language

ustmenu

searchbar

Akşam 1929-01-09 Sayfa 6

 



Özet

Millet mektepleri kiraat sütunu.

Bir daha gelmezmiş!

Hayımaçının zekası.

Filler arabaya koşuluyor.

Afrika fillerleri arazi sürmeğe de başladılar.

SAHTE PRENSES.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

Sahife 6

Akşam.

Millet mektepleri

kıraat sütunu

Bir daha gelmezmiş!

Arnavutun
ram günü aklına esmiş,

gitmiş... Namaz kılarken, secdeye yatınca ar
uzun burnu zemindeki deliklerden birine girmiş.

ri hiç camiye gitmezmiş... Bir bay-

kalkmış mahalle camiine

Arnavut iki üç kere zorladığı halde bir türlü kolayına

getirüp de burnunu delikten çıkaramamış

camiye

gelerek günah işlediğine kail olan biçare adam iki
elile zemini tutarak yalvarmağa başlamış:

- More brak
namusum hakkı için

burnumu.
daha gelmem.

Vallahi de Tallahi de

ilmin hududu olur mu?

Bir âlim, iştigal odası-
nın kapısı üzerine:

— «Cahillerin buraya
girmesi memnudur)

Diye bir levha asmış.

— Oğlum koyunun ne-
sinden istifade edilir.

— Yününden efendim.

— Yünden ne yapılır?

— Her şey.

— Mesalâ.

— Meselâ elbise yapılır.

— O halde sırtındaki
elbiseyi sana hangi hya-
van temin etti?

Babam.

Akşam

Halk sütunu
Kefalet verebilirim

“Türkçeyi iyi bilen, okuması yaması
düzgün 28 yaşında bir genç iş anıyor.
Kehleti pakliyo verebilir. Halk sütanu.
muharririne müzaccat,

İş arıyorum

Dikiş atyelrinde çalışma iliyor
in Evelen taşra da tür aelyede al
ây kadar çalışmıştım. On sekiz yapın
daym. Elimden atelyeye elverşi her
tari iş gir. Talip olanların (Zu
muzuna ürat
Bir ruhsat tezkeresi bulundu

Şehremininde Musta ağa mahalle
sinde kürtler sokağında 10 mümerola
yorgana Kaza efendi pamına muharrer
Ür kota rahat ve ünvan teskeresi bu
Munumüştur. Sahilinin matbamıza müze
ant etmesi

Zürefadan biri
görerek hayretle:

— Acaba bu âlim nere-
den giriyor?

Demiş.

bunu

Çok. kuvvetli
ve zeki dir hay.
van olan
den

fade © eli
başlanmıştır.
Afrikada Bel.
çika kongosunda
filler at ve öküzl

alşterılmiştr.
Burada büyük

gifliklerde

öküz gibi çile

ve arabaya koşun

yor. çok kuvvetli olduğundan

bir fil büyük kamiyon cesametin.

deki arabayı kolayca çekiyor. Fil

alti öküzün yahut bir düzina atın

çegeceği yükü kendi başına çekti.

Bi gibi bu kadar öküz yahut atın

sürebileceği
Arazi sert

araziyi de sürüyor.
oldugundan kuvvetli

FiLLER ARABAYA KOŞULUYOR

Afrika filleri arazi sürmeğe de
başladılar

Hayimaçinin
zekâsı

Hayimaçi, gece ok mey-
danından geçerek bir yere
gitmek ( mecburiyetinde
idi. Evden çıkarken, ka:
arkasından seslendi:

- Ey. Hayimaçil Yice
vakti silâhsız oralardan
yidilir. mi? Rovelverini |
alsan a...

Hayimaçi cevap veri

— Rovelveri mi? Amma|
yaptın be kuzum! ... ben
enai miyim? on sekiz lira
verip te aldığım rovelveri |
hirsizlara mı kaptirayim?!|

iller
işine yarayor.

Afrika illerinin Hindistan 61
iril.
mesi mümkin olmadığı iğdiaşının
doğr
olunan tecrübelerle sabit olmuştur

burada” sahiplerinin. çok

lerine benzemediği ve ehlileş

olmadığı Kongüla icra

Grândük Nikola vefat etti

Paris, 6 (A.A) — 1914 sene
sinde “rus kuyvetlerine kumanda
etmiş olan grandük Nicolas Ni
colayevitçin Antipte vefat etmiş
olduğu bildirilmektedir. Müteveffa
72 yaşında idi. Yarım cesedi ta-
buta konacak ve cenazesi salı
günü kaldırılacaktır.

Sanayi müdürü şehrimizde

Sanayi müdürü umemisi Recaf

B. şelrimizde bazı tetkikala
bulunuyor. Dün bu münasebetle
Ticaret müdüriyetinde bir. ietima

akdedilmiştir. Bu içtimada Vekâ-
letin sorduğu senllere cevap veril.
miştir

Doktor , sörle birlikte , gözleri
ışıldayan genç kazın ve kocakarının!
yattıkları odaya girdi . Geç kıza

— Ecce? Bu sabah
bakalım, yavrum? - diye sordu.

Kız, tam ağzını açacağı esnada,
onun yerine, sör cevap verdi

— Bu geceyi çok iyi geçirdi.
efendim

—O halde, yarn, öyleden
sonra evine gidebilirsin, kızım!

— Aman, efendim, sizden çok
rica ederim: Beni, burada, yarın
akşama kadar bekletmeyin. bura-
da tehlikedeyim Korkuyorum.

— Korkuyor; musun? Neden
korkuyorsun?

— Odamızın yanındaki odada ya-
tan kocakarı Boskottan ve kötürüm
kadından! bilhassa benim odamda

yatan şu kocakarı bonyesten!

bu son cümleyi söylerken, se
sini alçaltı; ve, yan gözle, odanın
öle köşesinde kendilerini dinleyen
ihtiyar kadını gösterdi

— korkmasa sebep ne?

— bilmem. ber halde, bunlar,
benim aleyhime bir şey hazır
yorlar. Üçü bir araya gelerek
baka baka fiskos konuşuyor!
Haydi yavrum. baydil böyle

sen sinirinin hâlâ devam
iğine kani olacağım!
— Hayır, i neyle

isterseniz temin edeyim ki, hasta”
geçti. Sinirlerim iyidir. yak
iz korkuyorum.

Neden korktuğunu

— iyice
anlat

— Peki efenim... Bu gece, sör.
kağ gezdikten ve hücresine
çekilüikten sonra, komşu odanın
kapısı, gıcır gıcır açıldı; aralıktan,
kötürüm kadınla Boskotun başı
göründü. Usul usul, ayaklarının
ucuna basarak, Bornyesin karyo-
lasına yakl

— Sen rüya görmi
kötürüm, altı aydan beri yatalak:
tır, sağdan sola bile dönemiyor.

— Olabilir, doktor! Fakat, ben,
görümle gördüm:dün gece, Boskotla
beraber, bu odaya girdiler. Üçü
arada, bana dair konuşarak
bir, plan kurdular!

Sör, gene söze karıştı.

— Buna imkân yok! Çünkü,

ün, kazım!

Hem gece,
koğuşları dolaştım Şüpbeyi calip
bir şey görmedim.

e
musun? demek, kâbus geçirmişsn

Hayr, kabus deği

— Sapa; bu gece içmek içim
bir misel veririm. Onu içtin
miydi arık. korkulu rüya filân
görmezsin!

Doktor, bir Teçele yazdır ve,

Tehrikanümerösu: 39

SAHTE PRENSES

Nasil stersen öyle hareket
göeceğimden emin ol! yalnız, Şu-
kadar söylemek isterim ki, ben
Nevyorkta her istediğini yapmağa,
muktedir bir kimseyim.

Reis, köşede yanan kandilin
yanıma sokuldu:

— Bak azizim! “dedi: gözlerimin
içine dikkatli bakl.. ben bir vah
giye... burada gördüğün vahşilere
benziyor muyum?

Beş senedenberi bunların içinde
yaşıyorum... Fakat ne türlü yaşayışl
hepsi de hayvan sürüsü gibi in-
damlar. böyle olmakla. berber
yanların arasında yaşamağa mec-
barum,

Ahi işte bu mecburiyet beni
mahvediyor... buradan bir yere

Nail: EE
gitmek kabil olmadığını gördükce
hiddetimden kendi kindimi yiyo”

run: Bunun (sebebini sana nasıl
anlatayım... bilmem ki,? Fakat
ne olursa olsun, her halde söyle.

yeceğim. n, bütün Amerika
halkanın telin ettiği çok mühim
bir vakanın kahramanıyım. Bun
(dan beş sene evel,bir gün, Nevyrkta

<Old City» deki evime geldiğim

zaman, büyük ve meşher bir
adamın kez ola. karımın sokağa
çıktığını ve akşama eve yemeğe
gelmiyceğini söylediler. karım ara
sıra babasının evine gider ve
akşam yemeğinden sonra tekrar

avdet ederdi, Ben, kayın pederimle
aram bir az açık olduğundan, yıl
başından mada günlerde siyarete

gitmezdim. Fakat karımın, baba-
simi çok. sevdiğini bildiğim için
onun siyaretine de mani olmazdım
O akşam da onun babasına gittiğin

söyledikleri zamn, bunu pek tabi
bulmuştum.

Odama çıktımı; yazı masamın
başına oturdam, siğara içiyordum.
Bu sıra Meri isminde çek sadık
bir hizmetcim, bana bir şey söy
lemek üzre yanıma gelmişti

— Afedersiniz! “dedi ancak, şimdi
yakit ve firsat bulabildim; size
gok malırem bir. şey anlatmak |
cesaretinde bulunacağını

Dana kızmayacağınızı dair söz

Meri çok temiz kalpli bir kadındı
Bana sadakatini göstermek istiyor.
du. Kendisine söz verdim ve mü:

Sander etim.
Hizmeteim anlatmaya Başladı:

«Artık tahammülüm kalmadı,

beni ne yaparsanız yapınız, fakat

şüderten kürtarınız... Zira evdek
uşaklardan birisi, karınız seviyorl!
e bu gece de, babasına gidi.
diye, hepimize sıkı. siki
tenbih ederek uşakla. birlikte
germeğe gitti... bu bal bir aydan
beri devam ediyor. artık göz göre
tahammül

göre bu hale eleme
dim»

Hizmelcilen dah fazla. izahat
almağa lüram görmedim, Meri
yalan söylemez, itiradanı korkardı
Uşağı, arattım. Çarşıya gittiğini
söyleliler. kan baştma vurmuştur
İhtiyaten bir defa babasının evine
uğradım . oradada — bulamayınc
artık, bizmetcinin sözüne tema:
mile” inanmıştım. Tekrar eve
geldim, o gece mühim bir. işim
oldun için eve geç geleceğimi

biliyordu; “evin. bağçesine
saklanarak onları beklmeğe karar
vermiştim. ... “Tamam iki saat
sonra otomobil ie karımın geldiğini

(ifabadi yar)

Maharrın Ane Lan
söre: “azcagız hâlâ iyileşememiğl
manasına gelen bir nazarla baktı

— Siz bu gece koridor kapısını
açık brakın; yavruyu sıksık yok-
Hayın! korkmasın! - diyerek genç
kızdan uzaklaştı; başka hastalara
gitti

Bu sırada , börnynes, yatağa
gözleri işldıyordu.

büzülmü

Tumarhanede herkes uyuyor.

Yalnız, küçük kilisenin mumları
aşldamakta!

Genç kızın yattığı odanın tava
mında ölü gözü gibi bir kandil
yanıyor

Saat on biri çaldı

Gündüzki sör, genç kızın yatar
gına yaklaştı. Genç kızın gözleri

dehşetle açılmıştı; testekerlek bü-
|

Yan
la, uyandım v4 Uran
e e

yorum!

1 Dömükü berk» ge
Sö elin önü Ve
eye doğru uzaklaştı
Tani ayal GELE ilmiye
wi ei blue

e e Ke

yeli ebeirld

bil

— Passat! Psast!-diye seslendi.

Komşu odanın kapalı kapısı
ardından da bir:

— Passt ! Pssst 1 duyüldu.

Sonra, birden bire, genç kız
kapının ağır ağır açıldığını; hasıl
olan aralıktan iki korkunç başın
uzandığını gördü. Bu başlar, Bos-
kotla kötürümün başlarıydı.. Kö-
türüm, iki büklüm olmuş; cadı
gibi, görünüyordu

Genç kız, yatağında bağırmak
isledi. Fakat, imki
boğazıma tıkandı

Üç kocakarı, genç kızın yata
im çevirdi. Boskot :

— Uyumıyor! “dedi -

Bornyesi)

— Evetl cevabım verdin bu
kızım gözleri çok parlak! Gözleri
söndürmell

Gene Boskot:

— İğne hani? <diye sordu.

Genç kaz, son bir irade kuvve”
tiyle gözlerini açtı; ve, mafsallrı
Şiş çarpık parmaklar. tarafından
tutulan koskocaman bir. iğneni
yüzüne yaklaşmakta olduğnu göre

Kötürüm; ona:

— Korkma, kızım,
- dedi - Seni tedavi edeceğiz!
Ufak bir ameliyat! Gözlerinin
pırılısı oda arkadaşın olan boru
yesi hastalandırıyormuş da...

Bornyes:

— Evet! - diye tasdik etli ©
bu kazın gözleri alev gibi yanıyor
ve bana rahat huzur
onları söndürmel

Genç kız, artık çığlıklar kopa-
riyor, yüzünü gözünü yorgan ak
unda saklamak istiyordu.

Fakat, boskot

— Anlaşılan gönül rizasıyle te
davi olmaycak. Yakalayın şunal-
emrini verdi

korkudan

korkmal

vermiyorl

Kilisede ibadetle meşgul bulunan
sörler, duydukları müthiş çığlıklar
üzerime, telâş içinde koridora
fırladılar. Vak'anın cereyan ettiği
odaya girdikleri zaman, şu man-
zara karşısında kaldılar

Genç kaz, müthiş çığlıklar kor
pararak, “ve kafasını duvardan
duvara © vurarak © öleye beriye
koşuyur Çıkarılmış gözlerinden
kan fışkırıyor.

Bornyes, yatağına büzülmüş:

— OMl Artık gözleri pırlpırl
yanmıyacak! Gözleri söndül
diye söyleniyordu.
ec 4 Vay



Bu sayıdaki diğer sayfalar: