language

ustmenu

searchbar

Akşam 1929-01-07 Sayfa 6

 



Özet

Millet mektepleri kiraat sütunu.

Türk masalları Kel oğlanın marifeti.

Sen beğendin!

Hoca merkep ile giderken, hayvan yere eğilmiş, yol üstündeki merkep tezeklerini kokluyordu.



Diğer Gazeteler



Tam metin içeriği

- kiymet vermiyorlar. ve

Millet mektepleri

kıraat sütunu

Türk masalları

Kel oğlanın marifeti

Bir v. bir yok-
muş.. evel zaman içinde,
Anadolunun bir köyünde
kimsesiz, fakir bir kel
oğlu varmış. Hangi i
girdiyse, üç beş gün sonr:

— Sen bir işe yaramı-
yorsun!

Diye kovarlarmış.

Kel oglan bu vaziyet-
ten, ve herkesten gördügü
hakaretlerden usanarak,
bir gün memlektini ter-
kedip bir başka kasabaya
gitmeğe karar vermiş.

Akşam sular kararın-
&a, sopasını ve eski hır-
kasını alarak yola revan
olmuş; Âz gitmiş, üz git-
dere tepe düz gitmiş.

sabaha karşı bir kasabaya

vasıl olmuş.

Kel oğlan, yol kenarın-
da, bir büyük zengin evi-
nin kapısı önünde dinle,
niyordu, Evin kızı sabah-
layın erkenden kalkarak,
bahçedeki kuyudan su çek-
meğe inmişti.

Kız o gece rüyasında
hırkalı bir adam görmüş,
sabahlayın babasına rü-
yasını anlatmış.

Babası :

— Kızım -demiş- eğer
bu rüya rahmani ise ay
nen çıkar. şeytani ise
çıkmaz!

iss Kızı sormus :

— Baba! Eğer çıkarsa

beni ona verirmisin ?

— Veririm yavrum !

Bu muhavere üzerine
kız su almağa inmiş, ka-
pının önünde, rüyasında
gördüğü hırkalı adamın
oturduğunu görünce, hay-

niş

ret etmiş.. Yanına gele-
rek:
Bu gece rüyama gi-

ren senmi idin ?

Demiş.

Keloğlan zeki bir çocuk
olduğundan, istifini b:
mıyarak:

— Evet, beni tanrı gön- |

derdi.. seni alacağım |
“Geykikini yermiş
Kız sevinçle. babasına
anlatır, bir az
misafirini,

meseleyi
sonra tanrı
içeriye alırlar.
keloğlan bu suretle ka-
sabanın en zenğin bir
adamına damat olur ve
sefaletten kurtulur.

Salamonun cevabı
Küçük Salamon çok
çalışkan bir talebedir. Ar-
EN
aplikler sunllere
e

Geçenlerde hayvanat
e İn ve
sordu:

- Balıklar neden ses
7

Bu suâle kimse cevap
au SL
e kl

muallim:

— Siz söyleyini
mon efendi

Dedi

Salamon şu cevabı ver-
di:

— Hoca efendi! sizin
e
olduğu zaman lakirdi ()
edebilir mi

karşısında.

Sala-

Sen beğendin!

Hoca merkep ile
giderken, hayvan
yere egilmiş, yol
üstündeki merkep
tezeklerini (o koklu-
yordu.

Hoca yere inerek
bunları yerden top-
ladı ve yem torhası-
nın içine doldurdu.

Akşam, eşegin yem
yimek zamanı gelin-
ce boynına astı.

Fakat hayvan,
burnunu tezeklere
değdirince | başını
silkerek huysuzlan-
dı.. hayvan hoynun-
dan torbayı çıkar-
mağa, alışıyordu.

Hoca, merkebin
bu O huysuzluğunu
görünce eşegin ha-
şına, egildi.

- A mübarek hay-
van! Bana zulmün
ne dir? Sen heğedin,
ben doldurdum!

Dedi...

Ked
Mangal altında
horuldaya horuldaya
uyuyan kediyi gören
çocuk annesine hay-
kırdı
- Koş, anneciğim,
kedi kavrulacak!
- Neye?
- Fıkırtısını işitmi-
yormusun? Kayna.
maya başladı.

Tımarhaneye!
- Arabacı, tımarha-
neye kaça götürürsün?
- Orada kalacakmı-

sın?
- Kalacağım...
az (Kırbacı şaklata-

| Ak saçlı uşağın çeneleri

Kadri bey ava meraklıdır amma,
balık “avına değil, kaplan avınal
Kadri bey kaplandan korkmaz;
bilâkis bütün dünya kaplanları
Kadri beyden korkar» çünkü,
Kadri bey, kaplan avının âlimdir!
kaplanlar ise gayet cahil hayvan
cıklardır! Aklın. ilim karşısında
aezi derkâr bulunduğundan, cahil
kaplanların da #lim Kadri beyden
korkmaları taaçcübe deyer bir
mesele değildir!

Bilhassa, halk mekteplerinin
açıldığı bu günlerde ilim ile cehlin
arasındaki münasebeti bu vesile
le de kayt ettikten sonra, saded
gelelim; hikâyemize daşlayabilirz

Kaplan .vesı kadri bey, hayz
vanatı. vahşiye avında derin ve
esaslı deyişiklikler yapacak olan
bir icatla bulunmuştu; fakat, son
zamanlarda memleketimizde icat-
lara karşı gazetecilerin gösterdik-
leri ii nazarı itibara
alan Kadri bey icadım yar ve
ağyardan uzak bir yerde Bingale
ormanlarıtdan birinde tecrübeye
karar verdi; ve, günün birinde,
sevgili karıcığıla vedalaştıktan
Sonra, yanına aksaçlı uşağını aldı;
uşağını

doğru yola revan oldu. Az git
ler uz. gitiler, Afgan iran dü
gittiler; nihayet mahalli maksuda
iler. Kadri bey, gayet hafif
mırıtıyla; arkasından, kan ter
içinde yürüyüyen uşağına:
Dur! sırtındaki dolabı yere
emrini verdi!

Ak saçlır dolabı yere bıraktı,
Etrafına göz gözdrdi: burası, kor-
kan Bingale ormanlarından biri
sinin ortasında açılmış bir. düzlük-
tu, her yerde yüksek, karanlık,
heybetli elma, armut, portakal,
kiraz, vişne ağaçları; gül, ek
şe fidanları, fesliyan ve fır sak

Bu balta girmemiş korkunç Bin-
gala ormanının muzlim derinlikle-
Finden kurt kuzu, horoz, fil, sırt
lan aslan ve kaplan homur

tuları geliyordu.
Ak saçlı uşak, korkusundan
titremeye > başladı. Fakat, Kadri

bey bu. heybetli ormana ve bu
hayran böyürtü ve homurtulara
a do-

aldırış bile etmiyordu.

miş ciyer. parçalarını
yordu.

Kaplan sesleri daha yakından
duyulmağa | başladı. Kadri, ak

Saçlı uşağına

emrini verdi!

Ve ikisi birden , aynalı dolaba
girerek, kapağını kapadılar..

Kaplan sesleri , aynalı dolabı
adeta lodosa tutulmuş bir Ada
Yaparu ibi saramağa balam
vuruyor; Kadri bey, gözünü dola-
bin anahtar. deliğine uydurmuş
dişanya bakıyordu.

Saniyeler, dakikalar ve saatlar
geştil

artına kocaman bir aynalı
dolap yükletti, Bingale ormanlarına

i dalobin içine gireceğiz!

yeis olmuştu. Diger vahşiler paraya

ellerine
geçen paraları oyuncak kabilinden
olarak, şuraya buraya atıyorlar,
Reis, bilâhara bu paraları topla
yarak bir tarafa saklardı.

Reis, Cakin zengin bir adam
olduğunu duyunca yumuşamıştı
Üstünden çıkan elbise
kadınlara dağatıyorlardı

Bu esnada kabile
kulağına eğilerek dedi

— Bizim elimizden çabuk kur.

kasmmını

i, Cekim

almak ster misin?
cevap verdi

halde biraz sonra benim
yanima gel... Konuşalım

RENSES

Nakil 1.P.

— Peki

Vahşiler, güneşte kurutulmuş göl
balıklarını ateşte pişirerek yemeğe
başladılar.

Reis uzaktan, Caka biraz balık
ini söyledi.
bir miktar kuru balık

Bir * kazanın
bir geval parçası sarkıyordu.
soğuktan tit

— Şu bez parçasını alm
müsade ede

Dedi .

Başkalarının mümanaatına mey.
dan vermeden, yerinden kalkip
Cakın yanına gele başını
sallayarak, gul parçasinı alabilece-
ini ima etti,

kenarından, eski
Cak

Gündüzün: sıcak olması
men, gece haya soğumağa başla
miş aftan kesilen parma.

Fının acısı, diger taraftan çıplak

vücütün ar. Cain

Cak çuval parçasına sar

Vahşiler. #yum
k, reisin yak
bir kayanın oyu

ğı yere yakın
yakıyordu.
iş hiç bir

en ulak bir ses bile işidilmiyordu
Cak yavaşen kalkti ve

sürüne "sürüne re tığı yere

yi
Reis yi
gölge görmüşü
Tak, kendisine
gölgeyi karşıladı.

Reis, bu gölgenin Cuk olduğunu

yordu. . Uzaktan bir
i, yerinden fırlaya,
doğru yörüyen

tahmin. etmekle beraber, onunla

his

gizli görüştüğünü vahşilere

settirmemek İçin etrafı tecessus
olmuştur

gibi uçarcasına

bulund

aıplayarak reisin

halle gel

Reis, Cakın kolundan tutarı

— Burada serbestce görüşebiz
iri,

Dedi.

Mağara gipi içi oyulmuş büyük
bir kayanın içine girdiler,

Burası ulak bir ki sinan
farksızdı. yerde ağaç yaprakların.
dan vücude getirilmiş pek iptidai
sekilde bit yatakla kırık dökük
b tabak ve çanak
başka bir şey yoktu

Köşede yalniz reise mahsus bir
kandil yanıyordü, Reis yatağını

göstererik
— Şuradi olur bakalım!
Tibadı var)

Ak söçle aşak, ttriyor; Kadri
bey, sabırazlanyordul

Nihayet
postu ipekli bir Kumaş gibi pink
dayad Kocaman bir kaplan, kar
ranlik ir kiraz ağacının dallar
arama AE dola GE
duğu meydana doğru iler
bal Ya
orda, yaklaşı Gin e LE
Ün öatnde dör: Aya Hi
mi dehşeti
bir nara atı. Sonra gözlerini açı
kapadı gene ağlı gene kapadı,

Tuhaf” şeyl Kaplana bir şeyler
yeka | oy beciklr
akma sal yakl e
ördü ve dalaban yazlik,
baka önayaklarım yalamağa bağ”
ale. Ves he a ga
İndi Kai bey, dala kapağın
aştı; yarı çıktı, Doll ankle
va sından işirdeki kaş başı ke
niş <iyer parç
derhal dolabın
vi bı bürünen ciyerleri Sal
kaplancığın başımı Okşayor. bi
yandan de korkusundan bebe
yaz er meyab iyimi
Bry şın yaya
yanlı Gi akal ak esi
Ye EE ya
Kaplanı gö
Rk enn
Fakat, Kadri “bey kurmaz. biç
ii

inlete,

dedi. artık bu

İkaplandan kimseye fenalık gelmezl

Kadri bey ve uşağı, dolabın
| kapağını içerde ciyer yemekle
| meşgul olan kalanın. üzerine kar
pattılar; ve dolabı yüklenerek
tekrar istanbula doğru yola çıktılar,

Kadir bey, bir saattan beri ls-
dönmüş bulunuyordu.
koltuğuna oturmuş; karısıyla ko
nuşuyordu

— Karıcığım sana canlı canl
gettirdiğim kaplanı yatak odamı-
za korsun. biçareyi öldürüp pos-
tunu yüzmeze katiyen lüzum
yoktur. biz onu canlı canlı kulla
mabiliriz! yalnız tozunu almak için
pencereden silkerken sokağa düş-
mesin sonra başı yarılır. Hem.

Birden bire yalak odasından
gelen acı bir feryat, siyah saçlı
uşağın feryadı, Kadri beyin sözünü
kesti. Hanım, telâşla yerinden
fırladı; ve içeri koştur

— Eyvah! eyvah - diye haykır
eıyorda

Kadri bey de meseleyi merak
eti; yatak odasma girdiz birde
ne görsün?

Siyah saçlı uşagın başı
larından kupmuş: kan revan içinde
yalıyor. Pencerenin camı karılmmş;
ve kaplan sokağa atlamış!

Kadri bey, meseleyi anladı; ve
Şu suretle karısına anlattı”

— Effendim! ben nice zaman
danberi yeni bir usulle kaplan
avlamak istiyordum, düşündüm,

ım; nihayet bir çare buldum;
lev. aynaları vardı her şeyi
büyütür; eğer bu aynaların tersine
cüce aynaları yapılırsa, bunlar da
ber şeyi küçültecekler. İşte Bin
ale | ormanlarına. götürdüğüm
dolabın aynası böyle bir. cuce
aynasıydı.. Kaplan bu aynada
kendisini okadar küçük gördü ki
Kedi olduğuna telkin binefsihi
ile kani oldu. Böylelikle onun
yahni izle etm. Lakin, ken
ini kedi sanmağa başlayan kap
lan, bizim yatak odasında duran
endam aynasında kendini göz
rünce hileyi anlamış ; hakiki
kaplan olduğunu farketmiş 5
kendisini yatağınızın önüne post
şeklinde sermek istiyen uşağın
kafasını kopararak | pencereden
Beyoğlu istiklâl caddesine | sabık.
ismi “caddei kebir) atlamışbır.
Mesele bundan ibaret olmağla
telâşa lüzum yoktur!

'Nakili: (Va-.Nü )

siyah saçlar
Bazan da beyazlar

1) Her
beyazlatmağa...
ayaklar 1



Bu sayıdaki diğer sayfalar: