Özet
Se'âmi İzzet'in yazdığı "Sarı Zarf" başlıklı hikâye, kocası ve bankacısı arasındaki para sorununu anlatmaktadır.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
— 3 — KURUN
4 İkinel könun 1934
Sarı
Tekin Erdem, masanın üstüne
paraları koydu karısma:
— Belge, dedi, işte havagazı»
nın, elektrik, suyun parası.. İşte
bunlar da bir aylık ev masrafr..
Şu terziye verilecek para.. Ben de
yarın sabah bankaya (gidip üç
yüz lira veririmi.
Belge sarı saçlı, çocuk yüzlü
bir kadındı:
— Bankadan kâğıt geldi, de
di, sen parayı bırakmağa unut. |
tun.
-— Nasıl olur?.. Vadesi yarın-
sen bankaya uğrayıp parayı ver.
Sana bugün bırakmadım. Çünkü
param yoktu.
— Sahi.. Ben bankaya yarın
sabah mı gideyim?
— vet. Al üç yüz lirayı, git
dolaba koy, yemek yiyelim artık.
— Ya benim tilki kürküm ne
olacak? Almıyacak mısm?
Erdemin kaşları biraz çatıldı:
-— Kabil değil dedim karıcı-
ğım. Bütçemiz pek iyi değil, Üs-
telik kuz'nimin de düğünü var. Cu
ma günü Alkaylarla gezmeğe gi-
deceğiz. Ayın sonunu ancak bu-
labilirim.
Kocası doğru söylüyordu. Bel-
ge doğru olduğunu biliyordu.
Gene de ısrar etti:
— Bir yerden para la yi
maz mısın?
— Alamam yavrum. Hem kürk
çok lüzumlu bir şey değil.
Belge cevap (o vermedi. İçini
çekti. Paraları aldı, ayrı ayrı
zarflara koydu, dolaba kapadı.
Tekin:
— Aferin, dedi, böyle uslu a-
kıllı ol.
— Eğer kabil olsaydı alaca-
ğını biliyorum.
Ertesi sabah kocası (o gidince
Belge giyindi, para zarflarmı çan-
tasına koydu. Bu sırada kapı ça-
Imdı.
Havagazının adamı gelmişti.
Belge parayı verdi, çıktı. Evvelâ
postaya uğradı, kutuya iki mek-
tup attı. Sonra ipliği kaçan üç
dört çorabmı tamire verdi. Aklı-
na öğleden sonra gideceği bir ar-
kadaşı geldi, telefon etmek iste-
di. Telefon etti.
Sonra bir çift eldiven aldı. Eve
göndermelerini söyledi. Daha
sonra kürkçüye (gitti. İstediği
kürke baktı.. Bankaya uğrama-
dan evel, terzisine uğradı prova-
sını yaptı.. Para da verecekti.
Çantasını açtı. & Sarardı. İki
zarf yerine bir zarf vardı. Terzi-
nin kırk lirası bulunan zarf duru-
yordu. Bankanın üç yüz lirası
yok olmuşu.
Üzerine fenalık geldi. Dolap.
tan üç yüz liranm durduğu zarfı
aldığına emindi. Acaba düşür-
müş müydü?
Hemen sokağa fırladı, uğradı. |
ğı yerlere gitti. Titriyen bir ses- |
le soruyordu:
— Sarı bir zarf buldunuz mu? |
Hayır. Bulmamışlardı.. Geç
vakit eve döndü. Kocası sofra ba-
şında bekliyordu. Karısının telâ-
; şini görünce sordu:
— Ne oldu?
Odasına koştu, dolabını açtı:
— Yeok.. yok.. Yanıma aldığı-
ma emindim.. Düşürdüm.
9
Zarf
Yazan: Se'âmi İzzet
Hıçkırmağa başladı. Kocası da
telâşlandı:
— Ne düşürdün?
— Zarfı Parayı... Bankaya ve-
receğim üç yüz lirayı kaybettim.
— Nasıl kaybettin?.
— Bilmem... Şimdi ne yapaca-
gız?
Kocası karısının saçlarını ok-
şadı:
— Hoş bir şey değil. Değil ama
bu kadar da üzülmeğe değmez.
Bir şey yaparım, çaresini bulu
| rum.. Bir tarafa koyduğum biraz
param var... Malümya, hayatta
daima ihtiyatlı olmak lâzımdır..
Öğleden sonra gider parayı ve-
ririm.. Artık ağlama...
Kocasının kollarına atıldı.
#R
Kocası gittikten (yarım saat
sonra Belge parayı buldu.. Sarı
zarf karyolanın altına düşmüştü.
Belge sevincinden deli oldu.
Kocasına telefon etmek üzere
kalktr. Tekin ne de kibar davran-
mıştı. Onu nasıl teselli etmişti.
Bir tarafa koyup biriktirdiği para
ile borcu ödiyecekti.
Bir tarafa koyduğu para!.. Bel.
ge ürperdi... Demek kocasının e-
vinden gizli parası vardı.. Demek
istediği o tilki kürkü alabilirdi.
Birdenbire öfkeyle silkindi:
Demek kocası ondan gizli şey-
ler yapıyordu.. Öyle ise onun'da
kocasından gizliyeceği şeyler ola-
caktı.. Sarı zarfı bulduğunu söy-
lemiyecekti. Onun da bir köşede
parası bulunacaktı.
— Bundan sonra istediğim o-
lursa ısrar edeceğim, muhakkak
aldıracağım.. Mademki çaresini
buluyor...
Dr. Hafız Cemal
Dahiliye mütehassısı
Cumadan başka günlerde saat
(2,20 den 6 ya) kadar. İstanbul
Divanyolu No, 118.
Muayenehane ve ev telefonu:
22398. Yazlık ikametgâh telefo-
nu: Kandilli 38, Beylerbeyi 48.
bayer e e eezeuef
Yeni Eserler
Dün ve Yarın
Tercüme külliyatı
Sayı: 12
Dr. Bernard Hart
Dr. İzzeddin
Deliliğin
Psikolojisi
Fiatı 5O Kuruş
Dağıtma yeri: Vakit Matbaası
-TAKViİM—!
Sah Carşamba
> $ 1 ci Kânun/s feci Kânun
47 ŞABAN |28 ŞABAN
Gün doğuşu 7.8 7.9
Gün batısı 16.41 16,41
Sabah namazı 6 6
Öğle namazı 1209 12.03
İkindi namazı 14,28 14.28
Akşam namaz 16.41 10,41
Yatsı namazı 18.19 18.19
Imsak 5.3 3.94
Yılın geçen günleri 33s 337
Yılın kalan günleri
İT RADYO |
Gu g ün
İSTANBUL :
18 — 18,30 Almanca ders, 18,30 —
18,50 Jimnastik: Bayan Azade. 18,5:
— 19,30 Plâk neşriyatı: Ses ve hafif
musiki. 19,30 — 19,40 Dünya haber -
leri. 19,40 — 20,10 Ege caz orkestra-
sı. 20,10 — 20,40 — Taganni: Ma-
dam Volina, Mösyö Arzamanof. 20,40
— 21,15 Konuşma. 21,15 — 21,30
Anadolu ajansı, borsalar. 21,30 dan
itibaren Radyo orkestrası.
813 Khz. BÜKREŞ, 464 m.
13 Radyo orkestrası (dans parçaları, ha»
fif havalar, 14 haberler, 14,30 orkestranm
hafif havalara devamı, 18 plâk, 19 haberler,
19,15 plâk, 20 konferans, 20,20 plâk (man-
dolin, gitar, akordeon), 21 Debussynın eğer-
lerinden konser, 22 konferans, 22.15 senfo-
nik orkestra konseri, 23,25 kahvehane kon-
seri.
223 Khz. VARŞOVA, 7345 m.
18 Vilnadan oda musikisi — konferans,
18,35 plâk — sözler, 19,15 orkestra konseri
— edebiyat, 20 Tanberlin oplâklarından —
sözler, 21,15 (Şeytan ve Katerina) (isimli
öper temsili (Deyorzük), 23,55 reklâm kon-
seri, 24,10 spor, 24,05 dans plâkları.
545 Khz. BUDAPEŞTE, 550 m.
18 Cazbant, 18,45 Fransızca ders, 19,15
Faragato konseri, 19,55 sözler, 20,30 opera-
dan nakil Offenbachım (Contes Hoffmann)
operası, 22,35 haberler, 23,35 haberler, 23,45
Çingene orkestrası, 2430 Bachman salon
kurtet takımı.
841 Khz. BERLİN, 357 m.
19,30 Yeni orperet parçalarm, 20,40 haber-
ler, 21,10 (Shnnesturnbalidde) isimli mono-
loğ, 21,40 neşeli neşriyat, 23 haberler, 23,20
“ Mozartım eserlerinden konser, 24 dans musi-
2 26
kisi,
mmm
BORSA
(Hizslarında yıldız işareti olanlar üzer-
lerinde 3 - 19 de muamele görenler
dir.) Rakamlar kapanış fiatlarını gösterir.
Nukut (Satış)
637, —| * Viyana
# Londra
# Neryork 196, —-| # Madrit 18, -
# Paris 169. —| « Berlin gl.
* Milâno 214 —| « Varşova TA, —
« Brüksel 117, —İ » Budapeşte 16, —
« Atina 24, 50) * Bükreş 17, $0
* Cenevre 818, --| # Belgrat s9, —
« Solya 25, —| # Yokohama 36, —
w Amsterdam 84, —| # Altta 991, —
* Prag 10, —İ| # Mecidiye 4f, —
* Stokho'm 31, --| w Banksot o 240, —
Çekler (kap. sa. 16)
» Londra (o 646.45 |ş Stokhim 3.1071
# Nevyork 079395 |« Viyana 4.3075
* Paris 12.06 İş Madrir 5.8185
#* Milâno 9.3157) « Berlin 1,9815
» Brüksel 3.40 |* Varşova 4.2075
* Atim 8403 (# Budapeşte 4,2975
w Cenevre (o 2.4160) « Bükreş 79,4940
# Sofya 65,8995) « Belgrat 35.10
* Amsterdam (1.1754) # Yokohama 2.6966
* Prag 19,015 | Moskova 108825
&« İş Bankası (o 95.— Iramvay oo â1,50
« Anadolu 27.60| « Çimento as. 13.15
Reji 290) ÜnyonDeğ —,--
Şir. Hayriye (14.50) Şark Değ —-
Merkez Bankası 58,-| Balya ——
U. Sigorta —,00| Şark m ecza —-
Telefon
tahviller
Romonti 12,50
istikrazlar
41934Türk Bor.l 27.90) Glektrik || ——
De . 1196.65) Tramvay 3175
« İM 26.82) Rıhtim 17.50
Ttikrâzı bafl 197,
* Anadolu 4540
*Erganl istikraz 97. | Anadolull O 45,40
| (928 A. Mü. -,00l Anadolulli —,—
| Ratdar o Ole Vümessi A 4085
Ev, tarla ve dükkân (1800) li-
raya satılıktır — Yeşilköye kırk
beş dakika (Omesafede bulunan
Safra köyünde dört oda, bir dük -
kân, 2000 metrelik kuyulu bahçe,
200 koyun alır büyük bir ahır, al-
İr parçadan ibaret 64000 metre
tarla satılıktır. Talip olanlar mez-
kür köy imamı Tahsin Efendiye
ve Yenipostahane havale daire -
sinde küçük Hilmi Beye müraca «
at edebilirler,
—00))« Mümessi' A 4085
Kadınlar Adası!)
Yazan: Gerhard Hauptmann
O zamana kadar hep kız çocuk
doğurmuş olan ve ekseriyeti teş -
kil eden kadınlar bir gün toplana-
rak erkek çocukların mevcudiye - , madan seyretmek benim
tinden dolayı endişede oldukla -
rınış ilân ettiler. Münhasıran ka-
dmlardan mürekkep olan müstak-
bel devletin bu erkek çocukların
mevcudiyetinden dolayı maruz bu-
lunduğu tehlikeye karşı ne tedbir-
ler alınacağını öğrenmek istedi -
ler.
Ekalliyette kalan (erkek çocuk
anneleri bu fikrin ortaya çıkması
üzerine fevkalâde hiddetlendiler ,
çünkü o fikirin çocukların istikba-
li için büyük bir tehlike teşkil ede-
ceğini derhal anladılar.
Fakat ekalliyette kaldıkları için
korku ve endişe içinde savurduk -
ları hiddet ve tehevvürlerinden bir
netice çıkmadı. Bilâkis muhalif
taraf bundan istifade etti, dedi ki:
Şayet sordukları meselenin huku -
ki noktai nazardan mevcut oldu -
ğu kabul ve tâsdik edilmezse ku -
rulan kanuna ihanet edilmiş ola -
cağını ileri sürdüler. Nihayet, mu-
halif taraf ta bilmükabele hiddet-
lendiğinden, ek$eriyette olduğun -
dan ve meseleyi ileri sürmekte de
haklı bulunduklarından o mesele-
nin müzakereye konulmasını ka -
bul ettirmeğe muvaffak oldular.
Şayet kız çocuklarla erkek ço -
cuklar yarı yarıya miktarda doğ -
muş olsaydılar, müstakbel bir ka -
dın devletinderi bahsetmek-müm - ayan sehepterten geti
kün olamazdı.
Amazonlar devletinde, kadın -
larm hâkimiyetini (temin etmek
için erkek çocuklar öldürülürdü ..
Bu maksatla erkek çocuklar doğar
doğmaz bağ başlarında kendi hal-
İ| lerine bırakılırdı.. Bu fikrin ortaya
atılması kadmlar şehrinde ilk defa
olarak biribirine düşman iki ordu
basıl olmasına kâfi geldi.
Reis Hanım (bu hâdiselerden
sonra hiddetli bir tavırla akade -
miye gelince ağzından bir takım
anlaşılmaz kelimeler çıktığı işitil »
di. Bu kelimeler icinde daima te-
kerrür edeni (delilik, cinnet!) ke-
limeleriydi.
O esnada orada Mis Laurence
hazır bulunmuş olsaydı, reis ha -
nımla onun arasında şiddetli bir
müsademe vuku bulacağına şüp -
he yoktu... Fakat orada yalnız
Mis War vardı. Reis hanım Mis
War ile, adadaki mucize hakkında | Ertuğrul Muhsin
serbest bir surette fikirlerini teati
edebilirdi. * Onun için mürebbiye-
ye dedi ki:
I “ —Bu kadınla hepsi bilâis -
tisna akıllarını kaçırmışlar. Onla-
rı yola getirmek ( için aralarında
erkeklerin eksik olduğu görülü -
yor. Bende erkekliğe has olan ev»
saf yok ki onları itaat altma ala -
bileyim.. Ben de onlar gibi yavaş,
yavaş cinnete kapılmakta olduğu - |
mu günden güne daha ziyade his-
setmeğe başladım. Avrupa me -
deniyeti denilen şeyin de umumun
malümu olan yalanlara istinat et -
tiğini biliyoruz. O içtimai yalan-
lar hakkında az cok akilâne bazı |W
eserler de yazıldı. Prodüktif pek
az hakikatler, fakat prodüktif pek
çok yalanlar vardır. Bunu isbat
etmek için pek çok misaller gös-
terilebilir. Fakat işin içinde bu
lunup ta vahşi bir omuhit içinde
34
Dilimize çeviren: A.
koskocaman bir yalanın mi f N
saldığını, göklere kadar
ğini hiç bir şey yapmağa
kadiri
im gibi ç N
nette olan bir insan için kolafi
iş değildir.,, id
Mis War reis hanımın n9
istediğini anlamağa çalışıy9
bir şey anlayamıyordu, Y* la,
layamıyor gibi görünüyo”. a a
zü Reis hanımın gözün çala, M
mürebbiye başını öbür Lei
virmeke mecbur oluyordu” ği |
hanım ise sözüne deva K
du ki:. ”
“ Dünya
dolu... Batan vapurdan £
az da bu nesneden
muvaffak oldük, Heri?
güzel Laurence bize A
zelliğini; iyiliğini (ve inse ği
telkin ediyorsa da, o dâ Ç
halde bir La Maukadan ”oyli
şey değil... Bizi çıldırtıyo”
ği en son mertebesine vard”
Bir sürü çocuğun nasil “ y
ğunu esas itibariyle sorP”, ©
mak bile istemem. Onlar” v yi
gülünç adanın karnında
çıkıyorlarmış gibi geliyo””,. ni
lar adasının ateşin karnın”
den yüz binlerce çocuk yo
sın da bunlar birer birer
ne atılıvermesin!.. Belki
içinde volkanlam be
gece yarısı korkunç şekilli yi”
lar çıkıyorlar (o ve kadın! Vİ
birleşiyorlardır. Bunla h*/
beni alâkadar etmez. F9”
mir
)
i
cizenin a araş!
vaz geçilirse, ozaman hiç
sa düşünmek lâzım geli”
dınlarm yalnız başlarına
fevkinde bir kudretin se
cuk doğurdukları netici
madan evvel orta da cür" fi
ettiğine delâlet (o eyleye”
vardır.,, /
Dev 7 (1
TEPEBA y
ŞEHİR TIYATR
TEMSİLLEF
Bu gece saat 20 i "
HAMLET 5 |
5 perde Şeh dl il
Yazan: | il
W.- Şekspir | |
Çeviren: | N İl
ndö R
Fransız Tiyatf? > sel
Bu yy
Şerif Mubi it
Viyolonsel “> çi
Prof. Kari Mali? Ni
Sak zi
SUREYYA m GE N
Ferah tiyatrosunda P“ “UD |
KARIM Ni usLUl
SE LONCU Wiz