Özet
Süt ve sihhat: Cemal, Pr. Dr. Von Drigalk Berlin şehrini hizmeti servisine.
"Hayat pahalılığı" etrafında tetkikler... Cehtü gayretimiz pahalı olan hayati iste digimiz şekli ve vüsaatte temin edebilin ve bunun için de "fazla", kazanmak değil pahalılıği düşürmek için mijnükün olduğu kadar az istihlak ve fazla istihsal etmeye muvaceccidir.
Müşterekimiz hayatın en önemli manzarası ihtiyac, ifraat ve sefahet gibi biraz daha zorlandığını düşünüyoruz. Bu durumda, memleketimizin hayatın en önemli manzarasının ihtiyaçları, ifraatı ve sefaheti gibi biraz daha zorlandığını düşünüyoruz.
Memleketimiz hayatın en önemli manzarası ihtiyac, ifraat ve sefahet gibi biraz daha zorlandığını düşünüyoruz. Bu durumda, memleketimizin hayatın en önemli manzarasının ihtiyaçları, ifraatı ve sefaheti gibi biraz daha zorlandığını düşünüyoruz.
Diğer Gazeteler
Tam metin içeriği
#
— ve va e —
e riiiğ o Bursa 8 (Mu. Ma) — Gökbay-
mi : Cemal ile arkadaşlarının
2 pe tatbiki madde ile tayini
» davi v kelime okunamamıştır) isa-
teki ><İ görülmediğinden mahkemei
ij, yizden nakzan gelmiştir.
ahilik © Mayıs pazartesi muhakeme
in wi) (Oktar başlıyacaktır.
tram
ww Barem lâyihası
We Tetkikatı devam ediyor
a kai o Ankara 8 (Hu. Mu) — Büt-
*€ encümeni barem lâyihası
çvabi İstkikatına devam etmektedir.
“| “ümartesiye müzakeresi muh-
ebe İieldir.
el
Rus sefirinin ziyareti
Ankara 8 (H. Mu.) — Rus
i bugün Hariciye Vekilini
aret etmiştir.
Deniz işleri lâyihası
dü çar 8 (Hu. Mu.) —
işleri Tâyihası Adliye encü-
Menihden çıkti Merls ruzna-
| Nesine alınacaktır. Meclis içti-
Ma cumartesiye “talık O olun-
Muştur,
Manisada Necati Bey
yaha og“
h gidi) **
la t6
ari
usile
De-
eli
t kav
irebel
rinden biri olan Necati Bey ilk
Mektebinin resmi Küşadı Manisa
Valisi Nusrat -Bey
id , Bilgi,
: ce », Binlerce halkm ve mektep tale-
le “€inin huzurlariyle yapılan tesmi
; mersiminde vali Bey Cum-
| hz banisi büyük müricimizi
takdis ve miarifimizdeki inkılap
İariyle milletin ruhunda Helebet
oYaşıyan.. Necat - “Bey #mmethumun
il. Tahamrı taziz ederek; “Cumhuriyetin
. Mirfan laha resmi
küşadını yapmakla “ müitehirim,,
Diyerek kurdelayı kesmiştir. Mektep
çok güzeldir. — Fuat
Mecusi-Müslüman Arbedesi
| 8 (A.A) Madras eyaletin-
Mangolore de Mecusilerle Müslü-
anlar arasında vuküa gelen müşade-
bir çok kimseler yaralanmıştır.
3 asayişi iade için slâhla müda-
€ mecburiyetinde kalmıştır.
zirdi a > gGebelüttarik Tüneli
Madrit 7 (&.A4)— Kabine, Cebelüt-
ie boğazı altında bir tünel inşasınâ
bildi
abidesinin 'd
kaan pilârın ihzari iie lâzım olan
İsatı vermiştir.
? İranda Bir Kargaşalık
e T (AŞA) İranda Kâih Aba-
, da İngiliz-İran petrol tasfiyehane-
geçen pazar akşamı vahim. kar-
liklar Zuhur etmiş olduğu rivayet
edir. Kargasahk çıkaranlar
Ürketim binalarını taşlamışlar ve bü-
k hasarlar ika Çöyişürir. Maama-
İh teletat yoktur.
M. Hoover ve Babri Teslihat
tahdidi
Cenevre Konferansında tahdidi tesli-
# Sahasında elde edilen neticelerden
a bilhassa başlıca bahri devletlerin
teslihatın tenkisi için Amerikan
iti tarafından yapilan teklifleri
e etmiş olmalarından dolayı. fev-
ide memnun olduğunu beyan et-
iştir. Her ne kadar yeni bir bahri
şöhieransın içtimaa daveti için kati
z Sarih tertibat almamış ise de“M.
| ağ bü sahada pek yakin bir istik-
“ş seri icraata gitişileceği mütale-
İİ da bulunmaktâdır.
©mer
Muharririz - Mahmut Yesarı
Bie, esmerdi, adına da Bakır efe de-
ilişlerdi Emine beyaz, si; beyazdı, saç-
n tatlı Sarılığı âkyüzünü daha
KR. » daha tatlı, daha ak gösteriyordu.
ii Klan da Ak Emine diye bir anılır-
ğ bu iki 216 tenklerin güzelliği-
toplamıştı. Gözleri koyu lâcivert,
seg kümral, teni buğdaydı. birbirini
üni en, sevmek değil, birbirinin gö-
ün lama istiyen bu ana, baba bü-
LE taraflarını sanki çocuklarında
İle ve birleştirebilmişlerdi. . Emine
bap ye sfenin geçimsizliklerindeki-es
| haktan idi? Bu bir değil, birçok. kay-
y aşıyordu;
Gün € densiz, Bakir efâ. rü
ür Sectikçe, birinin hırçınlığı, öbürü-
ee titizliği © artıyordu. Bakır efe,
uğunda bile emretmeğe, çocuk-
| im mahkümlarının
darı gene nakzedildi!
taralından icra "
| Nektebinin resmi küşadi) :
mili © Manisa 8 (Hu. “Mu.) — Bugün
b Dümhuriyetin en güzel irfan abide-
—
mel'ânetieri
Ankara 8 ( A, A ) — Kilisten
bildirildiğine göre Anisan gece si
Suriyenin karşısında bulunan
, Ebu Aasf aşiretine mensup alt-
mış müsellâh şaki hududu ge-
çerek Musip köyünü basmış ve
243 koyun gasbederek cenuba
savuşmuştur. Köyden bir kişi
yaralanmıştır. 7 nisan 929 ge-
cesi hududu Deli Osman cihe-
tinden geçen onbeş kişilik bir
Suriye çetesi 9nisan gecesi
Cebelibereketin Hacı bebekli kö-
yünü basark bir çok para gas-
betmişler ve: iki çocuğu Bek
dırmışlardır.
Köylülerin mukabelesi üzerine
çocuklar geri alınmıştır. Ayni
çete iki yolcunun para ve hay-
' vanlarımı almış ve onbir nisan
gecesi Suriyeye geçmiştir.
Berlindeki mevkuflar
günü tevkif edilen bin kadar
Kişiden ancak 177 sinin mevkufiyeti
idame edilmiş, bunlardan da 72si
Bpugün salıverilmiştir.
“ Çinde Muharebeler 777
Elongkong 8 (A.A.)— Ganton-Kovv-
loon demir yolu boyunda, Kvvanegesinin
küvvetleri ile milli Kuvvetler arasında
şiddetli muharebeler olmuştur.
Yerli gazetelere nazaran, Kvvangsi-
nin kuvvetleri Shiuhingi zaptetmişler,
Ganton üzerine yürümekte bulunmuş-
lardır,
Âli karar heyetinden
Hurşit, Ömer, Faruk ve İbrahim
efendiler hakkindaki refi
kararları
'Ali karar heyeti riyasetinden?
Yunanlıların tensibile nüfus kitabetine
tayin ve istihdam kılmmasından dolayı
Weyeti mahsusaca hidematı devlette ade-)|
mi istihdamına. karar verilmiş olan Kara-
mırun mahkemesi zabıt kâtibi İbrahim
il Süt ve sıhhat
© Berlin 8 (A. A.) — Bir mayıs |
İyor. Semen peyda etmiş
—eim m —
Muharriri;
Pr.Dr, Von Drig; alsic .
Berlin şehreab
hıfzıssıha servisi şo
Süt, mahiyeti karbon yağlar ve albümin *
gibi başlıca üç maddei glidaiyeyi havi olan
“tam” bir gıdadır. Denilebilir ki süt yağ
ve etin; hafif ve bilhassa kolay hazmedile-
cek bir hâlitasıdır. Süt ve koyulaştırılmış
süt, kaymak ve tereyağı pek mühim bir
maddei gıdaiye olan yitamini havidir ki,
vitaminsiz esaslı bir tegaddi, ve vücudün
inkişafını temin etmek kabil değildir. Süt
her'hesaba göre ucuz bir gıda olduğundan,
hifzısıhha. mütehassısları her tarafa ta-
mimini ve mekteplerde çocukların kahve
altına ithal edilmesini tavsiye etmektedir-
ler. Ben de çocuk vefiyatı ile mücadele
etmek ve sütü halk gidası olan her tarafa
temin etmek maksadile bir cemiyet teş-
kil ettim.
Gariptir ki, bazı mektep doktoları, ço-
cuklardaki “fdzlai tegaddi” nin sütten
ileri geldiğini zannederek bunun aleyhin-
de bulunmaktadırlar. Fakat harp seneleri,
sütle tegaddi * usulünün . muarizlerinin
hangi noktalarda yanıldıklarını göster-
miştir. Çünkü çocuklarda süt fıkdanından'
mütevellit gıdasızlığın ometiceleri daha
tehlikeli olmuştur. Bilâhare bu kiymetli |
gıdadan kâfi miktar elde edilince, cotukla-
tür. Sütün esaslı veya ikinci derecede, bir
mek icin bu gibi vak'a üzerinde çok israr
etmeğe lüzum yoktur.
tne rağmen; hazim yollarını, hatta kara !
ciğer ve böbrekleri en az tahriş eden bir
.gidadır. İştiha veren cit, et hulâsâsı, alkol |
gibi yemeklerimize ' lezzet veren ( şeylerin |
aksine olarak, süt mutlak surette Zararsız
İbir maddedir, azadan hiç birinde vdzifesi-
nin ifasında bir intizamsızlık tevlit etmez.
Ben bilhassa şu kanaatteyim Ki, fazlai
tgaddiden mütevellit ve gayri kabili teda-
vi bir böbrek iltihabına müptelâ olan bir
cok kimseler, sütlü maddelerle (o tegâddi
İ etmis olsalardı müsteit oldukları bu hasta-
lıktan kendilerini korumuş olacaklardı.
Bununla beraber nasıl oluyor da , bir
çok yerlerde süte pek ehemmiyet verilmi-
bir çok cocukla-
rın, 'ensicesinde : istidat:
çok mayi maddeler mevcuttur: bunlar
sebepten sütle tegadüiye pek tehammül
edemiyorlar. Bazan de; sütnelerin Çocuk-
larm zaranna “ olarak farti tegaddiye
uğradıkları görülmektedir. Fakat istisna
teskil eden bu gibi vak'alar sütün ehem-
miyetini asla tenkis edemez.
Bilâkis sütün istimalinde dah mühimi
olan şu noktaları nazarı dikkate almalı-
dır.
Sütün içinde tifüs, paralifüs, Kipa ve
Gümhüriyet
| “Hayat pahalılığı .
rın, taze suya konulan solmuş çiçekler gibi
yeniden hayat iktisap ettikleri görülmüş- !
Bundan başka süt, büyük gıdai kıyme- |
efendinin işgalden mukaddâem hükümeti
sakıta zamanında Karaburun nüfüs kita-
betine tayin olunarak Yünanlıların o ha-
skarbüt gibi hastalıkları tevlit eden bazı
mikroplar vardir. Bu mikroplar, mülevves
valiyi işgalleri üzerine beş altı ay kadaribir üzvün mahsulü olduğu takdirde süt lıdır.
o vazifeye devam ile badehu. memuriyet- |içinde pk az bir zaman zarfında tekessür t
ten çekildiği ve işgal müddetinin bir | ederler. Filhakika, bu sebeple sütçü dük-
tehlikeli.
kısmını memuriyetsiz geçirerek odün ti-
aretile temini maişet ettiği ve düşman
tarafından bir. memuriyete tayin kılın-
madığı ve âmali milliyeye bir güna muha»
lif bareketi de görülmediği iş'aratı re$-
miye ve vesaik münderecatından anlaşıl-
mış olmâkla mumaileyh hakkında veril-
İmiş olan kararın .ref'ine müttefikan ka-
rar verilmiştir. -
Âli karar Heyeti riyisetindesi: REM
Anadoluya vaki olan davete icabet et-
memidsinden dolayı heyeti mahsusaca
nisbeti askeriyesi katedilmiş olan Opera-
tör Yüzbaşı Doktor Ömer Faruk Efendi
esasen Cezayirli olup Tunustan Tarabu-
lusgarbe hicret eden ailesinden yegâne
elde kalan hbikes hemşiresinin davetten |
bir hafta evvel hastahanede ameliyat |
olarak çıktıktan sonra vahim bir ihtilâtı
marazâ duçar olduğu ve şbu mazereti
esnasmda taarruzu umumi başladığı an-
"kânları ve ve sari |
bazı hastalıkların iheribek “olduğu | anla-
şılmıştır.
Fakat bu tehlikeye karşı; elinizde bir
natılması -. ve pastörize. edilmesidir. Süt
bundan sonra da tehlikesiz ve mükemmel
bir gıdadır! Sütün kaynatıllması neticesi
olarak kaybolan vitaminleri telâfi etmek
için,, gıdanmza salata, domates, limon gi-
bi şeyler ilâve etmek kabilldir. p
« Bununlaberaber bazı kimseler pek haklı
olarak, kaynamış sütü havası tabiiyetini
Kaybetmiş bir gıda addederek bunu içmek
istemezler. Bu a li da kolaylıkla
'izalesi kabildir. ,
Bunun için kaynamış süte, tehammu?
| tehammür etmiş sütten yapılan
maddeler ilâve etmelidir. Bu suretle Vİ-
İtamini' bol lezzetli ve hâzmi kolay bir
laşılmış ve bihâenaleyh resmi vesaik ile |$üt elde'edilmiş olur. Ben bile; sütü hali
teeyyüt. eden bikes hemşiresinin mazereti | tabiisi ile içmekten hoşlanmıyorum, fa-
Vaşington 7 (A.A.) — <M. Hoover,|.
damma Karar vetilmiş olan
Ve Ömer bu arada eziliyor, eziliyordu.
sıhhiyesi ve ayni zamanda yolların ka-jkat çok
panması' zarureti hasebile mazereti Şa-
yanı kabul görülmüş olmakla heyeti mah-
susaca verilmiş olan kararın ref'ine müt-
tefikan kârar verilmiştir. -
Âli karar heyeti riyasetinden:
Halepte memur ike itilâifnameden
sonra, 341 senesinde hududu milli dahi-
üne gelmesinden O dolayı 854 numaralı
kanunun #üncü maddesi mucibince heyeti
mahsusaca hidematı devlette ademi istih-
mühendis
Hurşit Efendi, Halep cihetlerinde hiç bir
memuriyette bulunmayıp müteahhitlik
ile iştigal ve kanunun neşrinden evvel
ana vatana avdet eylediği ve'vaziyeti ka-
nuna temas eylemediği resmen ve-şeha-
deten anlaşılmasına binaen (o murmdileyh
hakkında .sehven verilmiş olan kararın
ref'ine müttefikan karar verilmiştir.
miktarda yoğurt yiybiliyorum.
| Bununla beraber yoğurt mayasını bir de-
İfa satın almak kâfidir. Bu maya sür'atle
nrüdafan vasıtası vardır, o da sütün kay- '
etmiş ayran ve yoğurt gibi tedariki KOİAY” | saa
etrafında
..
Cehtü gayretimiz. pahalı olan hayatı iste-
diğimiz şekil ve vüs'a
ve bunun için de “fazla ,, kazanmak deği!
pahalılığı düşürmek için miimkün olduğu
tetkikler...
—.- ——
tte temin edebiln:
kadar az istihlâk ve fazla istihsal etmoğe
mütevaccih
> —— e g ae
Mülâhazalar:
içtimai hayatımızın umumi manzarası
ihtiyaç ve israf, sefalet ve sefahat gibi
iki acı tezat arzetmektedir.
Umumi . hayatımızın bu tezahüratını
Sathi bir hazatla da müşahede etmek
mümkündür. Hayatımizıh ve: ihtiyaçları-
mizmi gecirmekte olduğu istihaleler takip
ve mürakabe edildiği zaman görülmekte-
dir ki bugünkü şeraiti hayatiyemiz kab-
lelharp yaşayiş tarzımizın hüususiyetlerin-
' İden vs ğa mikyaslara ölçülmesi artık
mümkün -olmiyan farklar ile ayrılmıştır.
Bunun ilke ei şudur:
ihtiyaçlarımızın değişmesi,
ve tekessürü esasen yokarıdan “beri izah
edilen sebepler ile. myhtel olan irat-mas-
raf muvazenesinidaha ziyade. menfileş-
tirmiştir.Hususiyle sşayanı dikkattir ki
hayatın pahalı olması ve pahalılaşmakta
tenevvü
gıda olarak haiz olduğu kıymeti göster- bdevam cimesi, bir kısım <mübrems olmı-
yan bü ihtiyaçların. tatminine imani
elmiyor.
Bugün irat've masraf arasında ki İmu-
| vazenesizlik artık aşikâr bir hakikat ve
" vakıa iken bu tarzı hayat nasıl temin
edilebilmektedir? - Varidatımız' ihtiyacatı-
mızı temin ve istilaya müsaade etmedikçe
bu tarzı hayaldi idame edebilmek için İki
ihtimal vardır: ”
— Milli serveti sarf ve heder etmek.
— Lüks ihtiyacları hayati ihtiyaçlara
tercih ve takdim etmek:
Bu şerait dahilinde tasarrui ,. mevzuu-
bahs olmadığı gibi milli servetin - heder
olmasına mani olmak ta mümkün değil
dir. Bunun deröctesi hakkında bir fikir
edinebilmek büyük şehirlerin çarşı ve be-
destanlarını gezmek ve bedestan esnafiy-
| le -maziyi mukayese için - bir lâhza / te-
arı hasebile «bir | Mas etmek kâfidir.
bu |
Mes'ele fertlerin bir mes'elesi olmaktan
ziyade milli ve vatani bir keyfiyettir.
Hangi içtimai sınıfta mensup olursa olsun
her türk vatandaşın anlaması ve bilmesi
lâzımdır ki hayatının gidş$i, ' bugünkü
gidiş hatta 1914 senesinde Ki gidiş olamaz.
Bu hayatı yaşamak değil, tecrübe etmek
bile zararlıdır. Cehtü gayretimiz pahali
olan hayatı istediğimiz şekil ve vüs'atte
temin edebilmek ve bunun için de «fazla»
Kazanmak değik pahalılığı düşürmek icin
mümkün olduğu kadar a7 istihlâk ve
fazla istihsal etmeğe müteveccih * olfha-
Bittahi bu tahdidat gıdai maddelere
ait olmaktan ziyade lüks ihtiyaçların
mevzuu olan eşyaya racidir; <>
Carelerin mahiyeti:
Bu çareler iki muhtelif mahiyette düşü-
“nülmek icap eder:
1 — Bilimum iktisadi harekât ve hadi-
satı dairei şümulüne alan Islahat;
Filhakika pahalılığa karşı müessir ye-
gâne' deva pahalılığın,. şimdiye kadar
tahlil edilen sebeplerini kâmilen ortadan
kaldırmaktır. Bu ıslahat iktisadi faaliyet
i lerimizin: rasyonel bir surette tensik ve
teksifi ile bugün mevcut olmıyan muva-
Zenenin tesisine matuf olacâk umumi bir
iktisat siyasetidir,
2 — Marazın tevakkuf ve tehaffüfüne
medar olacak çareler;
Bunların gayesi daha marâzın netayici
ile mücadeleden ibarettir.
olmalıdır.
Bunları ikiye tefrik etmek lâzımdır!
a — Devlet tarafından itlihaz edilo- |
bilecek tedbirler
Paramızın kıymetine istikrar vermek,
flatların istikrarı için filhal ittihaz edi-
lecek tedbirlerin en müessiridir. Vergile-
rin, gümrük rüsumunun istikrarı, beledi-
yelerin ve diğer devlet teşkilâtının istifa
etmekte -oldukları rüsumun haddi itidal
dairesinde tesbiti ve ilâahirihi gibi tedbir-
ler bu meyanda varidi hatır olmaktadır.
Narh, rasyonman, normal ve meşru fiatlar
tayini, beledi satış mahalleri ve ilâahirihi
gibi fer'i — tedabir de düşünülebilirse de
bunlardan maraza karşı devamlı bir tesir
beklemek doğru değildir.
Vakıa pahalıliğin eh Sik ileri sürülen
sebeplerinden biri ihtikârdır. Buna çare
gimak üzere, cok defa ve daima ilk sırada, |
nahr vaz'ı düşünülmektedir.
Filhakika fiat mes'elesi, müşahede ve
tecrübelerle sabit olduğu gibi, artık bugün
serbest rekabetih cilvelerine terkedilmesi
caiz olmıyan bir cemiyet mes'elesi; olmuş-
tur. Narh vaz'ı, bundan dolayıdır ki, meş-
ru telâkki edilebilir. *“
Ancak tatbikatta narh usulü, netayici
itibarile, gayesile maâküs olan vaziyetlere
müncer olmuştur; bunun esbabı şöyle dü-
şünülebilir;
— Meşru fiatin takdirinde müşkülâti
vardır.
— Narh, muhik ÖĞÜÜREMNEK için, alelek-
set, umumileşmek zaruretindedir, ( Ekme-
gi narha tabi tutup unu ve buğdayı ser-
best bırakmak mümkün değildir.)
— Narh, marazi tahfif etmiyerek, teşdit
etmektedir. (Narha tabi mevat ihtikâra
mevzu olmakta veya narh fiatı müsait
değilse istihsal olunmamaktadır.) Filha-
kika narh, fiatlari sun'i bir surette indir-
mekle arzı ve hatta dolayısile bazen istih-
sali de tehdit edebilir. Talebin devamı ise
fiatları yeniden tezyit eder.
-—- Wazolunan marhlar daima müessir
bir surette tatbik edilmemektedir.
Bunun sebebi malının mukarrer ve mu-
kannen fiata satmak istemiyen satıcıyı
icbar ve ilzam etmek imkânsızlığıdır.
Narha mevzu olan madüeler piyasadan çe-
kilmekte ve taliplerine gizli olarak Satıl-
maktadır. Tedbirin gayesi müstehlikin me-
m ee a mm Aa
,
İthalât memleketl
MI emleketimiz ziraat memle-
ketidir, deriz: Un ve buğ-
day ithal ederiz.
Memleketimiz hayvan yediği
mekie meşhurdur deriz, kasaplık -
koyun ithal ederiz.
Meinleketimiz, dünyanın en
meşhtır yemişlerini yetiştirir. Kali-
forniyadan bile yemiş ithal ederiz.
Büyük bir kömürhavzamız var:
yalnız İngiltereden değil Rusyadan
bile kömür ithal ederiz.
Memleketimizin her tarafı de-
nizdir. Dünyanın her tarafından
balık ithat ederiz.
En güzel çiçekler memleketi-
mizde yetişir. İtalyadan tayyafe
ile çiçek ithal ederiz.
Memleketimizin sebzeleri enfes-
tir: Komşu memleketlerden sebze
ithal ederiz.
ila... İla...
Bana kalırsa, her şeyden
ziyade ithalât imemleketiyiz ve
her şeyden evvel ihracat memle-
keti olmadıkça iktisadi vaziyeti-
mizi düzeltmenin imkânı yoktur.
La
AŞ
Niçin 2 -
> ir refikimiz, İstanbuldaki.
kasap dükkânlarının tahdidi“
lâzım mı, degil mi diye bir anket
açtı. Anketin neticesi her ne olur-
sa olsun imam gene bildiğini oku--
yacağı için bu anketten ameli bir
İaide meliruz değildir. Fakat imes'e-
lenin diğer bir cephesi var. Ne-
den yalnız kasap dükkânları» tah-
dit edilsin?
İstanbulda yalnız kasaplar mı
ihtiyaçtan fazla! Meselâ bakkallar
fazlâ değil mi? Diğer zaruri ihti-
yaçlarımızı satan dükkan ve ma-
gazalar da - doğru, yanlış - böyle
bir iktisat prensibine tevfikan tah-
dit edilmezse yalnız Kkasapları
tahditten ne çıkar?
Mısırdaki Sovyet heyeti
Moskova 7 (A. A.) — Tas ajansı bil-
diriyor: İskenderiyede pamuk işlerile
meşgul olan (Tertilimport) Sovyet ti-
nafiini siyanet olduğuna göre, bu hususta caret ka hakkında
| ona terettüp eden vazifeler de olmak icap) pazı ii nie MAİN eden
| eder. Pilhakika iştira kudreti müsait olan | haberler hilâfma olarak mezkür Şirket
her müstehlikin, ne pahasma olursa ©l-| Mısırda muamelâtına devam etmekte-
sun, istediğini elde etmek kabiliyeti. tabi-j dir. Şirket mümessili işler . hakkında
idir. Halbuki müstehlikin bu gibi ehvalde,
tedbirin iyi neticeler verebilmesi için, tar-
Zi tatbikına nezaret etmesi lâzımdır. Nar-
hın tatbik edilmesinde, müstehlikin de
çok defa şeriki cürmü nk dana süphe
yoktur.
Narhın neticesi alelekser maküs oldu-
guna nazaran, bazı memleketler «rasyon-
man - tayin» usulüne gitmek istemişlerdir. |
Bu; mevcut stoku umumi içinde bilhassa
Almanyada, bilümuin mevatta şamil ola-
rak tatbik edilmiş ve «pahalılık» üzerinde
müessir olmuştur. Ancak bu usul, tatbikı-
nın mütevakkıf olduğu geniş ve büyük
teskilâtırı ihdasndaki müşkülâta binaen,
bizde kabili tatbik değildir.
| Bu cok kiymetli tetkiklerin neş-
rine yarın da devam ededeğiz. |
Memleket haberleri
İslahiye jandarma kumandanı
bir çete tarafından öldürüldü
Islahiye jandarma takım (Kumandanı
Ali Rıza B. davetli olarak ağalardan biri-
min evine gider. Misafirler arasında Isla-
tekessür ettiğinden, , kalanını diğer bir Biye ağalarından iki kişi daha bulunuyor-
kısım - kaynatılmış ve soğutulmuş taze Mus. Bunları ötedenberi takip eden 7 kişi-
mame en nn nm
sütlere ilâve etmek kabildir..
Sütten istihsal edilen maddeler meya-
nında, şekli itibarile en ziyade calibi işti- |
ha ve Kabili hazım olan ' tereyağından |
maada, peynir de zikredilebilir. Peynir,
dinnispe ucuz ve kıymeti gıdaiyesi etien
fazladır. Yalnız nebati şeyler yiyen kim-'
sdilen şeyleri de yedikleri halde kuvvet ve
sihhatlarını muhafaza etmelerinde hay-
seti mucip bir şey yoktur. Buna mukabil
st, süt, yumurta : fıktanı, bazı kimseler
için sebze istimali ile telâfisi Kabil olm
yan bir kıtlık telâkki edilmektedir. v
Ahiren : Almanyada süt mas ta-
İm ea —
İmam
ı mim etmek maksadile resmi bir komite
; teşkil edilmiştir. Bu komite her tarafa:
“Süt içelim” düsturunun neşr ve ilân et-
mek suretile vazifesine başlamıştır.
CUMHURİYET — Bu makale-
nin umumi sihhat mes'elelerinde
büyük salâhiyet sahibi olan mu-
harriri bize meselâ “ asri hasta-
neler, hamamlar masıl yapılmalı-
dır?,, , “Asabi hastalıkların teda-
vie,, gibi içtimai mümasil mes'e-
lesi. hakkında bir sıra makaleler
daha yazmağı vadeimiştir.
lik bir eşkiya çetesi gece evi muhasara
rapor vermek üzere. Moskovaya davet
Mezkür şirket 1927 senesin-
edilmiştir.
'denberi Mısırda 56 milyonluk pamuk
satın almıştır.
Ankara palas
( ANKARA
Bütün odalarda telefon, sıcak
suyu, Kalörileri vardır.
— Hususi banyolu apattımanlar
Odaların fiatı: 6-8-10 ve 19 lira-
dır. Amerikan barı, orkestra, er-
kek ve kadınlara mahsus peru-
kâr salonu, çamaşırhane, garaj,
tenis, kütüphane, yataklı vagon-
lar şirketinin aecntalığı,
tir. Komşu memleketlerin tütünleri hak-
ederler. Şakilerden ikisi eve girerler. O !'kinda tetkikat icra edildikten sonra ihra-
esnada A. Rıza B. odadan dışarıya diker,
iki meçhul $ahsı görünce:
— Siz kimsiniz, ne arıyorsunuz diye ba-
gırmağa başlar. Şakiler hemen silâha dav-
ranırlar. A. Rıza B. mukabelede bulunarak
birini öldürür. Bünun üzerine diğeri ku-
mandanın üstüne atılarak tabancayı elin- '
den alır ve kumandanı âğır surette yaralı-
yarak kacar ve bittabi
bolur. A. Rıza B. Adânaya nakledildikten
sonra vefat etmiştir.
cek mi?
ortadan kKay-
cedilecek tütünler hakkında bir karar
verilecektir.
Aydın demir yollarında re mez
tarife
Aydın demir yolu kumpanyaâsı 15 teşrii
kadâr SisilMAR bir tarife mi
deki İM Hatları da yüzde 25 ük
-Arpalar biçiliyor
öğre arpa mahsulü yetişmiş ve
dedi yetişmesine bir kaç günden-
Berlin sefaretimiz İzmir ticaret odasına | beTi devam eden şiddetli sıcaklar âmil.
gönderdiği bir mektupta tütünlerimizin
işlenmeden ihracedilmemesini tavsye et-
miştir.
olmuştur.
Adanada et sarfiyatı
Nisan ayı zarfında Adanada 3065
Ticaret odasının tütüncüler komisyonu | koyun, 1011 keği, 126 inek, 40 öküz, 99
tama bu.mes'eleyi müzakere gir dana, 5 manda kesilmiştir..
rm ii GE MEM alani
Iluğunda bile —efeliğe alışıktı.
Emine de nazlı büyümüstü. O da buyu-
| rük kendisinde olsun istiyordu. Bu iki
ateş arasında yanan, Ömer, Ömerdi!..
Ömer, daha ikisini doldurmadan karı,
koca yataklarmi ayırmışlardı. Babası
Ömeri kendi döşeğine çekiyor, annesi,
kucağından ayırmamak için'çırpınıyor-
du. Ömer (annesinin yastığına oba-
şını koyarken, babasının kolları onu
cekip alıyor, babasının koynunda mışıl
mışıl uyurken onu ânhesi çekiyordu.
vekesesasunsusyiessssssepsri sese memre eur
Anasının tekrar odoya girbiğini gö-
ren Ömer oynadığı kedi yavrusunu bı-
rakmıştı.
Fislar gibi: -
— Ana, dedi. Babam mi. geldi?
“Emine, onu" koHarının arasına aldı,
sıkı sıkı bağrına bastırdı: -
— Gitti Ömer, gitti...
— Niye bağrıyor gene
Ömerin göz pmarları dolu dolu oldu.
İnce büyük sesi dokunaklıydı. :
Bu yaşlı gözler, bu -bokunaklı ses
Eminenin yüreğini sızım sızım sızlattı. gürültüsünü duyan Ömer,
“Amaf” :
— Korktun mü Ömer?
— Yok ana dm. Zane bana
kötü demez . Sana çıkışıyor da —
sam 0......
Emine Ömeri uyutmak ister gibi sal-
lıyordu:
—Vah Ömerim... Benim. biricik Öme-
rim;
Fakat ana oğlun böyle baş başa kalı-
şı, dert yanışı çok sürmiyecekti. Bakır
efe, az sonra tekrar gelecekti. Belki de
ilkinden daha hiddetli, daha şiddetli
gelecekti. Emine, onuri neye tutulduğu-
nü bilmiyordu. Kahvede, çarşida kim
bilir kime kızmıştı da gelip Emineden.
mi hınç alacaktı. Yoksa tarladaki
rençperlerden alamadığı hiddetini Emi-
neden mi çıkaracaktı. Emine yalnız bir
şeyi anlıyamamıştı. Her vakit odalar-
dan birine çekilir kendi kendine söyle-
nerek oturur ve çocuğun uyanmasını
beklerdi. Bugün, niye tekrar - sokağa
anak?
© Bakır A) ei kararin eve geldi.
Gözleri dönük, Suratı asıktı. Kapının
babasını
tutup kaldırdı, - yüzünden, gözünden,
yanaklarından, boynundan, bileklerin-
jden öptü, öptü...
Sanki bir dakika evvel, oyüzünden
düşen bin parca olan adam, o değildi,
neş'eliydi, onu görenler adeta gülüyor
derlerdi, Biraz sonra, Emine de taşlığa
çıkmıştı. Efenin rengi (değişiverdi.
Ömeri ağır ağır yere bıraktı. Karısına
dişliyen, ısıran bir sesle haykırdi:
Dün gene fakı Hasanın gızı bura-
ya gelmiş... O“
— Geldi idi, ne Ghenki i
“Bakır efe, yumruğunu salladı:
— O, gahbe, buraya adımını atmı-
yacak demedim mi?... Bahtı varmış,
ben rastlamadım. Yoksa Sare o
ugursuz ayaklarını...
- Karısı onun irili. Dip aldır-
muyordu: ..
— Ayşe, neden gahpe oluyormuş? i
gahpeliğini gözünle gördün mu?
— Gözümle görmedim emme, kulak-
larımın duyduklarını ne ideyim? '
— Elin ağzı torba değil...
— Neye herkes için söylemiyorlar?
l
Karşıladı. Bakır efe oğlunu kollarından
p
— Neler- diyorlar? gi
- — Hacı Şakir gillerin güveysi Sarı
Süleyman söyledi. Ayşe gahpesini yerdi,
yerdi de, lâfı tasımına getirip; dün, se-
nin kadına misafir gitmiş, dedi... Ne
âğzı karadır o... Artık kasabada bilmi-
yen, duymıyan bir tek kişi kalırsa, Şu
bıyıklar bana haram olsun...
Sağ eliyle biyıklarının burulu uçla-
rını koparacak Kadar çekiyordu:
— Ettiğin haltı gördün mü bir yol?
Emine sinirlerini idareye uğraşan bir | ;
ihtiyatla cevap verdi.
— Misafir... Koğamazdım ya......
Bakır efe taşları HALEN gibi to-
puklarını yere vuruyordu. -
— Sen yüz veriyorsun... Sen yüz ve-
riyorsun... Senden yüz bulmasa gele-
mez.
— Sen gene kavga arıyorsun...
. — Senin hir suçun yok!...
Bakır, efe bunu söyler söylemez,
ilerledi, Emineyi saçlarından yakaâla-
yıp dövecek, yerlerde sürüye sürüye
tekmeleyip, tokatlıyacaktı. Fakat ka-
rısıma fazla yaklaşmadı, geriledi.
Ömer, aralarına girmiş, küçük elle-
rini uzatarak yalvarıyordu.
— Buba.. pü syaza
efe!..
Bakır efenin, caslağinie yorulmuş gibi
kalkan eli, yanına düşüvermişti. |
— Ömer... Sen git... Bağda biraz do-
lan... Haydi Ömer, sıyrıl ayaklarımın
dibinden... Vâr, dolaş... |
- Ömer boynunu bükmüş, gözleri;nem-
li babasına “bakıyordu. Efenin fazla
etmeyindi ;
"çocuk aklı ile bile
fenaya epin anlamış, korkudan
titreye gitti, iç avlunun kapısını açtı,
dışarıya çıktı, Fakat bağa doğru yürü-
medi, ordâ, kapının yanında, tümsek
taşların üzerine oturdu, başını duvara
dayadı.