Özet
İstinye dokları ve havuzlar.
İktisad.
Altın alın fuarda havuz.
Samanyolu.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
İstinye dokları |
ve havuzlar
Münakalât Müsteşarı
bu husustaki raporları
dün Ankaraya götürdü
İstinye ve Halicdeki havuzların tevsi ve
wslahı için yapılan tetkikler tamamlanmış
ve proje kat'i şeklini almıştır. Bu hususta
hazırlanmış olan raporları Münakalât Ve-
kâleti Müsteşarı Naki dün Ankaraya gö-
türmüştür. Yapılan etüdlere göre İstinye
doklarında mühim tadilât icra edilecek ve
burada daha büyük vapurların tamir edile-
bilmesi için tezgâhlara Avrupada diğer bü-
yük tezgâhlarda olduğu gibi yandan girile-
cektir. Burada aynı zamanda müteaddid
işçi evi, tamir atölyeleri yapılacaktır. Rıh-
tamın inşası için lâzım gelen istimlâk işle-
rine aid bir plân hazırlanmıştır. Bu plân
kısa bir müddet zarfında tahakkuk ettirile-
cektir.
Almanyadan
yapılacak ithalât
hakkında karar
Almanya ile yapılan yeni ticaret anlaş-
masına göre resmi ihtiyaclar haricindeki
piyasanın vereceği siparişler yeni bir şe-
kilde yapılacaktır. Alâkadarların yaptığı
tetkikler neticesenide tüccarımızın döğ -
rudan doğruya mal siparişile ithalât yap-
maları halinde bu malların ithal edile -
memesi ihtimali de mevcud olduğu an -
laşılmaktadır. Bu itibarla tacirler ne mik-
tar ve ne kiymette sipariş ve ithalât yap-
mak istediklerini Mıntaka Ticaret mü -
dürlüklerine bildireceklerdir. Bu suretle
siparişler toplu bir surette ithal edilecek-
tir
Bazi maddelerin fiatlarının
düşmesi bekleniyor
Diğer taraftan Almanyadan ithalâtın ke-
silmesi üzerine fiatları yükselen bazı mad-
delerden kâfi miktarda ithalât yapılması
imkân dahiline girmiş olduğundan, fiat -
alrın eski haline gelmesi beklenmektedir.
Eczayi tıbbiye siparişleri
Almanya ile akdedilen ticaret anlaşması
kontenjan listelerinde 700 bin liralık ec -
zayı tıbbiye ve 1 küsur milyon liralık
kimyevi-madde mevcud: olduğundan şelhr-
rimizdeki büyük tıbbi ecza müesseseleri
Almanyaya şimdiden siparişlerini vermiş-
lerdir. Anlaşmanın tasdikli sureti teati
edildikten sonra bu mallar ilk vasıta ile
gelecek ve piyasaya çıkacaktır. Bu sebeble
ecza fiatlarının düşmesi de kuvvetle muh-
temeldir.
Manifatura eşyası
fiatları bugün
ilân edilecek
Yarından itibaren satışlar
bu fiatlara göre yapılacak
Fiat murakabe komisyonu bugün toplana-
vak, manifatura eşyasının toptan ve pera”
kende satiş flatlarile kâr nispetlerini ilân
edecektir. İpekli manifatura çeşidleri için
evvelce tespit edilen kâr nispetlerinde ten»
zilât yapılmıştır.
Hazırlanmış olan listeler perakendeci ma-
nifaturacılara dağıtılacaktır, Yarından itiba
ren manifatura satışları bu listelere göre
yapılacak, halk, manifatura çeşidlerini, bu
Hstelerdeki nümuneler üzerinde tespit edi-
len fiatları tetkik ederek alacaktır.
Dün şiddetli bir zelzele
| kaydedildi
İstanbul 14 (A.A.) — Kandilli Rasağha-
nesinden:
Dün yaz saatile 18 i 48 dakika 30 saniye
geçe merkez üstü İstanbuldan 8700 kila-
metre uzakta şiddetli bir zelzele kaydedil-
miştir,
Sama
Edebi Roman
TEFRIKA : 14
l
)
— Sen her hareketimde bir kasid arar-
sın... gülmem belki manasız ama, bu-
bunun sebebini izah edeyim: Seni udun'a
başbaşa bulmak için daima kuytu odaları,
tenha köşeleri aramak lâzımdır. Hiç kim-
serin, hatta benim yanımda mızrabı eline
almazsin.. Bir emri vâki yapmak istedim.
Anlıyor musun?. Beni bu kadar güldüren
işte budur!...
Şükran müşfik bir sesle söze karıştı:
— Nejad Bey, Zülâle bakmayınız; eğer
bir kaç şey lütfederseniz, emin olun çok
memnun kalacağız.
Didar bön bir tavırla ısrar ediyordu: *
— Şiirleriniz kadar nefis olan musikini-
zi dinlemek!... Ah, bilseniz nekadar bahti-
yar olacağız...
Kararım o kadar kat'i idi ki, bütün bu
haller bana sadece tebessüm veriyordu.
— Benim naçiz musikim sizleri tatmin €-
elektriğin botonunu çevirerek salonu ay-
yaa
Tünesnedüytectaseseooyunobuntanuuradmnastnntssiasrssaptserbindesbniuali
IKTISAD
* İHRACAT — Dün muhtelif memle-
ketlere 30,000 liralık ihracat yapılmıştır.
Macaristan ve Yugoslavyaya ham amiyant
ve koyun derisi satılmıştır.
# ALTIN — Altın fiatlarında hafif bir
tenezzül olmuştur. Bir altın dün 2160 ku-
ruşlan muamele görmüştür.
k PAMUK SATIŞLARI — Tüccarlar,
memleketimizden daha ziyade pamuk $a-
tin almak için yeni teşebbüslerde bulun-
muşlardır,
BELEDİYE ve VİLÂYET
* BELEDİYE KONTROLLERİ — Bele-
diye Taksim Kazinosunda tarifelerin tatbik
edilip edilmediği hakkında dün ani teftiş-
ler yapmıştır. Aykırı bir harekete tesadüf
edilmemiştir. yi
X UMUMİ HALÂ — Çemberlitaş ve
Mahmudpaşa civarı halkı, bu civarda umu-
mi halâ mevcud olmadığından, Belediyeye
şikâyette bulunmuşlardır.
# EMİNÖNÜ MEYDANI — Eminönü
meydanında tramvay hatlarının biribirine
bağlanması dün nihayetlenmiştir. Meydan
10 eylülde seyrüsefere açılacaktır.
#* HALK HAMAMLARI — Balat ve
Kösimpaşadaki halk hamamları tamirat se-
bebile kapatılmıştır.
# YALOVADA EKMEK MESELESİ —
Belediye, Yalovada ekmeğin 20 kuruşa sa”
tıldığı hakkındaki haberler üzerine tahki-
kata başlamıştır.
k BELEDİYE VE AT YARIŞLARI —
At yarışlarını Belediyenin idare etmesi için
tetkikler yapılmaktadır. Koşuların iki haf-
ta daha uzatılması muhtemeldir,
# SUADİYE KAZİNOSU — On gün
müddetle seddine karar verilen Suadiye
kazinosunun sahibi karara itiraz ederek
mahkemeye müracaat etmişlir. Bebek bah-
çesi üç gün kapatılmıştır,
MAARİF
X MAARİF VEKİLİ — Hasan Âli Yü-
cel, dün Maarif Müdürlüğüne gelerek bir
müddet Vekâlet umumi müfettişlerile gö-
rüşmüş, Devlet Matbaasındaki tabı işlerini
tetkik etmiştir.
X MAARİFTE TAYİNLER — Maarif
Müdür Muavini Muvaffak, Kayseri Maa-
rif Müdürlüğüne tayin edilmiş, yerine Zon-
guldak Maarif Müdürü Şevki tayin edil-
miştir, Kayseri Maarif Müdürü de Bursa
Maarif Müdürlüğüne tayin edilmiştir.
X MAARİF MÜDÜRÜ — Tevfik Kut,
dün Büyükdereye giderek yeniden açıla-
cak ilkokul binasını tetkik etmiştir. Bü-
yükderede iki dershaneli bir ilkokul daha
açılacaktır.
k TIB FAKÜLTESİNDE İMTİHAN-
LAR — Tib Fakültesinde ikmal imtihan“
larına bu günden itibaren başlanacaktır.
k MECCANİ TALEBE — Ortaokullara
almacak talebenin kayıd muamelesi ayın
17 sinde nihayetlenecektir.
X MUAYENE EDİLEN MUALLİM VE
TALEBE — Bu sene İstanbulda iki bin mu-
Silim ve altmış bin talebe munyene edile»
rek sıhhat fişleri tanzim edilmiştir.
DENİZ ve LIMAN
4k VAPUR TARİFELERİ — Eşya nakli
navlunları için hazırlanan navlun muka-
velesi, Ankaraya gönderilmiştir.
DENİZ YARIŞLARI — Burgaz ada-
sında, her haftaya mahsus olmak üzere,
deniz yarışları ve eğlenceleri tertib edil-
Rumanyaya ihrac
edilecek tiftik ve
yapağılar hazır
Rumanya hükümetile aramizda mevcud
snlaşma esaslarına göre bu ayın yirmisine
kadar Rumenlere teslim edilmesi icab eden
5000 tona yakın yapağı ve tiftik partisi ta-
mamen hazırlanmiş vaziyettedir. Bu mallar
umumi mağazalarda standardizasyon ni -
zamnamesine göre ihzar edilmiştir. Malları
nakledecek Rumen vapuru limanımıza gel-
diğinden tahmil işine bugünlerde başlana-
caktır,
Ekmek 10 kuruş 30
paraya çıktı
Bügünden itibaren, Belediye Daimi En-
tümeninin kararile kabul edilen yeni ek-
mek fiatının tatbikına başlanmaktadır. Bu-
gün, ekmeğin kilosu 10 kuruş otuz paradan
sutılmaktadır.
nyolu
KERİME
NADIR
decek mahiyette değildir, dedim. O kadar
zavallı ve o kadar gülünçdür kil.
Şükran:
— Yanlış düşünüyorsunuz, diye cevab
verdi. Ben udu çok severim...
— Tevazu göstermenizden dolayı müte*
şekkirim.. Lâkin bir Kolejli nazarında u-
dun manasını bilirim...
— Büyük hata!.. Size bu hissi veren bel-
ki Zülâldir. Fakat eminim ki, o da uğddan
hâzzeder, Sizi darıltmaktan zevk duydu-
ğunu dalma ağzından İşittiğimiz için böyle
emniyetle konuşuyorum.
maktan zevk düyabilir.. Fakat bu benim
kanaatlerimin değişmesi için bir sebeb de-
ğildir. Bu asırda ud çalan bir gence gü-
lündüğünü bana yalnız o öğretmedi..-
— Zülâl beni darıltmaktan, hatta kızdır-
Zülâl birdenbire ayağa kalkmıştı. Evvalâ
Tayyare model
kursu bitiyor
Pazar günü Zincirli-
kuyuda model uçak
müsabakası yapılacak
ANADOLU
,HABERLERİ
4k ANTALYA — Beden terbiyesi kanu-
nuna göre teşekkül eden genclik şehir ku-
lübü faaliyete başlamıştır. Kazalarda da
faaliyete geçilmiştir.
4k BURSA — Ziraat Vekili tetkiklerine
devam etmiş, bilhassa koza mahsulü ile
yakından. alâkadar olmuştur. Vekil, Vali
ile birlikte köylere giderek Merinosculuk
üzerinde tetkiklerde bulunmaktadır.
k ANKARA — İnönü plânör ve para-
şütçülük kamplarında 31 temmuz tarihine
kadar 26,585 uçuş olmuştur. Bu uçuşların
16.229 u İnönünde, 10,354 ü Etimes'ud kam-
pinda yapılmıştır.
#4 TORBALI — Yeni teşekkül etmiş ©-
İan Bayanlar Yardım Kolu, Hâva Kuru-
muna 756 kadın üye daha kazandırmışlar-
dir, Taahhüd edilen para miktarı, 4847 li-
raya çıkmıştır.
* İZMİR — Yugoslavyanın Ankara sefi-
Bir ay evvel Galatasaray lisesinde açılan |ri Fuarda bulunmak üzere İzmire gelece-
ve bir aydır faaliyette bulunan tayyare mo- | ğini alâkadarlara bildirmiştir.
deleilik kursu öbürgün akşam üzeri müd-
*k İZMİR — Vilâyetin turistik yollarım
detini biterecek ve kapanacaktır. Bu müna- | yapan Reji Jeneral şirketi taahhüdlerini
sebetle, pazar günü sâat onda Zincirlikuyu- | yerine getirmemiştir. 95 bin liralık teminat
daki Talimhanede model tayyare uçurma | akçesi irad kaydedilecektir, Zarar ve ziya-
müsabakası yapılacaktır. Kursta ders gören İnın şirkete ödetilmesi için tetkikler yapıl-
ve 200 den fazla model yapmış olan mual- | maktadır. Yollar münakasaya çıkarılacak-
limlerle beraber, bu müsabakalara halk da | tır.
iştirak edebilecek ve herkes kendi model
4 GİRESUN — Matbuat Umum Müdür-
uçağını uçuracaktır. Bu uçuruşlarda kaza- |lüğü Başmüşaviri Bürhan Bölge burada
nanlara mükâfatlar verilecektir.
lerdir. Ayrca, uçak modelciliği ve plânör-
cülüğün mekteblerde tedrisat programına
konması için de Maarif Vekâletinden te-
mennide bulunulmuştur.
A ÜRE AR
ELLER ETETTE KİRLETİCİ
Rakının hararetini
Aşçı Beytullah dün akşam keyfe gelmiş,
rakı içmiş, gece saat bir buçukta müthiş
bir hararet içinde uyanmış. Bir
hararetini teskine karar vermiş:
Bü kurs mezunü muallimler, mekteblerde, | tetkiki» mevzulu bir konferans v iie
talebeye, model uçak yapmasını öğretecek- ei
Mahkemelerde | divenden düşerek öldü
sumümi vaziyetin ve bizim vaziyetimizin
terier EAA
POLİSTE
ayamananasmaZ
Ar rk
Bir tornacı çırağı mer-
Galatada 142 numaralı dükkânda torna-
cı çırağı 16 yaşında Jirair dün dükkânm
üstündeki odadan demir almak üzere mü-
teharrik merdivene çıkmış, bir aralık mu-
vazenesini kaybederek düşmüş, dimaği nez-
fiden ölmüştür. Cesedi muayene eden ad-
liye doktoru Enver Karan defnine ruhsat
vermiştir, ;
Kalb sektesinden öldü
Beyoğlunda bir han odasında oturan Râ-
kım, odasında, kalb sektesinden ölmüş-
— Gideyim, sergiden bir karpuz alayım! | tür, Cesedi muayene eden adliye doktoru
Demiş. Evden çıkarken karpuz kesmek | Enver Karan defnine ruhsat vermiştir.
için de yanına bir ekmek bıçağı almiş ve
Karaköy köprüsünden karşıya geçmiştir.
Karaköyde Adnanın karpuz sergisine s0”
kulmuş, bir karpuz pazarlık ederken bir
Bıçakla komşusunu
yaraladı
.Üsküdarda İcadiyede Sinema sokağında
başka müşteriye sebebsiz çatmıştır. Polisler
“ST İ oturan İstavri ile aynı sokakta oturan Ar»
Beytullahı yakalamışlar; müddelumumiliğe | in arasında kavga çıkmış, İstavri Artini
vermişlerdir.
bıçakla muhtelif yerlerinden yaralamıştır.
Sultanahmed sulh ceza hâkimi sorgusu” | Yaralı tedavi altına alınmış, İstavri yaka-
au yaptı;
— Bu zakkumu ben her vakit içmezdim.
Tevekkeli dedelerimiz keçinin yediği ot ba-
şına dokunur, dememişler. Gece kâbuslar
içinde kaldım. Müthiş bir hararetle uyan-
lanarak hakkında tahkikata başlanmıştır.
Floryada denizde bir
cesed bulundu
Dün akşam Floryada halk plâjının biraz
dım. Kendimi sergiye attım. Bu buhran a- açığında denizde bir cesed görülmüş, sahile
rasında hiç de tanımadığım davacıya çat- | çıkarılmıştır. Cesedin kime aid olduğu tes-
mışım. Bir daha ağzıma rakı almıyacağım. | pit edilememiş, yalniz, sahilde bulunan. bir |.
söndürmek isterken
Hâkim suçluya şöyle bir hitabda bulun-
du;
lahın evi demektir, Pis içki ile bu evi yık-
mal
— Tövbe ettim. Bay hâkim, bir daha ağ-
zama: koymıyacağım.
— Seni beş lira para cezasına mahiküm
ettim. Haydi bir daha böyle taşkınlık yap-
ma, aklını başına al,
Lüzumsuz müdahale
yüzünden 25 lira cezaya
uğrayan kadın
Üç, dört Polonyalı genc evvelki gün Kum
kapıda demiryolunun üstünden yürüyorlar-
miş. Mehmed isminde bir genc kendilerine
bağırmış:
— Demiryolundan ininiz, tren gelecek.
Lokomotifin altında ezilirsiniz.
memişler, Mehmed tekrar bağırmış:
— Ceza verirsiniz, aşağıya inin!
ameleden olduğu anlaşılmıştır. Tahkikata
devam edilmektedir.
— Beytullahın manasını bilir misin, A!-| Ürken beygirler üç kişiyi
yaraladı
Heybeliadada Mehmed Alinin 3171 numa-
ralı çift atlı arabasına yük yüklenirken
beygirler ürkmüş, arabayla beraber ve o-
lanca hızlarile koşmağa başlamışlar, yolda
iki kişiye çarpıp hafif bereledikten sonra
rıhtım boyunda Behçet adında birisine de
çarparak ehemmiyetli surette (o yaralamış-
lardır. Bundan sonra araba bir duvara çar-
parak parçalanmış, beygirleri ancak burada
tutup zuptetmek mümkün olmuştur, Yarali
Behçet hastaneye kaldırılmıştır.
Karaya oturan Yunan
vapurundaki çuvallar
getiriliyor
Çanakkale civarında karaya oturan Yu-
nan bandıralı Kliantis vapurunun kurtarma
Türkçe bilmiyen gencler bu ihtarı dinle- işi ilerilemiştir. Vapurda bulunan mühim
miktarda çuval ve jut ipliğine piyasanın
şiddetle ihtiyacı olduğundan bu malları ak-
Polonyalılar bu şiddetli itabların manala- | tarma ederek şehrimize getirmek için bu-
rını da anlamadıkları için gülüşmüşler. O- | radan büyük bir kaç motör gönderilecek-
radarı Kadriye isminde bir genc kadın ge- | tir. Geminin bir haftaya kadar kurtulması
siyormuş, Mehmede çıkışmış: imid edilmektedir.
— Yahu sen Türk değil misin, biz Türk- lektri
ler misafirpetver oluruz. Bu adamların ya- Ele ik İyi T isi im y
bancı ve dil bilmez oldukları anlaşıtiyor, idarelerinin kömür
Bigin onlara tatlılıkla hitab etmiyorsun? nakliyatı
Mehmed cevab vermiş:
— Ben yol bekçisiyim. Vazifemi bilirim. d
ği nezaket dersi almağa muhtac de-
im,
Dahilt ve harici deniz nakliyatının tek el-
en ve daha iyi bir şekilde idare edilmesi
için milli vapurcular birliğine salâhiyet
verildiği omalümdur. Vapurcular biril;
Bu cevab Kadriyeyi kızdırmış ve Mehme- | Devlet Demiryolları ve Dedlmilesen o
de karşı hakarete sevketmiştir, Sultanah- | mürlerinden başka havagazi, elektrik ve
med sulh birinci ceza hâkimi Kadriveyi | tramvay işletmelerinin kömürlerini de ta-
suçlu olarak dinledi. Hakareti sabit gördü- |sımayı taahhüd etmiştir. Bunun için elde
gü için kendisine 25 lira para cezası ver- | bulunan 50 vapurdan iki tanesi daha bu işe
“İliweye verilmiş, ikinci ağırceza mahkeme-
Hikâye
(ozet Röno) dan
(Rokfeller) ve (Morgan) dan sonra sanayi
dünyasınin en ileri gelenlerinden biri olan
İabrikator (Ceymis) şeker gibi bir adam
olmasına rağmen nedense bugün yüz katlı
#partımanının doksan beşinci katında bu-
lunan' (Büro) sunda sinirli adımlarla ge-
ziniyordu. Büyük ceviz masanın üzerinde
buzlu su dolu bir (termos) duruyor ve
onun yanında (Mister Ceymis) in karısı
güzel (Maji) nin altin çerçeve içinde fo-
toğrafı görülüyordu.
(Ceymis) kaşlarını çatarak fotoğrafa şid-
detle baktı. Bir kaç gündenberi acaba ni-
çin katısı kendisine bu kadar uzak bu ka-
dar alâkasız duruyordu. Sabahleyin kayın
valdesine şikâyet yollu bir telefon etmişti.
Kadıncağız koşa koşa gelmiş:
— Affedersiniz, kızım bir buhran geçiri-
yor, şiddetli bir şey yok, onu biraz oyala-
mak İğzım! Çünkü o, o kadar genc ki,
bilhassa onun için yalnız bir seyahat tav-
siye ederim. «Kiriz »bu kolay kolay geç-
mez kil ”
İhtiyar kadının bu sözleri kocanın hid-
detini çoğaltmaktan başka bir şeye yara-
mamıstı, Muhakkak bir çok kadınlar gibi
karısı da bu günlerde bir maceraya ka -
pilmiş olacaktı. Muhakkak şehrin en lüks
badını olan (Maji) onu aldatıyordu. (Mis-
ter Ceymis) hiddetinden terliyordu. Ona da
ha geçenlerde dünyanın en güzel incilerini
bir arada toplayan kıymetli bir gerdanlık
aldığı halde nasıl oluyordu da kendisini
aldatabiliyordu. O kendi kendine:
— Nankör kadın! İyilikten anlamaz kadın,
diye söyleniyordu.
Evet (Maji), Mister Ceymis' den tam otuz
yaş küçüktü, Fakat ne çıkar, Bir koca zen-
gin ve kibar olduktan sonra yaş farkı ne
ifade ederdi! Budala kadın, işlerile meşgul-
ken böyle bir kocayı bırakmak, böyle mü-
kemmel, zengin, kibar bir kocadan uzak-
Taşmak....
Fakat kim? Bu kadar şöhret salmış bir
adamın karısile (flört) yapmağa cür'et ede-
bilir, Daha bir kaç güne kadar, karısı hiç
bir şüphe ârazı göstermediği halde nasil
oluyordu da birdenbire değişmiş bulunur”
yordu. Evet kiminle? Sakın vaktile gene
kızken (Maji) nin arkadaşlık ettiği şu sa-
rışin (Jorj) olmasın? O, (Jorj) un alacağı
olsun; fabrikator onu takib edecek ve ona
haddini bildirecek!
(Ceymis) telefonu açtı ve bir numara #-
radı. Vaktile çok büyük iyilikler yapmış
olduğu bir arkadaşını karısını takibe me-
mur etti. Üç gün sonra bir sabah (Ceymis)
şehirden çıkan geniş yolda bir ağacın ar-
Sadık zevce
Çeviren: AHMED VEDAD
kasına gizlenmiş bekliyor, elinde
saplı bir baston tutuyordu. 4
Böyle hâdiselerde baston kullanm€?ö
akıl kârıdır, diye fabrikator düşüYür
O öyle adi haydudlar gibi bıçak, ©
kullanamazdı. Biraz sonra uzaktan
dımlarla yürüyen genc bir adam 8*
İşte oydu (Jorj) du. Fakat hayret #&)
da Hiç de tanımadığı bir kadın vardı ©
çift fabrikatoru görmeden geçti,
(Ceymis) acele apartımanına dö!
tak odalarının kapısında nefes nel€
du. İçeriyi dinledi. Karısı hıçis
(Ceymis) kapıyı açtı. Sevgili karı.
riklar içinde adeta boğuluyordu. (
şefkatle karısına eğildi? N
— Ne oluyorsun sevgili (Maji) df”
lendi. N
Gene kadın titriyerek cevab verdi. id
— (orj) nişanlanmış, yakında ©
cekmiş., ;
Bir ah sustu ve sonra devam ©"
— Bütün çocukluğumda (Jorj) 8
hayrandım. Muhakkak bir gün on
rısı olacağımı zannediyordum. Siz£
dığım zaman her genc kız gibi
kendimi kaybettim. Çünkü o kada,
ve o kadar zengindiniz ki! Evlendiği
beri bir daha (Jorj) u göremedim 7
mektublaşmak fırsatını bulamadım. >
arzularıma rağmen onu unutam
Size karşı daima sadık bir zevce
kaldım, öyle değil mi? Fakat (of
evleneceğini anladığım dakikadan *
başka bir kadının onun karısı ©
hayalime sığdıramadım. Istırabım 8
me hâkim oldu. Hislerimi (o gizley
beni affedin!
Yüzü elleri arasında, başını önüne
(Maji) hıçkırmağa, tepinmeğe b
İnci gerdanlık güzel göğsünde titriy9
ce parmuklarını süsleyen elmas Y
hatta üstü pırlanta işlemeli nişan #4
bile göz yaşlarını odindiremiyordik
fında altının temin edebileceği her *
şey vardı. Fakat (Maji) hâlâ, ,
ne getirilemiyen küçük bir çocuk #W
hıçkırıyordu.
(Fabrikator Ceymis) karısına sit
söz söylemek için kendinde bir hak
medi, Odadaki büyük aynada saçlar!
mış şakaklarını, buruşmuş şişman
gördü. Karısına bir daha baktı ve
Ondan sonra, bu günden itibaren *
sevemiyeceğini yakından öğrendiği £
zevcesile ne şekilde bir hayat sür
zım geldiğini düşünmeğe başladı.
e 0. pIiy
İhracat mevsimi yaklaştığı halde, piya-
sada umumiyet itibarile bir durgunluk gö-
ze çarpmaktadır. Bu durgunluk, daha 2i-
yade harbin icab ettirdiği sebebler yüzün-
den ileri gelmektedir. Maamafih bu dur-
nluğa Yöğren ihracat işleri de az değil-
dir. İhracat, ekseriyet itibarile Tuna mem»
ieketlerine “yapılmaktadır: Rumanya, Maca“
tistan, Çeko-Slovakya, bu günlerde mal-
larımizin en büyük alıcıları arasındadır.
Dün de yazdığımız gibi, Türkiye - Alman”
ya srasındaki ticaret anlaşması henüz alâ-
kadar dairelere bildirilmediği için, ortada
#ili bir hareket yoktur. Yalnız Alman fab-
rikalarından, buradaki. ihracat tacirlerine
bir sürü sipariş. gelmektedir. Fakat bir
parli mal bile gelmemiştir.
Neler satıyoruz?
Dün ve evvelki gün muhtelif memleket-
lere yapılan ihracat hakkında bir fikir ver-
mek için elde ettiğimiz malümatı aşağıya
yazıyoruz: Finlandiyaya 22 bin liralık tü-
tün, İtalyaya kara yolile 17 bin Uralık tif-
tik, gene İtalyaya 7 bin liralık hah, Çeko-
Slovakyaya 42 bin liralık susam.. Bundan
başka Macaristana 107 bin liralık yapılan
Bir ihtilâs suçlusu iki
büçuk seneye mahküm
oldu
Gümrük satış işleri müdürlüğünde mu-
hasebeci ve veznedar Mustafa Besen, me-
zad kaimelerile defterlerde tahrifat yaparak
70 lira ihtilâs etmekten maznun olarak ad-
sinde muhakemesine başlanmıştı, Musizla-
nın muhakemesi dün neticelenmiş, ihtilâs
suçu sabit görülerek iki sene altı ay hap-
sine, 35 lira ağır para cezası ödemesine ve
üç sene memuriyetten mahrumiyetine ka-
rar verilmiştir.
Beşiktaş Halkevinde kız
talebesi için kurs açıldı
Beşiktaş Halkevi, ikmale kalan kız orta
okul son sinif talebeleri için türkçe, tabilye,
İhracat işlerimize bir bakı$
maskara oluyorsun?.
a İİ e
di,
dınlığa kavuşturdu. Sonra kapıya doğru
yürüyerek;
— Bu kadar uzun söze lüzum yok Ne-
jad, dedi. Udunu getirmeğe gidiyorum.
Yerimden fırladım:
— Hayır, diye haykı'dım, Telleri kopukt.
— İnanmam.. Bakacağım..
— Gitmel.. Beyhude gitme!.
Arkasından koştum. Merdivenleri gürül-
tü ile çıktık ve doğru odama girdik.
Udun telleri tamamdı. Ona bunu gös- | Bir mazeret elde edilmiş olsun!!..
termemek lâzımdı. Fakat büyük bir aksilik
ârzuma sed çekti; Esved kalfa o gün oda-
m süpürmüş ve bazı eşyamı gelişi güzel | kesilen ve asabiyetten tirtir titreyen elle-
yerleştirmişti. Bu meyanda bir kaç MOİA İtimle telleri şiddetle çekmeğe ve kopar”
ile beraber udu da minderin üstünde bı- | mağa başladım.
rakmıştı,
Zülâl hemen atılarak onu kaptı:
— Hani teller kopuktu? dedi.
Yanma yaklaştım, kollarını, kuvvetlice | yor ve koparıyordum.
tuttum:
— Zülâl, dedim. Bu şakanın burada bit-
mesini isteyorum...
Hayretle yüzüme bakıyordu:
— Şaka mı? dedi. Ben o kadar ciddiyim
kit...
— O halde beni daha ziyade ciddileşlir-
mel,
— Sebeb nedir?,
— Ben arkadaşlarının maskarası deği | Parmaklarım kan içindeydi.
lim.,
— Daima çocuk gibi düşünürsün. Niçin
tahsis edilecektir. İve matematik ikmal kursları açmıştır.
bir sebebi vardır.
ASA ee;
deri sevkiyatını da ayrıca kaydet#
Bulgaristandan ham maddelerin
şı İzlebler artmaktadır, Palamut, #“X
ham kendir ve saire... Bütün bu
şimdiye kadar Bulgaristana' sevki
Acaba bu hammaddeler Bulg ;
tasile- Almanyaya mı sevkediliyor? X
heti tevsik etmek pek kolay di
Neler alıyoruz? :
Evvelki gün Rumanya vapurile,
yadan kimyevi maddeler gelmiştir”
Rumanyadan gelen bu maddeler,
ihtiyacını temin etmekten uzaktır.
vi madde kullanan fabrikalar, Y
tanda yeni kurulan kimya sanay?”
istifade etmektedirler. Maamafih
deki kimyevi maddeler satan #8
kimyevi madde, kimyevi gübre, ”
parişlerine verdikleri cevablardâ, V
körfezinden mal teslim edeceklerin©” 44
sediyorlar, halbuki Basra körfezi, ©
luna nispetle kiloda 22 kuruş ©
yapmaktadır. Fakat bu günkü $i
tında, maliyet fiatından ziyade, mek
maktadır. — H.A.
Eminönü Halkevinin Cum”
akşamki balosu
Eminönü Halkevi senelik mutad
17 ağustos 1940 tarihinde Tarabyad?
Falasta verilecektir. Balonun mü
yeti bakımından bütün hazırlıklar *
ör. İki kişi için 10, bir kişi için
olan biletlere büfe de dahildir. AK*
2030 da köprüden kalkan husust bit X#
davetlileri Tarabyaya götürecek “€,
3 te tekrar köprüye getirecektir. Bl
zın hem iyi bir gece geçirmek ve
tür müessesesine yardımda bulunma
bu baloya iştirakleri temenni olunu”*
ler Halkevinden alınır.
Motörcülük kurslar!
Evimizde açılacağı ilân edilen mo”
kursuna 15/8/1940 perşembe günü
da başlanacaktır. Kayıdlarını yapti" i
zamanında bulunmaları rica olunuf”
— Bü udu öleceğimi bilsem çalmam.
— Demek sözümü yer edeceksin?.
— Pek tabit olarsk!.
Ellerimden kurtulmak Oomaksadile
hamle yaptı, Fakat çok sıkı yakaladığım
için kurtulamadı.
— Bırak, dedi, Her şeye rağmen bana | melil.
İtaat edeceksin!.
— Aslâ diye sertleştim.
— O halde udun tellerini şimdi kapari.
— Pekâlâl,
Kollarını birakıp udu yakaladım. Buz
Hissi azalmış parmaklarımda keskin aci-
İar duyuyordum. Buna rağmen çilgin bir
öfkeyle parçalar, dağıtır gibi tellere asılı”
Son tel kopluğu zaman udu minderin
üstüne fırlattım. O, bir adım geri çekilmiş
hayretle, biraz da dehşetle beni seyredi-
yordu.
— Oldu mu?
Der gibi yüzüne baktım.
— Sen bir delisin! diye fısıldadı.
Sonra yanıma sokuldu. Kollarımın yen-
lerinden fütup ellerimi kaldırarak baktı.
— Vallahi delisinl. diye tekrarladı.
—Deli olabilirim.. Fakat her cinnetin
bir /le:
— Bu sebebsiz cinnet! Bir şakanın kar-
şılığı!,.
Dudaklarımda zehir gibi bir gülümseyiş-
— Bir şakanın karşılığı, öyle mi? dedim.
Cinnete muadil bir şakayı tasavvur et-
Tektar gülmeğe başladı. Gözlerinde se-
vimli, tatlı ışıklar yarıyordu.
— Nejad, beni bu derece fena bilmeni
istemiyorum, dedi. Gel şu elini saralım...
— Teşekkür ederim; mendilim bu işi gö-
rebilir..,
— Olmazı. Biraz tentürdiyod sütmeli!,
— Lüzumu yok...
Cebimden (mendilimi çekip elime dola-
dım. Sonra kapıya doğru yürüyerek:
— Haydi inelim.. Udu arkadaşlarınıza
prezante ediniz!.. dedim.
Yerinden kımıldamiyor, hareketsiz ve
sakin bana bakıyordu. Oda iyice loştu. Bu-
na rağmen biribirimizi çok iyi görüyor-
duk,
— Haydi! diye tekrarladım.
Gene vaziyetini bozmadı. Bakışlarında,
dikkat, hayret ve daha isim veremediğim
bir takım manalar artarak beni süzüyordu.
Elimde olmadan yanına gittim,
— Niçin böyle bakıyorsun? Beni ilk de-
fa mı görüyorsun? dedim.
— İlk defa görmüşcesine bambaşka bu-
luyorum, diye murıldandı.
Ve daha yavaş ilâve etti;
— — ———— ON m şim mmm
kardılar. Didar hemen. yerinden
yanıma koştu:
mu zedelendi?...
— Sana aciyorum Nejadi..
— Niçin?.. VA
— Çünkü normal bir insan
Hayatın yükünü çok güç taşı;
Sana yazık olacak!
— Bundan fazla mı?..
— İhtimal!, Çünkü hastalığın
Böyle diyerek uzandı, sıcak duğ
yanağıma değdirdi.
Sersemlemiştim. Sözlerinin m
şelemek için soracak sual araştır)
kat bir şey bulamıyordum. A
Kolumdan tutarak beni yürütmeği
adiz j
— İnelim.. Onları yalnız bırakt
Biçare ud, kopmuş tellerile pejm
hulde minderin üstünde kaldı.
O önde, ben arkada salona £
zaman iki kız da merak ve heyecs”
bizi bekliyorlardı.
Zülâl sünle meydan birakmad
— Evet, dedi. Doğru imiş...
düm ve inandım...
Sonra, değiğik bir sesle ilâve
— Fakat bir kaza oldu... Zav
ni kapının arasina sıkıştırdım...
Kızlar bir ağızdan bir hayret ni“
— Bakayım Nejad Beyl.. Vah V
Ellerimi arkama saklayarak: