındıklı 408 - 119

| Şubesi:- Beyoğlu, Büyük” Parmak kapu,

Afrika Hanı karşısında No 18

/| Bulgaristan, Rumeli ve Anadolu
i odunları 3

Mangal kömürü. < <5. .8

10)

em 5 e

Antrasit, Kardif, Kok İngiliz, Bok
yerli ve Ereğli kömürleri

Xrep.dö şin Se 5
Havlu ve hamam takımları 9
Kolonyalar e 5

Halis ve Salâhaitin
Galata, eski Gümrük caddesi, Samarcidi
fan No 7-9
“Ekselsior” Avrupa markası yangin
söndürme makineleri 515
“Hızır”yerli yapı yağ söndürme

“İmakineleri . “415

iDiğer büyük hacimdeki makineler: 010

Pangalos (Atanas)
Beyoğlu, Yeni çarsı No 46
Dikiş fiatı üzerine “15
ısmarlama kostüm üzerine g 710
Kumaşlar üzerine 510
Kemal ve Rifat Eezanesi
Kadıköy; Pazar yolü
(Yerli ve ecnebi müstahzerat hariç
bilümum) reçetelerden b 5
“Moda” Yeni pazar bakkaliyesi
Kadıköy, Moda caddesi, Riza Pasa No 172
Her nevi bakkaliye (İnhisara 3it

mevat hariç) & 5

(Bitmedi)

- Yunanistan ve
İtalya münasebatı

— * m ——

İtaiya kiralının ön iki adayı
ziyareti adeta bir hadise oldu

Paris 29 ÇA. A.)-— Havas-ajans
sma Atinadan bildirildiğine göre,
İtalya Krah ve Kralığasının” ön iki
adalara seyahatı ile, İtalyan gezete-
lerinin bu husustaki neşriyatı, Yu:
nânistanda elem verici bir tesir
uyandırmıştır.

Atinada intişar eden Venizelos
taraltarı “Etnos gazetesi “diyor kiz

“İtalya Kralmın bu ziyareti yalnız
ön iki “ada ahalisini devil, fakat
bütnn Yunanlılarm' milli hissiyatmı
rencide ederek lüzumsuz bir teza-

hurdur.,,
—E» * 2) e

Tarihi bir gün
Büyük Gazinin Anadoluya ayak
bastığı günün yıl dönümü

Samsun 23. (Hu. Mu) — Ana-

© dölu havalisinde Gazimizin mü-

cadelesine mebde teşkil eden
İ9 mayıs 335 in senei devriye-
sini tesiden burada pek büyük
tezahurat yapıldı. Saat 9 da
Gazinin ilk ayak attığı iskele
civarında toplanan halka Bele-
diye reisi Faik Bey ve--Gazi
konağında C.H.F. Müfettişi
ve Samsun meb'usu Avni Bey pek |
müheyyiç hitabelerle, bu günün
ulviyetinden bahis nutuklar irat
ettiler. Samsun pek. büzük - bir
sürur içinde çalkalanıyor. Gece
binlerce halkın iştirakile denizde
ve karada muazzam fener alay-
ları yapıldı aynı gece Gazi kona-
ğında C. H. F. tarafından şük-
ran Balosu verildi.

Bugün ayni zamanda kanun-
dan istifade eden 120 mahküm
tahliye edilmiştir. *

Mahkümlar hapisaneden çı -
karken “ Yaşasin yea
yaşasın Ulu Gazi ,, diye bağır -

mışlar ve hüriyetlerine kavuş -

muşlardır . :
—2*:m.d—

Sofya Setirimizin ziyareti
Sofya Sefiri Husrev Bey tara-
ndan Arşidül Fransuva ve refi-

. kası şerefine bir akşam Ziyafeti

verilmiştir. Zieafette 3ulgar Baş-
vekili, Hariciye Nazırı, Macar
Maslahatgüzarı bulunmuşlardır.

ti, kolları yanına düştü.

Gözlerindeki kıvılcımlar sönmüş, fa-
kat beyninin içindeki koyu, zifiri ka-
rahlık, demet demet ışıklarla yahmış
aydıülanmıştı.

Bir rüyanın Karışık hayalleri gibi,
geceleyin geçen şeyleri, birbirine bağ-
lamıyarak, parça parça hatırlıyordu.

Boğazında düğümlenen -bir sesle
sordu:

— Efe, nerede? nereye gitti? Ömeri
ne Yaptı? Ömeri nereye götürdü?

Gülsüm abla Eminenin değiştiğini,
çılgınlığının yatıştığını görünce, yor-
gun bir solukla, içinden:

— Oh dedi...

Emine, Gülsüm ablaya sormıyordu;
ondan cevap beklemiyordu. Gözlerinin
inik kapakları arkasında, geçen geceyi
daha etraflı görmiye çalışiyordu.

Sorduklarının bütün cevapları, bu
karanlıktan çıkaracaktı. . Dakikalar
geçmişti; Emine ile Gülsüm abla, dış
sofada, yan odanın Kapısı önünde, ses-
siz ve hareketsiz duruyorlardı..

Gülsüm abla, korkak ve tatlı bir s0-

Bahri siparişleri İtal-
yanlar aldılar

— 1210

Evvelki gün Ankaradan gelen
telgraflar bahri siparişlerin İtal-
yan grupuna verildiğini bildir -
mekte idi. Bazı torpido ve
tahtelbahir inşaatından ibaret
olan bu siparişler için uzun
zamandanberi (açılmış olan
munakasaya oAlman, İngiliz,
Fransız, Danimarka, İtalyan
grupları iştirak etmişlerdi.

En son muvafık teklifatta
bulunan İngiliz şirketi ile İtal-
yan gruplarının mümessilleri
karşı karşıya kalmışlardır. Her
iki ogrupun teklifatı müsavi
dereceye inmiş ise de Wikers
şirketinin heyeti idaresinin riya-
setinde Zaharofun bulunması
emniyet telkin etmediğinden
İtalyanlar kazanmışlardır. Yalnız
müddet mes'elesinde ufak bir
ihtilâf vardır. Bunu müteakip
mukavele imza edilecektir.

Yavuzun tamiri

Bahriye kuvvetlerimizin göz-
bebeği “ Yavuz ,, umuzun tamiri
bitmek üzeredir, Sabik Bahriye
V. İhsan Beyin mahkümiyetin-
den sonra tamiratı deruhte
eden Fransız şirketi faaliyetini
artırmıştır. Şirketin mukaveleye

muvafık bir surette çalışmasına-
ehemmiyet verilmiştir.
Yavuzdaki yaraların kapan -

ması bir gün mes'elesi olmuş -
tur. Elektrik tertibatı en asri

.

şekilde yapılmıştır. Şirket mu-

kavele mucibince Yavuzumuz

süratini bir mil tezyit edecek-
tır. Azami 4-5 ay sonra yavu-
Zumuzun Marmarada tecrübe -
leri yapılacaktır.

Yavuz Gölcükteki havuzda
tamir olunmaktadır. Buradaki

tesisat bilâhare bize kalacaktır.
Burası asri bir tersane halin -
dedir.

Şirket Müdürü M. Deniz
Ankaraya giderek inşaatın son
vaziyetini bildirmiştir.

GOV 0000006060006
2 Havacılık ve Spor

3
En büyük Mecmua z
Pek yakında ğ

Bomovaonoca an lal ele ezinti

“Tkulüşla, Eminenin “kolunu tuttu;

— Telâşa verme kendini... İyi olur
inşallah... Ana yüreği, sızlar emme, sen
gene tasd etme... Tanrıya bel bağlıyan,
selâmete çıkar... :

Emine, göğsüne düşen başını doğ-
rulttu:

Efe, konakta kaldı idi değil mi?..
Öyle ya, oradadır, nereye gidecek? Hele
bir yere gitsin...

Bir hamlede canlanmış, atikleşmişti:

— Gülsüm abla, sen niye duruyor-
sun? Haydi, bir araba koştur, ben de
başımı örtüp geliyorum, şimdi... Haydi,

Gülsüm abla, ağzı açık bakıyordu:

— Nereye gidiyorsun?

— Konağa... Nereye olacak?... Ömeri
göreceğim... Haydi eğlenme, yavrum...
Uyanup ta baş ucunda anacığıni göre-
meyince ağlamış yanmıştır...

Ömerim, içlenirse, ben ne yaparım?
Ne ile avunur? Onu, kimler avutur?
Babası olacak asılası mı? (1)

0) Asılası:İpe gelesi, ipte asılası, ipe
çekilecek haydut demektir.........

i

“Sebat” Krep dö sin fabrikası ARİ
Hulusi ve şeriki) y
Taksim, Stadyom yanında

000000008 “© ——ğ—ğ—ğ—ğ—ğ—ğ—ğ————— m m m m mem m

Pp Bp EN BN ml NR 5. bale mali e SAN,
ei f

İLİ MİHİNA

MIHINA|

“--- Değmez! ö
Li) idareltanemize bir mek-

— tup geldi. Bu uzun mektup
şöyle başlıyor ve devanı ediyor:
Cumhuriyet gazetesine ricalarımız
Bu hafta içinde iki genç kızın intiharına
şahit olacaksınız. Ölmek için çok ciddi ve
çok geri alınmaz, kat'i karar verdik. Iki
samimi arkadaşız. Bendeniz, 20 yaşında-
ım, arkadaşım da il..
Biz öldükten sonra ansidler her halde
bu intiharı okaydedecekler, fakat yalan
yanlış... Bu intihar arzusunun hakiki se-'
bebini size açıyoruz:
Biz çok masumuz, Allahımızın varlığına
yemin ediyoruz ki çok,.pek cok masumuz.
Namusumuzla,' vicdanımızla yemin ediyo-
ruz ki biz ne bir aşk, ne de bir namus kur-
banı değiliz! Biz sadece hayattan nefret
ediyoruz. Niçin? Bunu vallahi biz de bil-
miyoruz. Kendimizi teselli etmek için ha-
yatın her türlü temiz, zevkli eğlencelerine
gittik, bütün şiirlerle dolu güzellikler kars
şısında teselli dilendik. Ne beşeriyetin SI-
cak elleri, ne hayatın kuvvetli mücadelesi,
ne istikbalin tatlı emelleri, ne tabiatin $i-
rin güzellikleri hiç, hiç bir şey bizi teselli
etmedi. Her güzellikte, her (o zevkte, her
emelde bir tatsızlık gördük; evet tatsızlık,
yorgunluk, riya; yalan, kâbus, ölüm..
Hayattan nefret etmeğe ve hayatı istik-
kara başladık. Biz deli değiliz ki bu deli-
likle ölümü düşünelim.ifadelerimiz bizim
deli olmadığımızı her halde anlatıyor...
Ve belki ölmezsek delireceğiz. Bu, muhak-
kak! Çünkü sinirlerimiz o kadar varlığı-
mıza hâkim olmuştur. Öleceğiz, bu hafta
içinde öleceğiz, hem de mavi denizin sine-
sine gömülerek...
Her ikimizin de burnumuzda «Ahtapol>
denilen birer et vardır. Ve bu etler geniz-
lerimizi tıkamıştır. Havayı bile güçlükle
teneffüs ediyoruz. Denize düşer düşmez,
birden tıkanacağımızı katiyen biliyoruz...
Benden Küçük olan arkadaşım dün ak-
şsamdanberi o kadar şen, o kadar mes'uf
ki... Öleceğiz, oh ne saadet diyor ve ÇçO-
cuklar gibi ellerini çırpıyor!
Bize acımayınız, biz yaşıyanlara acıyo-
TUZ.
Ailelerimizin, göz o yaşlarını görüyoruz
fakat evlâtlarının istirahatini ve ölmekiş
ne kadar mes'ut olacağımızı düşünerek
onlara ağlamamalarını tavsiye (ederiz
| Ölürsek yaşayacağız. Elveda dünyaya! Els
veda size!»

Bu satırları okuduktan sonra
düşündüm. Bu mektup ya a ald
yahut ta ciddi...

İki şakacı, yaramaz kız Cumhu-
riyet tabrir heyetile alay ediyor-
larsa onlara diyeceğim şudur :

— Mavi denizin sinesine gö-
mülmek için biraz daha havaların
ısınmasını bekleyin ve sakın akın-
tısı kuvvetli yerlerde denize atıl-
mayın. Temmuzda bir cuma akşamı
ya kalamış ve ya Bebek deniz ha-
mamlarının önünde kendinizi de-
nize atın, burunlarınızdaki Ahta-
potlar nefes almanıza mani olmağa
vakit kalmadan sizi kurtarırlar. ;

Yok eğer 20 ve 17 yaşindaki
iki Türk kızi bu mektubu samimi
olarak yazıyorlar ve hakikaten
ölmek istiyorlarsa onlara nasiha-
tim şudur:

— Size hayattan zevk aldırmayan
bedbinliğinizin eğer maddi ve
manevi başka sebepleri yoksa
mutlaka burnunuzda “ Ahtapot, i
dediğiniz fazla etlerin tesir ve
tazyiki ile hastasınız ve onun
için bu kadar bedbinsiniz. Hayat-
tan zevk almak için burunlarınıza
küçük birer ameliyat yaptırarak
evvelâ rahat nefes almanın çare-
sini bulunuz. Rahat rahat nefes
alınca hayatın ne kadar zevki,
saadeti olduğunu göreceksiniz.

Hem madem ki bukadar bed-
binsiniz, hayatı bu kadar istihkar
ediyorsunuz o halde, böyle hakir
bir hayat kendinizi öldürmeğe de
değmez.

İstiyerek ölmek en büyük feda-
kârlıktır, böyle büyük bir fedakâr-
lık ise ancak büyük, çok büyük
sevgiler, ihtiraslar için yapılabilir;
yoksa bir hiç için değil!

Küçük hanımlar! 17 ve 20
yaşında mavi denizin sinesine
ancak safa sürmek için girilir.
Bana inanmazsanız intihar etme-
den evvel bir sahilde tecrübe için
Denize girin, birbirinizle oynaşın,
sakalaşın, sıcak vücutlerinizi serin .
sular okşasın, sonra başınızı suya
daldırın ve durun. Bir dakika
geçmeden hayatın lezzetini, ZEN-
kini anlar, intihardan vaz geçer
ve ömrünüz oldukça bana düa i
edersiniz,

Ömerim, kapı önlerine çıkmış, göz-
leri yoldadır... Anacığı çıksın görünsün -
diye gözetler durur.. Yavrumu, daha
mı bekleteyim? Gi
Emine, Gülsüm ablayı, merdiven ta
rafına doğru itmiş, kendi de odasına
girmişti. Hem telâşlı telâşlı giyiniyor,
hem karşısında biri varmış gibi yüksek d
sesle söyleniyordu: çi ğ
— Ne diye kandım da, Ömeri bırakıp i
buraya geldim... Efe, ne yapabilirdi?, j
Elinden ne gelirdi sanki? Neye o kadar g
*

şaşırdım, sindim?......

Yumruklarını sıkıyordu:

Efe, efe... Ömeri sana kaptırmam.., ;

Onu elimden Zor alırsın... Bana oyun i

oynayamazsın... li

Küfürler yağdırıyor, topuklarını yerg £

vuruyordu: İ
— Buraya gelmiyecektim... kanma- i

EN Sy Sinecek ne vardı sanki?

| mabadi var | â

9 ği 7 ran - Fenerbahçe Z
Hava Mecmuası ; |
Kn ooo gi

e

NX : e i i



Bu sayıdaki diğer sayfalar: