language

ustmenu

searchbar

Cumhuriyet 1929-04-28 Sayfa 5

 



Özet

Fuhşa düşmeye mütemayil kız çocukları için islahhaneler yapmak lazımdır.

Evvelve Halıcıoğlu'nda bir müesseseye yapılmıştı, bu müessesen parasızlık yüzünden kapanmıştır. Bunlarla uğraşmak Devletin vazifesidir.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

—3 28 Nisan 1929

Fuhşa

düşmüş kız

Hilâliahmer, Himayejetfal gibi “hayırlı cemiyetlere senede cüz'i
Siz evinizde “sıcacık «salonunuzda
tatlısile, tuzlusile sıcak çorkanızı “içerken,ibu cemiyetler 'de fakir,
kimsesiz çöcüklara gıda tevziseder. “Resimde gördüğünüz “çocük-
lar, zavallı .kadınlar bu cemiyetlerden “birinin .a$hanesinde gece
çorbası beklerken alınmıştır. Bu yavruların, bu yoksulların sima-
larındaki hüznü, &lemi okuyunuz, refahınızın, saadetinizin kıyme-
tini biliniz, ve bu gibi hayır «cemiyetlerine elinizden geldiği ka-
dar yarim we muavenet ediniz. “Muhtaçlara, 'hemcinsine yardım
insani bir vazife olmdkla berâber bu vazifeyi âfa.edenlerin iduy-
dukları ve duyacakları manevi haz ve zevkin “de *kıymetine -payan

bir para vererek aza olunuz.

yoktur.

ölümden

——— anms—

içlimaiyatçı (Fransız o «doktorlarından
biri-iler ki:

“Doğumda itidalin bir medeniyet ni-
şanesi olduğu gerçi doğrudur ve cidden
mâkul ve mantik görülebilir. Ancak bu

/doğum azlığının ölüm azlığı ile mütera-

rik ve mütevazi olması Tâzım geleceği de
ondan daha az ddgru değildir; yani ö-
Mm O nisbelinin az olması da şüphesiz
yeni; medeniyet alâmetlerinden biridir.”

Bu cünilelerden sonraışu satır geliyor:

“Bu iki medeniyet alâmetinden -Fran-
sada yalnız birincisi yardır.”

Vaziyeti bizim memleketimize tatbik
edersek şöyle demöoliyiz:

Bu. iki medeniyet -alimetinilen “bizde
hiç biri yoktur. Birincisinin olmamasın-
dan yani doğum azlığının t&hdidi altın-
da bulunmamaktan şüphesiz , memnun
Ye bahtiyarız. Doğum kudretimisin e-
rinde vekemalinde olması istikbal ümit-
lerimizin başlıca anesnetlerinde “biridir.

Ölüm nisbtinin azlığı, doğanların ö-
Yâmden korunması “hususunda da aynı

“memsuniyet, huzur we, istirahati ;göste-

tebilir miyiz?

Esefle itiraf etmeliyiz ki
yoktur.

İnsan yavrusu dünyanın en mukave-
metşiz, en kolay ölebilen mahlükların-
dan' biridir. Bu ölüm istidadı memleketi-
Mizde umumi; bilgisizlik “sabi ve içtimai
Mmuayenet teşkilâtının son yıllara kadar
tamamen ikmal edillmiş bulunması yü-
Zünden körüklemmiş 'haldedir. “Elimizde
henüz sağlam bir hesap esası mevcut
bulunmamakla beraber kendimizi azami
gocuk ölümü veren şwilletler sarasında
#aymakta zannederim ki.ne hafta, ne de
mubalağa wardır.

buna imkân

On dokuzuncu şaşır iytidalarmda o Av-
rupada ilk yaştaki ocçocukların . ölümü
hisbeti 47 40 a kadar çıkıyordu. Bunisbet
“son yarım asır zarfuwla gittikçe ozâlmış
ve bilhassa son otuz sedenberi medeni-
yette ilerlemiş milletler için © 15, geri
kalmış memleketler içinn 9 25 derece-
#ine kadar (inmiştir, Bu, miktarlar yasati
ölup nisbeti daha eksik veya daha fazla
Milletler de vardır.

Doğum istatistiklerine bakacak olursak
onlardan alcağımız umumi fikir şudur:
Bir yılda her'en bin müfnaa düşen do-

gum miktarı (180 ile 400 arasındadır. Bir
kaç memleket zikretmiş olmak için diye-
İlm ki; 1909 hesabına göre Avrupa Rus-
Yanında -yine onbin nüfus başma -yıl-
lık değum 416, o Bulgaristanda 411, Sır-
bistanda 994, Romanya 94, Macapis-

tanda 373 Avusturyada “
47, italyada ve 'İspanyad
192 dir.

Alman

ıda
20; Fransada

Umumi <değum ve yalmız öik yaştaki
ölüm istatistikleri hakkımla mütaleamı-
za eşas teşkil edecek malümat verdik.

*Gimdi'bu malümatı memleketimizde tat-

bik edelim:

Çoçuk doğumunun azamisi her 1,000
nüfusta 45 olmasına ve Şark'doğumunun
dalma Garp doğumuna çok faik bulun-
Aângunun bütün istatistik alimllerince
teslim edilmesine wöre <biz kendimizi
Bulgaristan, Sırbistan, Romanya doğum

derecelerine uyar kabul edecek olursak
bir yılık Oasgari “doğum “sayımızı
4,4004)

1000 400,400 ani uyarlak

sayı ile (500,000) mertebesinde tahmin
&debiliriz. Bunda hiç bir
Mmeyli yoktur.

fazla gösteriş

Ml mm lk iyaştaki “ölüm nis-
,betlerini de Avrupanın azami derecesin-
den daha fazla ölarâk 980 olarak kâbul
edersek 'doğumlarımızdan daha şüt ço-

><'400/000
cukluğu deiresttli 2. saanen. — 150,000
yavruyu her yıl toprağa (veriyoruz de-
mektir.

Bu sayı yalnız ilk yıla, yani ancak bir
yaşıma kadar gelebilen yavmmlara aittir.
Buna gocukların 15 yasına (o gelinciye-
kadar verdikleri ölüm vergisini, yani
ortalama hesaplara göre bizim memle-
#ketimiz için taktiben 1004000 çocuk ölü-
#wwiünrü «eklersek her yil dloğan O (500/000)
çocuzumuzdan (250,000 ) inin “onbeş
yaşına gelmeden vatan göğsünden ko-
pup gittiği anlaşılır.

/Bu.yeküm korkunçtur.

Avrupa hâlâ umumi “harbin getirdiği
doğum safsıntısından Oo kurtulmamıştır.
1009 #la senede 77,34 sçocuk doğuran Al-
manya bugün 1924 istatistiklerine yani
harpten 6 sene sonraki o hesaplara göre
senede “7420 çocuktan fazla “yapamıyor.
Diğer muharip memleketlerde 'böyledir.
Bunda şüphesiz oharp meydanlarında
ölen *genğliğin | tesiri vardır. Biz ise yal-
nız umimi harbin ideğil ondan “evvelki
uzun Yemen, Arnavutluk, Balkan cidal-
lerinin sebep olduğu ve'ondan sonraki
mülki scidalin ; şerefli bir zaruret halinde
açtığı gençlik (o boşluklarını da hesapla-
mak mecburiyetindeyiz.

Şu halde çocuk “doğum ve ölümleri ile
alâkadar vlan milletlerin ilk safında ve
belki “de en 'başında bülunmak zaruret
ve ihtiyacındayız.

İddia edilebilir ki Devlet. çok pahalıya
ve ağır fedakârlığa mal.olmıyacak ted-
birler-vesteşkilât ile bizdeki gocuk ölümü
ni$betini azaltmak vessenede en aziyet-
miş, seksen bin yavru vatandaş kazan-
mak mümkündür.

#Bir ordunun veya bir kasabamızın kaç
kişiden terekküp ettiği hatırlanırsa se-
mede kazanılacak 80,000 yavrunun ne
demek olduğu kolayca anlaşılır.

Balısimize yarım devam edeceğiz.

Dr. Reşit Galip

Bursada çocuk'hayramı

Bursa *27 “CHu.Mu Mual
limler” vbirköi ssalonunda bügün
3000'den fazla davetliye Bursa
mektepleri müsamere sverdiler

Ilimayci etfal salonu mükemmel

rette tezyin edilmiştir.

Namazgâh mektebinin zeybeği
müsamerede “t6ferrüt “etti vealkış-
ındı Musa

Edirnede çocuk 'bayramı

Edirne 26 A, A Edirne
ve bütün Trakyada çocuk haftası
enliklerine devam edilmektedir
Türkocağında konferanslar veril-
mekte, ilk ve tli mökteplerde
müsameröler verilmektedir.

Bir batında üç çocuk

Kasımpaşada o Yeldeğirmeni “Şeyh
sokağında Oturan *Seyrisefain isğilerin-
den Faik “Wlendinin evvelki igece üç
çocuğu dünyave “gelmiştir. » Çoctkların
her süğününüde «#ihhatleri iyidir..Çol
yaşıyarak ;memlekete “faydalı. olmalarını
dileriz.

param RE Şİ EE

< Cumhuriyet , in
çocuk bakımı

seldiği zaman hekim çağırınız. ©

© Mangal -ve sobanın etrafına
tel kafes çevir. Analarının ted-
) birsizliği yüzünden yanıp kül
olmuş yavrular pek “çoktur !
Pencere ve .balkonda; mer-
“ diven başında; sobalı, mangallı,
ambalı .odada o çocuğu - yalnız
kma! V
Çocuğun ağzına ve boğazma
sık sık bak, yanık yerini -andı-
ran kızatılar, beyaz lekeler
görünce hemen hekime göster !
9001

lıktan sanma! Başı; kulağı,
karnı sağrıyıp ağrımadığını ; al-
tının yaş olup olmadığını ;-siv-
risinek, tahtakurusu veya pire
tarafından isirılip ısırılmadığını
anla, dinle, ona göre tedbir yap!
—<NDG

Sütü evin sen serin “yerinde

sakla. Buz “dolabı varsa oraya

örtülü bulundur !
— 24 —
Çocuğu hergün “açık havada

ye koru !
— 25 —
Yavrunu sıtmadan korumak
için
cibimliksiz yatırma" !

ile aşilandığını unutma |..

|
|

Çocukta ihsas
ve hasasiyet

Çocuk, doğduğumdan bir -kaç gün
sonra, muhtelif -ihsasları ddrak ile
onları birbirinden temyiz eder,;Evvelâ
faaliyette bulunan hassası, görüşe
göre, zaikasıdır. “Meselâ mevzadın
ağzına" tuz, sirke, .kınakına: veya her
hangi: Acı bir şey. konulursa, derhal
yüzünü buruşturut. Bilâkis kendisine
şekerli *bir şey verilirse, onu emer.
Burada da evvelce .kayit ve işaret
ettiğimiz üzere, onun hayatdefterin-
de tescil. olunmuş ve dedelerinden kal
mış bir hatıra vardır. Binaenaleyh
bu hal, ana sütünde mevcut şeker
tadının! bir irsi tezekkürüdür, gayri
meş'ur bir hatıtlanışıdır. Hatta bu
çok dikkate şayan hadise meşhur
Calinos hâkim tarafından, yeni
doğan bir keçi <yavrusunda, uiçine
süt konulmuş.kabı araştırıp 'buluyor-
du. Bu halde, hayvanı sevkeden:reh-
ber, kendisinde vaktinden evvel in-
kişaf etmiş şamme:hassasıdır. Keza-
lik yeni doğmuş köpek yavruları da
kör olduklarından “kendi :analarının
memelerini; gözleri delâletile.bulmak-
tan âcizdirler. Bunun için şammele-
rini kullanırlar. “Filhakika <şemmi
fasları, yani burunlarının içinde mev-
cut olup koku almağa mahsus çıkın-
tılı kısımları kKatolunup çıkartılırsa
onlar ana memesini bülmazlar. Insan
çocuğuna. gelince, o daha geç tekem-
mül eder. Maamafi bazı kokuları
erkenden idrak ettiği vardır. Meselâ
doğduğundan bir, kaç saat geçtikten
sonra, kendisine hoş gelen kokuları
hoş bulmadıklarından 'farkeder. Bir
kaç saatlik olunca, yanında kuvvetli

sesler çıkarılır, gürültüler yapılırsa,
çocuğun titrediği görülür. Hatta ba-
sızları bu titremede, dedelerin gecir-

dikleri'tehlikell hayatların bir mira-
sını, 46 4korkuların bir izini şgörmek
istemişlerdir

Çocuk doğduğunun ilk haftalarında
hemen hemen. kördür. Şiddetli bir
gözünün ta yanında ve karşı-
sında ellerle yapılmış muhtelif hare-
ketler, gözlerinde en .küçük bir kırp-
mayı mucip olmaz. Halbuki gözde
buna mâhsus vebedene-mezç ve kal-
bolmuş-enmuzeci bir mün'akis fiilden
bahsolunur

çocuğun lk temyiz ettiği renkler

de şarı.ile kırmızıdır. Kezalik bütün

insan ırklarının iptidailerinde de en
zel renk kırmızıdır.
Çocuk, silk zamanları, mekân ile
mesafeyi pek yanliş idrak eder. Eş-

yayı elile tutup yoklamağa pek geç
başlar./Başladığı zamanlarıda da pek
ziyade ş#meharetsizlik gösterir. . Yani
onların «bulunduğu yerden gayrisine

na karşısında

Çocuğun “her -ağlayışını aç-İ

koy. Sütikabının üstünü daima |

in fakat »rüzgârdan.ve so- (İ)

sivrisinek iğ

——— Cumhuriyet

çocuklarını kurtarmak

Fuhşa düşmeye mütemayil kız
çocukları için islâhhaneler
yapmak lâzımdır

Evvelce Halıcıoğlunda bir müessese yapılmıştı, bu
müessese parasızlık yüzünden kapanmıştır. Bunlarla
uğraşmak Devletin vazifesidir

i Çocukları j
| (o koruyunuz!

ti

pg : |
Mile.

19 — il

Evinizde bir termometre 'bu- b
lundurunuz. “Çocuğun ateşi yük- /

Geçici sandığınız ateşin altından LU)

en ağır hastalık çıkabilir. 7
—20 — lu)

Çocuğu çakı, iğne, “bıçak, 0

ii makas gibi şeylerle oynatma! di
h

21 — p

kedi kendi hayaline |

Çocuk haftası münasebetile“bugün
feci 'bir yaranın zılarını “Çözüp
göstermek mecburiyetini hissediyo-
ruz. Bu yara artık pansuman edil-
miye edilmiye bu rar.sargısı.altanda
kangren olmak istidadını göstermek-
tedir.

Bu yara «içtimai <bir yaramızdır
Ve onu tedavi etmek, devlete ve bü-

tün millete raci kutsi bir vazifedir
Fikirlerimizi izah edelim: Fakat bu-
nun için evvelâ «akşam üstü «sular

karardıktan sonra Aksarayın yangın
yerlerine kadar uzanmak lâzımdır.
Buna da göreceğiniz manzara insanın
tüylerini diken diken edecek dereced»
fecidir.

Burada karanlık harabeler arasır-
da,:oskovuktan-bu:kovüğa 'kertenke-
leler gibi sürünen hayvanlaşmış insan
yavruları göreceksiniz...

Bunlar ikendi “benliklerini “kemir-
dikten sonra içtimaiyatımıza ariz
olmuş insan şeklindeki mikroplardır.
Ve'hepsi de aşağı yukarı on “iki'on” üç
yaşından 18 yaşına kadar genç -kız-
lardır. Bu kızlar dudak boyamasını
bilir... “Sigara içer... Râkı içer... Esrar
içer... Galata 'külhan beyleri ikadar
küfür «eder... 'Bir «sürü .erkeklerle
düşüp kalkar...

Nihayet bıçak'bile-taşır...

Bu .zavâllların “bu 'Kadar feci-bi
vaziyete düşmelerinin sebebi nedir?.

Hiç şüphesiz sefalet ve sefalet yü-
zünden, hırssyüzünden gözü bağlı
olarak-uçuruma “doğru -yanlışatılmış
bir adım...

“Daha dün bunlar ana kucağında
büyüyen'masum: yavrulardı..:!Orların
da kendilerine göre bir yurtları, bir
evleri, bir muhitleri vardır... Fakat
sonra 'her'nedense, irşatsızlık,'cahillik
yüzünden hayatı.kavrıyamadıkları've
daha kimbilir ne elim vaziyetlerin
sevkile keridilerini bu kuyuya doğru
Sürüklediler...

Onları bu uçurumun ilk eşiğinde
tutmak, vesgene bir masumiyet pına-
rındayıkayarak temizlemek cemiyete
terettüp-eden bir vazifedir. Bu: vazi-
feyi yapmadığı takdirde cemiyet
mes'uldur...

Vasfi Raşit Bey .arkadaşımızınge-
çen:günkü “Çocuk 'vedevlet” serlev-
hası altında yazdığı baş makalede
izah ettiği -gibi “İptidai insan -cemi-
yetlerinde;yaşamak hakkı yalnız'ya-
şayabilenlere aittir” ... Fakat bugün
bu hak cemiyetin tekâfülü elindedir.

O halde cemiyet derhal vazifesini
yapmalı ve manevi -bir “ölüme -mah-
küm “olan'bu zavallıları, “derhal
tutarak sefaletten kurtarmalıdır.

Bunun için gene ıslahaneler yap-
mak mecburiyeti vardır... Henüz fuh-
şa yeni duşmuş çocukları ,buralara
sevketmek ve onları sikı bir terbiye
ve inzibat altında yetiştirmek, müfit
bir unsur'hâlinegetirmek lâzımdır...

Bu münasebetle burada. küçük bir
hatırayı tekrar etmeden geçemiye-
ceğim...

Üc'dört sene evvel. Felemenk. Sefi-
resi Baron Dö Rengers cenaplarının
kıymetli teşebbüsü ve faaliyeti neti-
cesinde Halıcoğlunda henüz fuhşa
yei:düşmüş küçük kızları kurtarmak,
ıslah etmek için bir müessese vücude
getirilmişti.

O-zaman ben'de Besim Omer pa-
şanın.delâletile, Baron Dö Rengers
cenaplarile beraber bu ı1slahaneyi
gezmiş ve gördüğüm mükemmeliyet-
ten ve takip edilen gayenin insanili-
ginden son derecede memnun olarak
«gördüklerimi gazeteme:yazmış ve bu
gibi müesseselerin tezyidi lüzumuna
işaret etmiştim...

O zamandan sonra uzun seneler
geçti... Benim bu yazım. da ekseriya
yirmi dört saatlik hayatı olan gazete
sahifelerinde unutuldu gitti...

Bugünlerde çocuk haftası müpmase-
betile bu müesseseyi tekrar görmek ve
tekrar yazmak arzu ediyordum. Onun

için gene Besim Ömer paşanın delâ-
atıldığı gibi, kızım da ilk yaşında,
kendi hayalini aynanın arkasında

araştırmıştır. Halbuki bu müşahede-

ler,'medeni bir cemiyet içinde: yaşa-
yan cocuklar içindir. Çünkü küçük
veya büyük bütün iptidai ırklara

mensup “olan fertler, gölgenin vücu-
dünde insan yeya hayvanın bedenin-
den farklı.bir varlık görürler
Binaenaleyh hususi hassasiyatin bu
tekevvünü pek ziyade me câliptir.
Bundan şu:neticeyi çıkarabiliriz:
Meş'ur hayat asabi cevherin alelâde
bir hassasından ibarettir. Bugünkü
tabirile, nefsin diğer kuvvetleri: has-
sasiyetin «aşikâr furuatından başka
bir “şey “değildir. Meselâ -hataralar
damağta kayit ve tescil olmuş ihsas-
lardan başka bir şey midir? Binaen-
aleyh -çocuk hayatının pek lüzumlu
olan: müşahedesinde, hafızasile mu-
bu esas-

€llerini saldırır. Onun hendesesinde, hayyelesinin mütaleasında

öyle görünüyoriki iki buutuvardır. Bu |) ları “göz önünde tutmak lâzımdır
cihetle,;gölge mefhumunu şanlaması Bunun da neticelerini diğer-bir ma-
için seneler geçmek lâzımdır. Bir ay- | kalede göreceğiz

Mustafa Namik

tım. “Paşa sorduğum “suale :şu cevabı
verdi:

— Vallahi nesoldu ' bilmiyorum.
Hâlâ açık mı, kapalı mi malümattar
değilim

Mes'eleyi bir defada Halıcoğlu polis
merkezinden tahkik ettim... Aldığım
cevap ayni idi.-ve polisin.burada böyle
bir müessesenin “bulunduğundan ha-
beri yoktu...

Nihayet bir de Felemenk «sefarata-
nesine sordum ve oradan da öğren-

letihi Ticasetmek üzere telefonu ,âÇ-.

ni

vazifemizdir

ilim Vki'bu hayırlı amilessese maalesef
vanidatsızlık yüzünden kapatılmıştır.

Halbuki, olmasa bile bu gibi ışlaha-
neleri,açmak ye terrediye yuvarlanan
yavrularımızı kurtarmağa çalışmamız
lâzımdır...

Bugibi yerler, şahsiymesai ile,;dört
beşikişinin himmetile ilelebet payidar
olamaz. Bütün mesaiye rağmen Halı-
coğlundaki ıslahanenin Kapatılması
(da bu iddiamın'bariz bir delilidir.

Bu devletişidir...

“Mümtaz Faik

Bu resimde,çalışan çocukları görliyorsunuz:Hemfiz yedi sekizle 12 yaş
arasında bulunan bu çocuklar mektep tahsiline 'kim bilir ne gibi bir
zaruret: tahtında devam edememişler ve 'bir lokma ekmek “bulabilmek
için hayat sahasında mücadeleye; atılmışlardır.

“Gürbüz çocuk

Ankara 27 ÇAJA) — Bugün “ögle-
den evvel çocuk-sarayında iki yaşından

da yapılan görbüz çocuk müsabakasına
iştirak etlen-çocuklar meyanında Büyük
Erkânı iharbiye
müdürü kaymakam Ali Rıza Beyin ikazı
dört yaşında ve 19,30 kilo sıkletinde
Melda Hanıma bir mahfaza derumunda.
çatal, kaşık, peçete ve kupa, ve teligyaf-
hane heyeti fenniye müdürü Zeki Be-
yin iki yaşında oğlu Nevzada ve 'dört

yaşında kızı Neyireye. masa saatı, 'Haki- ,

miyeti milliye -mutemedi İsmail Hakkı
Beyin iki buçuk yaşındâki oğlu 19 kilo
sıkletinde Ömer-Faruka heykelli saat,
keza İsmail Elakkı'Beyin beş aylık do-
kuz kilo ; sikletinde diğer oğlu Ömer
Demire bir masa saatı hediye edilmiştir.
Bundan başka *çök çocuklu ailelere de
mükâfatlar verilmiştir.

Altıdan fazla tesbit edilen çok ;ço -
cuklu ailelerin mecmuu on beş idi. Mü-
raçat edenlerden evkaf o müdiriyeti

yedi. yaşına “kadar olan iki «grup sarasın- *

dairesi -merkez şubesi «

müsabakasında

kimler kazandi?

Tele | umumiyesinde onükt çocük sahibi “Kır
şehirli Refik, İki 'hisarda mukim Hâsan
gfendilere kostümlük *kumaş, Ankara
merkez kumandanlığı inzibat bülük
kumandanı sekiz çocuk sahibi “kıdemli
yüzbaşı Rıfat Beye bir komple tuvâlet
takımı, Büyük Millet meelisi matbaası
mürettiplerinden yedi çocuk sahibi Ra-
şit Beye bir mahfaza 'derununda “kupa
takımı gene yedi.çocukl sahibi mühen-
disiŞükrü Beye ;bir ituyalet takımı veril-
miştir. Tesbit sedilen diğer âiler için de
hediyeler ayrılmıştır. Müracaat edenlere

verilecektir. - ;

“Kütahyada çocuk 'haftası
Kütahya 27 (Hu. Mu.) — Ço:
cuk bayramı semsâlsiz “tezâhtiratla
geçtiği «gibi. çocuk shaltasın da “par:
Jâk surette «devam etmekte, .müsa-
mereler verilmekte ;çocuk eglenti.

leri müşabakaları : yapılmaktadır.
SN

Çocuk bayi:.
mı ve haftası
devam ediyor, ğ”
bir çok müesse- #
selerde müsa -
mereler, hatta
balolar “verili -
yor, eğlenceler
tertip ediliyor.
Fakat asıl eğ-
lenmek ihtiya -
cında bulunan
iakir çocuklar
bunlardanmal- '&
rum bırakılıyor.
Meselâ şu re-
simde solda gör
duğnüz kızın, 8
çocuğunun da
eğlenmek hakkı
yok mudur? Bu
yavru ki belki
bu yaşa gelin-
tiye kadar bir

kere bile gül-
memiş , belki
eline bir ikere

bile bir oyuncak
geçmemiştir.
Nasıl ;geçsin ki

babası iak
değil .bu oki
oyuncak alır“... #ssağında tuttuğu
kundaktaki sie «süt salmıya
bile muktedir değildir, Biz, balo-
lara, eğlencelere, müsamerelere

edilmekle beraber, 'hima-
çocuk bayramında «asıl

devam
yeietfalin,

Kimsesiz, bakımsız yavruları da
eğlendirmek volunu bulalım

bu kimeesiz yavruları güldürme-
sini rica ediyoruz. Zengin yavru-
ları zaten'her gün“gülerler, ve'her
gün onlar için bayramdır. Bay:
ramı, hakkı olanlara yaptıralım.



Bu sayıdaki diğer sayfalar: