Özet
Boyasız!
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
— KURUN 3 İkinci kânun 1934,
Boyasız ?!..
Minimini Cavidan hanım, sü
lendi, püslendi, sürüp sürüştürdü.
Ahmet Paşanın konağında süva -
re vardı. Oraya gidecekti.
Fakat mini mini Cavidan ha -
nımın süsüne özenmesi asıl bunun
için değildi. Onu Mehmed Beyle
tanıştıracaklardı. Mehmed beyin
pekâlâ ikinci karısı olabilirdi.
Minimini Cavidan hanım da
dul idi. Güzel, ufak tefek bir dul: |
ütün gece yalnız onunla dan -
setiler,
Bir ağalık, darisederken Meh -
med Bey dedi ki:
ğim bir şey vardır: tabiilik. Yüzü
nü boyamıyan kadına hayran olu-
rum, Kırmızı dudaklar, pembe
yanaklar, kara kaşlar.. Ama bo -
Öyle değil mi hanımefen-
Cavidan hanım kuy- |
vuzla bir yalan kıvırdı:
— Hakkınız var.. Meselâ ben..
yüzüme hiç boya sürmem.
Mehmed Bey sevindi:
— Sahi mi?.. Çok sevindim.
İşte bu esnada Cavidan hanı -
mın gözü aynaya ilişti.. Dudakları
boyasızlıktan âdeta yeşermişti.
Yanakları boyasızlıktan sararmış-
tı. Hani Mehmet Beyin hayran ol.
duğu kırmızı dudak, pembe ya -|
nak nerdey. i
O dakikadan sonra makyajımı
tazelemek derdine. düştü. Fırsat
nlünün aynası olabilseydi
sonsuzluğun aynası oldu -
Sevgi
Ben yok oluyorum, bu gi
ululuğu altında çöküyorum.
Yeni sözler
Sep — Sayıfa,
Jikyaz — Bahar.
Erten — Sabah, fecir.
Gavsik — Muhayyir, bedii,
Erinç — Sükün,
mak “reigner,,
“Aslam — Fayda.
İlev — Havali, nahiye “con-
tröe,,
Mutlu — Bahtiyar.
Öğür — Aşina, do:
Diniz — Sakin “paisible,,
İrtem — Hüner, kabiliyet “ta-
lent,,,
Bedizel — Ressam “peintre,,
Sinilmez. (içine) — “impö -
nötrable,,
Doruk — Tepe üstü “cime,.
Kutun — Kutsi (yer — “sanc-
tanire,)
Tışın — Şüa, güreş Ziyası
Tütürlü — Her türlü.
Sahi — Hayal “image,,.
Tadık — Zevk.
Tanrısal — İlâhi “Göleste,,.
Yanyöremde — Etrafımda,
Kurun — Vakit,
Örgüt — Eser. “Oeuvre,,.
Batukluk — Azamet.
Germen dillerinin özgünlüğü
Ahmed Cevadın bu adlı yazısı
| kömürünün
Yazan : Baysal Değer
Bir fırsat buldu. Kalabalığa
karıştı ve bir kapı açıp girdi. O-
yası karanlık bir oda idi. Elektrik
düğmesini aradı, buldu, çevir
Elektrik yanmadı.
Boş odaydı, ampulü yoktu.
— Adam sen de, dedi, karan-
ikta da işimi görebil
Çantasından dudak boyasını,
kaş boyasını aldı. Yoklıyarak ne-
Yin ne olduğunu anladı, dudakla
rını, yanaklarını, kaşlarını boyadı.
Sonra boyalarını çantasına
koydu.
Salona geldi.
Tam bu sırada Mehmed be
adın dediğiniz . Cavidan
hanım gibi olur, diyordu . Yüzünü
hiç boyamıyor.. Boyasiz kadın.
Doğrusu onun gibi kadın pek az
bulunur. Öyle değil mi7...
Minimini Cavidan Hanım ken-
dünden emin sözü tasdik etti
— Ben hiç boyanmam.
Birdenbire sustu.
Şimdi herkes katılarak” gülü -
yordu.
Minimini Cavidan hanım afal-
ladı, sendeledi, telâşa düştü
e var?. Ne oluyor?.. Neye
gülüyorsümuz?...
Kahkahalar devam ediyordu.
Nihayet Cavidan: aynaya bir
Göz attı İliklerine kadar ürperdi..
Boyaları yanlış sürmüş
Dudakları * simsiyah, kaşları
kıpkırmızı idi. Burnunun ucu pem
beleşmişti
Çirkin, gülünç bir. maskaraya.
benziyordu.
“Cavidan hanım o geceden son-
va böyaniramağa yemin etti, Yani
Satınalma komisyonu
ilânları
bağlı kıtaat için müteahhit nam
ve hesabıma 747 ton Lave Marin
inakasası 6.12.934
perşembe günü saat 15 te yapıl
caktır. Şartnamesini görecekle -
Fin her gün ve münakasaya iştirak
edeceklerin belli saatten bir saat
evvel tekliflerini Tophanede sa -
tinalma komisyonuna getirmeleri.
(572) (1639)
İstanbul Asliye İkinci Hukuk
dairesinden:
Mustafanm Kumkapıda Molla
Taş 7 No.li hanede Diş tabibi
Mihran Peçikyan aleyhine açtığı
yenileme
bürosunca muamelesi | bilikmal
mahkememize tevdii üzerine ya-
pılan açık duruşmada: Müddei -
aleyh Mihran Peçi
evvel Mısıra kaçi
deki meşrubat
ve emvaline hazinece vaziyet o -
lunduğu da tahakkuk etmesine
binaen mumaileyhin ikametgâhı
şu suretle meçhul kalmış oldu -
ğundan ilânen tebliğat ifasına ve
20 gün de müddet tayinine ve du-
yuşmanın da 5 - 1 - 935 Cumartesi
günü saat 13,30 a bırakılmasını.
mahkemece karar verilmiş ve bu
baptaki davetiye varakası da
olduğundan mezkür gün ve saat
te mahkemede — bulunması veya
TAKViM
Para | Se
© bismil sikm
HE ŞABAN | 37 SABAN
a dağ ii za
Saba Bamsı < :
Öğle maması te
İkindi Gem e ri
Yat samanı is | in
sak saz Sai
Yin geçen günleri | sür m6
Yin kalsa günlri| 28
Bugün
ISTANBUL:
18 den 1830 kadar Fransızça, 18,80 dan
1990 kadar Plak © Tiyatro musiki
1930 dan 1,40 kadar Dünya haber -
leri, 19/40 dan 20,10 kadar Neşir esna»
amda ilân edilecektir. (Küçük t
meye); 20,10 dan 20,30 kadar Müsaha-
be, Selim Sırrı, 2030 dan 2
Plak orkestra, 2115 ten 2130 kadar
Anadolu Ajansı, Borsalar, 21,30 dan
ibaren, Türkçe sözlü Dans musikisi,
ayan Bedriye Rasim, radyo Zac ve
tango orkestrasr.
838 Kr BÜKREŞ, 366 m.
8 Haberler, pl, 2345 Dorse
15 haberler 1440 plAk, © 18 könter
1810 Behuberin eserlerinden Hanri ke
eri, 19 Haberler, 1015 radyo orkestrası,
20 konferans — pl, 2020 pk, 21 kel
man kanser, 7145 şar piyano konar,
22 Cnadnmt, 2335 kahvehane, maun,
18 Kr. VARŞOVA, 1845.
18 Piyano kanzeri — söle 1026 haf
Kalveban suni, 20 piyan le arklar
3025 öner 1 karş aletlerle konser, 2145.
haberler, 25 entenik orkestre konseri
onferana, 23 yeklâm Kanser
15 Ki BUDAPEŞTE, 0m.
1830 Koro kanser, 1030 dere, 1930 Ke-
an konseri (anka br), 21 lip adla.
Teda: çalman müs parçaları, 22 Gredin
Hüesinle opere orkestra Kanseri, 3340,
haharlr, 2080 Gimgene © orkenran, AKI
pl konser,
Bü ih, BERLİN, 357 m.
1830 Plak, 1508 por, 1030 Dücsonet
kenmeri, 20 aktümie, 2020 yeni gara
3140 haberler, 2140 Gyatro bahisler, 2140
üns musik, 23 haberler, 2820 şam
2028 dama
Eski Fransız Tiyatrosunda
Bu gece saat 20 de
BU BİR İsmaili
RÜYADIR ŞehirTiyatrosu
ll
İl
Pek yakında Cemal ve Ekrem
Reşitlerin Deli Dolu büyük o-
pereti,
Istanbul Belediyesi
konservatuvarı
3 üncü KONSER
NİMET VAHİT — FERDİ ve
ŞTATZER — SEYFEDDİN —
LAŞINSKİ SEZAİ — CEMİL
CEVDET
6 Birinci Kânun Perşembe saat
1730 da: ODA MUSİKİSİ
Eski Fransız Tiyatrosu
İ Fiatlar: 100-75.50-30 kuruştur.
Son haftası
Vapurculuk
Türk Anonim Şirketi
Istanbul Acentalığı
Liman han, Telelon: 22925
Mudanya Yolu
Bir vapur Suma, “Pazar, Salı
günleri saat 9,30 da » ve Perşembe,
günü saat 9 da Tophane rıhtımın -
dan kalkar.
Perşembe pastaları ayni günde
Mudanyadan
te doyuruluyor. Bu yüzden kadın-
Yaran: Gerhard Hauptmann
Rodberte Kalb diyordu ki
— “ Kadınların kendi arala -
rında bulunduklarını hissettikleri
bir yerde Tavus “ne öğrenebilir?
Kadınlar, çocuk © doğurdukları |
halde bunları nereden aldıklarını
ilmiyeliden beri: onları tabiate
uyğun olan bir hal kapladı. Ilık,
ferah verici ve yüksek bir yaşa -
ma kabiliyetine delâlet. eden bu
halden dolayı memnun olmak lâ-
zum gelir. Kadınlarımız artık Av-
rupa sosyetesine tekrar karışamı -
yacak bir hale geldiler. Fakat ta-
ate avdet, ayni zamanda bir ta-
lik almağa da bağlıdır. Kadın-
larımızın hepsi çok şükür bu ta -
almışlardır. Hattâ bu ta -
birliği o derece ifrata vardırdılar
ki, geniş kalpli olan reis hanımı -
mız bile bir tamim ile bunun ö -
nüne geçmeğe mecbur oldu. Ka -
dınlarımızın pe yaramazlağtık -
ları söylenebilir.
Bu yaramazlık taşkınlıkların -
don ileri geliyor, bu taşkınlık ta
bizi besliyen mesut toprağımız -
dan, mesut semamızdan, içinde
yaşadığımız neşeli bolluktan do -
#uyor. Bütün hastalarımız her
gün en zengin, en tatlr bir suret -
larımızın bakışları biraz tatmin
edilmiş, © bazan ateşli hurs
içinde imiş gibi değişik görü
nüyor. Çünkü tatmin edilsin, mü-
temadiyen devam ettiği takdirde
hırsın artık tatmin edilemiyecek
bir hale geleceği âşikârdır.
“İtem Une günesi
kadar hararetli, korkusuz bir üre“
inde bir rol oynaması
midi pek azdı, Bu üreme, gördü -
#ümüz gibi erkek olmadan çocuk
dünyaya getirtiyordu. » Tabil bi
nevi ezeli tenasül kudreti olduğu-
yoruz. Jubiter eskiden beri
yetiştirmek hususundaki
çocuk
kabiliyetinin gölgesine sığınarak
hakikaten erkek düşmanı olduğu-
müz da doğrudur. F:
'da bir Aşil, yahut bir
hattâ yalnız güzel bir tecrübe mü-
özüm: peyda oluverseydi; kadın -
larımızın Jüpitere olan sadakat -
lerine kefalet edemezdim. Bizim
Tavus ise yakında,
bile gi
wn güzeliği
cak,
Miss Laurence dedi ki:
— “Kendi tecrübelerime baka-
cak olursam adamızın sakini olan
bütün kadmlar müstemlekemizin
çocuğu olan Tavusun bitaraflığı»
nr ilân ettiler, Zannetmem ki, iç -
lerinde onu kendi çocuğu gibi te-
lâkki etmiyen biris bulunsun. Bu-
na mukabil oğlanın gözlerini bağ-
lamağa imkân yoktur.
Kadınlarımız muhtelif suret «
İlerde inkişaf ettiler. Bazıları sirt.
anlar gibi vahşi ve çevik, bazıla-
rı, hem de ekseriyeti, bol dallı
yapraklı nebatlara benziyorlar.
Ne giyinmekte, ne de soyunmakta
artık oynalir gibi hareket ediyor.
lar. Nereye giderseniz orada ka-
dınların herkesin huzurunda ço
cuklarına meme verdiklerini gö -
yapılacağı malümu bulunmak ü -
mahkeme divanhanesine asılmış | zere keyfiyet H. U, M. K. 141 im lırdı. Buna rağmen bitaraflı
İ ci maddesi mucibince tebliğ ma »
kamına kaim olmak üzere ilânen
yarınki sayımızda çıkacaktır.
musaddak bir vekil göndermesi,
tebliğ olunur. (320)
Hakikaten, meşhur ressam Ru-
bens kadınlar şehrinden bir kere
geçmiş olsaydı, çok memnun kı
ilân
edilen Tavusu anlamak kabil ol -
lamıyor. Söylediğim gibi Tavusun
33
| ması beklenilmelidirs
dir, Bu hal böyle deve”
olursa ondan fena netice”
Kadınlar adasında KX
bir mabude nazariyle
Miss Laurence de R9€
endişelerine iştirak SÜ
kendi endişelerini
endişelere nazara:
len hal, çocukça bilgi
vi geliyordu. Evvelee
da arzetmiş olduğu #iPİ
urence Tavusu, ileri
tenvire yarıyacak olan “Eri
denilen güneş ilâhesi
Yordu. Bu gaye, Tavus,
Ti bir crm yi
gin Miss War tarafında iğ.
dilen gayeye büsbütün
Adada görülen çocuk
ine kutsi bir mahiyet
Miss War muvaffak ol
sayede Küdınlar adasi gi
kendilerini Allah tarafi
me mahlüklardan telâk |
ğe başlamışlardı... |
Miss War Adada YEP,
man, yeni itikat uyar
kat reis hanımla Mise L*
fikirleri birbirine uy
Kadınlar adasında İİ)
yeni mabedin mistik ku
cude getirmeğe çalışanli,
ta bir Tavus değil, bir İf
Lüsifer, bir nur geti
gamber görüyorlardı.
e
TA
pe
Ed gi? 5
görmek istiyordu.
dahi, Sokratin Faydo
ri mauhafi
istememiş gi
Hi ve safyeti korumak
Tavusu şehirden bir *
yeni bir bina inşa edi
Tavusun okuması İSİ
zem iindesini Sİ
sonra bu di e
rel istifade edil &
doğan çocuklar
tukutulacaktı. > Re Ni
ekseriya bu: zir
e rl
Orada Mis War
bir kimse varsa
ikin
vayetinde ada yet
kınlıklarından # y
uye ba
mele freni bul e
nım bu şi inde İNN
im her şeyin İyi
dair kurulan TL
le ortaya atm çebi
at fena bir şeki ç
termeğe bafl
İ sözlerini bağlamak kabil değil