Özet
İşin alayı.
Hayatta bir iş yaparsam ancak süt işi yapabilirim.
Neden?
Benim de südüm bozuktur da ondan.
Esbabi.
Büyük bir tica.
rethane bir satışı.
istiyor.
duyuruyor.
ve.
gazeteci.
lerin.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
öz zarszasnnndiza
Jşin alayı
Bir haftadan,
hattâ on beş
günden beri herkes bekliyor:
1929 gekcek.
Evlerde harıl harıl terziler
çalışıyor, hanımlara tuvaletler
hazırlıyor. Dükkânlar karınca
yuvası gibi, çocuklara hediyeler,
büyüklere mal hazırlıyor. Lokan-
talar darup dinlenmeden kayna-
şıyor, duvarlar süsleniyor, ma-
salsr hazırlanıyor. Gazeteciler
faaliyette, resimler yapılıyor,
karikatürler çiziliyor, ve biz mu-
harrirler, kafa patlatıyoruz, yeni
seneye dair nükte arıyoruz...
Işte bir haftadan, on beş günden
Beri İstanbulun ömrü aşağı yu-
karı böyle geçti.
Bu hazırlığı, bu faaliyeti; bu
hümmayı gördükten sonra, san-
dim ki yeni sene gökleri yararak,
Bulutları parçalayarak, gürleyen
bir debdebe, şimşekler gibi çakan
Bir şa'şaa ile yer yüzüne inecek...
Diyordum ki 7929 iki güzel
çifttir. 19 yaşinda dilber bir
nevcivanla, 29 yaşinda yağız bir
erkek, bulpt rengi atlar koşulmuş
bir gerduneye kurulmuşlar, yedi
kat gökü, yedi hamlede delerek
tam 12 de dünya yüzüne inecek-
“ler. 19 yaşındaki dilber nevcivan
erkeklere dudaklarını öptürtecek,
29 yaşındaki yağız genç hanım-
ların dudaklarına bir öpücük
kunduracak.. Ve bu iki nevciva-
nın yüzleri öyle parlak olacak ki,
işiğa hacet görülmiyecek... Ve
sanıyordum ki saat 72 de bunun
için elektrikleri söndürüyorlar.
I2ye kadar bekledim. Ne o
dilber kız geldi, nede yağız
erkek... Ne gökler parçalandı,
ne de bulutlar.
O zaman anladım ki, gece
yarısı elektrikleri osöndürenler
aralarında ,mum söndü“ oynuyor-
lar...
La
* *
1929 senesinde ne olacağını
falcı deyilim ki. bileyim. Yalnız
olanı biliyorum. Ama rica ede-
rim benden duyduğunuzu söyle-
meyiniz: Dünya bir sene daha
kocadı, kırk yaşına merdiven
dayamış olan hanım efendileri-
miz de bir yaş... gençleştiler.
Selâmi İzzet
5 PPP PPETETTEETPETETETEEEEEPEEE LER RRİLLE LR LLL LL LLEE ELELE
— ren neden kalkmıyor?
— Istasyon şefi hareket düdü-
iki nükte, iki fıkra
— Hayatta bir iş yaparsam ancak süt işi yapabilirim.
— Neden?
— Benim de südüm bozuktur da ondan.
fi mk İl
Esbabı
Büyük bir tica-
rethane bir satış
memuru istiyor-
du. bir genç mü-
racaat etti. Mü-
dür sordu:
— Mesleke aşi-
na mısınız?
—Son derecede..
eskiden bulun-
duğum dükkânda
Kütüphane sahibi
5 52 genç muharrire
CA dediki:
—“izdivaç ede-
(oeââi ceklere nasihat-
iller, isimli kita-
İİ binız çok. satıldı.
—Şu halde ikin-
İl ci tab'ını yapınız.
ii
©. A 7
> ğ
— hayır, size
başka bir tekli-
fim var. “boşan-
mak isteyenlere
öyle bir camekân nasihatlar,, isimli
yaptımdı ki, han- başka bir kitap
gi kadın geçse yazınız.
mutlaka bir kere — Acaba satı-
bakardı. — Böyle ne düşünüyor sun? li gi halka
— Ne satıyo — Düşünmü hifeyi ağa çi
ie > yorum, sahifeyı Çe- ilk kitabınızı alan-
dunuz? virsinlerde boynuna sarılayım diye Jar, bunu mutlaka
— Ayna. bekliyorum. alacaklardır.
LALELİ ELE TYEİ YİYTİTİTETTTTTTEETİTTİİİTETİL LİLİ
Salamandra
Beyfendi bir kaç gün evel uşağı
Davidi çağırdı, dedi ki;
— Havalar lodos gidiyor ama,
nerede ise souyacak; kara yel
başladı mı, arkasından kar mu-
hakkaktır.
— Evet efendim.
— Bir salamadıra almalıyız.
— Emredersiniz efendim.
— Sana para vereyim de git al.
— Olur efendim.
— Salamandıra kaç paradır
aceba.
— 200 lira.
AMES EK AAA DEE
günü üfleyemiyor, nefesini kestiler. | ig
eee YYPE PPTPEYTEPCEEETETETELTETTİTEİL LA lalasiimimaiii Ni
Düşmanlar
— Yahu kırk senelik doktorsun,
şimdiye kadar elinden binlerce
hasta geçti, buna rağmen şöhret
sahibi olamadın.
— Bu dünyada çok düşmanın
var .
— Ya öbür dünyada?
VA? â
Hortlak — eri sıkılmadı ...
Dul karımla
ikinci kocasının zifaf gecesini seyrettim,
— Al... Ama taklit istemen,
halis salamandıra istiyorum.
— Halisleri 400 liradan aşağı |
olmaz.
— iyi biliyor musun?
— bilmez olur muyum hıç.
— Al 200 lira daha.
Davit paraları cebine yerleştirdi,
çıktı, sokakta komşu evin ahcısnı
bulup sordu:
— Allahını seversen, salaman-
dıra ne demektir.
LL KN BELA GA
a
EE GET 47 Ki PM GER , DER ”
— Baba e
ANKA EMA AAA ASE YAAA OUAS AYA
karik
er ” Mariyi benimle yala uz bıra-
kmazsan şimdi iner anneme söylerim.
lak
| YENİSENEYEDAİR |
Moda
Hanım efendi geç vakit gelir
ve odadan girer girmez kocasını
müjdeler:
— yeni bir tuvalet ısmarladım.
Kocası gözlerini dört açar:
— Sen çıldırdın mı? yeni el-
bise yaptıralı daha on gün
olmadı! :
Karısı dudak büker:
— Sen de ne tuhaf adamsın.
Geçen senenin o tuvaletiyle mi
gezeyim istiyorsun?
“Yaş
Ama göz yaşı deyil,
efendilerimizin yaşı.
Salı günü ahpaplardan bir ha-
nımı tebrik ettik:
— Bu gün hem sene başı,
hem de 41 inci yaşınızın başlan-
Şıcı... çok seneler yaşayınız.
Hanım efendi sesini alçalttı:
hanım
— Aman dedi hemşirem duy-
masın. Malüm ya onunla ikiziz
ama, o 30 yaşındadır!
Muhabbet
— Ne o, dişlerini gıcırdatıp
duruyorsun?
— Sene başı... biliyorum.
— Niçin?
— Gelinimi öpecepim.
Tebrik
— Yeni seneni
hanim efendi.
tebrik ederim
— Bunda tebrike şayan bir şey
yok, bir yaş daha ihtiyarladığı-
mı mı tebrik ediyorsunuz.
— Bunu itiraf etmek kahra-
manlığını gösteriyorsunuz . öyle
mi... Gene tebrik ederim!
UY
İngizisyon deVrinde
İşkencedeki adam:— Bu kadar
aykırı şeyler sormayın kafam
kızmaya başlıyor!
ölmemiş
— Sorma birader, kızım üç
gün içinde top gibi gürledi gitti.
— Grip neticesi mi?
— hayır aşk neticesi... sevdiği
dama kaçtı.,.
YAPRAK ADELE
ieri
ac
A Sahife 5
Dudakları daima
kırmızı tutan
bir usul bulundu
Son seneler zarfında dudaklara
kırmızı boya sürmek kadınlar
arasında umumi bir itiyat halini
almıştır. Bunun bir malızuru boya-
nın kolayca çıkması ve sık sık
boya sürmek mecburiyetinin hasıl
olmasıdır. Yemek yedikten, sigara
içtikten sonra behemehal dudakla-
rn boyasını tazelemek
geliyor.
Son günlerde bu külfetli iş Av-
rupa kadınlarına zor gelmiş ve
buna da bir çare bulmuşlardır.
Hani bizde bazı kimseler iğne ile
kollarına, vücutlarına garip garip
lâzım
resimler yaptırırlar, yazılar yazdı-
rırlar.
Avrupa kadınları bunun kırmi-
zısını dudaklarına yaptırmağa baş-
lamışlardır. Bu surette ellerinde
daima kırmızı kalem kadınlar bir
düzüye dudaklarının boyasını taze-
lemekten kurtulmuşlardır.
Eger katlanabilirseniz
siz de bu usule müracaat edebilirsiniz.
uanauusuanAnzsEZEEDEEŞZEBDENSUNUNZNNAA,
Gins köpek
Birden bire ava merak sarmıştı.
İşi gücü yoktu, parası çoktu, eş-
raftandı... Köylüler kurttan müşteki
idiler. işte bu şikâyetler onda av
merakını uyandırdı.
—Kurt avlayacağım! diye mey-
dana çıktı. İ
Kurt avlamak için ne lâzımdır.
Evelâ tüfek, sonra köpek.
Tüfeği bulmak kolay oldu. Kal-
dı mes'ele köpeğe. Dediler ki:
— Kurt avlayacak köpeği is-
acısına
tanbulda bulursun. istanbula gel-
di, kurt gibi bir köpek buldu.
Beş yüz papel verip aldı... Ne
sandınız ya 500 papel çok mu?
“Şaka deyil kurt avlayacaktı.
Köyüne avdet etti, ve karın
dizlere çıktığı bir gün yola dü-
züldü. Az gitti, öz gitti, nihayet
uzakta bir kurt gördü. Hemen
köpeğinin bağını çözdü. hayvan
ok gibi fırladı, kurtun peşine düş-
tü... Kurt gitti, o gitti...
çıktı. Avcı sordu:
— babalık bir köpekle bir kurt
| gördün mü?
— Evet birbirlerini kovalıyor-
lardı...
— Tamam.
— Güzel yarıştı doğrusu. Ama
köpek seninse meraklanma.
— Neden?
— Çünki yarışı köpek kazana-
cağa benziyor... Kurdun kırk adim
ilerisinde koşuyordu...
Mükümmel
— bu kaz ciğeri hülâsasını na-
sıl yapıyorsun ? pahalı olacak !..
— Dana ile kaz ciğerini aynı
eli tar karıştır ıyorum. bir dana
bir kaz ciğeri, bir dana
| ciğeri, bir kaz ciğeri...
AAA DAA EA AYD MAYA AAA MANDAL
|
İ
i — Çok
Haydi artık
rma al
yapma sevgilim...
Avcı |
hayvanları gözden kaybetti... ya-
rım Saat sonra karşısına bir köylü
»