Özet
Salzburg kararlarının tatbikatına geçilir.
Abukannan yeniden teşviği Avrupa'da aklı tehlikesi.
İstanbul'da bir eğlenceye, ründe ne ile bir geceki valsı giydi.
Gece Eğlence İstanbul.
Ah... Şu Macar kadınları.
Dansözlerin tek bir tebessümünde eski günlere hasret çeken delikanları, onlar da defa daha yaşamak için neler vermezdi?
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
Salzburg
kararlarının
tatbikatına
geçiliyor
Avrupada harbin gerek askeri
V8 gerek siyasi faaliyet bakımın
dan durğunluk geçirdiği bu Airada
zen en mühim hâdiselerinden
Romanya hariciye nazırmın
beyanatıdır. Bu beyanat
tavsiyelerin bu ma»
kabul etmek
29 e vanyada nilfusun yüzde
T, Yüzde 57,6 sı Ro"
Ten, »
ya ya aenaleyn nüfus ekseri,
lönaiy ararlarda olduğu müta-
le Mal vanyanm tamami-
burga, ç tâna terki geklinin Sal
la edilmemiş olması ak”
Uzak bir #htimaz değildir -
Bul
“e, e ristanm taleblerine gelin.
mubt Dobruca meselesinin
Taya ee işinin hallinden son-
ği anlaşılıyor. Ro-
si mühtemel olarak bu
Üre, ÜR İedâkârlk yapacak ve
lip y “iseriyeti Türklerde ©-
ı Simi Br ekalliyette Kaldık
brucayı Bi i
Red çak i yı Bulgaristana
2 Romanyada hükümer
l © karşı memnu,
Bİliz başladığı yolunda İn-
ler gelen haber-
sa
lap “ANI dikiattir. Ayni menbâ-
İda Yal köylülerin Sovyet
hali Seçen Basnrabyaya akm
Yola, BİSPet ettiklerini bildiri,
Er
arad,
da Yeni
BiYetaizı,
Biri
Yârg Sk Amerika hükümeti tay-
I yasak etmiş
Amerika gibi dünya
lâtmm - yüzde alt-
bulunduran bir mem
Blmyoy,
Detroj
m
ket, elinde
“ illere 156 bu yasaktan
Yor; çi rmiyeceği anlaşıir
iç “
ag Amerikadan Kanadaya
tera a edilmiş değildir,
VNitaniyı ai Börürse Kanada
Bükü €rikadan benzin al
Ucundaki rahlenin üze-
va dala dala eriyen 2
ölü Ay” U yağ mumunun
Mecalaği sltanda. gelen mektubu
tok p, © Mektup kısa “idi ve
Mektup bir dille yazılmıştı
ün avar My ni, belnaniğ
dy, Üklepi besbelli görünüyor
4
(
İni Mehmedle görüşmek is
and, a; Cumartesi günü ak-
Dü e SONPE *raigi bekleyecek
Sasi bulmak için Yemiş is
eline geçmesinden dır.
çin benzin #htiyacı fazla olan Ja.
Ponyanm bu kararla epey müşkil
Yaziyete düşeceği umulabilir .
Ablukanın yeniden
teşmili ve Avrupada
açlık tehlikesi
Almanlara epey müşkil bir kış
geçirimiş olmakla beraber umu-
Jan İlk müsbet neticeleri verme.
miş bulunan abluka silâhından İn-
giltere ümid kesmiş değildir. Filha
kika abluka dün gece yarısından
itibaren yeniden teşmil edilmiş bu-
Yunmaktadır.
Bütün Avrupa' limanlariyle At,
lantikte ve şimali Afriksda bazı
limanlara deniz yolu ile gönderile
cek bütün mallar, ihraç edildikleri
limanlardaki İngiliz konsoloslukla-
rindann “menşe şahadetnameleri”
âlmmamış ise İngiliz hamulesi ile
birlikte müsadere edilecektir. İngi-
liz koslosluklatı ise “menşe şaha-
detnamçsi” verirlerken bilhassa gu
noktayı göz önünde bulunduracak,
lardır:
Bitaraf bir memlekete kendi da-
hili istihlâkinden fazla mal gönde-
rilmemelidir. Bu suretle fazla idha-
Jâtm Almanya ve İtsiyaya sevki ih
timali önlenmiş olacaktır.
İngiltere bu suretle bütün bitaraf
memleketleri Almanya ve İtak
yanım ablukasma iştirak ettirmiş
olmaktadır. 7
Abluka, harbin ilk aylarmdaü.
mid edilmiş olduğu gibi Almanya”
mecbur edebilecek mi?.
Bu suale kati olarak evet veya
hayır diye csvab vermek mümkün
olmamakla beraber ablukanm Al
manyayı da İtalyayı da harp de-
vam ettiği takdirde önümüzdeki kış
geçen senekinden çok daha müş-
kil vaziyetlere düşüreceğini tahmin
etmek giç olmaz. Nitekim, Ame,
rika gazeteleri mütemadiyen Av-
rupayı tehdid eden açlık tehlike-
sinden bahsedip durmaktadırlar.
Bu sefer Boston Glob isimli bir
Amerikan gazetesi ayni mevzuu
tetkik ederek açlık tehlikesi dola-
yısiyle Almanyada bile ihtilâl çik-
ması muhtemel olduğunu yazıyor.
İngilizler Amerikan gazetesinin bu
yazısını her halde “İnşaallah!” te,
mennileriyle okuyacaklardır.
Harp harekâtı
İngiltereye taarruzun bâşlaya-
pağı tarih hakkmda birbiri arkası-
na yapılan tahminlerin hiç biri ta-
hakkuk etmedi. Harp harekâtı
şimdiki halde tayyare taarruzları.
ne inhisar etmekte devam ediyor.
Dün İngiltere üzerine büyük mik.
yasta bir hava taarruzu olmamış,
yalnız bazı Alman tayyareleri
Taymis halicine kader sokulmaya
muvaffak olmuşlardır. Şimdiye ka”
dar yapılan hücümlar ve hele Duv-
Ta yapılan hücum umumiyetle İn-
giliz müdafaasmın kuvvetini isbat
etmiş bulunmaktadır. Duvr taar-
Tuzunda 80 Alman tayyaresinden
dörtte birinin yarım saat içersinde
düşürülmüş olması bu bakımdan
da çok mühtmfir .
FE
kelesinde Recep reis aranacak.
Recep reis. kendisine ben Kara
Mehmedim, diyen adamı ala-
cak ve bekleyenin yanına gö”
türecektir.)
Kara Mehmed bu satırları ©-
kuduktan sonra derin derin dü-
şündü. Oyle ya, padişahı gözde”
8ine yanaşmak, onunla konuş-
mak kolaymı ya? İnsan böyle
bir maceraya girişmek için müu-
k kelleyi koltuğa almair
Fakat, bunlar Kara Mehmedin
umurunda mı ya? O Dilfuruz-
dan ayrıldığı gündenberi zaten
yaşamayor ki!
Cumartesi günü “Küra Meh-
med öğle ezanında dükkanını
İstanbulun bir eğlence ye.
rinde neşe ile bir gewlik vak”
fi geçirenler.
pi
Gece Eğlenen istanbul
Ah... Şu Macar
kadınları
Dansözlerin tek Hi tebessümünde eski günlere karş
hasret çeken delikanlılar, onları bir defa daha
yaşamak için neler vermezdi?
/ STANBULDA küçüklü bü:
. yülelü eğlence! yerlerini
ve mal eğlenildiğini SÖN DA
dedim,
gibi yerleri çak İyi bilen anlaşın
yerleri i en
Çelebi oile Taksim meydanmda
tramvdxdan indik ve hemen karşr
daki cam tavanlı, bol çiçek ve yap"
raklı, deniz feneri gibi yerin oOüst
katma çıktık.
“Kapıda siyah bir çatal perde
yi aralayan bir garson, bize yerlere
kadar iğildi ve eliyle ilerde bir ma”
sayı göstermek oturttu.
Fakat ben oturur oturmaz hay”
rete düşmüştüm. Burada, ahali
nin bir kısmı eğlenecek yerde St1s”
muş, yüzlerini kapıya doğru çevir
miş, başları önlerine iğik ve masa"
larının üstündeki kahve fincanla”
rının içinde karabahtlarını görmüş
gibi meyus duruyorlardı.
Tam karşımızda bol ışıklar içinde
kıza ve o
horoz azametile oturmuş, bazan
ellerini trampete üzerinde (kanat
çırpar gibi oynatan ve bazan gene
bir horoz çığlığı ile avaz avaz öten
erkek davulcuya bakan yoktu.
Hayret ve teessüf içinde Çelebi" dü.
Dinleyicilerin diğer kismint teş"
ye döndüm:
— Azizim, dedim. Nedir bu a"
damların hali? Bu kadar kederlen"
melerine, düşünceye dalmalarına
sebeb ne? Muhit pekâlâ eğlendiri-
ci olduğu halde, hiçbiri eğlenmişe
benzemiyor. )
Çelebi bir sigara yaktı. Garso
na kahvelerimizi (o ısmarladıktan
sonra:
— Bunlar kara sevdalı gibi bir
şeydirler, dedi... İsfanbuldan Ma”
car afttistlerinin çıkarıldığını bili
yorsun değil mi? Yalnız diplomalı
müzisyenlere, yüksek sanatkârlara
müsaade ediyorlar. Burada gördü”
gün beş kız ve onların arasında
horo? misali oturan erkek de dip"
lomalı, yüksek (o sanatkârdırlar!
Çaldıklarını bilerek çalarlar, Fakat
neyliyelim ki Marardırlar. Macar
oluşları da,.burada şimdiye kadar
| Macardan sevgili edinmiş ve son
kapadı... Traş oldu, güzel koku
lar sürürdü, kırlaşmaya başla
yan gür biyıklarını büktü ve is
kindiye doğru Yemiş iskelesirin
yolunu tuttu,
Yemişte Recep - reisi bulmak
zor iş olmudı. İskele başındaki
çardaklı kahvede Recep reisi
kahveci çırağından sorduğu va”
kit çırak: k
— Nah, demişti, şurada otu-
Tup kahve içen yağız adam...
Kara Mehmed Recep reise
yaklaştı. Bu orta yaşlı, mert
çehreli bir gemici idi. Elini gö
ğüse koyarak selimladı ve:
— Ben Kara Mehmedim, dedi,
O vakit Recep reis gözlerin-
de şaşkınlık alâmetleri görüne-
rek eski denizeiye baktı:
— Nusı, dedi, ara Mehmed
sen misin ?
— Evet, benim...
— Oyle ise gemi # hazır, izin |
ver ve şöyle otur da kahvem» !
bitireyim. Istersen bir kahve de
sen iç...
tedbirler dolayısile bu sevgililer
den ayrı düşmüş ne kadar yerli
varsa, onların hatırasını canlandı”
rıyor!.. Bunlar aşağı bura”
ağı yukarı
" ya her akşam gelirler ve bu kızlar
Macar havası ( çaldıkça, Macar
kızlarile geçirdikleri günleri anarak
düşünür; âdeta içlerinden ağlarlar.
Şu hüzünlü ve durgun halleri de G
ba she
Çelebi sözünü bitirmeğe meydan
bulamadan, ön sırada oturanlar"
dan birisi derhal ayağa kalkarak
elini göğsüne vura vura. ve:
— Ah! İdeş puçikam... Seretlek,.
Seretem. İlonka, seretem... odiye
bağırarak dışarı çıktı.
Çelebi dudağınm ucuyla güle
rek;
— İşte, dedi. Macar güzelinin
tatlı hatıralar uyandırıcı nağmele
rine daha fazla dayanamadı. Coş
tu. “sevgilim, seni hâlâ seviyorum,
Unutamıyacağım,, gibi ( sözlerle
dışarı fırlıyor, Sinirlerini yatıştır”
..ş
Kadın orkestra hakikaten güzel
çalıyordu. Hepsi bir örnek giyin
mişler, o, hani, bitmez tükenmez
bİr bir roman tefrikasımı andıran çi
gan müziğinden ha bre parçalar
döktürüyorlar ve ön salftaki ahali,
herbiri bir istikamete dönmüş oldu.
ğu halde,cezbeye kapılmış tekke
dervişleri gibi iki yana sallanıyor”
kil eden halk da, çeşit çeşit tema”
yüller gösteriyordu. Ön masalarla
arkadakilerin arasına, tam sahne”
nin karşısına oturmuş birkaç deli”
kanir, beş kıza birden veya her bi
rine teker teker süzgün (gözlerle
bakıyor, onların da yalnız kendile"
rine baktığını sanarak tatlı bir te
$elli içinde uyalanıyordu.
Müşterilerden bir kaçı da şehri”
mizde yerleşmiş Macarlardı...
Bir aralık, müşteriler arasında
bir hâdise oldu. Masaların birin
den orta yaşlı kıranta biri önünde”
ki bira dolu bardağı son damlasr
na kadar içtikten sonra, iki yum”
ruğunu birden kızlara doğru uza"
tıp sallamağa başladı,
Ben buhareketten âdeta: “kafa”
nızı kırarım!,, gibi bir mana çıka”
rıyordum. Ha'buki kızlar hiç u”
'mursamadılar. Hattâ bir (iltifat
Kara Mehmet oturdu ve
tekrar düşündü. Bir gemiye bi.
niyorlardı demek bu nasil bir
gemiydi ve nereye gideceklerdi.
Dilfuruz Yenisarayda değil miy”
gil miydi? Acaba son gürlerde
yeni bir tenezzüh yeri olarak
saraym ve vezirin koştukları
Kâğrthaneye mi gideceklerdi.
Fakat Kâğıthaneye de gemiyle
değil, Halicin üzerinde kuş gibi
uçan narin sandallarla gitmeleri
lâzımgelecekti.
Nihayet Recep Reisin gemisi.
ne bindiler, bu ufak ve hızlı gi-
den bir“ yelkenliydi. Tayfalar
yelkene Sarıldı. Kara Memet
kıç tarafa geçti.. Gemi rüzgâr!
arkasına alarak Haliçten ayrıl -
dı. Beşiktaşa doğru yol almağa
başladı.
Kâra Mehmet bir aralık gelip
karşısında oturan Recep Reise
sormak isteği:
— Nereye gittiğimizi bağış
lar mısmız reis?
Recep Reis manalı
baktı:
— Yaşmızdan tecrübe görmüş
manalı
gi,
ğe
> Örkesire, bir Macar beste-
kârmm meşhur veda tango.
sunu çalıyor:
lerine gülüştüler.. Endişe ile Çele
biye döndüm? Bir kavga çıkması
ihtimali de batırma (geliyordu.
Çelebi, beni teskin ederek:
— Korkma, dedi, Bu zat, yum
ruklarının bu hareketi ile müzis
yenlere ““döktür döktür!.,, şarkr
smı Afrika usulü üzere çaldırmak
istiyor!
Hakikat az sonra orkestra, der
şarkıyı istiyen kıranta adam gibi”
yumruklarını havada sıkmış vazi"
yette sallayarak keyifli, yürük bir
“döktür, döktür!,, şarkısı çalındı..
..4
Gazinoya biraz neşe geliyor gibi
i
Derken kapıdan iki ecnebi gö
ründü, Konuşmalarından İngiliz
olduğunu anladığım bu iki genç en
ön masalardan boş kalan birine 0
turdular. Birer kahve ısmarladılar;
bir de konyak. Onları içerek yeni”
den kahve, yeniden konyak 1smar
ladılar. Arkasından birer defa da
ha kahve ve konyak (oyuvarladik”
tan sonra “ sebebini anlayamadığım
bir ihtiyaçla oçay suyu getirtip
içerisine buz koyarak içtiler; ve ni”
hayet yan masalardan birine dö
nerek orada oturan birkaç gençle
ve bilhassa * müzisyenlere
larmı sıkarak “döktür, döktürl,,
çaldıtan - orta yaşlı çakır keyif &
damla yârenliğe başladılar. Nece
konuştuklarını ve ne konuştuklar”
nı oişitemedim, Fakat çok geç
meden'bu İngiliz gençlerile bizim”
giriştiklerini, senelerce ahbabmış
gibi “al takke ve külâh,, biribirle”
rile şakalaşmağa (başladıklarını
gördüm. Birisi bir şey (söylüyor;
ötekinin kahkahayla omuzundan
itiyor; diğeri bir taklit (o yaparak
berikinin sırtını tokatlıyordu.
Bu gürültülü muhabbed sahne
sini “varyete programı,nın ilânı
değiştirdi. Varyetede bir hususiyet
göremedim, Bir genç Kız, ayakları"
nın burnunu yere vurarak bir hay”
li toz kaldırdı. Sonra üç kişi bir
İspanyol, bir de mahut kazak ©
yunundan oynadılar. Müteakiben
bu üç kişiden her biri ayrı (o yarı
oyunlarda birer kere çıktılar. Bun"
larm ardından dans başladı.
(Devamı 4 üncüde)
bir adam olduğunuz anlaşılıyor,
dedi. Birçok ahvalde sözün gi.
müş, susmanin altın olduğunu
bilmeniz lâzımgelir.. Siz ve ben
yukarıdan verilen bir emri ya-
pan kul tayfasından başka bir
şey değiliz... Yapılacak işin ne
olduğunu aramak bize düşmez.
, Ve o andan itibaren Kara
Mehmet bir daha ağzmı aç-
madı.
Gemi yelkenlerini şişire şişire
yemyeşil sahiller oymalı yalr
larile , masmavi sular beyaz kö.
püklerile, gökyüzü atılmış pa-
muğu andıran ince .bulutlarla
birer birer Kara Mehmedin göz-
leri önünden kaçıyor. O bu sa”
hillerin önünden yüzlerce defa
geçmiştir, fakat her gecisi bir
deniz cengine, bir su zaferine
doğrudur. Kara Mehmet ilk de.
fadır ki Boğazın suları üzerin-
den kayarak bir sevgili ile bu-
luşmağa gidiyor.
Gemi Ortaköy akmtırını geç
tikten sonra dümenkirdi. Şimdi |
Anadolu sahiline, Türk gemile-
rinin demirlerini, çapalarını ya-
BEKTAŞI İLE
HAM SOFU
T ramvayda, önümdekiler yilk-
sek sesle bir münakaşaya tu-
taşmışlardı
Şüphesiz, fahri diplomatlık ya-
pıyorlardı. Mevzu son ticaret an-
laşmalarına İntikal etti. Bir tane,
sielindeki gazeteden bir fıkra ©
kuyarak:
— Doğrusu hayret edilecek
şey, diyordu.
Öteki sordu:
— Ne varyahu!»
— Ne olacak baksan a, Alman-
ya bizden bir kaç yüz bin liralık
eski paçavra istiyor. Kuzum isti-
yerek beşka sey “lamadılar mı
bunlar?
Arkadaşı gülerek şu fıkrayı an-
Tattı:
Bir gün Bektaşi canlarından biri
nasılsa camlo gitmiş. Namazı kı.
hp bitirdikten sonra duaya başlar
mış. Tam yanmüa da ham bir sofu
varmış. Softa elini açmış:
— Allahım, bana din, iman ver!
Allahım bana din iman veri.
diye yalvarıp duruyor. Bektaşi
ise:
— Yarabbi bana bir rakı parası
ver! Yarabbi bana bir rakı parası
veri.
diye dua ediyormuş ,
Softa dehşetli içerlemiş. Fakat,
tabii camide ses çıkaramıyor -
Bektaşiyi gözlemiş. Camiden çi-
kar çıkmaz köşebaşımda yakala.
mış:
— Be adam, utanmayor musun
camide Allahtan rakı parası iste.
meye?»
diye çikışmış-
Bektaşi cevap vermiş:
— İmanım, herkeste ne yoksa
Allahtan onu ister. Sende din, |.
man yokmuş onu İstedin. Bende
hamdolsun onlar var; fakat rakt
parası yok. Ben de onu istedim.
Bunda kızacak ne var?»
...
Arkadaşı bunu dinleyince şöyle
söyledi:
— Ya, demek yeni basılan mark
larla bütün istilâ edilen yerlerin
kumaşları almıp tüketildikten son
ra Almanlar eski paçavra topla-
maya başladılar ha!
— Bu ködi o ne diye <' lamda
böyle dolaşıp durur?-
— Kim bilir? Belki işkembeden
| hoşlanıyor da!-
pan ocakların bulunduğu Çengle
köyüne doğru ilerliyor,
Nereye gidiyorlar? Kara Meh:
met bu suale cevap vermeği dü.
şünmüyor bile. O ancak Dilfu-
ruzla görüşmeği tahayyül edi-
yor. Bu birleşme ister bir sara
yım dip döşeli sedirleri üzerinde
olsun isterse bir kığübenin ze.
minine serilmiş koyurpostları
, üzerinde, Bundan Kara Mehme-
de ne?
Gemi artık Çengelköyüne iyi-
ce yanaşmak üzeredir. Ancak
o vakıt Recep Kara Mehmedin
yanıma geldi ve kendisine son
talimatı verdi: A
— Şimdi burada tayfalardan
birisile seni dışarı çıkaracağım.
Bu tayfa çok emniyetli bir a
damdır. Fakat böyle İşlerde in.
san kimseye emniyet etmemeli-
dir. Olabilir ki bu genç te şey-
tana kapılır. Sana kim olduğunu
veya nereye gittiğini söyler
Olmıya ki bir tek söz bile söy
liyesin, (Devamı var)