language

ustmenu

searchbar

Akşam 1929-01-04 Sayfa 2

 



Özet

İstanbul Sahrayı kebire döndü.

İstanbul'da 34 dilekci toplanmıştır.

İstanbul sokaklarında toplanan dilemciler depremden doğruya Da.

şlerezekevdekiyolar.

İstanbul ve muhalif olanlar, Telefona.

şirkete sorduk.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

Sahife 2

İ AKŞAMDAN AKŞAMA

İ Cazbant

! Masikinin nefis san'atlardan
biri olduğunu biliyorum.- Fakat
operetin nefis bir musiki, ve bu
musikinin bir san'at olup olmadı-
ğında mütereddidim. Bu teretdü-
düm geçen akşam artti. Bir şeyin
diğer bir şeye, maküsen, ve ya
mebsuten mütenasip olup olma-
dığını sarahaten anlaya bilmek,
kati hükmetmek için anı bir
mukayese yapacak fırsatı bulmak
lâzımdır. Operet “san'at değildir,
hükmünü ceffelkalem ortaya atar-
sak, manasız bir söz söylemiş
oluruz.

Fakat size dersem ki: Hakiki
bir san'atkârı dinleyip, san'atın
tunç yüzünü görürseniz, san'atın
bakırlaşan gür sesini işidirseniz,

bu sesin meddü cezri günlerce
kulaklarınızdan kitmez; bu ses
kulaklarımızda ouğuldarken, bu

yüz gözlerimizde ışıldarken, san'-
'atla alâkası olmayan ve ya pek
az olan herhangi bir esere alâka
gösterebilir miyiz ?

Biz kısa bir an hakiki san'atın,
kudretli san'atın, şaheserler yara-
tan san'atın havasında yaşadıktan
sonra operete geldik. Kulakları-
mızda Nazım hikmetin sesi -hayır
san'atın sesi vardı- ve bu bakır,
tanç, mermer ses, gönlümüze,
dımağımıza, benliğimize san'atın
şah eser bir abidesini rekzetmişti.
Operetin musikisi kulaklarımıza

, gelmedi, saksafon ulumadı, cazbant

cazlamadı. Beyaz eldivenli, göğsü

' beyaz çiçekli orkestra şefinin
hareketleri manasızdı, sahnede
söylenen (şarkılar (O ahenksizdi,
danslar

il

gülünçtü.
Operetin san'atla alâkası yoktu.

burada o ww. > saye
etmiyoruz, Nazım hiç bir
ni mukayese edilmez. Srilim
san'atla operet arasında kısa bir
parelel çizmek istedik.

San'atla alâksı olmayan her
şey çırkin midir? Dımağ için
gözel deyildir. Entelectüel bir

ğın eylenmesi için, eylencenin
hiç deyilse, kendisi kadar entele-

ctüel ve yüksek olmasi lazımdır.

Herhangi bir opereti,bir rövüyü, ana

hattı güzel bacak, terennümü şuh
bir nakarat olan herhanği bir ey-
lenceyi güzel bulup eylenen ente-

, ectüeller yok mu? deyeceksiniz.

Elbette var. Çünki hayatta bir
an olsun düşünmemek, dimağı
uyutmak, bir an olsun hakiki
benlikten tecerrüt edip manasız
eylencelerin zevkine kapılmak bir
ihtiyaçtır. Şükün içinde yorulan
münevver dimağlar, gürültüde
dinlenirler. Ve bunun içindir ki,
Saksafon, trombol, banjo, yani
cazbant şöhret kazanmıştır, ve
entelektueller bunun için, dimağ-
larını dinlendirdikleri, benliklerin-
den tecerrüt ettikleri, düşüncesiz
uyudukları, ruhlarını uyuttukları

Tefrika nümerosu: 31
e emmeli

Dilenciler

Su derdi

Çalışmağa kudreti! Istanbul Sahrayı

olanlar yollarda

kullanılacak

Şehremaneti ve polis şehrimiz-

deki dilencileri müştereken topla-

yorlar. İki günde 34: dilenci top-
lanmıştır.

Istanbul sokaklarında toplanan
dilenciler doğrudan doğruya Da-
rülacezeye sevkediliyorlar. Dilen-
ciler şu suretle muamele görüyorlar:

Istanbullu ve malul olanlar,
Darulacezeye kabul edilmektedirler.

Dilenenlerden çalışmağa kudreti
olanlar mahkemeye gönderiliyorlar.
Mahkeme,
nafia umurunda çalışmağa mahküm

bunları, Bölediye ve
ediyor.

Vilâyet mühendisliği
Şehremaneti bunları bogaz toklu-
Şuna çalıştırıyorlar.

Bir takım dilenciler,
teslim ediliyorlar ve
çocukları dilenciliğe sevkettikle-
rinden dolayı mahkemeye sevk
ediliyorlar. Bunlar hakkında Mah-
keme çok ağır kararlar veriyor.

Diger
malul taşralılardır.

baş ve

velilerine
velileri bu

bir kısım dilenciler de,
Emanet, bun-
ların memleketleri belediyelerile
muhabere ederek kendilerini mem-
leketlerine gönderiyor.

Şehremaneti, 2Zaya kadar İstan-
bulun dilencilerden temizleneceğini
zannediyor.

Eyüp dispanseri
Bu sene yeni bir bina
inşa edilecek

Şehremanetinin Eyüpte bir dis-
panseri vardır. Bu civarın bütün
hastaları bu Dispanserde tedavi
edilir. kiralık bir binada bulunan
bu * dispanser, bugünkü ihtiyaca
kâfi gelmiyen alışap bir binadır.

Emanet, 1929 senesi bütçesine
Eyüpte yeni bir dispanser yap -
mak için tahsisat koyacaktır.

Paris sergisinde madalya alan
sanatkârlarımız

Bu sene Paris sergisine mem-

lekelimizde bulunan müesseseler-

den iştirak edenler artmıştır. Bu

müesseselerden Mahmut Paşadaki

mensucat fabrikası Sirkecide bir

terzi , bahçe kapıda bir kolonyacı
ve bir lokantacı birer altun ma-
dalya almışlardır.

AKAN

için opereli, rövüyü, cazbandı
beyenirler.

Cazbandın bir mazhariyeti var:
insanrrne evci balaya yükseltiyor,
ne de esfelüssafiline indiriyor.
Hisleri uyuşturuyor ve bir sairi-
filmenam: gibi fırıl fırıl döndürüyor!

Selâmi izzet

3 Kânunusani 928 çi
iman mma vE

Muharriri:

(Vâ-Nâ)

ekim heykeli, Roma mabedinde,
Venüsünkinin yanına kondu. Buna tahammül
edemeyen senatörler sui kast tertip ettiler.

Şebrin en meşhur heykeltraşını

çağırarak:

— Kleopatranın ” heykelini ya-
pacaksın! bu heykeli Venüs mabe-
dine, Venüsün sağ tarafına ko-
yacağım!- dedi. -

Hakikaten de, üç gün sonra,
büyük bir merasimle, Kleopatra-
nın heykeli, Romalı mabutların
en başıma geçirildi

Roma, bilhassa Sena, hiddetin-

den köpürüyordu.

Ecnebi bir kandan olan bir
kadının mabede, ziyaretçi olarak
bile girmesi caiz değilken, nasıl
olur da, bu kadının heykeli, ma-
buflarınkinin baş tarafına geçer
kurulurdu ?

bu, küstahlığın danıskasıydı.

Havsalanın almıyacağı bir işti

bu.

Sezar, mabetteki merasimden

kebire döndü

Dün gece saat on birde birden
bire terkos muslukları kuruyuver-
di, istanbul Sahrayı Kebir gibi
kup kurak bir hale girdi. Tele-
fonla şirkete sorduk.

— Şimdi sular gelecek, bir,
saate kalmaz... Dediler.

bir saat geçti su yok, iki saat
geçti su yok, üç saat geçti su
yok.

Sabahın saat dokuzunda üşen-
medik tekrar şirkete sorduk, yine:

Şimdi geliyor... Cevabını
aldık. Fakat yine su yok.

Şehirde bir çok sanat müesse-

seleri vardır ki su olmayınca iş göre-

mezler, bu müesseseler için yarım
saat çalışamamak büyük zararları
mucip olur. bütün bu fabrikalar,
bu müesseseler iş görmek için
Terkos şirketinin keyfini mi bek-
leyecekler.

Ya bu esnada bir yangın çık-
mış olsaydı o zaman faciayı gö-
rürdük . Şehremanetinin Terkos
şirketine vazifesini bildirmesi la-
zımdır, zannederiz...

Emanet Terkos şirketi ile
anlaşmayacak

Bazi gazeteler Terkos şirketi ile
yeni bir itilâf zemini bulunacağını
yazıyorlar. Emanetin noktai maza-
rına göre böyle bir sureti tesviyeye
Emanetin yaklaşması imkânsızdır.
'Terkos itilâf
yapmak, şirketin mukaveleye riayet

şirketile yeni bir

etmememiş olmasından dolayı imkân-

sız görülüyor.

AAA EEE RESELLER

Vehabi Politikası

Riyazda ia büyük bir
içtima akdedildi

« Taymis »in Kudus muhabiri
bildiriyor:

Necit hükümetinin paytahtı sn
Riyaz şehrinde Vehabi erkânı
tarafindan akdolunan Oomeşveret
meclisinde İrak ve Felestin hükü-
metleriyle sulhperverane
sebeti idameye karar verilmiştir.

Keyfiyet resmen Felestin hü-
kümetine bildirilmiştir.

Mecliste İbni
Suudun tam bir surette hukuku
hükümraniyi Haiz olduğu ve takip
eylediği siyaset teyit edilmiştir.

Riyaz konferansının tafsilâtı
Mekkede eden Ümmül

müna-

Vehabi kralı

intişar

, kura gazetesinde neşrolunacaktır.

sonra, derhal sefere çıkacaktı.

Ordu ve donanma hazırdı.

Veda için Senaya gitti.

işte tarihte meşhur olan sui
kast o zaman meydana geldi. Se-
zarın arkadaşları, da dahil olmak
üzere, Sezarım üzerine yürüdü.
Sezarı, hançerleyerek öldürdüler.

Ehramlar memleketinin kadını
âşıklarının cesetlerinden meydana
getirdiği ehramın en tepesine bu
suretle taçlı bir baş koymuş olu-
yordu.
Aralarında Sezarın evlâtlığı Brütüs
de olmak üzere, katiller:

— Romayı Sezardan kurtardık!
Romayı Sezardan kurtardık!

diye sokağa fırladıkları esnada
Kleopatra, sarayının balkonunda

Antuanla karşı karşıya oturuyordu.

Elleri kızıl hançerli senatörlerin
yukarıki naralarla sokağa fırla-
dığını gören Antuan yerinden

Leblebi ihracatı
sakız leblebisi
yapmak için bir
fabrika açıldı

Rüsumat ista e leblebi
ihracatına. dair rakamlar görülü.
yor. Leblebi en ziyade şark

memleketleri tarafından celbedilir-
di. Bu memleketler arasında en
ziyade leblebi alan Iraktır.

Son zamanlarda

leblebilerimiz
İtalyadan da isteni

mektedir. İsta-
tistiklere göre ihracatın (arttığı an-
laşılıyor. yalınız (927) senesinin
kânunusani ayında mühtelif mem-
leketlere 1320 ki
edilmiştir. Bu mikdaı
sinde 3919 kiloya
Leblebilerimiz

o leblebi ihraç
1928 sene-
yaliğ olmuştuz.
yunanıstan ye
Mısıra da gitmektedir.

Ihraç edilen leblebilerin hemen
hepsi sakiz leblebisidir.

Sakiz leblebilerini kavurmak
için şehrimizde bir kaç imalâtha-
Bunlar daha ziyade
siparişlere mal

ne vardır.
hariçten
yetiştirirler.

Diğer leblebi satanların adetleri
günden güne azalmaktadır.

Vapur ücretleri
Vapur ücret tarifelerini tetkik
eden komisyon gelecek hafta
içlima edecektir. Bu zamana kadar
Şirketi hayriye, Hliç Liman şir-
ketleri, tarifelerine ait hesapları
hazırlayacaklardır.

Etibba odaları

Yakında bir
nizamname tanzim edilecek

Tababet
etibba odaları
lüzum gösteriyor.

Bu odaların teşkili tarzı, bir
nizamname ile tayin edilecektir.
Bu nizamname, Heyeti vekilede
görüşüliyor. Nizamname çıkar çık-
maz, etibba odaları açılacaktır.
Her doktor odalara iştirak etmeye
mecbur olacaktır.

Oda heyeti idaresi, intihap ile
teşkil edilecektir. Etibba muha-
denet cemiyeti reisi Neşet osman
bey bu hususta bir muharririmize
demiş ki:

— Biz, intihabata iştirak etmek
üzere toplu olarak bulunacağız.
Bu suretle reyler dağılmayacak
oda heyeti idaresi şehrin en gü-
zide doktorlarından teşkil edile-
cektir.

Binicilik müsabakaları
Şubatın onundan on dokuzuna
kadar o Napolide büyük binicilik
müsabakaları yapılacaktır. Müsabaka
zabitlerine

gelen

doktorların
etmesine

kanunu
teşkil

suvari mahsus olup

ecnebiler de buna iştirak edebilecek-

lerdir.

4 Kânunusani 1929

Un ve Buğday

meselesi halimi
bir cevap

Aldığımız mektuptur:

Cumhuriyet gazetesinde, İzzet
beyin, unlar hakkında kendisine
irae ettiğiniz hesaba verdiği cevabi
hayretle okuduk. Memleketin bu

gibi iktisadiyatin, ve sanayiini

| alâkadar eden hesaplar; ihtisas işi

olduğundan bu işlerle iştigal
etmeyen zevatın mütalaa derme-
yan etmeleri doğru olmasa ge-
rektir. İzzet beye bu gibi ihtisas
meselelerinde sözü ehline bırak-
masım rica ederiz. İzzet beyin
“ddiası gibi ;
1 — Buğdaylar çuvallı olarak
gelmez; otemamile ve kâmilen
| dökme olarak gelir ve o suretle
satılır.
2 — Muamele vergisi, buğday-
ların memlekete girdiği ozaman
alınmaz, mâmul olarak dakik

haline girdiği ve ancak satıldığı
zaman satış bedeli üzerinden alınır.

Bu hususu, bilmiyorla,sa, lutfen

defterdarlıktan sorsunlar.
3 — Kırma ücretinin 32 para
değirmencilere (o maliyeti o olup,

değimenlerin amortisman, sermaye
güzeştesi ve kârları ilâvesile malın
cinsine göre 40 paradan 50 para-
ya kadardir.
4 — Kepek fiatları 8 kuruş değil,
6 kuruştur.

2 — Buğdayların içinde yüzde
beş hasarat bulunduğundan bu
hasarattan bittabi buğday serma-
yesine ilâvesi lâzımdır.

6 — Unlar daima Şehremane
tinin kontrolu altında bulunduğun -
dan, zannedildiği gibi yüzde 6 glü-
tenli unlar satılmaz. Borsa labora-
tuvarı her
unları tahlil eder. Unlar satıldığı
zaman Borsa beyannamelerinde
evsafı yazılır. Şelramaneti labora-
tvarı da kontrol eder. :

Hariçten gelecek unların ekmek
fiatlarını oucuzlatacağı iddiasını,
söylediği gibi, biz kabul etmedik.
Bu hususta yaptığı hesaplar da,
buğdaylar hakkindaki hesapları
gibi temamile Jakıkatten uzak
olduğunu beyan eyleriz.

Dünyanın en yüksek köprüsü

- Dünyanın en yüksek köprüsü
Amerikada Grand Cauyon deni-
len derin ve geniş vadi üzerinde
bulunuyor. bu köprü Amerikanın
Arizona ve Utah hükümetlerini
rabtedecek demir yolu hattı üze-
rindedir.

Köprünün genişliği 616 kadem
olacak ve irtifa 485 kadem ola-
caktır.

kalktı:

— başınız sağ olsun, kıraliçem!
-dedi- Sezarı vurdular.

Kleopatra da vurulmuşa döndü.

Evet, Kleopata, beyninden vu-
rulmuşa döndü.

Nasıl?

Bu dünya yüzünde yegâne hami-
si olan Sezar, artık yotu öyle mi?

bunca zamandır çalışarak yarat-
tığı müsait vaziyet, bir hançer
darbesiyle keenlem yekün olmuştu.

Fakat, vaziyeti kurtaramaz mıy-
dı?

buna imkân yok muydu?
Karşısında, çivilenmiş gibi duran
Antuana döndü:
Sezar öldüyse bile, oğlu,
Sezaryon var! - dedi. - Siz Antu-
an, Sezarın en fazla itimat eyle-
diği, ve Sezarın fikirlerin en faz-
la mürevvici olan bir kumandan-
sınız O öldükten sonra da, onun

planlarını tatbik sahasına koyma-
lısınız.

Antuan, ilk önce, ne demek
istediğini anlamamış gibi, kleopat-
ranın yüzüne baktı.

“ Sezarın oğlu Sezaryon” mu?

Mısırlı kadin, anha minha ne
demek istiyordu?
Antuan, iktidarı, muhatiflerin

elinden koparacak, ve, onu, kuzu
kuzu götürerk Kleoptranın piçine-
mi teslim edecekti?

Genç serdar, Sezaryona karşı
muhabbet duymak şöyle dursun,
bilâkis ondan nefret ediyordu.

Sezaryonun kıskanıyordu.

Binaenaleyh, Kleopatranın tek-
lifini pek soğuk karşıladı.

— Oğlumuzun iskenderiye im-
paratoru olmasını mı düşünüyor-
sunuz, ismetmeap ?

— Evet, oğlumun iskenderiye
impratoru, kendimin de iskende-
riye imparatoriçesi...

(mabadi var )

e

değirmenin çıkardığı

i

j



Bu sayıdaki diğer sayfalar: